Turgay Korkmaz – Toplu Oyunları 1 (2025)

Turgay Korkmaz’ın kaleme aldığı ve Sinan Akcan editörlüğünde hazırlanan bu kitap, hayata en dipten, en kenardan bakan dört ayrı hikâyeyi sahneye taşıyor. Her oyun, kendi karanlığını kendi sesiyle delen, kendi gerçeğini kendi diliyle kuran karakterlerin izini sürüyor.

‘İstifra (Çıkrıkçılar Yokuşu)’, Ankara’nın yokuşlarında, taşın ve tabelanın, borcun ve suskunluğun içinde sıkışıp kalmış genç bir adamın hikâyesi. Sistemin çarkları arasında ezilen, rakamlar ve kurallarla boğulan bu adam, nefes alacak yüksek bir yer ararken hem kendisiyle hem hayatla yüzleşir. Nefes nefese, sert, zaman zaman grotesk ama çok tanıdık bir kaçış ve direnme hikâyesi.

‘Misket’, erkeklik, kimlik ve arkadaşlık arasına sıkışmış iki gencin –Ersin ve Deniz’in– kendi gerçekleriyle, arzularıyla ve korkularıyla yüzleşmesini anlatıyor. Çocukluk oyunlarından, düğün salonlarından, pavyonlardan geçerek birbirlerini anlamaya ve hayatta kalmanın yeni yollarını bulmaya çalışan iki kırılgan bedenin hikâyesi.

‘M. Ali’, yoksullukla, yalnızlıkla ve sistemin acımasızlığıyla sınanan bir gencin, Muhammed Ali’nin hikâyesi. Başkalarının projesi olarak dünyaya gelmiş ama kendi gözleriyle dünyayı görmek isteyen bir çocuğun, anti-kahramanca varoluş mücadelesi. Yoksulların, ötekilerin, kaybedenlerin ringe çıktığı bir hayat sahnesi.

‘Küçük Bir Rica’ ise, bir kadının, sıradan görünen bir talebinin nasıl bir varoluş mücadelesine dönüştüğünün hikâyesi. Mizah, ironi ve öfkeyle örülü bu tek kişilik oyun; bireyin sınırlarını koruma çabasını, kendi sesiyle, kendi bedeniyle nasıl kurduğunu sahneye taşıyor.

Turgay Korkmaz oyunları, bir yerden sonra yalnızca karakterlerin değil, izleyenin ve okuyanın da kendisiyle yüzleştiği metinler bütünü. Sınırların, kalıpların, kimliklerin ve baskıların arasından konuşan, içindeki sesi susturmadan var olmanın yollarını arayan herkes için…

  • Künye: Turgay Korkmaz – Toplu Oyunları 1, editör: Sinan Akcan, Mitos Boyut Yayınları, oyun, 160 sayfa, 2025

Mehmet Altun – Yukarı Mezopotamya’da Devletin Kökeni (2025)

Yakındoğu’da devletin ortaya çıkış süreci, arkeologlar ve eskiçağ tarihçileri tarafından uzun yıllardır incelenen karmaşık bir konudur. Bu sürecin nasıl başladığına dair hem yazılı kaynaklar hem de arkeolojik buluntular önemli bilgiler sunmaktadır. Kazılarla ortaya çıkarılan yerleşim yerlerinin boyutları, nüfus yoğunluğu, meslek grupları, dini ve idari yapılar gibi veriler, devletin temel özelliklerini anlamamıza yardımcı olmaktadır. Ancak, Eski Yakındoğu’da devletin tanımı hala tartışmalıdır ve günümüz dünyasında bile kesin sınırlarla tanımlanmış kavramlardan uzaktır.

Mehmet Altun’un ‘Yukarı Mezopotamya’da Devletin Kökeni’ adlı kitabı, bu tartışmalara yeni bir bakış açısı getirerek, devlet oluşumunun kökenlerini MÖ 10.000’lere kadar götürüyor. Kitap, Mezopotamya’nın coğrafi koşullarının devlet oluşumuna nasıl zemin hazırladığını ve ilk yerleşimlerin, tapınakların ve toplumsal organizasyonların daha sonraki devlet yapılarını nasıl şekillendirdiğini inceliyor. Altun, prehistorya ve eskiçağ alanındaki akademik birikimini kullanarak, bu doğal süreci ve devletin temel kurallarını ustalıkla ortaya koyuyor.

