Alain Frerejean – Stalin Troçki’ye Karşı (2025)

Alain Frerejean’ın bu çalışması, Sovyetler Birliği’nin ilk yıllarındaki iktidar mücadelesinin iki önemli figürü olan Josef Stalin ve Lev Troçki arasındaki rekabeti ve çatışmayı ele alıyor. ‘Stalin Troçki’ye Karşı’ (‘Staline contre Trotski’), bu iki liderin ideolojik farklılıklarını, kişisel hırslarını ve siyasi manevralarını detaylı bir şekilde inceleyerek, Sovyet tarihinin bu kritik dönemine ışık tutuyor. Frerejean, Stalin’in pragmatik ve otoriter yaklaşımına karşı, Troçki’nin devrimci idealizmini ve entelektüel derinliğini karşılaştırarak, bu mücadelenin sadece bir iktidar kavgası olmadığını, aynı zamanda Sovyetler Birliği’nin geleceğini şekillendiren temel bir ideolojik ayrışma olduğunu savunuyor.

Kitap, Stalin’in parti içindeki gücünü adım adım nasıl artırdığını, Troçki’yi nasıl marjinalize ettiğini ve sonunda sürgüne gönderdiğini anlatırken, Troçki’nin sürgündeki mücadelesini, Stalin’e karşı eleştirilerini ve ideolojik mirasını da değerlendiriyor. Frerejean, bu iki liderin yaşam öykülerini, siyasi kariyerlerini ve birbirleriyle olan ilişkilerini analiz ederek, Sovyetler Birliği’nin totaliter bir rejime dönüşmesindeki temel faktörleri ortaya koyuyor. Kitap, Stalin ve Troçki arasındaki mücadelenin, sadece Sovyetler Birliği’nin değil, 20. yüzyılın siyasi ve ideolojik haritasını da derinden etkilediğini vurguluyor.

‘Stalin Troçki’ye Karşı’, bu iki liderin kişisel özelliklerini, ideolojik farklılıklarını ve siyasi stratejilerini derinlemesine inceleyerek, Sovyet tarihinin bu karmaşık ve önemli dönemini anlamak için önemli bir kaynak sunuyor. Frerejean’ın eseri, sadece tarihsel bir anlatı sunmakla kalmayıp, aynı zamanda iktidar, ideoloji ve devrim gibi evrensel temaları da sorguluyor. Kitap, Stalin ve Troçki arasındaki mücadelenin, günümüzdeki siyasi ve ideolojik tartışmalar için de önemli dersler içerdiğini savunuyor.

  • Künye: Alain Frerejean – Stalin Troçki’ye Karşı, çeviren: Şehsuvar Aktaş, Yapı Kredi Yayınları, tarih, 192 sayfa, 2025

Alfred Adler – Cinsiyetler Arasında İş Birliği (2025)

Alfred Adler’in ‘Cinsiyetler Arasında İş Birliği’ (‘Cooperation Between the Sexes: Writings on Women and Men, Love and Marriage and Sexuality’) adlı eseri, Adler’in bireysel psikoloji kuramı çerçevesinde cinsiyet rolleri, aşk, evlilik ve cinsellik konularına dair görüşlerini içeren bir derleme. Adler, bu konularda biyolojik determinizmden ziyade sosyal ve kültürel faktörlerin belirleyici olduğunu vurguluyor. Ona göre, cinsiyetler arasındaki eşitsizlik ve çatışmalar, toplumsal yapılar ve yetiştirilme tarzlarından kaynaklanır. Sağlıklı bir toplum ve bireysel gelişim için cinsiyetler arasında iş birliği ve eşitlik esastır. Adler, geleneksel cinsiyet rollerinin bireylerin potansiyellerini kısıtladığını ve nevrotik davranışlara yol açabileceğini savunur.

