Kevin Crossley-Holland – Renkli İskandinav Mitleri (2025)

Kevin Crossley-Holland’ın ‘Renkli İskandinav Mitleri’ (‘Norse Myths: Tales of Odin, Thor and Loki’) adlı kitabı, İskandinav mitolojisinin en önemli tanrıları olan Odin, Thor ve Loki’nin hikayelerini anlatan kapsamlı bir derlemedir. Kitap, İskandinav mitolojisinin temel unsurlarını ve karakterlerini tanıtarak, bu zengin mitolojik evrenin derinliklerine bir yolculuk sunuyor.

Kitapta, Odin’in bilgelik arayışı, Thor’un devlerle mücadelesi ve Loki’nin kurnaz oyunları gibi klasik İskandinav mitleri detaylı bir şekilde anlatılıyor. Ayrıca, Yggdrasil ağacı, Ragnarok (dünyanın sonu) ve diğer önemli mitolojik kavramlar da ele alınıyor. Crossley-Holland, mitleri akıcı ve anlaşılır bir dille anlatarak, okuyucuların İskandinav mitolojisinin karmaşık dünyasını kolayca anlamalarını sağlıyor.

Kitap, İskandinav mitolojisine ilgi duyan her yaştan okuyucu için uygun bir kaynak. Mitlerin sadece eğlenceli hikayeler olmadığını, aynı zamanda İskandinav kültürünün ve dünya görüşünün önemli bir yansıması olduğunu vurguluyor. Crossley-Holland, mitleri tarihi ve kültürel bağlamlarına yerleştirerek, okuyucuların İskandinav mitolojisinin derinliğini ve zenginliğini keşfetmelerine yardımcı oluyor.

  • Künye: Kevin Crossley-Holland – Renkli İskandinav Mitleri, çeviren: Ekin Duru, Say Yayınları, mitoloji, 232 sayfa, 2025

Aylmer Hunter-Weston – Taarruz ve Ölüm (2025)

Birinci Dünya Savaşı’nın en kanlı cephelerinden biri olan Çanakkale’de, İngiliz 8. Kolordu Komutanı Korgeneral Aylmer Hunter-Weston’ın ‘Taarruz ve Ölüm’ (‘Private War Diary, Dardanelles’) adlı kitabı, Aylmer Hunter-Weston’ın savaş sırasındaki kişisel notlarını ve gözlemlerini içeriyor. Türkçede ilk kez yayımlanan günlükler, Hunter-Weston’ın savaşın gidişatına dair aldığı kritik kararları, stratejik düşüncelerini ve cephedeki zorlu koşulları ilk elden aktarıyor.

Günlükte, Hunter-Weston’ın Çanakkale’ye gelişinden itibaren cephedeki durumu değerlendirmesi, birliklerinin hareketleri, yapılan taarruzlar ve karşılaşılan zorluklar detaylı bir şekilde anlatılıyor. Hunter-Weston, Osmanlı ordusunun direncini, cephedeki coğrafi zorlukları ve ikmal sorunlarını açıkça ifade ediyor. Ayrıca, savaşın siyasi boyutlarına, İtilaf Devletleri arasındaki iş birliğine ve kendi komutanlarıyla olan ilişkilerine de değiniyor.

Günlük, Çanakkale Savaşı’nın sadece askeri bir mücadele olmadığını, aynı zamanda insan psikolojisinin, liderlik becerilerinin ve stratejik düşüncenin de sınandığı bir arena olduğunu gösteriyor. Hunter-Weston’ın notları, savaşın acımasızlığını, askerlerin yaşadığı zorlukları ve cephedeki belirsizliği gözler önüne seriyor. Günlük, Çanakkale Savaşı’na dair önemli bir tarihi belge niteliği taşıyor ve savaşın farklı bir perspektiften anlaşılmasına katkıda bulunuyor.

Kitap, Hunter-Weston’ın savaş sonrası Çanakkale Komisyonu’na verdiği ifade tutanakları da ilk kez gün yüzüne çıkıyor.

