Hilmi Tezgör (der.) – “Korkuyu Beklerken” Gelenler (2011)

  • “KORKUYU BEKLERKEN” GELENLER, derleyen: Hilmi Tezgör, İletişim Yayınları, inceleme, 271 sayfa

 

‘Korkuyu Beklerken’, Oğuz Atay’ın tek öykü kitabı. 1975’te yayımlanan ve Türkiye edebiyatında yeni bir dönemi başlatan bu kitap, Atay’ın okurlarıyla kurduğu özel ilişkinin önemli bir aşamasını oluşturuyor. Yalnız bu kitabın yoğun bir ilgiyle karşılanışı, 1980’lerin ikinci yarısından itibaren Atay’ın toplu eserlerinin yeniden yayımlanmasıyla oldu. İşte elimizdeki “‘Korkuyu Beklerken” Gelenler’, Atay öyküleri üzerine kaleme alınmış yazılardan oluşuyor. Buradaki makaleler, aydın eleştirisi, ironi, birey, beden temsili, varoluş krizi ve Türkiye’deki erkeklik durumu gibi, Oğuz Atay’ın öykülerinde yer almış birçok temayı analiz ediyor.

Kolektif – Osmanlı ve Balkanlar: Bir Tarihyazımı Tartışması (2011)

 

Alanlarında uzman tarihçilerin incelemelerinden oluşan ‘Osmanlı ve Balkanlar’, Güneydoğu Avrupa tarihinde önem taşıyan konulara eğilerek, Osmanlı İmparatorluğu tarihyazımına hakkında süregelen tartışmalara katkıda bulunuyor.

Kitaptaki makaleler, son dönem Osmanlı tarihyazımında kimlik tanımlamaları ve kalkınma stratejileri; Kemalist dönem tarihyazımında Osmanlı İmparatorluğu; Cumhuriyet Türkiyesi tarihyazımında gayrimüslim azınlıklar; bir tarihyazımı sorunsalı olarak Balkanlar’da İslamlaşma ve 16. yüzyıldan 19. yüzyılın başlarına Osmanlı bölgeleri ve ayan gibi, halen tartışılmakta olan birçok konuyu ele alıyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler şöyle: Christoph K. Neumann, Klaus-Peter Matschke, Büşra Ersanlı, Herkül Millas, Johann Strauss, Antonina Zhelyazkova, Fikret Adanır, Géza Dávid, Pál Fodor ve Suraiya Faroqhi.

  • Künye: Kolektif – Osmanlı ve Balkanlar, derleyen: Fikret Adanır ve Suraiya Faroqhi, çeviren: Beril İdemen, İletişim Yayınları, tarih, 496 sayfa

Ali Artun – Çağdaş Sanatın Örgütlenmesi (2011)

  • ÇAĞDAŞ SANATIN ÖRGÜTLENMESİ, Ali Artun, İletişim Yayınları, sanat, 216 sayfa

 

‘Çağdaş Sanatın Örgütlenmesi’, aynı zamanda Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nde “Müze ve Modernlik” dersini de vermekte olan Ali Artun’un çağdaş sanatın güncel sorunlarına dair yazılarından oluşuyor. Yazıların, çağdaş sanatın örgütlendiği ortamları ayrıntılı bir bakışla değerlendirmeleriyle dikkat çektiğini söyleyebiliriz. Floransa prenslerinden Dubai şeyhlerine, mimarlık, koleksiyon ve sanat alanındaki çağdaş himaye rejimleri; kitsch, pop ve eleştirinin anlamsızlaşması; sanat yönetimi ve bienaller; tasarımın kavramlaşma etapları ve sanatın müzayedeleştirilmesi, Artun’un nitelikli çalışmasında irdelenen bazı konular.

