Yervant Tolayan – Gavroşname (2025)

Yervant Tolayan’ın ‘Gavroşname’ adlı kitabı, 20. yüzyılın başlarında Osmanlı ve Türkiye Ermenilerinin tiyatro ve gazetecilik serüvenini anlatan önemli bir eser. Tolayan, bu kitabında, o dönemde İstanbul’da yaşayan Ermeniler ve Türkler arasındaki ilişkilere, özellikle tiyatrocuların ve gazetecilerin kültürel, sanatsal ve politik yaşamına odaklanıyor. Kitap, yazarın kendi anılarından ve gözlemlerinden oluşuyor ve dönemin sosyokültürel atmosferini canlı bir şekilde yansıtıyor.

Tolayan, kitabında, dönemin tiyatro ve gazetecilik dünyasında yer alan önemli isimleri, olayları ve anekdotları detaylı bir şekilde anlatmaktadır. Kitapta, Mardiros Mınakyan gibi ünlü tiyatrocuların yanı sıra, dönemin gazetecileri ve yazarları da yer almaktadır. Tolayan, bu kişilerin hayatlarını, çalışmalarını ve aralarındaki ilişkileri okuyucuya aktarırken, aynı zamanda dönemin toplumsal ve politik olaylarına da değinmektedir. Kitap, sadece tiyatro ve gazetecilik tarihine değil, aynı zamanda Osmanlı ve Türkiye Ermenilerinin tarihine de ışık tutmaktadır.

‘Gavroşname’, sadece bir anı kitabı değil, aynı zamanda bir dönemin sosyokültürel ve politik panoramasıdır. Tolayan, kitabında, dönemin çokkültürlü yapısını, insanların yaşam tarzlarını, geleneklerini ve inançlarını da anlatmaktadır. Kitap, okuyucuya, o dönemde İstanbul’da yaşayan Ermenilerin ve Türklerin nasıl bir arada yaşadıklarını, neler paylaştıklarını ve neler yaşadıklarını göstermektedir. Bu yönüyle, “Gavroşname”, sadece bir tiyatro ve gazetecilik tarihi kitabı değil, aynı zamanda bir toplumsal tarih kitabıdır.

  • Künye: Yervant Tolayan – Gavroşname: Osmanlı ve Türkiye Ermenilerinin Tiyatro ve Gazetecilik Serüveni, 1900-1935, çeviren: Solina Silahlı, Aras Yayıncılık, anı, 512 sayfa, 2025

Marinos Sariyannis, E. Ekin Tuşalp Atiyas – Osmanlı Siyasal Düşünce Tarihi (2025)

Marinos Sariyannis’in bu kitabı, Osmanlı İmparatorluğu’nun kuruluşundan 19. yüzyılın başlarına kadar geçen süredeki siyasi düşünceyi kapsamlı bir şekilde ele alan önemli bir çalışmadır. ‘Başlangıcından On Dokuzuncu Yüzyılın Başına Kadar Osmanlı Siyasal Düşünce Tarihi’ (‘A History of Ottoman Political Thought up to the Early Nineteenth Century’), bu dönemdeki Osmanlı siyasi düşüncesinin sadece İslam hukuku ve gelenekleriyle sınırlı olmadığını, aynı zamanda Bizans, İran ve Avrupa gibi farklı kültürlerden de etkilendiğini ortaya koyuyor. Kitap, Osmanlı siyasi düşüncesinin gelişimini kronolojik bir sırayla izleyerek, farklı dönemlerdeki düşünürlerin ve eserlerin siyasi düşünceye katkılarını inceler.

Öte yandan E. Ekin Tuşalp Atiyas’ın da bir bölümle katkıda bulunduğu eserde, Osmanlı siyasi düşüncesinin temel kavramları, kurumları ve tartışmaları detaylı bir şekilde ele alınır. Sariyannis, adalet, meşruiyet, egemenlik, hukuk, devlet ve toplum gibi kavramların Osmanlı düşünürleri tarafından nasıl yorumlandığını ve kullanıldığını analiz eder. Ayrıca, Osmanlı siyasi kurumlarının (örneğin, padişahlık, divan, ulema) işleyişi ve bu kurumların siyasi düşünceyle ilişkisi de incelenir. Kitapta, Osmanlı siyasi düşüncesinin farklı dönemlerdeki değişimleri ve dönüşümleri de ele alınır. Özellikle, 18. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu’nun karşılaştığı zorluklar ve bu zorluklara verilen siyasi cevaplar üzerinde durulur. Sariyannis, bu dönemin Osmanlı siyasi düşüncesi için bir dönüm noktası olduğunu ve modernleşme çabalarının başladığını vurgular.

