David Harvey – Marx’ın Kapital’i İçin Kılavuz (2012)

David Harvey kırk yıldır, Marx’ın ‘Kapital’ine dair dersler vermekte.

Harvey, derslerin verdiği deneyim ve öğrencilerin kendisine yönelttiği sorulardan hareketle ‘Kapital’ için bu kılavuzu hazırlamış.

Kitabı nitelikli kılan hususların başında, Harvey’in ‘Kapital’i, Marx’ın çizdiği çerçeve içinde, onun şartlarıyla okutması ve böylece okuru, kitapla kişisel düzeyde ilişki kurmaya teşvik etmesi.

Harvey bu okumalarında ayrıca, sayfalarında sayısız siyasal iktisatçının, filozofun, antropoloğun, gazetecinin ve siyaset teorisyeninin düşüncelerini barındıran ‘Kapital’in, barındırdığı muazzam kaynak çeşitliliğini ortaya koyuyor.

  • Künye: David Harvey – Marx’ın Kapital’i İçin Kılavuz, çeviren: Bülent O. Doğan, Metis Yayınları, iktisat, 371 sayfa

Anne Phillips – Demokrasinin Cinsiyeti (2012)

  • DEMOKRASİNİN CİNSİYETİ, Anne Phillips, çeviren: Alev Türker, Metis Yayınları, siyaset, 209 sayfa

 

Feminist siyaset teorisinin önde gelen temsilcilerinden Anne Phillips ‘Demokrasinin Cinsiyeti’nde, demokrasinin, toplumsal cinsiyet olarak kadınları da içerecek şekilde dönüştürülüp dönüştürülemeyeceğini irdeliyor. Feminizm ve demokrasi arasındaki gerilimleri saptayarak çalışmasına başlayan Phillips, liberal demokrasi, katılımcı demokrasi ve yurttaş cumhuriyetçiliğine yöneltilen feminist eleştirileri inceliyor. Kadın hareketinin katılımcı bir demokrasi olarak deneyimini de aktaran Phillips, yerel ve ulusal politikada kadınların yetersiz temsil edilmelerinin yarattığı sorunlar ile buna dair çözüm önerilerini sunuyor.

Beatriz Sarlo – Geçmiş Zaman (2012)

 

  • GEÇMİŞ ZAMAN, Beatriz Sarlo, çeviren: Peral Bayaz Charum ve Deniz Ekinci, Metis Yayınları, anlatı, 105 sayfa

Edebiyat ve kültür eleştirmeni Beatriz Sarlo, Arjantin’in askeri darbe dönemlerinde öne çıkan muhaliflerden biriydi. Sarlo bu kitabında, ülkesinde tanık olduğu devlet terörünün belleklerdeki yansımasıyla ilgileniyor. Kitap, askeri diktatörlüğe yöneltilen itirazların nasıl bir bellek oluşturduğunu ve bu belleğin geçmişin yeniden inşa edilmesinde, yani hakikate ulaşılmasında nasıl en önemli kaynağa dönüştüğünü ortaya koymasıyla dikkat çekiyor. Bunun yanı sıra Sarlo, söz konusu tanıklıkların ifade ettiği geçmiş biçimlerine de odaklanarak, geçmiş üzerine kimi söylemlerin, tabuların dokunulmazlığını da tartışmaya açıyor.

Ebru Deniz Ozan- Gülme Sırası Bizde (2012)

 

  • GÜLME SIRASI BİZDE, Ebru Deniz Ozan, Metis Yayınları, inceleme, 214 sayfa

Ebru Deniz Ozan, nitelikli çalışması ‘Gülme Sırası Bizde’de, 12 Eylül darbesine giden süreçte sermaye sınıfının konumunu, rolünü araştırıyor ve böylelikle, darbeden esas kârlı çıkan toplumsal kesimleri ortaya koyuyor. Hatırlanacağı gibi dönemin TİSK Başkanı Halit Narin, darbe sonrasında “Yirmi yıl işçiler güldü biz ağladık; şimdi gülme sırası bizde” sözünü sarfetmişti. Ozan, sermaye sınıfı ile devletin sınıfsal rolünde meydana gelen değişim arasındaki ilişkiyi yetkin gözlemlerle irdeler ve dönemin kazanan ve kaybedenlerini ortaya koyarken, darbeyle girişilecek gerçekçi bir hesaplaşmaya da önemli bir katkı sunuyor.

