Kolektif – Ne Akilem Ne Divane (2024)

Dünyanın çeşitli yerlerindeki farklı bilgelik gelenekleri felsefeyle ilişkilendirilebilir mi?

Önemini koruyan bu sorunun farklı cevapları bulunuyor.

Diğer taraftan tüm kültürlerin bütüncül bir yaklaşımla ve felsefi bir bakışla ele alınması gayet mümkün.

Birçok medeniyete beşik olan ve içerisinden filozoflar çıkaran Anadolu, felsefi yaklaşımlarla değerlendirilebilecek bilge ozanların ve dervişlerin de yurdu olduğundan oldukça bereketli bir sahadır.

Bu kitap, Anadolu bilgeliğinin izlerini farklı disiplinlere ve bakış açılarına da müracaat ederek genellikle felsefi bir perspektiften sürüyor.

Felsefeyle özdeşlik kurmak ya da mukayese etmekten ziyade, Anadolu bilgeliğini felsefeyle bir arada ele alıyor ya da felsefi perspektife açıyor.

Böylece bu bilgeliğin tadımlık ve yeni yaklaşımlara vesile olabilecek bir seyrini okuyucuya sunuyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Ahmet İnam, Akın Gülyurt, Ayşe Acar, Ergun Kocabıyık, Mehmet Bilgin Saydam, Ömer Mızrak, Önder Kulak, Özgür Taburoğlu, Senail Özkan, Süreyya Su, Yakup Kalın, Zeynep Oktay.

  • Künye: Kolektif – Ne Akilem Ne Divane: Anadolu Bilgeliği Üzerine Felsefi Düşünümler, hazırlayan: Akın Gülyurt, Lejand Yayınları, felsefe, 312 sayfa, 2024

Eva Illouz – Romantik Ütopyayı Tüketmek (2024)

Eva Illouz’un bu eseri 1900’lerin başından itibaren reklam panoları tarafından yönlendirilen aşkın ve demokratik tüketim ahlakı üzerine inşa edilen romantizmin nasıl piyasa ile buluşarak tüketim kültürüyle iç içe geçtiğini gözler önüne seriyor.

Metodolojik titizliği elden bırakmayan ve “nasıl” sorusuna odaklanan bu kitabın problemi ne aşkın değersizleştirilmesi ne de evcilleştirilmesi: ‘Romantik Ütopyayı Tüketmek’ romantik deneyimi örtük olarak örgütleyen anlam ve sembollerin geç kapitalizm ile kesiştiği noktalara; kültür ve ekonominin aşkta buluşup melezlendiği mekanizmalara odaklanıyor.

Çünkü Illouz’a göre bugün romantik bağlar piyasa tarafından özgürleştirici çağrışımların kisvesi altında sömürgeleştirilmektedir.

Aşk piyasa tarafından kuşatılan ekonomik ve kültürel ilişkilerden özgürleştiren bir sığınak olmaktan çok uzaktır.

Romantik aşkta sunulan mutluluk vaadi bizim çağımızda tüketim kültürüne zaten çoktan dahil edilmiştir.

Sosyoloji ortaya çıktığı andan itibaren bilimin konusu olması yasaklanan fenomenleri ele alarak düşünceye uygulanan sansüre direnen bilimlerin başında gelir.

Illouz en kişisel olarak görülen romantik ilişkilerin toplumsal ve fenomenal yapısını ele alarak Durkheim ve Bourdieu’dan devraldığı bu geleneği sürdürür.

Fakat bu çalışma yalnızca ele aldığı konu bakımından değil, metodolojik olarak da ilham vericidir: ‘Romantik Ütopyayı Tüketmek’ duygusal deneyimlere dair araştırma yapmak isteyen sosyal bilimcilere örnek bir araştırma modeli sunmaktadır.

  • Künye: Eva Illouz – Romantik Ütopyayı Tüketmek: Aşk ve Kapitalizmin Kültürel Çelişkileri, çeviren: Gamze Boztepe, Livera Yayınevi, sosyoloji, 536 sayfa, 2024

Kevin J. Wetmore Jr. – Ölü Yiyiciler (2024)

Bu kitaptaki canavarların ve tarih boyunca görülen yamyamlık vakalarının da ortaya koyduğu üzere, bizler de besin zincirinin bir parçasıyız.

Parçalara ayrılıp yenebileceğimiz, sindirilebileceğimiz ve dışkılanabileceğimiz gerçeğinden rahatsız oluyor ve bunu korkutucu buluyoruz.