Adler, aşk ve evlilik ilişkilerini de bireysel psikoloji prensipleri doğrultusunda ele alır. Sağlıklı bir aşk ilişkisinin temelinde karşılıklı saygı, eşitlik ve ortak amaçlar yer almalıdır. Evlilik, bireylerin toplumsal hayata uyum sağlamaları ve ortak sorumluluklar üstlenmeleri için önemli bir alandır. Adler, cinselliği ise bireyin sosyal bağ kurma ve kendini ifade etme biçimlerinden biri olarak görür. Ona göre, cinsellikle ilgili sorunlar genellikle bireyin aşağılık duygusu ve toplumsal uyum sorunlarıyla ilişkilidir. Adler, cinselliğin sağlıklı bir şekilde yaşanabilmesi için bireyin kendine güven duyması ve sosyal ilişkilerinde başarılı olması gerektiğini belirtir.

‘Cinsiyetler Arasında İş Birliği’, Adler’in bu konulardaki düşüncelerini çeşitli makale ve konferanslarından derleyerek bir araya getirir. Kitap, Adler’in cinsiyet eşitliği, sağlıklı ilişkiler ve bireysel gelişim konularındaki modern ve ilerici görüşlerini ortaya koyar. Adler’in bu yazıları, günümüzdeki cinsiyet rolleri, ilişkiler ve cinsellik tartışmalarına da ışık tutacak niteliktedir. Kitap, psikoloji, sosyoloji ve toplumsal cinsiyet çalışmaları alanlarına ilgi duyan herkes için değerli bir kaynak sunar.

  • Künye: Alfred Adler – Cinsiyetler Arasında İş Birliği, çeviren: Seçkin Selvi, Say Yayınları, psikoloji, 176 sayfa, 2025

Kolektif – Abbas Kiyarüstemi (2025)

Monika Raesch’in editörlüğünü yaptığı ‘Abbas Kiyarüstemi: Bitmemiş Sinema’ (‘Abbas Kiarostami: Interviews’) adlı kitap, İran sinemasının dünyaca ünlü yönetmeni Abbas Kiyarüstemi ile farklı zamanlarda yapılmış çeşitli röportajları bir araya getiriyor. Kitap, Kiyarüstemi’nin sinemaya bakış açısını, film yapım süreçlerini, sanatsal tercihlerini, İran kültürü ve toplumu hakkındaki düşüncelerini ve dünya sineması üzerindeki etkilerini doğrudan kendi sözleriyle aktarma imkânı sunuyor. Röportajlar aracılığıyla, Kiyarüstemi’nin minimalist estetiği, gerçeklik ve kurgu arasındaki sınırları bulanıklaştıran anlatım tarzı, çocuk oyuncularla çalışma metotları ve tekrar eden temaları (yolculuk, doğa, insan ilişkileri) derinlemesine anlaşılıyor.

Kitapta yer alan röportajlar, Kiyarüstemi’nin sadece bir yönetmen olarak değil, aynı zamanda bir düşünür, bir sanatçı ve bir insan olarak da çok yönlü kişiliğini ortaya koyuyor. Yönetmenin filmlerindeki poetik dilin ve felsefi derinliğin kökenleri, röportajlardaki samimi ve içten ifadelerle aydınlanıyor.

Kiyarüstemi’nin İran’daki sansürle başa çıkma yöntemleri, uluslararası alandaki başarısının ardındaki motivasyonlar ve genç sinemacılara verdiği tavsiyeler de kitapta yer alan önemli konular arasında. Röportajlar, Kiyarüstemi’nin filmlerine farklı açılardan bakmayı ve yönetmenin sanatsal vizyonunu daha iyi kavramayı sağlıyor.

Kitap, sinema öğrencileri, akademisyenler ve Kiyarüstemi’nin filmlerine hayran olan herkes için değerli bir kaynak niteliği taşıyor. Kitap, bir yönetmenin düşünce süreçlerine, yaratıcı yöntemlerine ve dünyaya bakışına birinci elden tanıklık etme fırsatı sunarak, sinema sanatının derinliklerine inmek isteyen okuyuculara ilham veriyor. Röportajlar, Kiyarüstemi’nin filmlerinin ardındaki felsefi ve estetik ilkeleri anlamak için vazgeçilmez bir rehber niteliğinde.

