Enzo Traverso – Nazi Şiddetinin Kaynakları (2024)

Uluslararası toplum ve akademik çevreler, geleneksel olarak Nazizm ideolojisini ve Holokost’u Avrupa tarihinin doğal akışından bir sapma, önceki çağların barbarlığına ve vahşetine bir geri dönüş olarak gören yaygın bakış açısını kabul eder.

Enzo Traverso ‘Nazi Şiddetinin Kaynakları’nda keskin ve berrak bir analizle bu yaklaşımı tersyüz ederek milyonlarca insanın ölümüne sebep olan bu korkunç deneyimi, 18. yüzyıldan itibaren Avrupa’da gelişen modern trendlerin ve “medenileştirme süreci”nin uzantısı olarak yorumluyor.

Yazar siyasi, askerî, kolonyal, endüstriyel, bilimsel ve felsefi boyutlarıyla Batı modernleşmesinin karmaşık tarihsel hattını mercek altına alarak, bu benzersiz ölüm operasyonuna giden yolu ören fikirleri ve pratikleri inceliyor.

Avrupa’nın siyasi ve entelektüel tarihi üzerine derinlemesine çalışmalarıyla tanınan Traverso’dan soykırım tartışmalarına ufuk açıcı bir katkı.

Kitaptan bir alıntı:

“Yahudi soykırımının fevkaladeliği, pek de ‘öncülü olmayan’ (…) bir olay değil, modern Batı tarihinde daha önce birbirinden ayrı olarak denenmiş geniş hükümranlık ve yok etme yöntemlerinin özgün bir sentezi olmasıdır. Özgün, dolayısıyla da radikal biçimde yeni olan şey sentezdi ve çağdaşlarının pek çoğu için hayal edilemez ve anlaşılamazdı.”

  • Künye: Enzo Traverso – Nazi Şiddetinin Kaynakları, çeviren: Ertuğrul Genç, İletişim Yayınları, siyaset, 213 sayfa, 2024

Enzo Traverso – Faşizmin Yeni Yüzleri (2024)

Yirminci yüzyılın soykırımlar, savaşlar ve sömürgecilikle dolu tarihinden sonra düşmanlıkların yeni kılıflara büründüğü, ideolojilerin artık eski anlamlarını yitirdiği, kısacası hemen her şeyin kabına sığmadığı ve aynı zamanda kabuk değiştirdiği bir yüzyıldayız.

Kaynayan bu kazanda, geçen yüzyıldaki gelişmeleri, akımları tanımlamak için kullanılan kavramlar da buharlaşıyor.

Soykırım ve faşizm tarihçisi Enzo Traverso, tam da bu bağlamda, Avrupa’da her geçen gün kendisini daha da gösteren ve dünyanın başka yerlerinde ise farklı şekillerde beliren yeni sağ hareketleri merceğine alıyor.

Avrupa içinde bile birçok farklılık gösteren mezkûr hareketlerin “faşizm” ile açıklanamayacağını iddia eden Traverso, bu hareketlerin yarattığı heterojen ve karma duruma dikkat çekerek “post-faşizm” kavramını öneriyor.

Bu hareketlerin nevi şahsına münhasır unsurlarına, kendilerini geçmiş faşist ideolojilerden nasıl ayırdıklarına dikkat çeken Traverso, günümüz dünyasını etkileyen yabancı düşmanlığının yanında İslamofobi, antisemitizm gibi birçok meseleyi de tartışmanın merkezine alıyor.

Elinizdeki kitabın Fransızca yayımlandığı tarihten bugüne kadar geçen sürede aşırı sağ hareketlerin Avrupa siyasetinin kalbine yerleşmesi ve adından daha fazla söz ettirmesi, Enzo Traverso’nun analiz ve tespitlerinde ne kadar keskin ve hassas olduğunu gözler önüne serdi.

Röportaj formatında hazırlanmış bu eser, akıcı üslubu ve analitik tartışmalarıyla bugünün dünyasına dair en net fotoğraflardan biri.

Haliyle, daha da büyüyecek gibi görünen aşırı sağın yarattığı birçok sorunu ve ilgili kavramları anlamamıza yardımcı olacak derinliğe ve güncelliğe sahip.

Kitap Türkiye’yi doğrudan mesele edinmese bile, bir ayna olarak tutulduğunda, Türkiye’deki tabloyu da hakkıyla gösterecek parlaklıkta bir perspektife sahip.

