Selami Varlık – Paul Ricoeur’de Temellük ve Tahayyül (2021)

Paul Ricoeur felsefesi üzerine sıkı bir inceleme.

Selami Varlık, özellikle Ricoeur’ün hermeneutiğini merkeze alarak bir felsefe metninin okurun dünyasına nasıl indiğini, daha da önemlisi okurun bu metni ne şekilde kendine mal ettiğini tartışıyor.

Çalışma, temelde, “Geçmiş bir döneme ait olan ve bugünün dünyasından kopuk gözüken bir felsefe metni meşru bir şekilde nasıl sahiplenilir?” ve “Bir metnin ‘nesnel’ olarak yorumlanması mümkün müdür, yoksa okur her zaman, üstelik de etkin bir şekilde araya mı girer?” sorularına yanıt arıyor.

Varlık, bu soruların yanıtını da Ricoeur’ün hermeneutiğini işe koşarak yanıtlıyor.

Ricoeur için bir metnin temellük edilmesi, yani okurun onu kendine mal etmesi, tarihsel mesafenin kapatılması sayesinde anlamın, doğrudan okurun dünyasına hitap etmesidir. Düşünür, bir yandan aşırı yorum riskine karşı okuru dönüştüren bir temellük kuramı geliştirirken, diğer yandan okurun dünyasını dışlamamak için semantik yenileşim imkânı sunar.

Her iki durumda da değişimin aracı, tahayyüldür.

Selami Varlık da, Ricoeur’ün felsefi dizgesinde yukarıda özetlenen çıkarsamanın nasıl işlediğini adım adım izliyor, bununla da yetinmeyerek bir felsefeci olarak Ricoeur metinlerini temellük ederek yeni anlam arayışlarına açılıyor.

Künye: Selami Varlık – Paul Ricoeur’de Temellük ve Tahayyül: Yorumlamanın Katettiği Hermeneutik Yay, Alfa Yayınları, felsefe, 352 sayfa, 2021

Kolektif – Bedenin Tarihi (2021)

Bedenin tarihini Rönesans’tan günümüze kadar izleyen, eşi benzeri olmayan bir çalışma.

3 ciltlik 1760 sayfalık bu devasa külliyat, yepyeni baskısıyla raflardaki yerini aldı.

Farklı yazarların katkıda bulunduğu çalışmanın ilk cildinde, Ortaçağ boyunca Kilise baskısı altında şekillenen bedenin Rönesans ile Aydınlanma arasındaki zaman diliminde uğradığı dönüşümler inceleniyor.

‘Fransız Devrimi’nden Büyük Savaş’a’ başlığını taşıyan ikinci cilt, 19. yüzyıldaki yeni tıbbi buluşlar ve hastalıklar eşliğinde, Hıristiyan geleneğinden yakasını kurtarmaya çalışan bir beden kavramının işkence (Fransız Devrimi ve sonrasında yaşananlar), haz (erotik yazının kışkırttığı resimler), temizlik (bedenin suyla ilişkisi) ve spor (bedene biçim verme arzusu) bağlamlarında yaşadığı dönüşümleri irdeliyor.

Çalışmanın ‘Bakıştaki Değişim: 20. Yüzyıl’ başlıklı son cildi ise, 20. yüzyılda modern tıbbın ve görsel sanatların giderek fetişleştirdiği beden algısının ve yeni şiddet çağının beden üstündeki yıkımlarının izlerini sürüyor.

  • Künye: Kolektif – Bedenin Tarihi, hazırlayan: Alain Corbin, Jean-Jacques-Courtine ve Georges Vigarello, çeviren: Saadet Özen ve Orçun Türkay, Alfa Yayınları, tarih, 3 Cilt, 1760 sayfa, 2021

Kolektif – Antik Roma (2021)

Umberto Eco’nun editörlüğünü yaptığı bu şaheser, tarih sahnesinde bin yılı aşkın süre var olmayı başarmış Roma İmparatorluğu’nun hikâyesini anlatıyor.

1108 sayfalık dev yapıt, konuyu tarih, toplum, antropoloji, hukuk, edebiyat, sanat, felsefe, mit, din, bilim ve teknik, tıp, astronomi ve müzik gibi farklı çerçevelerden irdeliyor.