  • Künye: Kolektif – Abbas Kiyarüstemi: Bitmemiş Sinema, derleyen: Monika Raesch, çeviren: Osman Akınhay, Agora Kitaplığı, sinema, 208 sayfa, 2025

Seth Donnelly – Küresel Refah Yalanı (2025)

Seth Donnelly’nin bu kitabı, neoliberal politikaların küresel refahı artırdığı yönündeki yaygın söylemi eleştirel bir bakış açısıyla inceleyen bir çalışma. Donnelly, neoliberal ekonomistlerin ve uluslararası kuruluşların yoksulluk ve eşitsizlik gibi sorunların boyutunu küçültmek, sömürüyü gizlemek ve neoliberal politikaları meşrulaştırmak amacıyla istatistiksel verileri nasıl manipüle ettiklerini detaylı bir şekilde ortaya koyuyor. ‘Küresel Refah Yalanı: Neoliberaller Yoksulluğu ve Sömürüyü Maskelemek İçin Verileri Nasıl Tahrif Ediyor?’ (‘The Lie of Global Prosperity: How Neoliberals Distort Data to Mask Poverty and Exploitation?’), kullanılan metodolojik hataları, seçilen yanıltıcı göstergeleri ve uygulanan ideolojik çarpıtmaları örneklerle açıklayarak, küresel refahın aslında sanıldığı kadar yaygın olmadığını ve neoliberalizmin vaatlerinin aksine yoksulluk ve eşitsizliği derinleştirdiğini savunuyor.

Donnelly, neoliberalizmin küresel Güney ülkelerindeki etkilerine özellikle odaklanıyor. Bu ülkelerde uygulanan yapısal uyum programları, özelleştirmeler ve serbest ticaret politikalarının yerel ekonomileri nasıl tahrip ettiğini, işsizliği artırdığını, kamu hizmetlerini zayıflattığını ve doğal kaynakların sömürüsünü kolaylaştırdığını çarpıcı verilerle gösteriyor. Kitap, neoliberal politikaların sadece ekonomik değil, aynı zamanda sosyal ve çevresel yıkıma da yol açtığını vurguluyor. Donnelly, neoliberalizmin söylemsel araçlarını ve veri manipülasyon tekniklerini açığa çıkararak, küresel refahın gerçek boyutlarını ve neoliberalizmin yarattığı eşitsizlikleri görünür kılıyor.

‘Küresel Refah Yalanı’, neoliberalizmin eleştirel bir analizini sunarken, alternatif ekonomik ve sosyal politikaların gerekliliğini de vurguluyor. Donnelly, daha adil, eşitlikçi ve sürdürülebilir bir küresel ekonomik sistemin mümkün olduğunu savunarak, neoliberalizmin hegemonyasına karşı mücadele çağrısında bulunuyor. Kitap, ekonomik adalet, sosyal eşitlik ve çevresel sürdürülebilirlik ilkelerine dayanan bir küresel refah anlayışının nasıl inşa edilebileceğine dair önemli tartışmalar başlatıyor.

  • Künye: Seth Donnelly – Küresel Refah Yalanı: Neoliberaller Yoksulluğu ve Sömürüyü Maskelemek İçin Verileri Nasıl Tahrif Ediyor?, çeviren: Cansu Başak, Kor Kitap, siyaset, 126 sayfa, 2025

Peter Brooks – Olay Örgüsü İçin Okumak (2025)