  • Künye: Aylmer Hunter-Weston – Taarruz ve Ölüm: Bir İngiliz Komutanının Çanakkale Savaşı Günlüğü, çeviren: Mehmet Kıbıl, Kronik Kitap, tarih, 256 sayfa, 2025

Kolektif – Sapkınlık ve Toplumsal İlişkiler (2025)

Slavoj Žižek, Molly Anne Rothenberg ve Dennis A. Foster’ın ‘Sapkınlık ve Toplumsal İlişkiler’ (‘Perversion and the Social Relatation’) adlı kitabı, sapkınlığın toplumsal ve psişik boyutlarını Lacancı psikanaliz, Marksist eleştiri ve queer teori perspektiflerinden inceleyen bir eserdir. Kitap, sapkınlığın sadece bireysel bir patoloji olmadığını, aynı zamanda toplumsal ve kültürel bir fenomen olduğunu savunuyor. Yazarlar, sapkınlığın, toplumsal normlara ve ideolojilere meydan okuyarak, toplumsal düzenin ve iktidar ilişkilerinin işleyişini açığa çıkardığını öne sürüyorlar.

Kitapta, sapkınlığın farklı biçimleri ve tezahürleri ele alınıyor. Yazarlar, fetişizm, sadomazoşizm, teşhircilik ve röntgencilik gibi sapkınlık türlerini, toplumsal ve psişik bağlamlarda inceliyorlar. Sapkınlığın, arzu, kimlik, cinsellik ve güç gibi temel kavramlarla ilişkisi tartışılıyor. Kitap, sapkınlığın sadece bir “sapma” olmadığını, aynı zamanda toplumsal ve kültürel normların inşasında ve sürdürülmesinde önemli bir rol oynadığını gösteriyor.

Yazarlar, sapkınlığın, toplumsal ve siyasi değişim için bir potansiyel taşıdığını da öne sürüyorlar. Sapkınlığın, toplumsal normlara ve ideolojilere meydan okuyarak, yeni düşünme ve eylem biçimlerinin ortaya çıkmasına katkıda bulunabileceği savunuluyor. Kitap, sapkınlığın, toplumsal ve siyasi eleştiri için bir araç olarak kullanılabileceğini gösteriyor.

  • Künye: Kolektif – Sapkınlık ve Toplumsal İlişkiler, derleyen: Slavoj Žižek, Molly Anne Rothenberg, Dennis A. Foster, çeviren: Aslı Önal, Axis Yayınları, psikanaliz, 336 sayfa, 2025

Başar Eryöner – Gelibolu’da Bir Yıl (2025)

Sonuçlarıyla sadece kendi coğrafyasını değil, dünya tarihini de etkilemiş Çanakkale muharebelerinin 110. yıldönümü. İtilaf Devletleri o güne değin toplanmış en büyük armadayla Çanakkale Boğazı’nı geçerek İstanbul’u düşürüp hem nefesi kesilmekte olan Rusya’ya yardım sağlamak hem de doğuda yeni bir cephe daha açarak Almanya’yı sıkıştırmak istiyordu.

1915 Şubat ayında denizden bombardımanlarla açılan Çanakkale cephesi, Ocak 1916’da son İtilaf kuvvetleri askerinin de çekilmesiyle yaklaşık bir yıl sürdü.

Başar Eryöner, ‘Gelibolu’da Bir Yıl’ adıyla hazırladığı bu albümde, Osmanlı ordusunun seferberlik faaliyetlerinden başlayarak, deniz muharebeleri, çıkarma harekâtı, kara muharebeleri, tahliye, mütareke günleri ve işgal dönemiyle savaş propagandasına dair fotoğraf ve efemeralardan oluşan, bir kısmı şimdiye kadar görülmemiş veya nadir rastlanabilecek görsel malzemeyi bir araya getirerek Çanakkale zaferinin görsel tarihine sıra dışı bir katkı sunuyor.

  • Künye: Başar Eryöner – Gelibolu’da Bir Yıl: Fotoğraflar, Kartpostallar ve Propaganda Kartlarında Çanakkale Muharebeleri, İş Kültür Yayınları, tarih, 248 sayfa, 2025

Todd McGowan – Keyif: Sol ve Sağ (2025)

Todd McGowan’ın ‘Keyif: Sol ve Sağ’ (‘Enjoyment: Left & Right’) adlı kitabı, siyasi yelpazenin sol ve sağ kanatlarının keyif kavramına yaklaşımlarını Lacancı psikanaliz perspektifinden inceleyen bir eserdir. McGowan, bu kitabında, sol ve sağ siyasetin keyif kavramını nasıl farklı şekillerde ele aldığını ve bu farklılıkların siyasi pratiklere nasıl yansıdığını analiz ediyor.