Böylece bunu wendigoların, hortlakların, aswangların ve diğer şeytani yaratıkların yaptığını hayal ediyor, onları kendimizden uzaklaştırıyor, bu durumu daha az gerçek kılıyor (ya da en azından başkasının başına geldiğini hayal ediyoruz, kendimizin değil) ve aynı anda da yamyam katilleri ünlü konumuna yüceltiyoruz (kendimizden uzaklaştırıyoruz).

Yamyamlığın nadir olduğunu, hortlakların, aswangların ve wendigoların artık var olmadığını düşünerek rahatlıyoruz.

Ancak diğer tüm ceset yiyiciler gibi, onlar da gölgelerde saklanıyor, geri dönmek ve korkularımızı körüklemek için fırsat kolluyorlar.

Dünya üzerindeki her kültürde, insan yiyen canavarlara dair anlatılara tanık oluruz.

Grendel’den ortaçağda bir yamyam olan Sawney Bean’e; antik İran’daki gulyabanilerden Teksas Katliamı’na kadar, bu varlıkların insanları yediği her hikâye, evrensel ve bir o kadar da korkutucu nitelikler taşır.

Bu kitapta Kevin J. Wetmore Jr., hortlaklar, yamyamlar, wendigolar ve insan etiyle ziyafet çekmeyi seven diğer varlıklar da dahil olmak üzere ölü yiyen canavarların tamamına yer veriyor.

Mitolojiden başlayarak tarihe ve çağdaş popüler kültüre yönelen Wetmore, antik Yunan tanrılarının insanlarla beslenme hikâyelerinden, Tibet’teki gökyüzü cenazelerine; Zerdüştlükten modern toplumlardaki gerçek yamyamlık vakalarına kadar görünüşte insanlık dışı olan bu eylemleri inceleyerek ‘Ölü Yiyiciler’de, ceset yiyenlerin bizlere insan doğası ve en derin korkularımıza dair pek çok şey öğretebileceğini ortaya koyuyor.

Wetmore, temel bir geri dönüşüm niteliğinde olan yamyamlığın etkileyici hikayesini kaleme almış.

Bir canlının kendi türünü yemesinin tabu olan bu tarihi, görmezden gelinemeyecek ya da hafızalardan silinemeyecek bir enkaz niteliğinde.

Eser iki boyutlu; yalnızca bizlerde kalıtsal olarak bulunan yenme korkusunu değil, aynı zamanda kendimizin de birer yamyam olma potansiyeline dair kaygımızı da irdeliyor.

  • Künye: Kevin J. Wetmore Jr. – Ölü Yiyiciler: İnsan Yiyen Canavarlar Hakkında Mitler ve Hikâyeler, çeviren: Selin Kurugül, Ayrıntı Yayınları, inceleme, 224 sayfa, 2024

Kolektif – Dayanışmanın Zincirlerini Çözmek (2024)

Özgürlükçü düşünce tarihinin en etkili düşünürlerinden anarşist komünizmin kuramcısı Peter Kropotkin’in ‘Karşılıklı Yardımlaşma’ kitabı, dayanışma ve yardımlaşma ahlakının doğadaki ve insan öncesi türlerdeki kökenlerinin izini süren klasikleşmiş bir çalışmadır.

Geliştirdiği noröplastisite kavramı üzerinden nörobilim alanına önemli katkılarda bulunan ve Derrida’nın öğrencisi olmuş çağdaş filozof Catherine Malabou’nun geç dönem çalışmaları da giderek anarşizm üzerine yoğunlaşmaktadır.

Böylece çağdaş Fransız felsefesi ile klasik Rus anarşizmi arasında karşılıklı yardımlaşmaya dayalı, özgür bir temas doğmuş olur.

Fakat bu ciltte bir araya gelen metinler iki büyük düşünsel kaynağı daha bir araya getirirler: Fen bilimleri ve sosyal bilimler arasında özellikle insan doğası tartışmaları konusundaki kutuplaşmaları aşacak köprüler kuran bir felsefi-politik tartışma zemini kitabın yazarları tarafından yine aynı doğrultuda kurulur.

Darwin, Kropotkin, Proudhon, Stirner, Foucault, Simondon, Dawkins, Malabou gibi düşünürler etrafında gelişen bir dizi tartışmadan yola çıkarak; ırkçılık karşıtı hareketler, Siyah hareketi, Polonya Dayanışma Hareketi, feminist hareket, LGBTİ+ hareketler, müşterekler mücadelesi gibi toplumsal hareketlere odaklanan bu eser, insan öznelliği ile dayanışmacı direniş biçimleri arasındaki bağlantılara dikkat çeker.

