Jonathan Balcombe – Balıkların Bildikleri (2021)

Balık hafızalı deyimini kullananlar bir daha düşünsün.

Etolog Jonathan Balcombe, balıkların hissetmekle kalmayıp aynı zamanda çevrelerinin farkında olan, iletişim kuran, sosyalleşen, alet kullanan, erdemli, hatta entrikacı canlılar olduğunu ortaya koyuyor.

Balıklara, geçmişte mümkün olmamış bir biçimde ses veren ‘Balıkların Bildikleri’, etoloji, sosyobiyoloji, nörobiyoloji ve ekoloji alanlarındaki son yıllarda kaydedilmiş çığır açıcı bulgulardan yola çıkarak dünyanın balıklara nasıl göründüğünü, balıkların neler algıladığını, hissettiğini ve deneyimlediğini gözler önüne seriyor.

Kitabını bu “isimsiz trilyonlara” adayan Balcombe, balıkların, hayatları kendi içinde değerli olan kendilerine özgü varlıklar olduğunu ve bunun tam da, onları ahlaki sorgulamalarımıza dâhil edecek türden bir durum olduğunu söylüyor.

Balıkların dünya üzerinde toplu olarak en çok sömürülen (ve aşırı sömürülen) omurgalı hayvan kategorisini oluşturduğunu belirten yazar, balıkların duyumsal ve bilişsel kapasitelerini inceleyen bilimin bu kadar geliştiği çağımızda, balıklar hakkındaki düşüncelerimizde ve onlara davranma şekillerimizde bir paradigma değişikliğine gitmemizin vaktinin geldiğini söylüyor.

  • Künye: Jonathan Balcombe – Balıkların Bildikleri: Sualtında Yaşayan Kuzenlerimizin İç Dünyaları, çeviren: Elvin Vural, Metis Yayınları, bilim, 320 sayfa, 2021

Wendy Brown – Neoliberalizmin Harabelerinde (2021)

Dünya çapında aşırı sağcı, faşist güçler iktidara geliyor.

Daha önce, ‘Tarihten Çıkan Siyaset’, ‘Yükselen Duvarlar, Zayıflayan Egemenlik’ ve özellikle de ‘Halkın Çözülüşü’ gibi ufuk açıcı kitaplara imza atmış Wendy Brown, şimdi de neoliberalizmin başka ülkelerde yarattığı siyasal ve toplumsal tahribatı tartışıyor.

Şimdiye kadar neoliberalizmin ekonomik sonuçları üzerine yapılmış pek çok çalışma bulunuyor, fakat neoliberalizmin yol açtığı siyasi sonuçlar ve sorunları derinlemesine ele alan eserler yok denecek kadar az.

Sırf bu nedenle dahi okunmayı fazlasıyla hak eden çalışmasında Brown, özellikle Amerika’da Trumpizmin yükselişini merkeze alarak ırkçı, homofobik, Yahudi karşıtı, nefret ve kavgaya susamışlığın sokaklarda, internette ve siyasetteki artışının ardındaki dinamiklere odaklanıyor.

Sadece 2008’deki küresel finans krizi düşünüldüğünde, sağın, özellikle de popülist sağın büyük çöküş yaşaması gerekirdi.

Peki, aşırı sağcılar, her seçimde kendilerini de şok eden bu başarıyı nasıl olup da yakalayabiliyor?

İşte Brown’ın çalışması hem buna neden olan etkenleri gözler önüne sermesi, hem de bu durumdan sol adına ne gibi dersler çıkarabileceğimizi tartışmasıyla çok önemli.

  • Künye: Wendy Brown – Neoliberalizmin Harabelerinde: Batı’da Antidemokratik Siyasetin Yükselişi, çeviren: Bülent O. Doğan, Metis Yayınları, siyaset, 216 sayfa, 2021

David Harvey – Marx’ın Kapital’i İçin Kılavuz, İkinci Cilt (2021)

Uzun zamandır beklediğimiz güzel haber nihayet geldi:

David Harvey’in, Karl Marx’ın başyapıtı ‘Kapital’i adeta cümle cümle yorumladığı eşsiz çalışmasının ilk cildinden uzunca bir süre sonra, ikinci cildi de nihayet raflardaki yerini aldı.

İlk cilt, bilindiği gibi üretime odaklanıyordu.