‘Osmanlı Siyasal Düşüncesi’, Osmanlı siyasi düşüncesinin zenginliğini ve çeşitliliğini ortaya koyan önemli bir çalışma. Sariyannis, Osmanlı siyasi düşüncesinin sadece İslam dünyasıyla sınırlı olmadığını, aynı zamanda farklı kültürlerle etkileşim içinde olduğunu gösterir. Bu eser, Osmanlı tarihine ve siyasi düşüncesine ilgi duyan herkes için değerli bir kaynak.

  • Künye: Marinos Sariyannis, E. Ekin Tuşalp Atiyas – Başlangıcından On Dokuzuncu Yüzyılın Başına Kadar Osmanlı Siyasal Düşünce Tarihi, çeviren: Çağda Türkmen, Selenge Yayınları, tarih, 552 sayfa, 2025

Junaid Mubeen – Matematiksel Zekâ (2025)

Junaid Mubeen’in bu kitabı, insan matematiksel zekâsının makinelerden farklı ve üstün yönlerini inceliyor. ‘Matematiksel Zekâ: Neden Yapay Zekâdan Üstünüz?’ (‘Mathematical Intelligence: What We Have that Machines Don’t’), matematiksel zekânın sadece sayısal becerilerden ibaret olmadığını, aynı zamanda problem çözme, yaratıcılık, soyut düşünme ve akıl yürütme gibi bilişsel yetenekleri de kapsadığını savunuyor.

Kitap, makinelerin matematiksel işlemleri hızlı ve doğru bir şekilde yapabildiğini, ancak insanlardaki yaratıcılık, sezgi ve bağlamsal anlayış gibi yeteneklerden yoksun olduğunu vurguluyor. Mubeen, insan ve makine işbirliğinin matematiksel zekânın potansiyelini en üst düzeye çıkarabileceğini öne sürüyor.

İnsanlar problem çözme ve yaratıcılık gibi yetenekleriyle katkıda bulunurken, makineler de veri analizi ve hesaplama gibi görevleri üstlenebilir. Kitapta, matematiksel zekânın eğitim ve pratikle geliştirilebileceği ve matematiksel düşünmeyi teşvik eden çeşitli stratejiler ve yaklaşımlar sunuluyor.

Mubeen, matematiksel zekânın sadece bilim ve teknolojide değil, aynı zamanda günlük yaşamda da önemli bir rol oynadığını gösteriyor.

Kitap, insan matematiksel zekâsının benzersizliğini ve gelecekteki rolünü anlamak isteyen herkes için önemli bir kaynak niteliği taşıyor.

  • Künye: Junaid Mubeen – Matematiksel Zekâ: Neden Yapay Zekâdan Üstünüz?, çeviren: Hakan Aydın, Antre Kitap, bilim, 336 sayfa, 2025

Luciano Floridi – Enformasyon (2025)

Luciano Floridi’nin ‘Enformasyon’ (‘Information: A Very Short Introduction’) adlı kitabı, bilginin doğasını, önemini ve günümüz toplumundaki rolünü ele alan kapsamlı bir incelemedir. Floridi, bu kitabında, bilginin sadece verilerden ibaret olmadığını, aynı zamanda anlam, bağlam ve değer taşıdığını savunuyor.

Floridi, bilginin farklı türlerini ve seviyelerini inceliyor. Ona göre, bilgi, verilerin işlenmesi ve yorumlanmasıyla ortaya çıkar ve bu süreçte bağlam ve anlam önemli bir rol oynar. Floridi, bilginin sadece insanlar tarafından değil, aynı zamanda makineler tarafından da üretilebileceğini ve işlenebileceğini belirtiyor.