David Swartz – Kültür ve İktidar (2011)

  • KÜLTÜR VE İKTİDAR, David Swartz, çeviren: Elçin Gen, İletişim Yayınları, sosyoloji, 424 sayfa

 

Sosyoloji profesörü David Swart, ‘Kültür ve İktidar’ başlıklı elimizdeki kitabında, Pierre Bourdieu’nün sosyolojik araştırmalarını çok yönlü bir okumaya tabi tutuyor. Swartz, sosyolojik bilgiye dair üst-kuram, kültürel eylem kuramı (Habitus), iktidar mücadelesi alanları, toplumsal sınıflar ve iktidar mücadelesi, toplumsal eşitsizlik ve entelektüel alanlar gibi, Bourdieu’nün katkıda bulunduğu belli başlı konuları ve tartışmaları ele alıyor. Çalışma, 20. yüzyılın en önemli sosyologlarından olan Bourdieu’nün dünyasını, kavramlarını ve kuramsal itirazlarını yetkin bir şekilde ortaya koyduğu gibi düşünürün bazı çelişkilerine de işaret ediyor.

Emel Akal – Kızıl Feministler (2011)

  • KIZIL FEMİNİSTLER, Emel Akal, İletişim Yayınları, inceleme, 315 sayfa

 

Emel Akal, nitelikli çalışması ‘Kızıl Feministler’de, 1975’te kurulan İlerici Kadınlar Derneği’nin (İKD) kadın hareketindeki yerini inceliyor. İKD, Türkiye’de 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü ilk kez yığınsal olarak kutlayan, ilk kadın yürüyüşlerini düzenleyen bir dernek olmasıyla, Türkiye kadın hareketi tarihinde önemli bir yere sahip. Akal çalışmasına, sosyalist hareketin gelişimini ve 1970’li yıllara kadar Türkiyeli kadınların sosyalist harekette nasıl varolduklarını irdeleyerek başlıyor. Yazar devamında da, İKD’nin nasıl kurulduğunu, sosyalist solda kadın sorunuyla ilgili yapılan değerlendirmeleri ve derneğin faaliyetlerini ele alıyor.

Ayhan Aktar (haz.) – Yorgo Hacıdimitriadis’in Aşkale-Erzurum Günlüğü (2011)

  •  YORGO HACIDİMİTRİADİS’İN AŞKALE-ERZURUM GÜNLÜĞÜ, yayına hazırlayan: Ayhan Aktar, İletişim Yayınları, anı, 325 sayfa

 

Türkiye’de 2. Dünya Savaşı yıllarında uygulanmış Varlık Vergisi, yakın tarihin “azınlık karşıtı” politikalarının en bariz örneklerinden. Uygulamanın mağdurlarından biri de, Yorgo Hacıdimitris’ti. Niğde’de doğan Hacıdimitris, daha sonra İstanbul’a gelerek burada ticarete atılmıştı. Hacıdimitris, 1942’de üstesinden gelemeyeceği bir vergi ödemesiyle karşı karşıya gelir. Kendisine tahakkuk edilen verginin çok az bir kısmını ödeyebilen Hacıdimitris, 5. Kafile ile Erzurum’a yollanmıştı. İşte elimizdeki kitap, evinden binlerce kilometre uzakta, son derece kötü şartlarda yaşamaya mecbur edilen Hacıdimitris’in sürece dair tanıklığından oluşuyor.

Jean-Louis Rocca – Çin’in Sosyolojisi (2011)

 

Çin, gerek tarihi gerek sahip olduğu özgün yapısıyla, sürekli ilgi odağı olan ülkelerden.

Fransız sosyolog Jean-Louis Rocca da, ‘Çin’in Sosyolojisi’nde, sosyal bilimlerin araçlarını kullanarak Çin toplumunun özgüllüklerini çözümlüyor.

Rocca’nın çalışması, bu devasa ülkedeki toplumsal tabakalaşmayı; bireylerin ve toplulukların pratik ve imgelerini; doğrudan toplumsal ilişkileri ve sergilenen iktidar ilişkilerini ortaya koymasıyla dikkat çekiyor.