İkinci cilt ise, Marksist makroekonomi teorisi, Marksist kriz oluşumu teorisi ve malların alınıp satılmasıyla değerin nasıl ortaya çıktığı konularına odaklanıyor.

Harvey burada da, kendine has kavrayışı ve düşüncesiyle, Marx’ın fikirlerini takip etmek konusunda okura oldukça yardımcı oluyor.

‘Kapital’i okumak için kılavuz arayanların bulabileceği en iyi çalışma.

  • Künye: David Harvey – Marx’ın Kapital’i İçin Kılavuz, İkinci Cilt, çeviren: Sungur Savran, Metis Yayınları, iktisat, 440 sayfa, 2021

Tuncay Birkan – Sol: Evin Reddi (2021)

Artık söz değil eylem üretmenin, sömürünün mağduru herkesle yan yana durmanın zamanıdır.

Tuncay Birkan’ın bu kitapta bir araya getirilen metinleri de, bunun olanaklarını görünür kılmasıyla çok önemli.

Birkan’ın uzunca bir döneme yayılan sol, kültür, felsefe, bilim, yayıncılık ve çeviri gibi konularda kaleme aldığı yazılarını bir araya getiren kitapta,

  • Sol ve kültürel çalışmalar,
  • Tanrı’nın ölümü,
  • Ateizm geleneği ve sol,
  • Mutenalaştırma adı altında şehri ranta açma pratikleri,
  • Corona’nın hayat ve siyasete etkileri,
  • Türkiye’de Edward Said yayıncılığının kendine has dinamikleri,
  • Türkçe çeviri faaliyetleri,
  • Felsefe çevirilerinin durumu,
  • Ve Blanqui bağlamında devrimci maneviyatında bilimin rolü konuları tartışılıyor.

Birkan, kitaba adını veren makalesinde ise, Türkiye’deki “yerlilik” ve “millilik” dayatmalarına çarpıcı ve zengin argümanlarla karşı çıkıyor.

Yazar burada, solun evsizliği ve evrenselliği üzerinde ısrar ediyor, bir varoluş biçimi olarak “yerliliği” reddediyor, bu ısrar ve reddi sağcı yerlicilerle polemiğe girerek serimliyor.

  • Künye: Tuncay Birkan – Sol: Evin Reddi, Metis Yayınları, deneme, 176 sayfa, 2021

Uğur Tanyeli – Mimar Sinan (2020)

Popüler kültürde Mimar Sinan imgesinin nasıl inşa edildiği üzerine harikulade bir çalışma.

Uğur Tanyeli, şu ana kadar yazılmış Sinan ve Sinan çağı mimarisi tarihlerini de kapsamlı bir bakışla tartışmaya açıyor.

Onaltıncı yüzyıl Osmanlı mimarlığını Sinan’ın eserleri bağlamında tartışmaya açarak başlayan kitap, devamında da,

  • Onaltıncı yüzyılda mekânın matematiksel ve resimsel kavranışı,
  • Sinan mimarlığının sosyoekonomik dinamikler,
  • Osmanlı düşünce geleneklerinde mimarlığın yeri,
  • Özgün otobiyografik metinlerinde Sinan ve mimarlığının nasıl tasvir edildiği,
  • Antikite’nin mirasının Sinan’ın mimarlığı üzerindeki etkileri,
  • Edirne Selimiye Külliyesi örneğinde Sinan’ın çalışmalarında yapım sürecinin nasıl işlediği,
  • Şii-Sünni rekabetinin mimarlığa yansımaları,
  • Ve bunun gibi dikkat çekici konuları ele alıyor.

Sinan’ı ele alırken, onu mümkün mertebe kutsallaştırmamaya özen gösteren çalışmanın ikinci kısmındaysa, Türkiye’de Sinan’ın bir kültür kahramanı olarak nasıl inşa edildiği sorunsallaştırılıyor.

Tanyeli bu kısımda da, yenilmişlik psikozu ile Sinan imgesi arasındaki ilişkiyi, Sinan’ın 16. yüzyılın olağan toplumsal, siyasal, ekonomik, kültürel gerçekleri bağlamında görmekten kaçınan popüler damarın neden var olduğunu tartışıyor.