Yukarı Mezopotamya’da devletin kökeni, MÖ 4. binyılın sonlarına kadar uzanır. Bu dönemde, sulama tarımının yaygınlaşması ve nüfusun artmasıyla birlikte, karmaşık toplumsal yapılar ortaya çıkmaya başladı. Bu yapılar, zamanla şehir devletlerine ve ardından imparatorluklara dönüştü. Altun’un kitabında ele alınan ilk yerleşimler ve tapınaklar, bu dönemde ortaya çıkan toplumsal organizasyonun ve devlet yapılarının temelini oluşturdu.

Mezopotamya’nın verimli toprakları ve sulama imkanları, tarımsal üretimin artmasını ve nüfusun yoğunlaşmasını sağladı. Bu durum, toplumsal iş bölümünün ve uzmanlaşmanın ortaya çıkmasına yol açtı. Tapınaklar, sadece dini merkezler değil, aynı zamanda ekonomik ve idari merkezler olarak da işlev gördü. Tapınaklarda toplanan ürünler, depolandı ve dağıtıldı. Bu durum, merkezi bir otoritenin ve devlet yapısının ortaya çıkmasına zemin hazırladı.

‘Yukarı Mezopotamya’da Devletin Kökeni’, Yakındoğu’da devletin ortaya çıkış sürecini ve Yukarı Mezopotamya’daki kökenlerini anlamak için önemli bir kaynak. Kitap, arkeolojik buluntular ve yazılı kaynakları bir araya getirerek, devletin temel özelliklerini ve gelişim sürecini detaylı bir şekilde inceliyor. Altun, okuyuculara, devletin sadece siyasi bir yapı olmadığını, aynı zamanda ekonomik, sosyal ve kültürel bir olgu olduğunu da gösteriyor.

  • Künye: Mehmet Altun – Yukarı Mezopotamya’da Devletin Kökeni, Minotor Kitap, tarih, 272 sayfa, 2025

Marcus Gavius Apicius – Aşçılık Sanatı (2025)

Marcus Gavius Apicius’un ‘Aşçılık Sanatı Üzerine’ (‘Dē Rē Coquinariā’) adlı kitabı, Antik Roma mutfağına dair günümüze ulaşan en önemli kaynaklardan biridir. Kitap, MS 4. yüzyılın sonlarında derlenmiş olsa da, içerdiği tariflerin büyük bir kısmının MS 1. yüzyılda yaşamış olan Apicius’a atfedildiği düşünülmektedir. Apicius, lüks ve gösterişli yemeklere düşkünlüğüyle tanınan zengin bir Romalı gurmedir ve bu kitap, onun adıyla özdeşleşmiştir.

Kitap, Antik Roma’nın zengin sofralarını ve yemek kültürünü detaylı bir şekilde yansıtır. İçerisinde et, balık, sebze ve tatlı tarifleri bulunur. Apicius, yemeklerinde sıklıkla egzotik baharatlar, şaraplar ve soslar kullanmıştır. Kitapta, flamingo, devekuşu ve papağan gibi nadir bulunan hayvanların etleriyle hazırlanan yemek tarifleri de yer alır. Apicius, yemeklerinde sadece lezzete değil, aynı zamanda sunuma da büyük önem vermiştir. Yemeklerin renkleri, kokuları ve dokularıyla uyumlu bir şekilde hazırlanması gerektiğini savunmuştur.

‘Aşçılık Sanatı Üzerine’, sadece bir yemek kitabı değil, aynı zamanda dönemin sosyal ve kültürel yaşamına dair de önemli bilgiler de içeriyor. Kitap, Antik Roma’da zenginlerin sofralarında nelerin yendiğini, nasıl yemekler hazırlandığını ve yemek yemenin nasıl bir ritüel olduğunu gözler önüne serer. Apicius’un tarifleri, Antik Roma’nın lüks ve gösterişli yaşam tarzını yansıtır ve dönemin yemek kültürüne ışık tutar.