Rocca bu incelemeyi yaparken, “Çin’in demokrasi açığı nasıl anlaşılabilir” ve “Siyasal iktidarla toplum arasındaki bu ikircikli ilişkilerin içeriği ne?” gibi hayati soruların da yanıtını arıyor.

  • Künye: Jean-Louis Rocca – Çin’in Sosyolojisi, çeviren: Arzu Nilay Kocasu, İletişim Yayınları, sosyoloji, 143 sayfa

Ariel Salzmann – Osmanlı Ancien Régime’i (2011)

 

Osmanlı tarihçisi Ariel Salzmann eldeki yetkin çalışmasında, Osmanlı’nın ancien régime’inde (eski rejim), hükümetin kökenlerini araştırıyor.

Yazarın çalışmasında, oldukça özgün bir tarz ortaya koyduğunu belirtelim.

Zira Salzmann, Alexis de Tocqueville’in meşhur eseri ‘L’ancien régime et la Révolution’daki düşüncelerini, 18. yüzyıl Osmanlısı’nın devlet yapısını gözeterek yorumluyor.

Salzmann, Tocqueville’in Osmanlı’ya gelmesi ve burada devlet arşivlerini incelemesi halinde, modern devlete dair kuramlarının farklı olup olamayacağını sorguluyor ve böylece, modern devlet konusunda Tocqueville’in görüşlerine rakip fikirleri de araştırıyor.

  • Künye: Ariel Salzmann – Osmanlı Ancien Régime’i, çeviren: Ayşe Özdemir, İletişim Yayınları, tarih, 309 sayfa

Willy Lahaye, Jean-Pierre Pourtois ve Huguette Desmet – Kuşaktan Kuşağa Aktarım (2011)

  • KUŞAKTAN KUŞAĞI AKTARIM, Willy Lahaye, Jean-Pierre Pourtois ve Huguette Desmet, çeviren: Z. Canan Özatalay, İletişim Yayınları, inceleme, 341 sayfa

 

Émile Durkheim, her kuşağın önceki kuşağın aktardığı kültürel modellere dayanarak sosyalleşeceğini söylemişti. Düşünüre göre bu aktarımın en güçlü şekilde gerçekleştiği alan, ailedir. Elimizdeki kitap da, sosyalleşmenin aileyle sınırlı kalmadığı; okul, işyeri, spor kulübü, eş ilişkisi, arkadaş çevresi gibi başka ortamların da bireyin gelişimine katkıda bulunduğu gerçeğinden hareketle, aktarımın meydana gelme biçimlerini çok yönlü bir şekilde inceliyor. Kitap, her kuşağın, bir yandan aileden aldıklarını yeniden üretirken, öte yandan yeni düşünme ve yapma biçimleri geliştirmesini, yani aktarımdaki devamlılık ve kopuşları ortaya koyuyor.

Mehmet Nuri Gültekin (der.) – “Ta Ezelden Taşkındır…”: Antep

  • “TA EZELDEN TAŞKINDIR…”: ANTEP, derleyen: Mehmet Nuri Gültekin, İletişim Yayınları, şehir, 657 sayfa

 

Mehmet Nuri Gültekin’in derlediği eldeki çalışma, Antep imgesinin izini sürüyor. Kitap, iki edebiyatçının, Orhan Kemal ve Ahmet Ümit’in anılarındaki Antep’le açılarak, şehrin 1920’lerin sonundan günümüze kadarki dönüşümünü kayıt altına alıyor. Kitabın ikinci bölümünde Antep’in dününe, üçüncü bölümde de, şehirdeki ekonomik, siyasî, kültürel ve demografik dönüşümlere odaklanılıyor. Kitabın devamında, şehirdeki kadın ve çocukların karşı karşıya bulunduğu sorunlar irdeleniyor ve çalışmanın son bölümde de, Gaziantepspor üzerinden kentteki futbol ve spor etkinlikleri, Antep’in yemek kültürü ve şehirdeki sivil toplum çalışmaları irdeleniyor.