Küçük bir köy olarak kurulan ve yüzyıllar içinde tüm Akdeniz dünyasına egemen olan Roma, çok uzun bir süre Britanya’dan Mısır’a, Kuzey Avrupa’dan Kuzey Afrika’ya uzanan devasa coğrafyayı ve farklı milletleri hâkimiyeti altında birleştirdi.

Roma’nın tarihte ve insanlığın zihninde bıraktığı izler halen günümüz insanını etkilemeye ve günümüz dünyasını şekillendirmeye devam ediyor.

İşte alanında tanınan araştırmacılar tarafından hazırlanmış bu ansiklopedik kaynak da, Türkçe literatürdeki en kapsamlı çalışma ve bu yönüyle Roma İmparatorluğu tarihini merak edenler için rehber nitelikte bir eser.

  • Künye: Kolektif – Antik Roma, editör: Umberto Eco, çeviren: Leyla Tonguç Basmacı, Alfa Yayınları, tarih, 1108 sayfa, 2021

Charles Darwin – İnsanda ve Hayvanlarda Duyguların İfade Edilmesi (2021)

Charles Darwin’in evrim kuramında eksik olan tek nokta duygulardı.

İşte Darwin’in son büyük eseri olan eldeki çalışma da, tam da insan ve hayvan duygularına odaklanmasıyla hazine değerinde bir yapıt.

Darwin, önceki eserlerinde insanların diğer hayvanlardan kategorik olarak farklı olmadığını ve dünya üzerindeki bütün canlıların ortak bir atadan geldiğini ispatlamıştı.

Bu eserinde ise, insanlar ve hayvanlarda duyguların nasıl ortaklıklar gösterdiğini analiz ederek hayvan davranışlarını inceleyen bir bilim dalı olan etolojinin de temellerini atmış olur.

Darwin’in ölümünün üzerinden yüz yıldan fazla zaman geçti.

Fakat bugün de, onun parmak ısırtan çıkarımlarla dolu ifadelerini tam olarak hazmedebilmiş değiliz.

Hiçbir bilimsel devrim daha önceki alışkanlıklarımızı ve kanaatlerimizi değiştirme açısından Darwin’in buluşuyla karşılaştırılamaz.

İşte bu kitap da, bu gerçeği bir kez daha ortaya koymasıyla çok önemli ve değerli.

  • Künye: Charles Darwin – İnsanda ve Hayvanlarda Duyguların İfade Edilmesi, çeviren: Bahar Kılıç, Alfa Yayınları, bilim, 360 sayfa, 2021

Jaak Panksepp ve Lucy Biven – Zihnin Arkeolojisi (2021)

‘Zihnin Arkeolojisi’, evrimin mirası olan temel duygulara odaklanan harika bir çalışma.

Jaak Panksepp ve Lucy Biven’in 740 sayfalık kitabı, hayvan zihni ile insan zihni arasındaki sürekliliği çarpıcı biçimde ortaya koymasıyla da dikkat çekiyor.

Yazarlar, bu kitaba zemin oluşturacak çalışmalarına, temelde insan duyguları ve duyguların, özellikle de klinik bozukluklardaki rahatsızlıklarına eğilerek başlamış, daha sonra uygun hayvan modelleri olmaksızın derin bir nörobilimsel anlayışın geliştirilemeyeceğini fark etmişti.

Kitapta, memeli beyinlerinin eski subkortikal bölgelerinde en az yedi temel afektif sistem olduğu belirtiliyor.

Bunlar da, Arayış (Beklenti), Korku (Kaygı), Öfke (Kızgınlık), Arzu (Cinsel Heyecan), Bakım (Besleme), Panik/Yas (Üzüntü) ve Oyun (Sosyal Neşe).

Kitap, beynin daha yüksek düzeydeki süreçlerini anlamamızın temelini oluşturan bu yedi birincil süreci inceliyor ve yaşamak için evrimsel araçlar olarak miras aldığımız temel duygusal hisleri güvenilir bir şekilde anlayamadan, güvenilir bir zihin kuramı geliştiremeyeceğimizi vurguluyor.