Kitap, günümüzde Antik Roma mutfağına ilgi duyanlar için önemli bir kaynak olmaya devam etmektedir. Apicius’un tarifleri, modern aşçılar tarafından da denenmekte ve Antik Roma’nın lezzetlerini günümüze taşımaktadır. ‘Aşçılık Sanatı Üzerine’, sadece bir yemek kitabı değil, aynı zamanda bir tarih ve kültür mirasıdır.

  • Künye: Marcus Gavius Apicius – Aşçılık Sanatı, çeviren: Elif Burcu Özkan, Doğu Batı Yayınları, yemek, 199 sayfa, 2025

Glenn Alexander Magee – Hegel ve Hermetik Gelenek (2025)

Glenn Alexander Magee’nin ‘Hegel ve Hermetik Gelenek’ (‘Hegel and the Hermetic Tradition’) adlı kitabı, Hegel’in felsefesinin ezoterik kökenlerini ve özellikle Hermetik gelenekle olan ilişkisini inceleyen kapsamlı bir çalışmadır. Magee, Hegel’in düşüncesinin, yaygın olarak kabul edildiği gibi sadece Aydınlanma’nın rasyonel geleneğinden değil, aynı zamanda Rönesans ve erken modern dönemdeki Hermetik felsefeden de etkilendiğini savunur. Kitap, Hegel’in eserlerindeki Hermetik temaları ve sembolizmi ortaya çıkararak, onun felsefesinin daha derin ve karmaşık bir yorumunu sunar.

Magee, Hermetik geleneğin, evrenin ve insanın doğasına dair ezoterik bir dünya görüşü olduğunu ve bu geleneğin, Rönesans ve erken modern dönemde Avrupa düşüncesini derinden etkilediğini belirtir. Hermetik felsefenin, evrenin canlı ve birbirine bağlı bir bütün olduğu, insanın evrenle uyum içinde yaşayabileceği ve gizli bilgeliğe ulaşabileceği gibi temel inançları içerdiğini açıklar. Magee, Hegel’in, Hermetik geleneğin bu temel inançlarını kendi felsefi sistemine dahil ettiğini ve bu nedenle, Hegel’in felsefesinin sadece rasyonel değil, aynı zamanda mistik bir boyutu olduğunu savunur.

Kitapta, Hegel’in eserlerindeki Hermetik temalar ve sembolizm detaylı bir şekilde analiz edilir. Magee, Hegel’in diyalektik yönteminin, Hermetik felsefenin zıtlıkların birliği ve evrenin dinamik doğası gibi temel kavramlarıyla nasıl örtüştüğünü gösterir. Ayrıca, Hegel’in “Tin” kavramının, Hermetik geleneğin evrensel bilinç ve ruh anlayışıyla nasıl bağlantılı olduğunu açıklar. Magee, Hegel’in bazı eserlerindeki Hermetik sembolizmi ortaya çıkararak, Hegel’in felsefesinin daha derin ve ezoterik bir yorumunu sunar.

Magee, Hegel’in felsefesinin ezoterik kökenlerini ve Hermetik gelenekle olan ilişkisini ortaya koyarak, Hegel’in düşüncesine yeni bir bakış açısı getiriyor. Kitap, Hegel’in felsefesinin sadece rasyonel değil, aynı zamanda mistik bir boyutu olduğunu savunarak, Hegel’in eserlerinin daha derin ve karmaşık bir yorumunu sunuyor. Magee, Hegel’in felsefesinin, modern dünyanın sorunlarına çözüm arayışında hala geçerli ve önemli olduğunu vurguluyor.

  • Künye: Glenn Alexander Magee – Hegel ve Hermetik Gelenek, çeviren: M. Serdal Eglen, Alfa Yayınları, felsefe, 456 sayfa, 2025

Timothy Morton – Karanlık Ekoloji (2025)

Timothy Morton’ın bu kitabı, modern insanın doğayla olan ilişkisini ve iklim kriziyle yüzleşme biçimimizi sorgulayan felsefi bir eserdir. ‘Karanlık Ekoloji: Gelecekte Müşterek Yaşama Mantığı’ (‘Dark Ecology: For a Logic of Future Coexistence’), geleneksel ekolojik düşüncenin insanı doğadan ayrı bir varlık olarak ele aldığını ve bu ayrımın iklim krizinin temelinde yattığını savunur. Kitap, “karanlık ekoloji” olarak adlandırdığı yeni bir ekolojik düşünce biçimi önerir. Bu yaklaşım, insanın doğayla iç içe olduğunu, doğanın karmaşıklığını ve belirsizliğini kabul etmeyi ve insan merkezli düşünceyi aşmayı hedefler.