  • Künye: Enzo Traverso – Faşizmin Yeni Yüzleri, çeviren: Kadir Filiz, Ayrıntı Yayınları, siyaset, 128 sayfa, 2024

Enzo Traverso – Modern Barbarlığın Eleştirisi (2024)

Enzo Traverso, Yahudi karşıtlığı, modernite ve Holokost arasındaki ilişkileri inceliyor.

Kitabın farklı bölümleri Avrupalı Yahudilerin yok edilmesinin çeşitli boyutlarını, tarihsel belleğe ilişkin yaklaşımları ve antisemitizmin doğasına dair sol tartışmaları anlatıyor.

Frankfurt Okulu’nun eleştirel teorisinden ve Walter Benjamin gibi bir düşünürün heterodoks Marksizminden ilham alan Traverso, Auschwitz’ten sonra eleştirel düşüncenin ilerleme kavramını yeniden ele alması gerektiğini savunuyor.

  • Geçmişten günümüze tarihsel anlamda bir ilerleme sürecinde olduğu varsayılan Batı medeniyetinin önde gelen temsilcilerinden biri olan Almanya, Auschwitz’e imza attığında bu ilerleme bir kesintiye mi uğramıştı yoksa Auschwitz, Aklı, özgürleştirici bir güç olmaktan çıkarıp bir tahakküm ve terör aracına dönüştüren uzun bir Batı medeniyeti yolunun doruk noktası mıydı?
  • Hitler’in yaklaşım ve yöntemleri ayrık birer olgu muydu yoksa tüm Avrupa’nın sınıf ve ırk kökenli dürtülerinin özünü mü yansıtıyordu?
  • Auschwitz’in Yahudi toplumunda yarattığı refleks İsrail Devleti’nin nasıl bir yol izlemesine neden oldu ve gelecekte neler olabilir?

Enzo Traverso, bu soruları yanıtlamaya çalışıyor.

  • Künye: Enzo Traverso – Modern Barbarlığın Eleştirisi: Faşizm, Antisemitizm ve Tarihin Kullanımı Üzerine Makaleler, çeviren: Selim İ. Kabak, Ayrıntı Yayınları, siyaset, 208 sayfa, 2024

Enzo Traverso – Devrim (2024)

Bu kitap on dokuzuncu ve yirminci yüzyıl devrimlerinin tarihini, başka birçoğunun yanı sıra Marx’ın “tarihin lokomotiflerini”, Aleksandra Kollontay’ın cinsel açıdan özgürleşmiş bedenlerini, Lenin’in mumyalanmış bedenini, Auguste Blanqui’nin barikatlarını ve kızıl bayraklarını, Paris Komününün Vendôme Sütununu yıkışını da içeren bir “diyalektik imgeler” takımyıldızı oluşturarak yeniden yorumluyor.

Marx ve Bakunin’den Luxemburg ve Bolşeviklere, Mao ve Ho Şi Minh’ten José Carlos Mariátegui, C.L.R. James ve Güney’in diğer isyankâr ruhlarına, dışlanmışlar ve paryalar olarak çeşitli devrimci entelektüel profilleri çizerek teorileri, onları ayrıntılandıran düşünürlerin varoluşsal güzergâhlarıyla bağlantılandırıyor.

Ve son olarak, devrim ile komünizmin yirminci yüzyılın tarihini bu denli derinden biçimlendirmiş olan iç içe geçişini çözümlüyor.

Enzo Traverso siyasi tahayyülde devrimlerin kavramlarının ve imgelerinin zihin bulandıran varlığının ustalıkla ifade edilmiş bir değerlendirmesini bize sunmakla en yetenekli Marksist akademisyendir.

  • Künye: Enzo Traverso – Devrim: Bir Entelektüel Tarih, çeviren: Osman S. Binatlı, Ayrıntı Yayınları, tarih, 384 sayfa, 2024

Enzo Traverso – Ateş ve Kan (2021)

Önde gelen siyaset bilimci Enzo Traverso’dan 1914-1945 arasında büyük yıkımla sonuçlanmış Avrupa iç savaşının usta işi bir otopsisi.

‘Ateş ve Kan’, tüm Avrupa’yı ateş ve kan gölüne çevirmiş devrim, yıkım ve savaş sürecini çok yönlü bir bakışla izliyor.