  • Künye: Uğur Tanyeli – Mimar Sinan: Tarihsel ve Muhayyel, Metis Yayınları, mimari, 544 sayfa, 2020

Jean-François Bayart – Kimlik Yanılsaması (2020)

Kimlikler, değişmez bir parçamız mı, yoksa yalnızca ideolojik ve tarihsel birer kurgudan mı ibaret?

Jean-François Bayart, üçüncü baskısına ulaşan bu çalışmasında, kaçınılmaz olarak kendisini bize dayatan doğal bir kimlik olmadığını belirtiyor ve kimliklerin her birinin, olsa olsa kültürel bir inşa, siyasal veya ideolojik bir inşa, yani eninde sonunda tarihsel bir inşa olduğunu söylüyor.

Kültürler ve siyasetler arasındaki ilişkileri kültürelcilik karşıtı bir biçimde sorunsallaştırmaya çalışarak kimlikçi saçmalığın ötesine geçen Bayart, kimlik yanılsaması ile siyaset ve ideoloji arasındaki girift ilişkiyi aydınlatıyor.

Bayart kitabında, ideolojik, siyasal ve akademik kültürelciliğin sıkı bir eleştirisini yaptığı gibi, siyasal eylemle kültürel eylem arasındaki ilişkilerin yeni bir sorunsallaştırmasını sunuyor ve bunu yaparken devletin doğuşunun daha iyi anlaşılmasına da katkıda bulunuyor.

Kendisine dayatılan kimlik saçmalıklarından ve bunları temsil eden o veya şu simgeden gına getiren her okurun muhakkak okuması gereken bir çalışma.

  • Künye: Jean-François Bayart – Kimlik Yanılsaması, çeviren: Mehmet Moralı, Metis Yayınları, siyaset, 2020

Anne Dufourmantelle ve Jacques Derrida – Davet: Konukseverlik Üstüne (2020)

Jacques Derrida’dan konukseverlik ve yabancının yeri üzerine derinlemesine bir sorgulama.

Derrida, 1996’da verdiği “Konukseverlik Üstüne” adlı bu seminerlerinde, bu olguları felsefe ve edebiyatın klasik metinlerinden ve Yunan’daki durumundan hareketle yeniden gündeme alıyor.

Düşünür, konukseverliğin yasa ve koşullarının neler olduğu ve sadece bireysel değil toplumsal düzlemde de koşulsuz bir konukseverliğin mümkün olup olmadığı gibi konular üzerine derinlemesine düşünüyor.

Öte yandan Derrida’nın bu seminerleri dinlemiş olan Anne Dufourmantelle’in “Davet” başlıklı, hem söz konusu seminerleri yorumlayan hem de onlara açılımlar getiren metni de bu kitaba eşlik ediyor.

Derrida o zaman genç bir felsefeci olan Dufourmantelle’in “davet”ine uymuş, kapısını açtığı seminerinin metnini ona teslim etmiş; Dufourmantelle’in metni de Derrida’nın seminerine kitabın kapısını açmış ve baştan sona eşlik etmiş.

  • Künye: Anne Dufourmantelle ve Jacques Derrida – Davet: Konukseverlik Üstüne, çeviren: Aslı Sümer, Metis Yayınları, felsefe, 144 sayfa, 2020

Thor Hanson – Arıların Bildikleri ve Dünyamızdaki Yaşam İçin Önemleri (2020)

Her üç lokmamızdan birini arılara borçluyuz.

Onlar olmasaydı, onların taşıdığı polenler sayesinde yetişen meyve, sebze ve tahılların birçoğu da olmazdı.

Doğabilimci Thor Hanson’un bu değerli çalışması, bizi bu olağanüstü varlıkların dünyasına daha yakından bakmaya çağırıyor.

‘Arıların Bildikleri ve Dünyamızdaki Yaşam İçin Önemleri’, okuruna arıların büyüleyici mikrokozmosundan birçok aydınlatıcı bilgi veriyor.

Bizim kategorileştirmemizde daha çok bal arıları, eşekarıları ve yabanarıları öne çıkar.

Oysa Hanson’un da ortaya koyduğu gibi, kazıcılar, madenciler, duvarcılar, yaprak kesenler ve hatta üçkâğıtçı guguk arıları gibi, birbirinden ilginç özelliklere sahip pek çok arı çeşidi bulunuyor.