Morton, modern insanın doğayla olan ilişkisini “hipernesne” kavramıyla açıklar. Hipernesneler, insan algısının ötesinde, zamansal ve mekânsal olarak çok büyük varlıklardır. İklim krizi, nükleer atıklar ve okyanuslardaki plastik kirliliği gibi olgular hipernesnelere örnektir. Morton, bu hipernesnelerin insan yaşamını derinden etkilediğini ve onlarla başa çıkmak için yeni düşünce biçimlerine ihtiyaç duyduğumuzu belirtir. Kitapta, hipernesnelerle nasıl ilişki kurabileceğimiz, onlarla nasıl başa çıkabileceğimiz ve onlarla nasıl bir arada yaşayabileceğimiz gibi sorulara cevap aranır.

Morton, “karanlık ekoloji”nin insanı umutsuzluğa sürüklemediğini, aksine yeni bir umut biçimi sunduğunu savunur. Kitapta, umudun geleneksel olarak geleceğe yönelik bir inanç olarak algılandığı, ancak iklim krizinin belirsizliği karşısında bu tür bir umudun yetersiz kaldığı belirtilir. Morton, “karanlık umut” olarak adlandırdığı yeni bir umut biçimi önerir. Bu umut, belirsizliği ve karmaşıklığı kabul etmeyi, şu anki durumu anlamayı ve geleceğe yönelik kesin beklentiler yerine, olasılıklara açık olmayı içerir.

‘Karanlık Ekoloji’, okuyucuları iklim kriziyle yüzleşmeye, doğayla olan ilişkilerini yeniden düşünmeye ve yeni bir gelecek tahayyül etmeye davet eden bir eserdir. Kitap, felsefi derinliği ve edebi anlatımıyla okuyucuları etkilemeyi başarır.

  • Künye: Timothy Morton – Karanlık Ekoloji: Gelecekte Müşterek Yaşama Mantığı, çeviren: Öznur Karakaş, Tellekt Kitap, ekoloji, 208 sayfa, 2025

Bülent Somay – Edebiyat, Psikanaliz ve Başka Meseleler (2025)

“Nereye gitsem oraya benden önce gitmiş bir şair bulurum,” der Freud.

  • Peki, şairler ve filozoflar bilinçdışını keşfettiklerinde orada neler gördüler?
  • Gördüklerini nasıl anlamlandırdılar?
  • Ve en önemlisi, psikanaliz onların gördüklerinden neler öğrendi, neler öğrenecek?

Bülent Somay’ın ’Edebiyat, Psikanaliz ve Başka Meseleler’ adlı bu kitabı, edebiyat ve psikanaliz arasındaki derin ve karmaşık ilişkiyi tersinden okuyarak, edebiyat metinlerinin psikanalitik kavrayışımızı nasıl zenginleştirdiğini keşfediyor. Freud’un “bilinçdışını keşfetmenin bilimsel yöntemi” olarak tanımladığı psikanaliz, edebiyatın sunduğu zengin semboller, imgeler ve anlatılar aracılığıyla daha iyi anlaşılabilir. Bu kitap, edebiyatın psikanalitik terapi ilişkisinin ötesinde, yaşamımızın her alanında psikanalizi anlamlandırmamız için vazgeçilmez bir araç olduğunu savunuyor.

Edebiyat metinlerinin eleştirel okuması, bilinçdışının karmaşık labirentlerinde yolculuk etmemizi, insan ruhunun derinliklerine inmemizi ve kendi iç dünyamızı keşfetmemizi sağlar. Bu kitap, edebiyatın psikanalitik kavrayışımızı nasıl derinleştirdiğini, insan deneyiminin evrensel temalarını nasıl aydınlattığını ve psikanalizin edebiyat aracılığıyla nasıl daha anlamlı hale geldiğini gözler önüne seriyor.