Kitapta, bilginin etik boyutları da ele alınıyor. Floridi, bilginin gücünün ve potansiyelinin farkında olmanın önemini vurguluyor. Ona göre, bilgi, hem olumlu hem de olumsuz amaçlar için kullanılabileceği için, bilginin etik kullanımı büyük önem taşıyor. Floridi, bilgi etiği alanında önemli kavramlar ve ilkeler sunuyor.

Floridi, bilginin günümüz toplumundaki rolünü ve önemini tartışıyor. Ona göre, bilgi, günümüz toplumunun temel bir kaynağıdır ve bilginin doğru ve etkili bir şekilde kullanılması, toplumun gelişimi için kritik öneme sahiptir. Floridi, bilgi toplumunun zorluklarına ve fırsatlarına değinerek, bilginin gelecekteki rolüne dair öngörülerde bulunuyor.

  • Künye: Luciano Floridi – Enformasyon, çeviren: Bilal Çölgeçen, İş Kültür Yayınları, inceleme, 160 sayfa, 2025

Özgül Cömert, Sinan Cömert – Dünya Mitolojilerinde Bitkiler (2025)

Mitolojik hikâyeleri sever misiniz?

Yüzyıllardır heykellere, resimlere, tablolara ilham veren mitolojik sahneler, mitoloji sevenlerin gönüllerine taht kurmaya aday bu kitapta bir araya geliyor.

Üstelik içinde yalnız Antik Yunan ve Roma mitolojileri değil, Çin, Hint, Japon mitolojilerinden İskandinav ve Latin Amerika mitolojilerine uzanan birçok hikâye var…

Bu kitaptaki hikâyelerin ortak noktası, bitkilerin dilinden konuşmaları… Defne ağacından nergise, ketenden bambuya, adamotundan üzerliğe, şekerkamışından ters laleye, insanlığın ortak hafızasından süzülen bu mitler, onlarca bitki üzerinden coğrafyalar ve zamanlar arası bir gezinti sunuyor!

Özgül ve Sinan Cömert’in hazırladığı ‘Dünya Mitolojilerinde Bitkiler’, nadide bir dünya mitolojileri derlemesi…

  • Künye: Özgül Cömert, Sinan Cömert – Dünya Mitolojilerinde Bitkiler, Mundi Kitap, mitoloji, 488 sayfa, 2025

Maurizio Gribaudi, Michèle Riot-Sarcey – 1848: Unutulmuş Devrim (2025)

Maurizio Gribaudi ve Michèle Riot-Sarcey’nin ‘1848: Unutulmuş Devrim’ (‘La Révolution Oubliée’) adlı kitabı, 1848 Fransız Devrimi’ni geleneksel tarih yazımının ötesine geçerek yeniden ele alan bir eserdir. Yazarlar, bu kitapta, devrimin sadece siyasi bir olay olmadığını, aynı zamanda toplumsal ve kültürel bir dönüşüm süreci olduğunu savunuyorlar.

Kitapta, 1848 Devrimi’nin farklı boyutları ele alınıyor. Yazarlar, devrimin nedenlerini, aktörlerini, olaylarını ve sonuçlarını inceliyorlar. Ancak, geleneksel tarih yazımından farklı olarak, devrimin sadece Paris’teki olaylarla sınırlı olmadığını, taşradaki ve işçi sınıfı arasındaki hareketleri de inceliyorlar. Ayrıca, devrimin sadece erkeklerin değil, kadınların da katılımıyla gerçekleştiğini ve kadınların devrimdeki rollerini vurguluyorlar.

Yazarlar, 1848 Devrimi’nin sadece bir başarısızlık olarak görülmemesi gerektiğini, aynı zamanda toplumsal ve siyasi değişim için bir potansiyel taşıdığını da öne sürüyorlar. Devrimin, işçi sınıfının ve kadınların hakları için mücadele etme bilincini artırdığını ve gelecekteki toplumsal hareketlere ilham verdiğini savunuyorlar. Kitap, 1848 Devrimi’nin sadece geçmişte kalmış bir olay olmadığını, aynı zamanda günümüzdeki toplumsal ve siyasi mücadeleler için de bir ders olduğunu gösteriyor.