Peter Brooks’un ‘Olay Örgüsü İçin Okumak: Anlatıda Tasarım ve Niyet’ (‘Reading for the Plot: Design and Intention in Narrative’) adlı eseri, anlatı metinlerinin temel yapı taşı olan olay örgüsünün nasıl işlediğini ve okuyucuyu nasıl etkilediğini derinlemesine inceleyen bir çalışmadır. Brooks, olay örgüsünü sadece bir olaylar silsilesi olarak görmez, aksine anlatının anlam yaratma sürecindeki merkezi rolünü vurgular. Kitap, olay örgüsünün okuyucuyu metne bağlayan, merak uyandıran ve anlam çıkarmasına yardımcı olan dinamik bir güç olduğunu savunur. Brooks, anlatının zamansal ilerleyişi, gerilim yaratma teknikleri, karakterlerin motivasyonları ve olaylar arasındaki nedensel ilişkiler gibi unsurları analiz ederek, olay örgüsünün anlatı deneyimindeki karmaşık ve çok katmanlı yapısını ortaya koyar.

Brooks, psikanalitik teori, retorik ve yapısalcılık gibi farklı teorik yaklaşımlardan yararlanarak, olay örgüsünün bilinçdışı arzular, tekrarlar ve gecikmeler aracılığıyla nasıl anlam kazandığını gösterir. Kitap, anlatının başlangıcı ve sonu arasındaki gerilimli ilişkiyi, olay örgüsünün bu gerilimi nasıl yönettiğini ve nihai çözüme nasıl ulaştığını detaylı bir şekilde ele alır. Brooks, klasik edebi eserlerden popüler romanlara kadar geniş bir yelpazede örnekler kullanarak, olay örgüsünün farklı türlerde ve anlatı geleneklerinde nasıl farklı şekillerde işlediğini ve okuyucu üzerindeki etkilerinin nasıl değiştiğini inceler.

‘Olay Örgüsü İçin Okumak’, olay örgüsünün sadece anlatının iskeleti olmadığını, aynı zamanda anlamın üretildiği ve okuyucunun metinle etkileşim kurduğu temel bir mekanizma olduğunu savunur. Brooks’un çalışması, anlatı teorisine önemli katkılar sunarken, okuyuculara edebi metinleri daha bilinçli ve derinlemesine okuma becerisi kazandırmayı amaçlar. Kitap, olay örgüsünün anlatıdaki kaçınılmaz ve belirleyici rolünü vurgulayarak, edebi analizin temel kavramlarından birine yeni ve aydınlatıcı bir bakış açısı sunar.

  • Künye: Peter Brooks – Olay Örgüsü İçin Okumak: Anlatıda Tasarım ve Niyet, çeviren: Zehra Cunillera, İnka Kitap, inceleme, 360 sayfa, 2025

Philipp Sarasin – 1977 (2025)

Philipp Sarasin’in bu eseri, 1977 yılını modern çağın başlangıcı olarak ele alan ve bu yılın siyasi, sosyal, ekonomik ve kültürel olaylarını derinlemesine inceleyen bir çalışmadır. ‘1977: Bugünün Kısa Tarihi’ (‘1977- Eine kurze Geschichte der Gegenwart’), 1977’de yaşanan Kızıl Ordu Fraksiyonu’nun eylemleri, enerji krizi, neoliberal politikaların yükselişi, yeni sosyal hareketlerin ortaya çıkışı ve kültürel değişimler gibi çeşitli olguları bir araya getirerek, günümüz dünyasının şekillenmesinde bu yılın ne kadar kritik bir rol oynadığını gözler önüne seriyor. Kitap, 1977’yi sadece bir takvim yılı olarak değil, aynı zamanda günümüzdeki pek çok sorunun ve eğilimin köklerinin bulunduğu bir dönüm noktası olarak değerlendiriyor.

Sarasin, 1977’deki olayları ve gelişmeleri analiz ederken, farklı coğrafyalardaki benzer ve farklı dinamiklere odaklanıyor. Batı Almanya’daki Kızıl Ordu Fraksiyonu’nun eylemleri, İngiltere’deki punk rock hareketi, Amerika Birleşik Devletleri’ndeki muhafazakar yükseliş ve İran’daki İslam Devrimi’nin ilk işaretleri gibi birbirinden farklı görünen olayların, aslında küresel bir dönüşümün parçaları olduğunu savunuyor. Kitap, 1977’de atılan adımların, günümüzdeki küreselleşme, neo-muhafazakarlık, popüler kültür ve kimlik politikaları gibi alanlardaki etkilerini detaylı bir şekilde inceliyor.

