Peter Singer – Hayvan Özgürleşmesi Hemen Şimdi (2024)

Çok az kitap yaklaşık 50 yıl boyunca güncelliğini korur ve ilk yayımlandığından bu yana sürekli basılmaya devam eder.

1975’teki ilk yayımlanmasından bugüne, elinizdeki çığır açıcı çalışma, milyonlarca insanı “türcülüğün” varlığına karşı uyardı ve dünya çapında, hayvanlara karşı tutumumuzu değiştirmeyi ve onlara yaptığımız zulümleri ortadan kaldırmayı amaçlayan bir harekete ilham verdi.

‘Hayvan Özgürleşmesi Hemen Şimdi’de Singer, günümüzün “endüstriyel çiftliklerinin” ve ürünlerin test edilme işlemlerinin tüyler ürpertici gerçeklerini açığa çıkarıyor, bunların ardındaki sahte gerekçeleri yok ediyor ve bize, ne kadar acı bir şekilde yanıltıldığımızı gösteriyor.

Singer, kitabın ilk yayımlandığı günden sonra ilk kez temel argümanlara ve örneklere dönüp bizi şimdiki ana getiriyor.

Baştan aşağı gözden geçirilen bu baskı, Avrupa Birliği’nde ve ABD’nin çeşitli eyaletlerinde yapılan önemli reformları da kapsıyor ancak diğer taraftan Çin’de hayvansal ürünlere yönelik talebin artması nedeniyle endüstriyel çiftçilikteki devasa genişlemenin etkisini bize gösteriyor.

Et tüketimi bugün çevreye ciddi zarar veriyor ve COVID-19’dan bile daha kötü yeni virüslerin yayılma riskini artırıyor.

‘Hayvan Özgürlüğü Hemen Şimdi’, günümüzün en derin çevresel, sosyal ve ahlaki sorununa alternatif çözümler de içeriyor.

İkna edici bir biçimde vicdanlara ve adalet duygusuna seslenen bu çağrı ona şüpheyle bakanlar için de destek vermeye hazır kişiler için de okunması zorunlu bir eser.

  • Künye: Peter Singer – Hayvan Özgürleşmesi Hemen Şimdi, çeviren: Akın Emre Pilgir, Ayrıntı Yayınları, hayvan, 368 sayfa, 2024

Durdu Baran Çiftci – İnsan Haklarının Patolojisi (2024)

Son dönemde insan haklarının “son”una dair birçok şey söylendi.

Bilhassa Douzinas bu sonu doğrudan ve cesaretle haykırdı.

Bu çalışma, malumun ilanı denilecek bu tabloyu kabul etmekle birlikte insan haklarının geldiği noktayı çok daha paradoksal bir yerden kuruyor.

Toplumsal sahanın her yerine dağılan neoliberal hak talepkârlılığının insan haklarının ontolojisini darmadağın ettiğini savunuyor.

Hak taleplerinin neoliberal bireyselliğin içerisinden yükselmeye başladığı yerde karşılaştığımız “haklar enflasyonu”nun her şeyi nasıl da kutsallaştırdığını gözler önüne seriyor.

Nitekim her talebin bir insan hakkı söylemi içerisine yerleştirilme çabasının insan haklarının söylemsel alanını boşaltmak demek olduğunu biliyoruz.

Elbette ki, bunun politik olanı da sarstığını göz ardı etmemek gerekiyor.

Politik olanın müştereğin üretimiyle ele alınması ile bireyselliğe yaslandırılması arasında antagonizma olduğunu vurgulamak önemli bir zorunluluk.

Bu yüzden de şu soruları güçlü bir şekilde sormak mecburiyetindeyiz: “Hakkın bir talep sınırı var mıdır?”, “bu talep sürekliliğinin yasayla ilişkisi nedir?” veya “bu talepkârlık politik olanla nasıl düşünülebilir?”.