  • Künye: Maurizio Gribaudi, Michèle Riot-Sarcey – 1848: Unutulmuş Devrim, çeviren: Beyza Başer, Ayrıntı Yayınları, tarih, 192 sayfa, 2025

Kevin Crossley-Holland – Renkli İskandinav Mitleri (2025)

Kevin Crossley-Holland’ın ‘Renkli İskandinav Mitleri’ (‘Norse Myths: Tales of Odin, Thor and Loki’) adlı kitabı, İskandinav mitolojisinin en önemli tanrıları olan Odin, Thor ve Loki’nin hikayelerini anlatan kapsamlı bir derlemedir. Kitap, İskandinav mitolojisinin temel unsurlarını ve karakterlerini tanıtarak, bu zengin mitolojik evrenin derinliklerine bir yolculuk sunuyor.

Kitapta, Odin’in bilgelik arayışı, Thor’un devlerle mücadelesi ve Loki’nin kurnaz oyunları gibi klasik İskandinav mitleri detaylı bir şekilde anlatılıyor. Ayrıca, Yggdrasil ağacı, Ragnarok (dünyanın sonu) ve diğer önemli mitolojik kavramlar da ele alınıyor. Crossley-Holland, mitleri akıcı ve anlaşılır bir dille anlatarak, okuyucuların İskandinav mitolojisinin karmaşık dünyasını kolayca anlamalarını sağlıyor.

Kitap, İskandinav mitolojisine ilgi duyan her yaştan okuyucu için uygun bir kaynak. Mitlerin sadece eğlenceli hikayeler olmadığını, aynı zamanda İskandinav kültürünün ve dünya görüşünün önemli bir yansıması olduğunu vurguluyor. Crossley-Holland, mitleri tarihi ve kültürel bağlamlarına yerleştirerek, okuyucuların İskandinav mitolojisinin derinliğini ve zenginliğini keşfetmelerine yardımcı oluyor.

  • Künye: Kevin Crossley-Holland – Renkli İskandinav Mitleri, çeviren: Ekin Duru, Say Yayınları, mitoloji, 232 sayfa, 2025

Aylmer Hunter-Weston – Taarruz ve Ölüm (2025)

Birinci Dünya Savaşı’nın en kanlı cephelerinden biri olan Çanakkale’de, İngiliz 8. Kolordu Komutanı Korgeneral Aylmer Hunter-Weston’ın ‘Taarruz ve Ölüm’ (‘Private War Diary, Dardanelles’) adlı kitabı, Aylmer Hunter-Weston’ın savaş sırasındaki kişisel notlarını ve gözlemlerini içeriyor. Türkçede ilk kez yayımlanan günlükler, Hunter-Weston’ın savaşın gidişatına dair aldığı kritik kararları, stratejik düşüncelerini ve cephedeki zorlu koşulları ilk elden aktarıyor.

Günlükte, Hunter-Weston’ın Çanakkale’ye gelişinden itibaren cephedeki durumu değerlendirmesi, birliklerinin hareketleri, yapılan taarruzlar ve karşılaşılan zorluklar detaylı bir şekilde anlatılıyor. Hunter-Weston, Osmanlı ordusunun direncini, cephedeki coğrafi zorlukları ve ikmal sorunlarını açıkça ifade ediyor. Ayrıca, savaşın siyasi boyutlarına, İtilaf Devletleri arasındaki iş birliğine ve kendi komutanlarıyla olan ilişkilerine de değiniyor.

Günlük, Çanakkale Savaşı’nın sadece askeri bir mücadele olmadığını, aynı zamanda insan psikolojisinin, liderlik becerilerinin ve stratejik düşüncenin de sınandığı bir arena olduğunu gösteriyor. Hunter-Weston’ın notları, savaşın acımasızlığını, askerlerin yaşadığı zorlukları ve cephedeki belirsizliği gözler önüne seriyor. Günlük, Çanakkale Savaşı’na dair önemli bir tarihi belge niteliği taşıyor ve savaşın farklı bir perspektiften anlaşılmasına katkıda bulunuyor.

Kitap, Hunter-Weston’ın savaş sonrası Çanakkale Komisyonu’na verdiği ifade tutanakları da ilk kez gün yüzüne çıkıyor.