Kitap, sadece tarihsel bir anlatı sunmakla kalmıyor, aynı zamanda günümüz dünyasını anlamak için de önemli bir çerçeve çiziyor. Sarasin, 1977’de yaşananların günümüzdeki siyasi kutuplaşmalar, ekonomik eşitsizlikler, kültürel çatışmalar ve teknolojik gelişmeler üzerindeki uzun vadeli etkilerini sorguluyor. Marksist filozof Ernst Bloch, siyah kadın insan hakları savunucusu Fannie Lou Hammer, “cinsellik devrimcisi” Anaïs Nin, gerçeküstücü şair Jacques Prévert, neoliberal iktisadın öncü uygulayıcılarından Ludwig Erhard. Beşi de 1977 yılında hayatını kaybeden bu şahsiyetlerin düşünce dünyalarından ilhamla Philipp Sarasin, “hakikatin kurallarının” değiştiği bir büyük dönüşümü inceliyor.

  • Künye: Philipp Sarasin – 1977: Bugünün Kısa Bir Tarihi, çeviren: Tanıl Bora, İletişim Yayınları, tarih, 391 sayfa, 2025

Adrian Johnston – Yeni Bir Alman İdealizmi (2025)

Adrian Johnston’ın bu eseri, günümüz kıta felsefesinde etkili olan Yeni Alman İdealizmi akımını kapsamlı bir şekilde inceleyen ve bu akımın temel argümanlarını değerlendiren önemli bir çalışmadır. ‘Yeni Bir Alman İdealizmi’ (‘A New German Idealism’), Hegelci felsefenin güncel yorumlarını ve bu yorumların çağdaş düşünce üzerindeki etkilerini derinlemesine analiz ederken, Slavoj Žižek, Markus Gabriel ve Quentin Meillassoux gibi düşünürlerin bu akım içindeki konumlarını ve katkılarını ele alıyor. Kitap, Yeni Alman İdealizmi’nin temel kavramlarını, ontolojik ve epistemolojik iddialarını, materyalizm ve realizmle olan ilişkisini ve çağdaş felsefi tartışmalara sunduğu özgün perspektifleri titizlikle inceliyor.

Johnston, Yeni Alman İdealizmi’nin, bilincin ve öznenin gerçekliğin temelini oluşturduğu yönündeki geleneksel idealist görüşlerden nasıl ayrıştığını ve daha karmaşık, diyalektik bir gerçeklik anlayışını nasıl savunduğunu açıklıyor. Kitap, bu akımın, bilginin sınırları, nesnelliğin doğası, nedensellik ve özgürlük gibi klasik felsefi sorunlara getirdiği yeni yaklaşımları detaylı bir şekilde tartışıyor. Johnston, Yeni Alman İdealizmi’nin, çağdaş bilim ve felsefenin sunduğu meydan okumalar karşısında idealist düşüncenin nasıl yeniden canlandırılabileceğine dair önemli bir çerçeve sunduğunu savunuyor.

‘Yeni Bir Alman İdealizmi’, bu felsefi akımın temel metinlerine ve düşünürlerine eleştirel bir bakış sunarken, aynı zamanda akımın güçlü yönlerini ve potansiyel sınırlarını da değerlendiriyor. Johnston’ın çalışması, günümüz felsefesindeki önemli tartışmaları anlamak ve idealist düşüncenin çağdaş yorumlarını kavramak isteyenler için vazgeçilmez bir kaynak niteliği taşıyor. Kitap, okuyucuyu Yeni Alman İdealizmi’nin karmaşık ve derinlikli dünyasına davet ederken, felsefi düşüncenin sınırlarını zorlayan yeni perspektifler sunuyor.