Bu sorular, aklımıza hemen gelebilecek bazı kavramları da ortaya çıkarıyor.

“Büyük-öteki”, “tanıma”, “empati”, “başkalık-etiği”…

İşte ‘İnsan Haklarının Patolojisi’, bizleri bu kavramları haklar enflasyonu içerisinde yeniden düşünmeye çağırıyor.

  • Künye: Durdu Baran Çiftci – İnsan Haklarının Patolojisi: Hak Kavramı Üzerine Eleştirel Bir Tartışma, Nika Yayınevi, siyaset, 160 sayfa, 2024

Mark Ettensohn – Narsizmin İçyüzü (2024)

Hayatınızdaki narsist ister bir patron, iş arkadaşı, ister bir akraba ya da romantik bir partner olsun, bu kitaptaki tavsiyeler size sağlıklı sınırlar koyma ve narsizmin karmaşık yapısını anlama konusunda yardımcı olacak.

Klinik psikolog Mark Ettensohn narsistik davranışlar, belirtiler ve ilişki dinamikleri hakkında bilgi veriyor ve ilişki hedeflerinizi ve değerlerinizi belirlemenize yardımcı olmak için tasarlanmış egzersizler sunuyor.

Narsistik Kişilik Bozukluğu (NKB) teşhisi alan birini seviyor olabilirsiniz veya narsistik bir ilişkiden çıkmaya çalışıyor olabilirsiniz; her durumda, bu zorlukların üstesinden gelmenin bir yolu var.

‘Narsizmin İçyüzü: Hayatınızdaki Narsisti Anlama Rehberi’, narsistlerle başa çıkma hikâyelerinin yardımıyla hem narsisti hem de kendinizi daha iyi anlamanızı sağlayacak stratejiler sunuyor.

Bu zorlu ve karmaşık ilişkisel deneyimin üstesinden gelmeye çalışanlara rehberlik ediyor.

  • Künye: Mark Ettensohn – Narsizmin İçyüzü: Hayatınızdaki Narsisti Anlama Rehberi, çeviren: Zerin Dirihan, Say Yayınları, psikoloji, 168 sayfa, 2024

Harold Garfinkel – Sosyolojik Bakış (2024)

Bu kitap, ünlü sosyolog Harold Garfinkel’in 1948’de Harvard’dayken, Amerikan akademisinde yürütülen sosyoloji çalışmalarına getirdiği sistemli eleştirilerin ilki.

Garfinkel’e göre bu dönemde sosyoloji çalışmaları aslında giderek büyüyen bir boşluk üzerine inşa edilmekteydi.

Garfinkel’in fikri ise daha ampirik ve etkileşimli terimlerle yapılan fenomenolojik betimlemenin, hâkim görüşteki eksiklikleri giderebileceği yönündeydi.

Onun yaklaşımı ve toplumsal ilişkilerin kavramsal ve pozitivist yorumuyla mücadelesi, elinizdeki kitapta, ileride kaleme alacağı bazı çalışmalarından daha açık bir şekilde görülebilir.

1954’te ünlü “etnometodoloji” terimini icat eden Garfinkel’in ‘Sosyolojik Bakış’ eserinde, sonraki kuşak sosyologları etkileyecek olan etnometodoloji teriminin kaynaklarını buluyoruz.

Editörlüğünü Anne Warfield Rawls’un yaptığı ‘Sosyolojik Bakış’, sosyal teori alanında çalışan tüm akademisyenler, lisansüstü öğrenciler, antropoloji ve diğer alanlarda çalışan tüm sosyal bilimciler için giriş niteliğinde ve temel okuma listesinde yer alması gereken bir kaynak.