Tam da Kropotkin’in yaptığı gibi, insan öncesi biyolojik kökenlerden en kapsamlı dayanışmacı mücadelelere uzanan ortak çizgileri, Malabou’nun nöroplastisite kavramı etrafından dönen olağanüstü zengin tartışmaların ışığında belirginleştirir.

‘Dayanışmanın Zincirlerini Çözmek’ bugün felsefe, bilim ve politikanın bambaşka bir kesişimine işaret ederek politikayı biyolojinin yardımıyla düşünmenin zorunlu olarak bir fiyaskoyla sonuçlanmaya mahkûm olmadığını gösteriyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Dayanışmayı, karşılıklı yardımlaşmayı ve anarşizmi düşünmek, nasıl birlikte yaşayabileceğimiz ve yaşadığımızla bunu nasıl farklı yapabileceğimizi düşünmektir. Karşılıklı yardımlaşma Peter Kropotkin’in meşhur ifadesinde evrimsel bir etmendir ama aynı zamanda eylemcilerin kriz zamanlarında giriştikleri bilinçli bir politik stratejidir. Biyoloji ve politikayı birleştiren bu tutum, ihtilaflara ve hatta mahcubiyete kaynaklık etse de yakın dönemin gelişmeleri yeniden düşünmeyi gerektirmektedir. Bu cilde katkıda bulunan yazılar, karşılıklı yardımlaşma fikrine duyulan ilgiyi yenilemeyi ve biyolojik iddiaların nasıl özcü kısıtlamalar gibi görünmeden politik projelere dahil edilebileceğini düşünmeyi hedeflemektedir. Dolayısıyla dayanışmanın ve karşılıklı yardımlaşmanın toplumsal yaşamımız için taşıdığı gerekliliğe işaret ederken onları sık sık içinde bulduğumuz biyolojik ve sembolik zincirlerden kurtarmayı amaçlamaktadır.”

  • Künye: Kolektif – Dayanışmanın Zincirlerini Çözmek: Karşılıklı Dayanışma ve Anarşizm Üzerine, derleyen: Catherine Malabou, Dan Swain, Petr Urban, Petr Kouba, çeviren: Akın Emre Pilgir, Livera Yayınevi, siyaset, 416 sayfa, 2024

John Gribbin – Zaman Üzerine Dokuz Düşünce (2024)

Zamanda yolculuk bilimkurgunun çok kullanılan bir temasıdır, ama gerçekten mümkün müdür?

Şaşırtıcı bir şekilde, zaman yolculuğu fizik yasaları tarafından yasaklanmamıştır ve John Gribbin, eğer imkânsız değilse o zaman mümkün olması gerektiğini savunuyor.

‘Zaman Üzerine Dokuz Düşünce’, Einstein’ın görelilik teorileri, kara delikler, kuantum fiziği ve çoklu evrenler gibi bilimkurgudan tanıdık temaları gerçek dünyadaki bilimsel karşılıklarıyla karşılaştırarak, Robert Heinlein, Larry Niven, Carl Sagan ve diğerlerinin hikayelerinden örneklerle aydınlatarak zaman yolculuğunun olasılıklarını zekice gösteriyor.

Sonuç olarak bu kitap, zamanın gerçekten geçip geçmediğini ve eğer geçiyorsa, ileri mi yoksa geri mi hareket ettiğimizi merak etmenize neden olabilecek, Evrenin bazı derin gizemlerine eğlenceli bir rehberdir.

Bilimkurgu hayranları ve derin bilimle ilgilenen herkes için okunması gereken bir kitap.

  • Künye: John Gribbin – Zaman Üzerine Dokuz Düşünce: Bilimkurgu, Bilimsel Gerçek ve Zaman Yolculuğuna Dair Doğrular, çeviren: Ozan Karakaş, Alfa Yayınları, bilim, 144 sayfa, 2024

Kolektif – Neden Çalışalım ki? (2024)

Bugün işin, asgari geçimimizi sağlamak dışında hiçbir anlamı yok.

Farklı yaklaşımlar üzerinden çalışma meselesini ele alan ‘Neden Çalışalım ki?’ alternatif bir toplumun olanaklarını inceleyen yazar ve sanatçıların makale ve illüstrasyonlarından oluşuyor.