Edebiyatın bilinçdışına açılan kapısını aralayan bu kitap, psikanaliz ve edebiyat arasındaki etkileşimi anlamak isteyen herkes için bir rehber niteliğinde. Edebiyatın gücüyle psikanalizin derinliğini bir araya getiren bu eser, okuyuculara yeni bir bakış açısı sunuyor ve insan ruhunun karmaşıklığını keşfetme yolculuğunda onlara eşlik ediyor.

  • Künye: Bülent Somay – Edebiyat, Psikanaliz ve Başka Meseleler, Metis Yayınları, psikanaliz, 144 sayfa, 2025

Thomas Halliday – Öteki Diyarlar (2025)

Thomas Halliday’in bu kitabı, Dünya’nın 4 milyar yıllık jeolojik tarihini, canlıların evrimini ve gezegenimizin geçirdiği dramatik değişimleri ele alan kapsamlı bir eserdir. ‘Öteki Diyarlar: Kayıp Dünyaya Yolculuk’ (‘A World in the Making’), okuyucuları zamanın derinliklerine doğru bir yolculuğa çıkararak, Dünya’nın oluşumundan günümüze kadar olan süreci canlı ve etkileyici bir şekilde anlatıyor. Kitap, gezegenimizin ilk oluşumundan, tek hücreli organizmaların ortaya çıkışına, dinozorların yükselişine ve yok oluşuna, memelilerin evrimine ve nihayetinde insanın ortaya çıkışına kadar olan önemli dönüm noktalarını detaylandırıyor.

Halliday, fosil kayıtları, jeolojik veriler ve bilimsel araştırmaları ustaca bir araya getirerek, okuyuculara Dünya’nın geçmişine dair zengin bir tablo sunuyor. Kitapta, kıtaların kayması, volkanik patlamalar, buz çağları ve kitlesel yok oluşlar gibi gezegenimizi şekillendiren dramatik olaylar anlatılıyor. Halliday, bu olayların canlıların evrimini nasıl etkilediğini ve gezegenimizin bugünkü halini nasıl aldığını açıklıyor. Ayrıca, farklı canlı türlerinin evrimsel süreçteki rollerini, birbirleriyle olan etkileşimlerini ve gezegenimizin ekosistemine katkılarını da inceliyor.

Kitapta, Dünya’nın geçmişine dair bilimsel keşiflerin yanı sıra, bu keşiflerin ardındaki bilim insanlarının hikâyelerine de yer veriliyor. Halliday, okuyuculara, fosil bilimcilerin, jeologların ve diğer bilim insanlarının çalışmalarını anlatarak, bilimsel araştırmanın heyecanını ve zorluklarını aktarıyor. Ayrıca, bilimsel keşiflerin, Dünya’nın geçmişine dair anlayışımızı nasıl değiştirdiğini ve evrim teorisinin gelişimine nasıl katkı sağladığını da açıklıyor.

‘Öteki Diyarlar’, sadece bilimsel bir eser değil, aynı zamanda edebi bir anlatıya da sahip. Halliday, okuyucuları zamanın derinliklerine doğru bir yolculuğa çıkarırken, gezegenimizin geçmişine dair canlı ve etkileyici bir tablo çiziyor. Kitap, Dünya’nın tarihine ilgi duyan herkes için okunması gereken bir eser.

  • Künye: Thomas Halliday – Öteki Diyarlar: Kayıp Dünyaya Yolculuk, çeviren: Ramazan Kılınç, Domingo Kitap, bilim, 392 sayfa, 2025

Robert Jervis – Devlet Adamları Nasıl Düşünür? (2025)

Robert Jervis’in bu kitabı, uluslararası politikada devlet adamlarının karar alma süreçlerini psikolojik bir bakış açısıyla inceler. ‘Devlet Adamları Nasıl Düşünür?: Uluslararası Politikanın Psikolojisi Uluslararası Politikanın Psikolojisi’ (‘How Statesmen Think: The Psychology of International Politics’), devlet adamlarının kararlarını sadece rasyonel hesaplamalarla değil, aynı zamanda bilişsel önyargılar, duygusal faktörler ve algısal sınırlamalar gibi psikolojik etkenlerle de şekillendirdiğini savunur. Kitap, uluslararası ilişkiler teorilerini psikolojiyle birleştirerek, devlet adamlarının kararlarını daha iyi anlamamızı sağlar.