  • Künye: Harold Garfinkel – Sosyolojik Bakış: Toplumsal Eylemin Genel Sebepleri, çeviren: Barış Arpaç, Vakıfbank Kültür Yayınları, sosyoloji, 304 sayfa, 2024

Virginia Woolf – Yazınsal Ustalık (2024)

Dünya edebiyatının seçkin yazarlarından Virginia Woolf, roman ve öykülerinin yanında yazdığı edebiyat eleştirileri, denemeler ve anı yazılarıyla da okurlarının dikkatini her zaman çekti.

Çekmeye de devam ediyor.

Woolf, bu seçkideki yazılarında, geçtiğimiz yüzyılın başında bir kadın olarak yazarlık yapmaya çalışmanın zorluklarına değiniyor; kendi edebi hazzına, çağdaşı yazarların eserleri ve kişilikleri üzerine düşüncelerine ışık tutuyor.

Yetenekli bir kalem, aydın bir zihin ve çok yönlü bir entelektüel olarak entelektüel kimliğinin savunmasını yapmış; Henry James’ten E. M. Forster’a bir dizi önemli yazara ilişkin görüşleri ve aktardığı dedikodularla, öğretici, yer yer eğlenceli ama son derece yalın denemeler kaleme almış Woolf.

Edebi zevki, yazma özgürlüğünü ve dönemin en büyük entelektüel sorunlarından biri olan temsilde cinsiyet eşitsizliğini konu edinen denemeleri, bugün bile tazeliğini, geçerliliğini koruyor…

  • Künye: Virginia Woolf – Yazınsal Ustalık: Yazmak, Yazma Özgürlüğü ve Edebi Cinsiyetçilik Üzerine Düşünceler, çeviren: Zuhal İnal Baycılı, Kanon Kitap, deneme, 176 sayfa, 2024

John Horgan – Terörizm Psikolojisi (2024)

  • İnsanlar terör örgütlerine neden ve nasıl katılır?
  • Terör eylemlerini hangi psikososyal süreçlerden geçerek gerçekleştirir?
  • İntihar saldırılarının failleri nasıl yaşantılar eşliğinde bu eylemleri yapmayı kabul eder?

John Horgan’ın kaleme aldığı bu kitap, terörizmin psikolojisine ilişkin mevcut bilgi ve anlayışımızın ötesine geçerek psikoloji biliminin kavramsal çerçevesi içinde terör davranışlarının eleştirel bir çözümlemesine girişiyor.

Terörizmi “patolojik” olarak nitelendiren pek çok araştırmaya rağmen ‘Terörizm Psikolojisi’, bu bireylerde tanımlanabilir herhangi bir psikopatolojinin bulunmadığını göstermekle kalmayıp terörist faaliyetlerde bulunanların neredeyse korkutucu derecede “normal” ve “sıradan” olduğuna dikkat çekiyor.

Horgan, farklı ülkelerde yapılmış araştırmalardan hareketle kitapta, bir teröristin yaşamına dair “İlişkilenme-Katılma-Ayrılma” modelini öne sürüyor ve bu yaklaşımı geliştiriyor.

El Kaide’den radikal solcu örgütlere geniş bir yelpazede çeşitli siyasal şiddet olaylarına karışmış farklı kişilerle yapılan görüşmelerden, eski teröristlerin yaşamöykülerinden ve yakın dönemde gerçekleşen terör saldırılarına dair çalışmalardan yararlanan ‘Terörizm Psikolojisi’, gerek ulusal/uluslararası güvenlik ve siyasal şiddetle mücadele üzerine çalışanlar, gerekse bu konuya merak duyan diğer okurlar için yetkin bir kaynak.

  • Künye: John Horgan – Terörizm Psikolojisi, çeviren: Hilal Akekmekçi Tunalı, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, psikoloji, 256 sayfa, 2024

Leonie Lutz, Anika Osthoff – Dijital Dünyada Çocuklara Destek ve Rehberlik (2024)

  • “Çocuğum tableti elinden bırakmıyor.”
  • “İmdat, oğlum oyun bağımlısı oldu!”
  • “Ergen kızım kendi YouTube kanalını açmak istiyor, ne yapmalıyım?”