  • Künye: Aylmer Hunter-Weston – Taarruz ve Ölüm: Bir İngiliz Komutanının Çanakkale Savaşı Günlüğü, çeviren: Mehmet Kıbıl, Kronik Kitap, tarih, 256 sayfa, 2025

Kolektif – Sapkınlık ve Toplumsal İlişkiler (2025)

Slavoj Žižek, Molly Anne Rothenberg ve Dennis A. Foster’ın ‘Sapkınlık ve Toplumsal İlişkiler’ (‘Perversion and the Social Relatation’) adlı kitabı, sapkınlığın toplumsal ve psişik boyutlarını Lacancı psikanaliz, Marksist eleştiri ve queer teori perspektiflerinden inceleyen bir eserdir. Kitap, sapkınlığın sadece bireysel bir patoloji olmadığını, aynı zamanda toplumsal ve kültürel bir fenomen olduğunu savunuyor. Yazarlar, sapkınlığın, toplumsal normlara ve ideolojilere meydan okuyarak, toplumsal düzenin ve iktidar ilişkilerinin işleyişini açığa çıkardığını öne sürüyorlar.

Kitapta, sapkınlığın farklı biçimleri ve tezahürleri ele alınıyor. Yazarlar, fetişizm, sadomazoşizm, teşhircilik ve röntgencilik gibi sapkınlık türlerini, toplumsal ve psişik bağlamlarda inceliyorlar. Sapkınlığın, arzu, kimlik, cinsellik ve güç gibi temel kavramlarla ilişkisi tartışılıyor. Kitap, sapkınlığın sadece bir “sapma” olmadığını, aynı zamanda toplumsal ve kültürel normların inşasında ve sürdürülmesinde önemli bir rol oynadığını gösteriyor.

Yazarlar, sapkınlığın, toplumsal ve siyasi değişim için bir potansiyel taşıdığını da öne sürüyorlar. Sapkınlığın, toplumsal normlara ve ideolojilere meydan okuyarak, yeni düşünme ve eylem biçimlerinin ortaya çıkmasına katkıda bulunabileceği savunuluyor. Kitap, sapkınlığın, toplumsal ve siyasi eleştiri için bir araç olarak kullanılabileceğini gösteriyor.

  • Künye: Kolektif – Sapkınlık ve Toplumsal İlişkiler, derleyen: Slavoj Žižek, Molly Anne Rothenberg, Dennis A. Foster, çeviren: Aslı Önal, Axis Yayınları, psikanaliz, 336 sayfa, 2025

Başar Eryöner – Gelibolu’da Bir Yıl (2025)

Sonuçlarıyla sadece kendi coğrafyasını değil, dünya tarihini de etkilemiş Çanakkale muharebelerinin 110. yıldönümü. İtilaf Devletleri o güne değin toplanmış en büyük armadayla Çanakkale Boğazı’nı geçerek İstanbul’u düşürüp hem nefesi kesilmekte olan Rusya’ya yardım sağlamak hem de doğuda yeni bir cephe daha açarak Almanya’yı sıkıştırmak istiyordu.

1915 Şubat ayında denizden bombardımanlarla açılan Çanakkale cephesi, Ocak 1916’da son İtilaf kuvvetleri askerinin de çekilmesiyle yaklaşık bir yıl sürdü.

Başar Eryöner, ‘Gelibolu’da Bir Yıl’ adıyla hazırladığı bu albümde, Osmanlı ordusunun seferberlik faaliyetlerinden başlayarak, deniz muharebeleri, çıkarma harekâtı, kara muharebeleri, tahliye, mütareke günleri ve işgal dönemiyle savaş propagandasına dair fotoğraf ve efemeralardan oluşan, bir kısmı şimdiye kadar görülmemiş veya nadir rastlanabilecek görsel malzemeyi bir araya getirerek Çanakkale zaferinin görsel tarihine sıra dışı bir katkı sunuyor.

  • Künye: Başar Eryöner – Gelibolu’da Bir Yıl: Fotoğraflar, Kartpostallar ve Propaganda Kartlarında Çanakkale Muharebeleri, İş Kültür Yayınları, tarih, 248 sayfa, 2025