Çalışma kavramının tarihini, insanı masaya zincirleyen “iş kültürü”nü, modern dünyanın zorlu çalışma koşullarını ve vaat edilen boş zaman toplumunu mercek altına alan yazarlar ücretli işçiliğin özünde ahlaki bir değerinin bulunmadığı ve her ne kadar uzak görünse de hayatın daha farklı yaşanabileceği, hatta yaşanması gerektiği fikrinde buluşuyor.

  • Künye: David Graeber, William Morris, Peter Kropotkin, Voltairine De Cleyre, George Woodcock, Colin Ward, Juliet Schor, Bertrand Russell vd. – Neden Çalışalım ki?: Boş Zaman Toplumuna Dair Savlar, derleyen: Freedom Press, çeviren: Begüm Berkman, Tellekt Kitap, siyaset, 304 sayfa, 2024

David North – Siyonizmin Mantığı (2024)

Bu kitapta David North’un İsrail’in Gazze’deki ABD-NATO destekli soykırımına yanıt olarak verdiği dört konferans yer alıyor.

North, hem ABD’deki Sosyalist Eşitlik Partisi’nin hem de Dünya Sosyalist Web Sitesi’nin Uluslararası Yayın Kurulu’nun başkanı.

Kendisi yarım yüzyılı aşkın bir süredir uluslararası sosyalist harekette önde gelen bir rol oynadı.

North’un 24 Ekim 2023 tarihinde Michigan Üniversitesi’nde verdiği ilk konferans, İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırısını Siyonizmin Filistin halkını ezmesi bağlamına yerleştirdi.

Birkbeck, Londra Üniversitesi’nde 18 Kasım 2023’te verilen ikinci konferansta, Siyonist siyaset ve ideolojiye yönelik sosyalist muhalefetin 19. yüzyıla kadar uzanan tarihi gözden geçirildi.

North, 14 Aralık 2023’te Berlin Humboldt Üniversitesi’nde verdiği üçüncü konferansta ise Alman hükümetinin Siyonizm karşıtlığının “antisemitizm” olduğu iddiasını sert bir eleştiriye tabi tuttu.

North, 12 Mart 2024 tarihinde Michigan Üniversitesi’nde verdiği dördüncü konferansta, ABD Hava Kuvvetleri mensubu Aaron Bushnell’in Washington’daki İsrail Büyükelçiliği önünde “Özgür Filistin” sloganları atarak kendini yakması olayından gerekli siyasi dersleri çıkarıyor.

North, bu konferansı şu sözlerle noktalamıştı:

Büyük siyasi sorunlar ve zorluklarla karşı karşıyayız. Bunlar çözülebilir. Ancak bunları çözmek için devrimci bir parti inşa etmeliyiz. Bu parti işçi sınıfının geniş kitlelerinin bağlılığını kazanmalıdır. Aaron Bushnell’in ölümünden ve çağımızın krizinin kavranmasından çıkarmamız gereken temel, esas ders budur.

San Diego’daki Kaliforniya Üniversitesi’nden Sosyoloji Profesörü Charles

David North’un savaşın ortasında verdiği bu konferanslar, Siyonizmin ve İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırısının son derece özlü, tarihsel olarak bilgilendirici ve siyasi olarak yıkıcı bir iddianamesi niteliğinde.

‘Siyonizmin Mantığı’, North’un Lev Troçki ve Yirmi Birinci Yüzyılda Sosyalizm Mücadelesi kitabının Türkçe basımı için 5 Kasım 2023’te İstanbul Kitap Fuarı’nda yaptığı sunuş konuşmasını da içeriyor.

  • Künye: David North – Siyonizmin Mantığı: Milliyetçi Mitten Gazze Soykırımına, çeviren: Ulaş Ateşçi, Mehring Yayıncılık, siyaset, 110 sayfa, 2024

Peter Wohlleben – Ağaçların Gizli Yaşamı (2024)

  • Ağaçlar sosyal varlıklar mı?
  • Ağaçlar nasıl yaşarlar?
  • Acı hissederler mi ya da çevrelerini farkındalar mı?

Peter Wohlleben, ‘Ağaçların Gizli Yaşamı’nda bilimsel araştırmalara dayanarak, ağaçların aileler gibi çocuklarıyla yaşadıklarını, onlarla haberleştiklerini, hasta olanlarla besin kaynaklarını paylaşarak onları desteklediklerini ve hatta yaklaşan tehlikeler konusunda onları uyardıklarını anlatıyor.

Wohlleben aynı zamanda gözlemlediği müthiş yaşam döngülerinden bahsederek ağaçlara ve ormanlara duyduğu derin sevgiyi dile getiriyor.