Bu ve benzer endişeler, bugün anne babaların başlıca dert ve sıkıntı kaynakları arasında.

Öte yandan dijital dünya artık geri dönüşsüz bir şekilde yerleşik ve vazgeçilmez bir olgu olarak hayatımızda.

O halde endişelerimizi nasıl yönetmeli ve çocuklarımızın dijital dünyayla ilişkisini nasıl ele almalıyız?

Çocuklar tıpkı hayatın diğer alanlarında olduğu gibi dijital alanda nasıl hareket edecekleri konusunda da desteğe ve rehberliğe ihtiyaç duyarlar.

Dolayısıyla aileler olarak kendimize şu soruları sormalı ve cevaplarını hep birlikte aramalıyız:

  • Çocuklarımızı gelecekte nasıl bir iş dünyası bekliyor?
  • Araştırma yetkinliği nedir ve çocuklara nasıl kazandırılır?
  • Medya okur yazarlığı eğitimi evde mi, okullarda mı verilmeli?
  • İnternet ne tür tehlikeler barındırır ve çocuklar bunlardan nasıl korunur?
  • Bilgisayar oyunları çocukları şiddete mi yönlendirir?
  • İnternet reklamları ve influencer’lar konusunda çocuklara nasıl farkındalık kazandırılır?
  • Çocuk arama motorları ve öğrenme uygulamaları seçerken nelere dikkat edilmeli?
  • Farklı yaşlar için ne kadar ekran süresi uygundur?
  • İlk cep telefonu için doğru yaş ne olmalıdır?
  • WhatsApp, Instagram, TikTok ve Snapchat gibi platformlarda çocuğun güvenliği nasıl sağlanır?
  • Siber zorbalık, siber uşaklaştırma ve sexting nedir, çocuklar bunlardan nasıl korunur?

Dijital eğitim uzmanları Leonie Lutz ve Anika Osthoff ‘Dijital Dünyada Çocuklara Destek ve Rehberlik’te internet dünyasında ailece güvenli, yetkin ve yaratıcı bir şekilde var olmanın yollarını tartışıyorlar.

Doğru yönlendirmeyle hem beraber eğlenceli vakit geçirmenin hem de çocukları yarının dünyasına hazırlamanın mümkün olduğunu gösteriyorlar.

Çocuklarının ekran başında geçirdikleri süreden dolayı rahatsızlık duyan, bu nedenle aile yaşamlarının tehlikeye düştüğünü düşünen tüm ebeveynler için ilham verici bir başucu kitabı.

  • Künye: Leonie Lutz, Anika Osthoff – Dijital Dünyada Çocuklara Destek ve Rehberlik (#yasaklamayönlendir), çeviren: Atilla Dirim, İletişim Yayınları, psikoloji, 239 sayfa, 2024

Rebecca Solnit – Orwell’in Gülleri (2024)

Rebecca Solnit, Orwell’in 1936’da diktiği güllerin hikâyesinden yola çıkarak onun hayatının gözden kaçan yönlerini irdeliyor.

Orwell’in yeryüzünden, havadan, nergislerden, kirpilerden, güllerden ve bahçıvanlıktan büyük keyif alabildiğini ve bu keyfin onun siyasi vizyonuna içkin olduğunu gösteriyor.

Solnit şaşırtıcı ve ezber bozan bağlantılar kurma konusundaki becerisiyle Orwell’i anlatırken, İngiltere’nin kömür madenlerinden İspanya İç Savaşı’na, Kolombiya’nın gül fabrikalarından yalanlar ve otoriteryanizm arasındaki ilişkileri analiz etmeye uzanan bir yolculuğa çıkarıyor bizleri.

