Ayhan Aktar – Varlık Vergisi ve “Türkleştirme” Politikaları (2021)

Son zamanlarda özellikle Kulüp dizisi vesilesiyle Varlık Vergisi yeniden gündemimize girdi.

Ayhan Aktar’ın Varlık Vergisi konusunda başvuru kaynağı niteliğine erişmiş elimizdeki çalışması, genişletilmiş yeni baskısıyla raflardaki yerini aldı.

Yazar burada, Varlık Vergisi uygulamasının hem ulusal burjuvazi yaratma, hem Türkleştirme hem de ötekileştirme amacına hizmet ettiğini gözler önüne seriyor.

Türkiye, İkinci Dünya Savaşı’na fiilen katılmamış olsa bile savaşın yarattığı koşullardan etkilenmişti.

Milli Şef’in üstün diplomatik “becerileri” ile atlatılan bu dönem, uzun yıllar gözden kaçan/kaçırılan bir miras bırakmıştı: Varlık Vergisi.

Elbette ulus-devlet ideolojisinin farklı bir veçhesi olarak değerlendirilmesi gereken Varlık Vergisi uygulaması, devletin ulusal burjuvazi yaratmak konusundaki ısrarının bir yansıması şeklinde de okunabilir.

Bunların yanı sıra dönemin basınının olaya bakışı, azınlıklar üzerinde estirilen terör, uygulayacıların da bir süre sonra kontrolünden çıkan gelişmeler, yaklaşık on altı ay süren köşe bucak temizlik harekâtı, bu uygulamadan arta kalanlar.

Aktar, Cumhuriyet döneminde devlet-gayrimüslim azınlık arasındaki ilişkilerin nasıl biçimlendiğini ayrıntılı bir şekilde ortaya koyuyor ve bu çerçevede ortaya çıkan “Türkleştirme” politikalarının tartışıyor.

  • Künye: Ayhan Aktar – Varlık Vergisi ve “Türkleştirme” Politikaları, Aras Yayıncılık, tarih, 2021

Ayhan Aktar – Ermeni Evine Figan Kuruldu (2020)

 

“İşte yıkdırdılar barakamızı

Dingleyen olmadı efğanımızı

Bulamaz iken ekmegimizi

Bir daha kırdılar dallarımızı.”

‘Ermeni Evine Figan Kuruldu’, 1915’te Ermenilerin yaşadıklarını şu ana kadar üzerinde hiç çalışılmamış bir pencereden ele alıyor.

Ayhan Aktar, Anadolu Ermenilerinin yaşadığı tehcir, sürgün, toplu şiddet ve kitlesel katliamların etkilerini, halk sanatçıları tarafından söylenmiş destanlarda izliyor.

Kitapta, soykırımdan sağ kalan ve Halep yöresinde hayata tutunan âşıkların Ermeni harfleriyle Türkçe olarak basılmış destanları yer alıyor.

Bu destanların asıl önemi, hem yazarlarının 1915 ve sonrasında birey olarak deneyimlerini, hem de farklı yönleriyle soykırım-sonrası yaşantının temel meselelerini ortaya koymaları.

Destanlar bir anlamda sağ kalanların hikâyesini, uğradıkları ayrımcılığı, tehcir sonrasında yeni bir hayat kurmaya çalışırlarken neler yaşadıklarını anlatırken, bir yandan da onların başlarına gelenleri hangi ruh halleriyle karşıladıklarını, dünyayı ve çevrelerinde olan bitenleri nasıl algıladıklarını gösteriyor.

Kitapta yer alan bazı destanlar ölümcül tehcir yürüyüşünü, bazıları Antep, Urfa, Maraş gibi şehirlerde daha sonra yaşanan çatışmaları anlatırken, kimileri de Ermenilere yeni bir yurt olan Halep’teki yaşamın zorluklarını ya da modernleşen hayatla birlikte gelen moda ve dans gibi “acayiplikler” etrafında yaşanan toplumsal gerilimleri ele alıyor.

Aktar, tüm bu malzemeyi ve ilgili arka planı usta işi bir tarihçilikle bir mücevher gibi işleyerek sunuyor.

  • Künye: Ayhan Aktar – Ermeni Evine Figan Kuruldu: 1915 Destanları ve Halep, Aras Yayıncılık, tarih, 264 sayfa, 2020

Fadime Özkan – Dil Yarası (2011)

  • DİL YARASI, Fadime Özkan, Okur Kitaplığı, siyaset, 590 sayfa

 

Fadime Özkan’ın ‘Dil Yarası’, aydın ve entelektüellerle yapılan, Kürt sorunu konulu söyleşilerden oluşuyor. Özkan’a konuşan kişilerin farklı görüşlerden gelmesi, sorunun çözümüne dair farklı düşünce ve bakış açılarının bir arada bulunmasını da sağlamış. Bununla birlikte, Kürt sorununun özünde bir demokrasi sorunu olduğu ve ancak barışçıl yaklaşımlarla çözülebileceği fikri, neredeyse tüm isimlerin buluştuğu ortak payda. Fuat Keyman, Ümit Fırat, Faruk Loğoğlu, Tarık Ziya Ekinci, Ayhan Aktar, Altan Tan, Bejan Matur, Doğu Ergil, Selahattin Demirtaş, Hüseyin Çelik, Orhan Miroğlu, Cevat Öneş ve Mesut Yeğen, söyleşilere katılan isimlerden bazıları.

Ayhan Aktar (haz.) – Yorgo Hacıdimitriadis’in Aşkale-Erzurum Günlüğü (2011)

  •  YORGO HACIDİMİTRİADİS’İN AŞKALE-ERZURUM GÜNLÜĞÜ, yayına hazırlayan: Ayhan Aktar, İletişim Yayınları, anı, 325 sayfa

 

Türkiye’de 2. Dünya Savaşı yıllarında uygulanmış Varlık Vergisi, yakın tarihin “azınlık karşıtı” politikalarının en bariz örneklerinden. Uygulamanın mağdurlarından biri de, Yorgo Hacıdimitris’ti. Niğde’de doğan Hacıdimitris, daha sonra İstanbul’a gelerek burada ticarete atılmıştı. Hacıdimitris, 1942’de üstesinden gelemeyeceği bir vergi ödemesiyle karşı karşıya gelir. Kendisine tahakkuk edilen verginin çok az bir kısmını ödeyebilen Hacıdimitris, 5. Kafile ile Erzurum’a yollanmıştı. İşte elimizdeki kitap, evinden binlerce kilometre uzakta, son derece kötü şartlarda yaşamaya mecbur edilen Hacıdimitris’in sürece dair tanıklığından oluşuyor.