McGowan, sağ siyasetin keyif kavramını genellikle yasaklarla ve sınırlamalarla ilişkilendirdiğini, sol siyasetin ise keyfi özgürleşme ve serbest bırakma ile ilişkilendirdiğini öne sürüyor. Ancak, McGowan’a göre, her iki yaklaşım da keyif kavramını eksik ve yanlış bir şekilde ele alıyor. Ona göre, gerçek keyif, yasakların ve sınırlamaların ötesinde, bilinçdışı arzuların tatminiyle ilgilidir.

McGowan, Lacancı psikanalizin keyif kavramını, siyasi pratiklere nasıl uygulayabileceğini göstererek, sol ve sağ siyasetin keyif kavramına yaklaşımlarını eleştiriyor. Kitap, okuyucuları, siyasi pratiklerin bilinçdışı boyutlarını düşünmeye ve keyif kavramını yeniden değerlendirmeye davet ediyor.

  • Künye: Todd McGowan – Keyif: Sol ve Sağ, çeviren: Erkal Ünal, Axis Yayınları, inceleme, 191 sayfa, 2025

Patrick J. Casement – Hatalarımızdan Öğrenmek (2025)

Patrick J. Casement’in bu kitabı, psikanaliz ve psikoterapi alanında dogmatik yaklaşımların ötesine geçmeyi ve hatalardan öğrenmenin önemini vurgulayan bir eserdir. ‘Hatalarımızdan Öğrenmek: Psikanaliz ve Psikoterapide Dogmanın Ötesi’ (‘Learning from Our Mistakes: Beyond Dogma in Psychoanalysis and Psychotherapy’) adlı kitabı, terapistlerin ve analistlerin hata yapmaktan korkmamaları gerektiğini, aksine hataların terapötik süreçte değerli bir öğrenme fırsatı sunduğunu savunuyor. Kitap, terapistlerin kendi hatalarını kabul etmelerinin ve hastalarıyla bu hatalar üzerine açıkça konuşmalarının, terapötik ilişkinin derinleşmesine ve hastaların iyileşme sürecine katkıda bulunduğunu öne sürüyor.

Casement, terapistlerin ve analistlerin, kendi kişisel deneyimlerinden ve hatalarından ders çıkararak, hastalarına daha etkili bir şekilde yardımcı olabileceklerini belirtiyor. Kitapta, terapistlerin kendi önyargılarını ve sınırlılıklarını fark etmelerinin, hastalarıyla daha empatik ve anlayışlı bir ilişki kurmalarına yardımcı olacağı vurgulanıyor. Casement, terapistlerin ve analistlerin, hastalarının deneyimlerine ve duygularına daha açık ve esnek bir şekilde yaklaşmalarının, terapötik sürecin başarısı için kritik olduğunu savunuyor. Kitap, terapistlerin ve analistlerin, hastalarının dünyasına girmek ve onların deneyimlerini anlamak için kendi iç dünyalarını keşfetmeleri gerektiğini öne sürüyor.

Casement, terapistlerin ve analistlerin, hastalarının direncine ve savunmalarına saygı duymalarının, terapötik sürecin güvenli ve etkili bir şekilde ilerlemesi için önemli olduğunu belirtiyor. Kitapta, terapistlerin ve analistlerin, hastalarının kendi hızlarında ilerlemelerine izin vermelerinin ve onları zorlamamalarının, terapötik ilişkinin sağlıklı bir şekilde gelişmesine katkıda bulunacağı vurgulanıyor. Casement, terapistlerin ve analistlerin, hastalarının kendi iç kaynaklarını keşfetmelerine ve kendi çözümlerini bulmalarına yardımcı olmalarının, terapötik sürecin nihai hedefi olduğunu savunuyor.

Kitap, terapistlerin ve analistlerin, hastalarına kendi yaşamlarının kontrolünü ellerine almaları için ilham vermelerinin, terapötik sürecin kalıcı bir etki yaratmasına yardımcı olacağını öne sürüyor.