Traverso, modern teknolojinin, soğuk idari bürokratik aklın ve ilkel şiddetin bir araya geldiği söz konusu süreçte birey ve toplumların nasıl büyük zorbalıklara maruz kaldığını, şiddetin nasıl sınır tanımaz bir seviyeye tırmandırıldığını gözler önüne seriyor, daha da önemlisi, bunların bugünden bakıldığında bize neler söyleyebileceğini tartışması.

Yazar, yalnızca bu dönemde büyük güç kazanmış faşist hareketleri değil, aynı zamanda anti-faşist hareketlerin de o dönem yaşanan trajedilerdeki sorumluluğu üzerine eleştirel düşünmesiyle de çok önemli.

  • Künye: Enzo Traverso – Ateş ve Kan: Avrupa İç Savaşı, 1914-1945, çeviren: Onur Gayretli, Heretik Yayıncılık, tarih, 400 sayfa, 2021

Michael Löwy (der.) – Devrimler (2019)

Tarihe yön vermiş büyük devrimler, bu şahane kitabın konusu.

Michael Löwy’nin derlediği kitap, Paris Komünü’nden Küba Devrimi’ne uzanıyor.

Kitap, söz konusu devrimler açısından altın değerinde olan fotoğraflarla da zenginleşmiş.

Çalışma, Löwy’nin fotoğraf ve tarihsel anlatıyı karşılaştırdığı ve fotoğrafı, gerçekliğin tarihçilerin elinden kaçan yönlerini görünür kılan yeri doldurulamaz bir bilgilenme aracı olarak tartıştığı makalesiyle açılıyor.

Kitabın devamında ise,

  • Gilbert Achcar, 1871 Paris Komünü, 1905 Rus Devrimi ve 1936 İspanya Savaşı’nı,
  • Rebecca Houzel ve Enzo Traverso, 1917 Rus Devrimi’ni,
  • Michael Löwy, 1919 Macar Devrimi’ni,
  • Enzo Traverso, 1918-1919 Alman Devrimi’ni,
  • Bernard Oudin, 1910-1920 Meksika Devrimi’ni,
  • Pierre Rousset, 1911-1949 Çin Devrimleri’ni,
  • Ve Janette Habel de, 1953-1967 Küba Devrimi’ni ele alıyor.

Devrimler tarihine yakından bakmak, onların dünyayı nasıl değiştirdiğine tanık olmak ve en önemlisi de geleceğe daha ümitle bakmak isteyenler, bu kitabı kaçırmamalı.

  • Künye: Michael Löwy (der.) – Devrimler, çeviren: U. Uraz Aydın, Ayrıntı Yayınları, tarih, 480 sayfa, 2019

Enzo Traverso – Geçmişi Kullanma Kılavuzu (2019)

“Bellek” genellikle tarihin eşanlamlısı olarak kullanılır, ama “tarih-aşırı” bir kategori halini alarak onu ele geçirme yönünde kendine özgü bir eğilim gösterir.

Böylece geçmişi, geleneksel olarak tarih diye adlandırılan disiplininkinden daha geniş ilmekli bir ağın içine alarak, bu geçmişe büyük ölçüde öznellik ve “yaşanmışlık” dozu katar.

Bellek günümüzde Batı toplumlarının kamusal uzamını istila etmiş halde.

En azından Enzo Traverso, böyle düşünüyor.

Traverso bu incelemesinde, bellek ve tarih algımızdaki dönüşümü kayda alıyor.

Geçmişin, şimdiki zamana eşlik ettiğini ve medyanın fazlaca abarttığı, kamusal güçlerin genellikle keyiflerince yönettiği bir “bellek” olarak şimdiki zamanın kolektif imgelemine kök saldığını belirten Traverso, belleğin, “anma takıntısı”na dönüştüğünü ve “bellek mekânları”nın değer kazanmasının, hatta kutsallaştırılmasının gerçek bir “yer tapınması” halini aldığını savunuyor.

Traverso, bundan böyle artık her şeyin bellek oluşturmak anlamına geldiğini ve geçmişin; kültürel duyarlılıklara, etik sorgulamalara ve şimdiki zamanın politik gereklerine göre ayaklanıp yeniden yorumlandıktan sonra kolektif belleğe dönüştüğünü ifade ediyor.