  • Künye: Jaak Panksepp ve Lucy Biven – Zihnin Arkeolojisi: İnsan Duygularının Nöroevrimsel Kökeni, çeviren: Çiğdem Çalkılıç Taylor, Alfa Yayınları, bilim, 740 sayfa, 2021

Robert Irwin – İbni Haldun (2021)

 

 

Son yıllarda daha çok ilgi çekmeye başlayan 14. yüzyıl Arap düşünürü İbni Haldun’un yaşamı ve düşüncesi üzerine usta işi bir biyografi.

Ortaçağ Arap kültürü üzerine büyük bir otorite olan Robert Irwin, çalışmasının merkezine, İbni Haldun’un düşüncesinin modern varsayımlarımıza nasıl uyduğunu koyuyor.

İbni Haldun’un geleneksel görüşlerini sorgulayan Irwin, bir yandan da İbni Haldun’un kült yapıtı ‘Mukaddime’yi, çağdaş kaynaklardan yararlanarak inceliyor.

Çalışma, İbni Haldun’un yaşamının ve düşüncesinin ortaçağ İslam teolojisi, felsefesi, siyaseti, edebiyatı, ekonomisi dâhil olmak üzere tarihsel ve entelektüel bağlamını ustaca serimlemesiyle dikkat çekiyor.

  • Künye: Robert Irwin – İbni Haldun: Entelektüel Bir Biyografi, çeviren: Abdullah Yılmaz, Alfa Yayınları, biyografi, 368 sayfa, 2021

Hoimar von Ditfurth – Başlangıçta Hidrojen Vardı (2021)

Özellikle son yıllarda gericilerin bitmek bilmez saldırılarıyla karşı karşıya kalmış “evrimi” bilimsel ve felsefi düzlemde açıklayan sıkı bir eser.

Hoimar von Ditfurth, ‘Başlangıçta Hidrojen Vardı’da, big-bang’in ardından gezegende başlayan hayatın öyküsünü anlatıyor.

Modern doğa bilimleri alanında çok sayıda bilim dalının verilerini bir araya getirerek doğa tarihinin büyüleyici bir panoramasını çizen Ditfurth, toplamda üç kitaptan oluşan bu çalışmasında, “yaratılış” mitoslarının ardından, son yıllarda özellikle ABD’nin başını çektiği “Akıllı Tasarım”cı tezlerin hedefi halindeki “evrimi”, hem bilimsel hem de felsefi düzlemde tartışmaya açıyor.

Sistem teorisi, “sosyal sistemleri” de kapsadığı için, evrim ile sosyal sistem karşılaştırmaları çok yönlü bir ilgiyi hak ediyor.

İşte Ditfurth’un çalışması da bilhassa, evrim süreçleriyle birlikte, özellikle günümüzde çok konuşulan “sistem teorisi”nin sağlam bir modelini sunmasıyla dikkat çekiyor.

Yazar, ayrıntılı bilimsel zorlamalara girmeden, fakat aynı zamanda düşünce alışkanlıklarımıza da meydan okuyan kitabında, big-bang’den başlayarak büyük patlamanın ardından evrenin bir köşesinde ortaya çıkan bir gezegenin ve onun üzerinde başlayan hayatın öyküsünü anlatıyor.

Oksijenin zehirli gaz olarak başlangıçta canlıları yok olmanın eşiğine getirmesi, karaya çıkan hayatın “sıcakkanlılığı” keşfedişi ve bilinç ile kültürün ortaya çıkışı, burada aydınlatılan çarpıcı konulardan birkaçı.

  • Künye: Hoimar von Ditfurth – Başlangıçta Hidrojen Vardı, çeviren: Veysel Atayman, Alfa Yayınları, bilim, 418 sayfa, 2021

O. Faruk Akyol – Thomas Aquinas (2021)

Skolastik düşünceye önemli katkılarda bulunmuş Thomas Aquinas’ın bilgi ve varlık anlayışları üzerine çok iyi bir çalışma.