  • Künye: Patrick J. Casement – Hatalarımızdan Öğrenmek: Psikanaliz ve Psikoterapide Dogmanın Ötesi, çeviren: Elif Kayurtar, Okuyanus Yayınları, psikanaliz, 248 sayfa, 2025

G. H. Hardy – Bir Matematikçinin Savunması (2025)

Hardy matematiğin doğasını, değerini ve güzelliğini savunan, aynı zamanda bir matematikçinin yaşamına ve motivasyonlarına dair kişisel bir bakış sunan bir kitapla karşımızda. ‘Bir Matematikçinin Savunması’ (‘A Mathematician’s Apology’) matematiğin sadece pratik uygulamalarıyla değil, aynı zamanda estetik ve entelektüel değeriyle de ilgilenenlere hitap ettiğini gösteriyor. G. H. Hardy, matematiğin en saf ve en güzel formlarının, herhangi bir pratik uygulaması olmasa bile, kendi içinde değerli olduğunu savunuyor. Ona göre, gerçek matematik, tıpkı sanat gibi, kendi içinde bir amaçtır ve güzellik, zarafet ve derinlikle karakterize edilir.

Hardy, matematiğin sadece genç zihinler için uygun olduğunu ve yaşlandıkça yaratıcılığın azaldığını belirtiyor. Bu nedenle, eserini yazdığı dönemde, artık büyük keşifler yapamayacağına inandığı için, matematiğe olan sevgisini ve bağlılığını ifade etmek istiyor. Hardy, matematiğin, satranç veya şiir gibi, insan zihninin en yüksek başarılarından biri olduğunu ve bu nedenle, yaşamının büyük bir bölümünü bu alana adamış olmaktan dolayı pişmanlık duymadığını ifade ediyor.

Hardy’nin eseri, matematiğin sadece bir araç olmadığını, aynı zamanda bir sanat formu olduğunu savunan bir tutku beyanıdır. Hardy, matematiğin estetik değerini, entelektüel derinliğini ve insan zihninin yaratıcılığını kutluyor. Eser, matematiğe ilgi duyan veya bu alanda kariyer yapmayı düşünen herkes için ilham verici bir okuma sunuyor.

  • Künye: G. H. Hardy – Bir Matematikçinin Savunması, çeviren: Mukadder Şahin, Say Yayınları, bilim, 104 sayfa, 2025

Paul Strathern – Borgialar (2025)

Paul Strathern’in bu kitabı, Rönesans İtalya’sının en tartışmalı ailelerinden biri olan Borgia ailesinin yükselişini ve düşüşünü detaylı bir şekilde ele alıyor. ‘Borgialar: Tarihin En Kötü Şöhretli Ailesi’ (‘The Borgias’), ailenin siyasi entrikalarını, skandallarını ve Rönesans dönemindeki etkilerini inceliyor. Strathern, Borgia ailesinin kökenlerinden başlayarak, Rodrigo Borgia’nın Papa VI. Alexander olarak seçilmesine ve ailesinin Vatikan’daki gücünü artırmasına kadar olan süreci anlatıyor. Papa VI. Alexander’ın liderliğinde, Borgia ailesi, siyasi manevralar, evlilik ittifakları ve hatta cinayet gibi yöntemlerle İtalya’daki etkilerini genişletiyor.

Kitap, ailenin en dikkat çekici üyelerinden Cesare ve Lucrezia Borgia’nın hayatlarına da odaklanıyor. Cesare Borgia’nın askeri dehası ve siyasi hırsları, onu dönemin en güçlü figürlerinden biri haline getirirken, Lucrezia Borgia’nın evlilikleri ve sosyal konumu, ailenin siyasi stratejilerinin bir parçası olarak kullanılıyor. Strathern, Borgia ailesinin iktidar hırsının ve acımasız yöntemlerinin, onları hem hayranlık uyandıran hem de korkulan bir aile yaptığını vurguluyor. Ancak, ailenin yükselişi kadar düşüşü de hızlı oluyor. Papa VI. Alexander’ın ölümü ve Cesare Borgia’nın siyasi hataları, ailenin Vatikan’daki gücünü kaybetmesine neden oluyor.

Kitap, Borgia ailesinin Rönesans İtalya’sındaki etkisini ve mirasını değerlendirerek sona eriyor.

Strathern, ailenin siyasi entrikalarının ve skandallarının, onları tarihin en tartışmalı ailelerinden biri yaptığını belirtiyor.