Yazara göre, tarihsel alanlar reklam stratejileriyle kitlelerin beğenisine hitap eden, düzenlenmiş ziyaret yerlerine ve müzelere dönüştürülmüş ve böylece “bellek turizmi” şekillenmiştir.

Kitap, tarih ile bellek arasındaki ilişkileri araştırmayı ve geçmişin kamusal kullanımlarının bazı veçhelerini tahlil etmesiyle dikkat çekiyor.

  • Künye: Enzo Traverso – Geçmişi Kullanma Kılavuzu: Tarih, Bellek, Politika, çeviren: Işık Ergüden, İletişim Yayınları, tarih, 136 sayfa, 2019

Enzo Traverso – Solun Melankolisi (2018)

Enzo Traverso’nun bu önemli çalışması, geçtiğimiz yüzyılın sol kültürünün melankolik boyutunu inceliyor.

Başka bir deyişle kitap, sosyalizm ve Marksizmin tarihini melankolinin ışığında baştan düşünüyor.

Yalnız burada Traverso’nun tanımladığı şekliyle sol melankoli, kendi içine kapalı bir ıstırap ve hatıra evrenine çekilmek anlamına gelmiyor.

Yazara göre, sol melankoli, tarihsel bir geçiş sürecini kuşatan hisler ve duygular bütünüdür ve ne geçmişe dönüktür ne de acz içindedir.

Yine Traverso’ya göre, sol melankoli geçmişin yükünü taşımaktan kaçınmamalı, yüzünü günün mücadelelerine çevirirken geçmiş başarısızlıklarına dair özeleştiriden sakınmamalıdır.

Kitapta, sol melankolinin izleri sosyalist imgelemin birçok dışavurumu üzerinden, başka bir deyişle sol kültürü biçimlendiren kavram ve imgeler üzerinden irdeleniyor, bu bağlamda pek çok klasik Marksist eserin resim, fotoğraf ve filmlerle ortak paydaları gösterilip kavramlarla imgeler birbirine bağlanıyor.

Kitabın birinci bölümü, solun yenilgi kültürüne genel bir bakış atıyor.

İkinci bölüm, Marksizmin bellek anlayışını resmediyor.

Üçüncü bölüm yas tutma anlayışına resim ve filmlerden hareketle yaklaşırken, dördüncü bölüm

devrimci Bohemya’nın tarihini şekillendiren coşkunluk ve keder arasındaki gerilimi masaya yatırıyor.

Traverso sonraki bölümlerde de, Marksist düşünürler arasındaki üretken, çelişkili, gecikmiş veya ıskalanmış karşılaşmaları ele alıp sol melankolinin şekillendiği patikaları ortaya seriyor.

Yazarın burada, sol melankolinin farklı biçimlerini örneklendiren belli şahıslar olarak ele aldığı isimler ise Marx, Adorno, C.L.R. James, Daniel Bensaïd, Rosa Luxemburg, Walter Benjamin, Gustave Courbet ve Troçki.

  • Künye: Enzo Traverso – Solun Melankolisi: Marksizm, Tarih ve Bellek, çeviren: Elif Ersavcı, İletişim Yayınları, siyaset, 348 sayfa, 2018

Enzo Traverso – Savaş Alanı Olarak Tarih (2013)

  • SAVAŞ ALANI OLARAK TARİH, Enzo Traverso, çeviren: Osman S. Binatlı, Ayrıntı Yayınları, tarih, 224 sayfa

 SAVAS

Siyaset bilimi profesörü Enzo Traverso ‘Savaş Alanı Olarak Tarih’te, 20. yüzyılın zorbalıklarını eleştirel bir bilanço ve tarihyazımsal bir tartışma ekseninde yorumluyor. Yazar ilkin, 20. yüzyılı boydan boya katetmiş olan ve hâlâ bu yüzyılın başlıca tarihçisi olmaya devam eden Eric Hobsbawm’ın tarih anlayışına odaklanıyor. Son çeyrek yüzyılın faşizm tarihi yazımları; tarihçiler arasındaki Nazizmin tarihselleştirilmesi anlaşmazlığı; soykırım, antisemitizm, ırkçılık ve totalitarizm konusunda oluşturulan paradigmaları ele alan Traverso, Michel Foucault ve Giorgio Agamben’in fikirlerinin tarihyazımsal kullanımlarını da irdeliyor.