Kitaptan bir alıntı:

“Yazarın biri 1936 baharında gül dikmişti … Bu güllerle ilgili yazıyı okuyalı otuz yıldan fazla olmuştu ama üzerine pek düşünmemiştim. Hepsi birer güldü, o kadar. Halbuki şimdi, uzun süre önce kabullendiğim, o bilinen Orwell ile ilgili yargılarımı ortadan kaldırıyor, daha derine ineyim diye aklımı çeliyorlardı. Orwell kimdi, biz kimdik, ölçülebilir somut bir sonucu olmayan keyif, güzellik ve zaman kavramları; adalet, hakikat, insan hakları ve dünyayı değiştirmek gibi meseleleri önemseyen birinin veya belki de herkesin hayatında nasıl da aynı şekilde yer ediyordu, bunları sorgulatıyorlardı.”

  • Künye: Rebecca Solnit – Orwell’in Gülleri, çeviren: S. Melis Baysal, Minotor Kitap, deneme, 320 sayfa, 2024

Serdar Korucu – Cumartesi Anneleri (2024)

1000 hafta…

Bir başka deyişle yaklaşık 10 milyon 80 bin dakika.

168 bin saat.

7 bin gün.

229 ay.

19 yıl…

Türkiye’nin tartışmasız en uzun soluklu ve hâlâ devam eden eylemi olan Cumartesi Anneleri, 1000. haftasını geride bırakıyor.

Bu çalışma, sesini duyurmak için kendini Galatasaray Meydanı’nda bulanları, bulmak zorunda kalanları konu alıyor.

Ve elbette eylem yapmalarının nedeni olan kayıplarını…

Kitapta Hasan Ocak’tan Rıdvan Kırbayır’a, Hüseyin Taşkaya’dan Rıdvan Karakoç’a pek çok ismin nasıl katledildiği ailelerinin tanıklığıyla anlatılıyor.

  • Künye: Serdar Korucu – Cumartesi Anneleri: Galatasaray Meydanı’nda 1000 Hafta, Doğan Kitap, belgesel, 352 sayfa, 2024

Joseph LeDoux – Bilincin Tarihi (2024)

Bilincimiz bizi diğer canlılardan ne şekilde farklı kılıyor?

Alanında öncü bir nörobilim profesörü olan Joseph LeDoux, tek hücreli organizmalardan başlayıp kompleks canlılara ve insanlara kadar gelerek beynin nasıl evrimleştiğini adım adım anlatıyor.

Milyonlarca yıl önceki atalarımızla aramızdaki benzerliklere yeni bir perspektiften bakan LeDoux canlılığın tarihini başlangıcından bu yana önümüze seriyor ve hayvanlardaki sinir sistemlerinin nasıl oluştuğu, beynin nasıl geliştiği ve insan olmanın ne anlama geldiği gibi sorulara yanıtlar veriyor.

‘Bilincin Tarihi’nde LeDoux, insan davranışlarını anlayabilmenin yolunun, yeryüzündeki ilk organizmaların evrimine bakmaktan geçeceğini öne sürüyor ve evrimsel bir zaman cetvelini takip ederek, var olan ilk tek hücreli canlıların şaşırtıcı bir biçimde bugünkü hücrelerimizin, yani bizim davranışlarımızla aynı düzlemde hareket ettiğini, aynı problemleri çözerek hayatta kaldığını gösteriyor.

Tüm bu bilgiler ışığında, kitap boyunca insan türü olarak doğadaki yerimizle, sinir sistemlerinin evriminin, organizmaların hayatta kalma becerisini geliştirmesiyle ve bilinç diye adlandırdığımız kapasite sayesinde tür olarak nasıl büyük başarılar elde ettiğimizle ilgili bilgiler ediniyoruz.

  • Künye: Joseph LeDoux – Bilincin Tarihi: İnsan Beyninin Gelişiminin 4 Milyar Yıllık Hikayesi, çeviren: Gökhan Güvener, Pegasus Yayınları, bilim, 488 sayfa, 2024