Jervis, devlet adamlarının karar alırken sıklıkla bilişsel önyargılara ve algısal hatalara düştüklerini gösterir. Özellikle, basitleştirme, önyargılı bilgi işleme ve yanlış çıkarım yapma gibi eğilimlerin, devlet adamlarının kararlarını nasıl etkilediğini inceler. Ayrıca, duygusal faktörlerin, özellikle korku ve umudun, devlet adamlarının kararlarını nasıl şekillendirdiğini ele alır. Jervis, bu psikolojik etkenlerin, devlet adamlarının kararlarını bazen rasyonel olmayan veya beklenmedik sonuçlara yol açabilecek şekilde etkileyebileceğini vurgular.

Kitapta, devlet adamlarının karar alırken kullandıkları zihinsel modeller ve çerçeveler de incelenir. Jervis, devlet adamlarının, dünyayı anlamlandırmak ve karar almak için zihinsel modeller kullandıklarını ve bu modellerin, onların algılarını ve kararlarını şekillendirdiğini savunur. Ayrıca, devlet adamlarının, olayları belirli çerçeveler içinde algıladıklarını ve bu çerçevelerin, onların kararlarını nasıl etkilediğini ele alır. Jervis, bu zihinsel modellerin ve çerçevelerin, devlet adamlarının kararlarını bazen sınırlayabileceğini veya yanlış yönlendirebileceğini vurgular.

Jervis, uluslararası politikada devlet adamlarının karar alma süreçlerini anlamanın, uluslararası ilişkileri daha iyi anlamamıza yardımcı olacağını savunur. Kitap, devlet adamlarının kararlarını sadece rasyonel hesaplamalarla değil, aynı zamanda psikolojik etkenlerle de şekillendirdiğini göstererek, uluslararası ilişkiler teorilerine yeni bir bakış açısı sunar. Jervis, devlet adamlarının psikolojisini anlamanın, uluslararası politikada daha iyi kararlar alınmasına ve çatışmaların önlenmesine yardımcı olabileceğini vurgular.

  • Künye: Robert Jervis – Devlet Adamları Nasıl Düşünür?: Uluslararası Politikanın Psikolojisi Uluslararası Politikanın Psikolojisi, çeviren: Melih Pekdemir, Fol Kitap, siyaset, 432 sayfa, 2025

John V. Petrocelli – Saçmalıklardan Kurtulma Yolları (2025)

John V. Petrocelli’nin ‘Saçmalıklardan Kurtulma Yolları: Hayatını Değiştirecek Bilgiler’ (‘Life-Changing: Science of Detecting Bullshit’) adlı kitabı, modern dünyada giderek yaygınlaşan bilgi kirliliği ve manipülasyonla başa çıkmak için pratik bir rehber sunuyor. Petrocelli, “saçmalık” olarak adlandırdığı yanıltıcı ve manipülatif bilgilerin nasıl yayıldığını, insanların neden bu tür bilgilere inandığını ve bunlara karşı nasıl korunabileceğimizi bilimsel bir yaklaşımla inceliyor. Kitap, eleştirel düşünme becerilerini geliştirmenin, kanıtları değerlendirmenin ve mantıksal hataları tanımanın önemini vurguluyor.

Petrocelli, insanların neden saçmalıklara inandığını anlamak için psikoloji, sosyoloji ve iletişim bilimlerinden yararlanıyor. Kitapta, bilişsel önyargılar, duygusal manipülasyon, sosyal kanıt ve otoriteye başvurma gibi insanların yanıltıcı bilgilere inanmasına yol açan faktörler detaylı bir şekilde ele alınıyor. Ayrıca, saçmalıkların yayılmasında medyanın, sosyal medyanın ve siyasi söylemlerin rolü de inceleniyor.

Kitap, saçmalıkları tespit etmek için pratik yöntemler ve stratejiler sunuyor. Petrocelli, okuyuculara, iddiaları sorgulama, kanıtları değerlendirme, mantıksal hataları tanıma, kaynakları doğrulama ve kendi önyargılarının farkında olma gibi becerileri geliştirme konusunda rehberlik ediyor. Kitapta ayrıca, saçmalıklarla karşılaşıldığında nasıl etkili bir şekilde yanıt verilebileceği ve başkalarını bu tür bilgilere karşı nasıl uyarabileceği konusunda da tavsiyeler yer alıyor.