Wohlleben ağaçları dinlemiş ve dillerini çözmüş.

  • Künye: Peter Wohlleben – Ağaçların Gizli Yaşamı: Ne Hissederler, Nasıl İletişim Kurarlar (Gizli Bir Dünyadan Keşifler), çeviren: Ali Sinan Çulhaoğlu, Doğan Kitap, inceleme, 200 sayfa, 2024

Nikolas Rose – Yaşamın Politikası (2024)

Tıp alanı yüzyıllar boyunca anormallikleri tedavi etmeyi amaçladı.

Bugün gelinen noktada ise normalliğin kendisi tıbbi değişikliklere açılmış durumda.

Bedenlerle ve zihinlerle ilgili yeni bir moleküler anlayışla, temel yaşam süreçlerini moleküller, hücreler ve genler düzeyinde manipüle etmek için yeni tekniklerle donatılmış olan tıp, şimdi gözünü insanın tüm yaşam süreçlerini değiştirmeye dikmiş görünüyor.

Elinizdeki eser de tıbbın, insan yaşamının ve biyo-teknolojinin yaygın bir biçimde politikleşmesine yol açan yaşam bilimleri ve biyo-tıptaki son gelişmeleri masaya yatırıyor.

Popüler bilimin abartılı sözlerinden ve sosyal bilimin karamsar çıkarımlarından kaçınan Nikolas Rose, genom bilimi, sinir bilimi, farmakoloji ve psiko-farmakolojideki gelişmeleri ve bunların ırksal politikaları, suçun denetlenme biçimlerini ve psikiyatriyi nasıl etkilediğini inceleyerek çağdaş moleküler biyopolitikayı tüm ayrıntılarıyla analiz ediyor.

Rose, biyotıbbın bir iyileştirme pratiğinden hayatın yönetimine nasıl dönüştüğünü, nasıl hastalıklardan çok hastalıklara yatkınlıkları tedavi etmeyi vurgular hale geldiğini, hasta anlayışımızdaki değişimi, yeni tıbbi aktivizm biçimlerinin ortaya çıkışını, biyo-sermayenin yükselişini ve biyo-iktidardaki dönüşümleri ele alıyor.

Bu gelişmelerin her biri olduğumuzu sandığımız ve olmak istediğimiz kişiler için hayati sonuçlar barındırdığından, elinizdeki okuma zengin bir kaynak niteliği taşıyor.

  • Künye: Nikolas Rose – Yaşamın Politikası: 21. Yüzyılda Biyomedikal, İktidar ve Öznellik, çeviren: Akın Emre Pilgir, Ayrıntı Yayınları, inceleme, 464 sayfa, 2024

Gary L. Francione, Anna Charlton – Hayvan Haklarını Savunmak (2024)

Şiddetin her türlüsün hüküm sürmeye devam ettiği bir çağda yaşıyoruz.

Bu şiddetin en büyük mağdurları da hayvanlar.

Her yıl milyonlarca hayvan; yiyecek, giyecek, ilaç, eğlence gibi amaçlarla öldürülüyor.

Ancak hayvanların ahlaken bir değeri olduğunu ve onların da hissedebildiğini düşünüyorsak hayvan sömürüsünü sona erdirmek zorundayız.

Abolisyon, insanların köleliğini ve insan sömürüsünü nasıl reddediyorsak hayvanların da sömürülmesini reddetmemiz gerektiğini ifade eder.

Abolistyonistler, hayvan hakları hareketini bir sosyal adalet hareketi olarak görür; hayvan sömürüsünü daha insani hâle getirmeye değil, onu sonlandırmaya çalışır.

Veganlığa da adaletle ilişkili bir mesele olarak yaklaşır.

Onlar için veganlık, ahlaki bir gerekliliktir.

Şiddeti reddederler ve veganlığı şiddetsiz bir yaşamın vazgeçilmez bir parçası sayarlar.

Bu kitap, Abolistyonist yaklaşımı sadece bir kuram olarak incelemek yerine aktivizm pratiklerine odaklanıyor; temel birtakım kavramları ele alarak hayvan hakları meselesine ilişkin kaygılarımızın pratik bir alanda nasıl karşılık bulabileceğini gösteriyor.

  • Künye: Gary L. Francione, Anna Charlton – Hayvan Haklarını Savunmak: Abolisyonist Veganın El Kitabı, çeviren: Eda Çivaş, Yeni İnsan Yayınevi, hayvan, 240 sayfa, 2024