Faruk Akyol’un kitabı, Thomas Aquinas’ın hayatına, eserlerine ve düşünce dünyasına bütüncül bir bakış sunan başucu eseridir.

On üçüncü yüzyılla birlikte akıl (ratio) ile iman (fides) arasındaki ayrımın zorunlulukla yansıdığı felsefe-teoloji ayrılığından hareketle, felsefi konuları titizlikle ve seküler bir biçimde ortaya koymaya çalışan insanlar belirmişti.

Thomas Aquinas’ın da felsefi olan ile teolojik olanı birbirinden ayrı bir şekilde değerlendirdiği ve bunu da takdir edilecek bir ölçüde başardığı söylenebilir.

Bu çalışma da, Avrupa’nın toplumsal ve kültürel anlamda baş döndürücü bir hızla değişim geçirmeye, manastırların yanı sıra seküler bir eğitim kurumu olarak üniversitelerin filizlenmeye başladığı bir dönemde yaşayan, ortaya koyduğu eserlerle Hıristiyan teolojisinin tartışmasız isimlerinden biri haline gelen ve Papa XXII. Johannes’in talimatıyla 1323’te aziz ilan edilen Thomas Aquinas’ın hayatı, eserleri ve düşünce dünyasına yakından bakmak için kaçırılmayacak bir fırsat.

  • Künye: O. Faruk Akyol – Thomas Aquinas: Doctor Angelicus Hayatı, Eserleri ve Düşüncesi, Alfa Yayınları, felsefe, 336 sayfa, 2021

Pénélope Bagieu – Meydan Okuyan Kadınlar (2021)

Kadın olmak, kabile lideri olmayı yahut uzaya gitmeyi engelleyemiyor.

Fransız illüstratör Pénélope Bagieu, dünya tarihinde iz bırakmış devrimci kadınlar üzerine harika bir grafik romanla karşımızda.

Burada, kadınların suda daha rahat hareket etmelerini sağlayacak giysiler tasarlayan Anette’den Çin’e en görkemli dönemini yaşatan imparatoriçeye, dünya rekoru kıran kadın atletten çocuk gelin olmaktan kaçıp rap yıldızı olan Sonita’ya ve araştırmacı gazeteciliğin üstadı Nelly Bly’a, kadın tarihinde devrim yaratmış pek çok aktör yer alıyor.

Görsel zenginliğiyle de dikkat çeken ‘Meydan Okuyan Kadınlar’, kadınlar başta olmak üzere, kendine karşı dürüst kalarak hayatını yaşamak isteyen herkes için ilham verici öyküler barındırmasıyla çok önemli.

  • Künye: Pénélope Bagieu – Meydan Okuyan Kadınlar: Kendilerine Sunulanla Yetinmeyenler, çeviren: Ayşe Meral, Alfa Yayınları, çizgiroman, 312 sayfa, 2021

Yaşar Çoruhlu – Türk Mimarisinin Kısa Tarihi (2021)

Türk mimarisinin tarihsel gelişimi üzerine sağlam bir inceleme.

Yaşar Çoruhlu, Orta Asya’dan Avrasya’ya ve oradan Türkiye’nin farklı bölgelerine uzanarak bu mimarinin dinamiklerini, beslendiği kaynakları aydınlatıyor.

Türklerin tarih boyunca yarı-yerleşik ve yerleşik olarak değişen yaşam tarzları, doğal olarak onların mimari anlayışlarına da yansıdı.

Otuz yıldan fazladır İç ve Orta Asya ağırlıklı akademik çalışmalar yapan Çoruhlu da, bu farklı anlayışları açıklıyor.

Sanat tarihçilerinin, mimarlık tarihçilerinin ve arkeologların çokça faydalanacağı çalışma, Türk mimarisinin ne tür bir zemin üzerinde ve hangi bileşenlerle doğduğunu, İç Asya’da ortaya çıkarak Türklerin milattan önceki devirlerden bu yana yaşadığı Orta Avrasya bölgelerine nasıl yayıldığını örnekleriyle ortaya koyuyor.

  • Künye: Yaşar Çoruhlu – Türk Mimarisinin Kısa Tarihi, Alfa Yayınları, mimari, 472 sayfa, 2021