Petrocelli, saçmalıklarla mücadelenin sadece bireysel bir sorumluluk olmadığını, aynı zamanda toplumsal bir görev olduğunu vurguluyor. Kitap, okuyucuları, bilgi okuryazarlığını geliştirme, eleştirel düşünme becerilerini yaygınlaştırma ve şeffaf bir bilgi ortamı oluşturma gibi konularda aktif rol almaya teşvik ediyor. ‘Saçmalıklardan Kurtulma Yolları’, modern dünyada bilgi kirliliğiyle başa çıkmak ve doğru bilgiye ulaşmak isteyen herkes için değerli bir kaynak.

  • Künye: John V. Petrocelli – Saçmalıklardan Kurtulma Yolları: Hayatını Değiştirecek Bilgiler, çeviren: Elif Buse Güven Günay, Antre Kitap, inceleme, 252 sayfa, 2025

Jules Payot – İrade Terbiyesi (2025)

Jules Payot’un ‘İrade Terbiyesi’, (‘L’Éducation de la Volonté’) adlı kitabı, iradeyi geliştirmenin ve güçlendirmenin yollarını ele alan bir kişisel gelişim klasiğidir. Kitap, iradenin doğasını, önemini ve nasıl geliştirilebileceğini derinlemesine inceler. Payot, iradenin doğuştan gelen bir özellik olmadığını, aksine öğrenilebilir ve geliştirilebilir bir yetenek olduğunu savunur.

Kitapta, iradeyi zayıflatan alışkanlıklar ve düşünce kalıpları detaylı bir şekilde ele alınır. Erteleme, tembellik, kararsızlık ve olumsuz düşünceler gibi iradeyi engelleyen unsurlar üzerinde durulur. Payot, bu engelleri aşmak için pratik yöntemler ve egzersizler sunar. İradeyi güçlendirmek için düzenli egzersiz yapmanın, hedefler belirlemenin ve kararlılıkla bu hedeflere ulaşmanın önemini vurgular.

Kitapta, iradenin zihinsel ve duygusal boyutları arasındaki ilişki incelenir. Payot, iradenin sadece zihinsel bir güç olmadığını, aynı zamanda duygusal kontrolü de içerdiğini belirtir. Duygusal zekanın geliştirilmesi, olumsuz duygularla başa çıkma becerisi ve içsel motivasyonun önemi üzerinde durulur. İradeyi güçlendirmek için olumlu düşünce alışkanlıkları geliştirmek, özgüveni artırmak ve içsel motivasyonu korumak gerektiğini vurgular.

Kitapta ayrıca, iradenin günlük yaşamdaki önemi ve başarıya etkisi ele alınır. Payot, iradenin sadece kişisel gelişim için değil, aynı zamanda başarıya ulaşmak için de kritik bir faktör olduğunu savunur. İrade gücü yüksek olan bireylerin, zorluklarla daha iyi başa çıktığını, hedeflerine daha kararlı bir şekilde ilerlediğini ve daha başarılı olduklarını belirtir. İradeyi güçlendirmek için disiplinli bir yaşam tarzı benimsemek, düzenli alışkanlıklar oluşturmak ve zamanı etkili bir şekilde yönetmek gerektiğini vurgular.

Son olarak kitapta, iradeyi geliştirmenin uzun vadeli bir süreç olduğu ve sabır gerektirdiği vurgulanır. Payot, iradeyi güçlendirmenin bir gecede gerçekleşmeyeceğini, aksine sürekli çaba ve özveri gerektirdiğini belirtir. İradeyi güçlendirmek için küçük adımlarla başlamak, düzenli olarak pratik yapmak ve pes etmemek gerektiğini vurgular. Kitap, iradesini geliştirmek ve daha başarılı bir yaşam sürmek isteyen herkese ilham verici ve yol gösterici bir kaynaktır.

  • Künye: Jules Payot – İrade Terbiyesi: Azim Gerektiren Uzun Soluklu Akli Bir Çalışma, çeviren: Ayşe Meral, Albaraka Yayınları, inceleme, 248 sayfa, 2025