  • Künye: Adrian Johnston – Yeni Bir Alman İdealizmi: Hegel, Žižek ve Diyalektik Materyalizm, çeviren: Hakan Gürvit, Livera Yayınevi, felsefe, 480 sayfa, 2025

Bryan Magee – Büyük Filozoflar (2025)

Bryan Magee’nin ‘Büyük Filozoflar’ (‘The Great Philosophers: An Introduction to Western Philosophy’) adlı eseri, Batı felsefesinin temel taşlarını oluşturan filozofları ve onların düşüncelerini ele alan kapsamlı bir çalışma. Magee, Sokrates’ten Wittgenstein’a kadar uzanan geniş bir yelpazede, felsefe tarihinin önemli isimlerini ve onların felsefi yaklaşımlarını okuyucuya aktarıyor. Kitap, felsefenin temel sorularını ve bu sorulara verilen farklı cevapları, filozofların yaşamları ve eserleri üzerinden inceliyor. Magee, felsefenin insan düşüncesi üzerindeki derin etkilerini ve günümüz dünyasındaki önemini vurguluyor.

Kitap, felsefenin temel konularını ve bu konulara farklı filozofların nasıl yaklaştığını ele alıyor. Bilgi, varlık, ahlak, siyaset ve sanat gibi konular, filozofların düşünceleri üzerinden tartışılıyor. Magee, filozofların eserlerini ve düşüncelerini sade ve anlaşılır bir dille aktarırken, okuyucuyu felsefenin karmaşık dünyasına adım adım yaklaştırıyor. Kitap, felsefenin sadece soyut bir düşünce sistemi olmadığını, aynı zamanda insan yaşamını ve toplumu derinden etkileyen bir alan olduğunu gösteriyor.

Magee’nin eseri, felsefeye yeni başlayanlar için olduğu kadar, felsefe hakkında daha fazla bilgi edinmek isteyenler için de değerli bir kaynak niteliği taşıyor. Kitap, felsefenin temel kavramlarını ve filozofların düşüncelerini anlamak için sağlam bir temel oluşturuyor. Magee, okuyucuyu felsefenin büyüleyici dünyasına davet ederken, insan düşüncesinin derinliklerine yapılan bir yolculuğa çıkarıyor. Sonuç olarak bu çalışma, felsefenin insan yaşamındaki önemini ve düşünce tarihindeki yerini anlamak isteyen herkes için okunması gereken bir eserdir.

  • Künye: Bryan Magee – Büyük Filozoflar: Platon’dan Wittgenstein’a Batı Felsefesi, çeviren: Ahmet Cevizci, Say Yayınları, felsefe, 512 sayfa, 2025

Ömer Obuz – Üfürükçüler, Cinciler, Falcılar (2025)

Ömer Obuz’un bu eseri, Osmanlı İmparatorluğu’ndan Cumhuriyet’in ilk yıllarına ve hatta günümüze kadar uzanan geniş bir zaman diliminde, üfürükçü, cinci ve falcı gibi figürlerin toplumdaki yerini ve etkilerini detaylı bir şekilde inceliyor.

Yazar, bu kişilerin toplumsal statülerini, saygınlıklarının kaynaklarını ve günlük yaşamdaki rollerini titiz bir araştırmayla ortaya koyuyor. Kitap, rejim değişikliklerine rağmen toplumsal ve kültürel alanda pek değişmeyen unsurlara dikkat çekerek, batıl inançların ve hurafelerin insanların duygularını nasıl manipüle ettiğini, toplumsal ve siyasal hayattaki rollerini ve iktidarın bu konulara karşı tutumunu ele alıyor.