  • Künye: Paul Strathern – Borgialar: Tarihin En Kötü Şöhretli Ailesi, çeviren: Gökçen İleri, Kronik Kitap, tarih, 416 sayfa, 2025

Pascal Engel – Sisler Dağılırken (2025)

Bu kitap, analitik ve kıta felsefesi geleneklerine mensup düşünürlerin bir hafta süren yüz yüze tartışmalarını içeriyor. Tartışmanın temel amacı, her iki tarafın da kendi felsefelerine ilişkin önyargıları aşarak karşılıklı yanlış anlamaları gidermesi ve bilgi eksiklerini tamamlaması. Tartışmaların ortaya koyduğu en çarpıcı sonuçlardan biri, analitik felsefenin katı başlangıç noktalarından uzaklaşıp kıta felsefesine daha ılımlı yaklaşmaya başlaması. Artık analitik filozoflar, metafizik de dahil olmak üzere kıta felsefesinin ele aldığı pek çok konuyu kendi metodolojleriyle inceliyor.

Bu felsefi barışın kalıcı olması için en önemli adım, her iki geleneğin de birbirlerinin eserlerine daha yoğun bir şekilde yönelmesi ve ortak problemlere birlikte çözümler üretmesi. Kitap, sisleri dağıtarak yeni bir felsefi panorama betimi yapmaktadır.

‘Analitik Felsefeye Giriş: Sisler Dağılırken’, analitik felsefenin temel meselelerini, önde gelen filozoflarını ve ana tartışmalarını keşfetmek isteyenler için kapsamlı bir rehber sunuyor. Açık ve sistematik anlatımıyla bu disipline ilgi duyan herkes için güçlü bir başlangıç noktası sağlıyor.

Felsefi tartışmaların derinliklerine inmeye hazır mısınız?

  • Künye: Pascal Engel – Sisler Dağılırken: Analitik Felsefeye Giriş, çeviren: Zeki Özcan, Albaraka Yayınları, felsefe, 326 sayfa, 2025

Bronislaw Malinowski, Robert Briffault – Dünden Bugüne Evlilik (2025)

Bu kitap, antropoloji alanındaki iki önemli figür olan Bronislaw Malinowski ve Robert Briffault arasındaki bir fikir ayrılığını yakalayan önemli bir antropolojik eserdir. ‘Dünden Bugüne Evlilik’ (‘Marriage: Past and Present. A Debate Between Robert Briffault and Bronislaw Malinowski’), evliliğin doğası ve kökenleri hakkında bir tartışma sunar. Anlaşmazlıkları, özellikle “ilkel” toplumlarda evliliğin evrensel bir kurum olup olmadığı sorusu üzerine odaklanır.

Bronislaw Malinowski çekirdek ailenin evrenselliğini ve babanın çocuk yetiştirmedeki önemini vurguladı. Evliliğin tüm insan toplumlarında bulunan temel bir kurum olduğunu, ebeveynliği meşrulaştırmaya ve aileyi istikrarlı bir sosyal birim olarak kurmaya hizmet ettiğini savundu. Trobriand adalarındaki saha çalışması teorilerini büyük ölçüde etkiledi. Robert Briffault ise en eski insan toplumlarının ana soylu olduğunu ve anne-çocuk bağının temel sosyal birim olduğunu savundu. Babanın rolünün başlangıçta marjinal olduğuna ve resmi bir kurum olarak evliliğin nispeten geç geliştiğine inanıyordu. “Anneler” adlı eseri teorilerinin köşe taşıdır.

Tartışma, antropolojide evliliğin kökenleri ve işlevleri hakkındaki farklı teorik bakış açılarını vurgular. Farklı kültürlerde aile, akrabalık ve sosyal organizasyonun doğası hakkında önemli soruları gündeme getirir. Eser, insan sosyal davranışı hakkında temel konuları ele aldığı için bugün hala geçerliliğini koruyor. O dönemde antropolojik alandaki düşünce değişimini gösteriyor.

Özetle, kitap, insan sosyal yaşamının temel bir yönü hakkında iki etkili bilim insanının zıt görüşler sunduğu antropolojik düşüncede çok önemli bir anı yakalar.

Kitap, Türkiye’de ilk kez yayımlanıyor.

  • Künye: Bronislaw Malinowski, Robert Briffault – Dünden Bugüne Evlilik, çeviren: Gökhan Aydın, Kabalcı Yayınları, antropoloji, 96 sayfa, 2025