Kitapta, arıların nasıl ortaya çıkıp farklılaştığı, çiçeklerle birlikte nasıl evrim geçirdikleri, insanın evrimindeki hayati rolleri, bugün arıları tehdit eden faktörleri, arıların azalmasının insanlar ve dünya ekosistemi açısından ne gibi büyük felaketlere sebep olacağı ve nihayet, arıları korumamız için neler yapmamız gerektiği gibi pek çok konu ele alınıyor.

Varlığımızda hayati bir rol üstlenen bu canlıların tarihini ve biyolojik yapısını öğrenmek için harika bir fırsat.

  • Künye: Thor Hanson – Arıların Bildikleri ve Dünyamızdaki Yaşam İçin Önemleri, çeviren: Kemal Güleç, Metis Yayınları, bilim, 296 sayfa, 2020

Kolektif – Son Gerisayım (2020)

Mültecilik krizi, aynı zamanda buna hazırlıksız, politikasız yakalanan Avrupa solu için de büyük bir kriz anlamına geliyor.

Farklı yazarların katkıda bulunduğu bu derleme ise, tam da bu krizi merkeze alarak evrensel değerlere sahip yeni bir sol siyaseti inşa etmenin yollarıyla daha kapsamlı, yeni bir dayanışmaya duyulan ihtiyaç üzerine derinlemesine düşünüyor.

Kitapta, mültecilik olgusu bağlamında antihümanizmden çıkarılabilecek dersler, Avrupa’nın geleceğinde yer edinecek bir sol yaklaşımın geliştirmesi gereken politika ve değerler, Avrupa’nın sömürgeci geçmişinin günümüze yansımaları ve son terör olaylarının Avrupa’da üzerindeki etkileri gibi pek çok güncel konu ele alınıyor.

Derlemedeki yazıların hepsinin başlangıç noktasını Avrupa’nın güncel gündemi –medyada verilen adla “mülteci krizi”– oluşturuyor, ama yazarlar bu “kriz”in içinde iş gördüğü, daha derin siyasal ve ideolojik çerçeveye dokunup onu eleştirel bir incelemeden geçirmeyi de ihmal etmiyorlar.

Yazarlara göre, bu sorun sadece Avrupa’nın göçmen karşıtı popülizmiyle ilgili değil; sorun aynı zamanda solun kendi siyasal zeminini oluşturma, kendi gündem(ler)ini ifade etme kabiliyetsizliğinde yatıyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Jela Krečič, Alenka Zupančič, Boris Groys, Robert Pfaller, Mladen Dolar, Saroj Giri, Boris Buden, Frank Ruda, Jamil Khader, Agon Hamza ve Slavoj Žižek.

  • Künye: Kolektif – Son Gerisayım: Avrupa, Mülteciler ve Sol, hazırlayan: Jela Krečič, çeviren: Barış Engin Aksoy, Metis Yayınları, siyaset, 240 sayfa, 2020

Chiara Pastorini ile Frédéric Morlot – Galileo ve Mevleviler (2020)

Felsefe, en temelde çevremizdeki dünya hakkında nasıl düşüneceğimizi öğrenmekle ilgilidir.

Bu tanıma tam hakkını vermiş isimlerden biri de, kuşkusuz Galileo Galilei’dir.

Galileo, dünyanın evrenin merkezi olmadığını, her şeyin güneşin etrafında döndüğünü ortaya koyarak, gerici Ortaçağ düşüncesini alaşağı etti.

İşte küçük filozoflar için kaleme alınan bu kitaplarında Chiara Pastorini ve Frédéric Morlot, Galileo’nun düşüncesini güzel bir hikâyeyle harmanlayarak anlatıyor.

‘Galileo ile Mevleviler’, Galileo’nun semazen bir dervişle karşılaştıktan sonra yaşadığı büyük aydınlanmayı merkeze alarak çağının çok ilerisinde bir zihne sahip bu bilim insanının bilim tarihine ve felsefesine yaptığı katkıları duru bir üslupla aktarıyor.

Junli Song’un çizimleri de kitaba ayrı bir güzellik katmış.

  • Künye: Chiara Pastorini ve Frédéric Morlot – Galileo ile Mevleviler, resimleyen: Junli Song, çeviren: Orçun Türkay, Metis Yayınları, felsefe, 64 sayfa, 2020