Trajik, absürt, komik, dramatik ve fantastik hikâyelerle zenginleştirilmiş bu çalışma, yüzyıllardır süregelen bir sorunun daha iyi anlaşılmasına katkıda bulunuyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Üfürükçü takımı Osmanlı’dan Cumhuriyet’e insanların mahremine ustalıkla sızmayı ve sayısız mağdura rağmen ardıllarına yeni fırsatlar sunmayı nasıl başarmışlardı? İnsanlar akıl almaz iddia ve yöntemlerine rağmen nasıl olup da neredeyse her sorunlarında kendilerini cinci, büyücü, falcı ve türevlerine teslim edebilmişlerdi? Bu güvenin kaynağı neydi ve insanların motivasyonunu ne sağlıyordu?”

  • Künye: Ömer Obuz – Üfürükçüler, Cinciler, Falcılar: Osmanlı’dan Erken Cumhuriyet’e, İletişim Yayınları, tarih, 256 sayfa, 2025

Penny Howell Jolly –Jan van Eyck’in İtalyan Hac Yolculuğu (2025)

Penny Howell Jolly’nin bu eseri, Jan van Eyck’in sanatının ve özellikle de Gent Sunak Resminin (Ghent Altarpiece) kökenlerini ve bağlamını derinlemesine inceleyen bir çalışmadır. ‘Jan van Eyck’in İtalyan Hac Yolculuğu: Mucizevi Bir Floransa Müjdesi ve Gent Sunak Resmi’ (‘Jan van Eyck’s Italian Pilgrimage: A Miraculous Florentine Annunciation and the Ghent Altarpiece’), Van Eyck’in İtalya’ya yaptığı varsayılan bir yolculuğun, sanatçının eserleri üzerindeki etkilerini araştırır. Kitap, özellikle Floransa’daki bir Müjde sahnesinin (Annunciation) ve Gent Sunak Resminin bu yolculukla nasıl bağlantılı olabileceğini ele alır.

Jolly, Van Eyck’in İtalya’daki sanatsal etkileşimlerinin, sanatçının teknik ve tematik yaklaşımlarını nasıl şekillendirdiğini tartışır. Kitap, Van Eyck’in İtalyan Rönesansı’ndan hangi unsurları benimsediğini ve bu unsurları kendi özgün tarzıyla nasıl harmanladığını inceler. Özellikle, Floransa’daki Müjde sahnesinin, Van Eyck’in perspektif kullanımı, ışıklandırma ve detaylara verdiği önem gibi karakteristik özelliklerini nasıl yansıttığına odaklanır.

Gent Sunak Resmi, Van Eyck’in başyapıtlarından biri olarak kabul edilir ve Jolly, bu eserin İtalyan etkileriyle nasıl zenginleştiğini detaylı bir şekilde analiz eder. Sunak resminin karmaşık sembolizmi, detaylı figürleri ve yenilikçi kompozisyonu, yazar tarafından İtalyan sanatının olası etkileriyle birlikte ele alınır. Kitap, Van Eyck’in İtalyan yolculuğunun, sanatçının eserlerinin sadece teknik yönlerini değil, aynı zamanda ikonografik ve teolojik anlamlarını da nasıl derinleştirdiğini gösterir.

Jolly’nin çalışması, Van Eyck’in sanatının sadece Kuzey Avrupa geleneği içinde değil, aynı zamanda İtalyan Rönesansı’nın geniş bağlamında da değerlendirilmesi gerektiğini savunuyor. Kitap, Van Eyck’in sanatının, farklı kültürel etkileşimlerin bir ürünü olduğunu ve bu etkileşimlerin, sanatçının eserlerinin evrensel önemini artırdığını vurguluyor.

Sonuç olarak bu kitap, Van Eyck’in sanatının derinliklerine inmek ve onun İtalyan Rönesansı ile olan karmaşık ilişkisini anlamak isteyenler için önemli bir kaynak niteliğindedir.

  • Künye: Penny Howell Jolly –Jan van Eyck’in İtalyan Hac Yolculuğu: Mucizevi Bir Floransa Müjdesi ve Gent Sunak Resmi, çeviren: Neslihan Uçar Kartoğlu, Fol Kitap, sanat tarihi, 36 sayfa, 2025