Cenk Özbay, Ayşegül Terzioğlu ve Yeşim Yasin (haz.) – Neoliberalizm ve Mahremiyet (2011)

  • NEOLİBERALİZM VE MAHREMİYET, hazırlayan: Cenk Özbay, Ayşegül Terzioğlu ve Yeşim Yasin, Metis Yayınları, inceleme, 285 sayfa

 

‘Neoliberalizm ve Mahremiyet’te yer alan makaleler, Türkiye’de mahremiyetin kapsamını, beden, sağlık ve cinsellik boyutlarıyla masaya yatırıyor. Kitabın ilk bölümünde, Türkiye’de sağlık sisteminde son otuz yılda yaşanmakta olan dönüşüme farklı pencerelerden bakılıyor. Burada, tüm dünyada gerçekleşen sağlık sistemlerinin neoliberalleşme ekseninde yeniden yapılanması sürecine Türkiye örneği üzerinden mercek tutuluyor. Kitabın ikinci bölümünde, modern tıbbın hasta bedenleri ve öznellikleri üzerindeki etkileri irdeleniyor; son bölümde de, cinsiyet ilişkilerinin ve cinsel kimliklerin, neoliberalleşmeyle birlikte nasıl dönüştüğü ortaya koyuluyor.

Rana Dasgupta – Solo (2011)

  • SOLO, Rana Dasgupta, çeviren: Beril Eyüboğlu, Metis Yayınları, roman, 357 sayfa

 

Hint yazar Rana Dasgupta, ödüllü romanı ‘Solo’da, yaşlı karakteri Ulrich’in geçmişi ve şimdiki hayatı aracılığıyla hayatla bir hesaplaşmaya girişiyor diyebiliriz. Yüz yaşında bir münzevi olan Ulrich’in hayatı, ülkesi Bulgaristan’ın inişli çıkışlı tarihince belirlenmiştir. Ulrich, şimdi öleceği günü beklerken, aynı zamanda sonu gelmez bir çabayla, kendisinin ve ülkesinin çalkantılı geçmişini hatırlamaktadır. Anılarda savaşlar; kapitalizmden komünizme ve komünizmden kapitalizme geçişler; bilim, teknoloji ve sanattaki devrimler bulunmaktadır ve Ulrich’in de geçmişinden miras kalan hayal kırıklıkları için tek avuntusu, engin hayal gücüdür.

Kojin Karatani – Derinliğin Keşfi (2011)

  • DERİNLİĞİN KEŞFİ, Kojin Karatani, çeviren: Devrim Çetin Güven ve İnan Öner, Metis Yayınları, eleştiri, 236 sayfa

 

Düşünür, edebiyat eleştirmeni ve felsefeci Kojin Karatani’nin ‘Derinliğin Keşfi’ adlı elimizdeki çalışması, bir edebiyat tarihi çalışmasından ziyade, klasik metinleri de içeren edebiyat tarihi disiplinin sağlam bir eleştirisi. Dolayısıyla burada, “modernlik ve edebiyat” alanında süregelen tartışmalar, kitabın merkezini oluşturuyor diyebiliriz. Zira Karatani, 19. ve 20. yüzyıl Japon edebiyatını yeniden yorumlayarak “modernlik”, “edebiyat”, “köken”, “devlet” ve “ideoloji”  gibi kavramları yeniden tartışmaya açıyor. Düşünür, modernitenin kökenini Batı’nın kendisinde aramaktansa, Batı-olmayanın “Batılılaşma”sı sürecinde görmeye çalışıyor.

Aslı Biçen – Tehdit Mektupları (2011)

  • TEHDİT MEKTUPLARI, Aslı Biçen, Metis Yayınları, roman, 138 sayfa

 

‘Elime Tutun’ ve ‘İnceldiği Yerden’ adlı kitaplarıyla bilinen Aslı Biçen, yeni romanı ‘Tehdit Mektupları’nda, askeri darbenin ertesindeki Türkiye’nin özgün bir panoramasını çiziyor. Bir mahkeme salonunda başlayan roman, sol harekete mesafeli olduğu halde silahlı örgüte yardım etmekten yargılanan bir genci; oğlunu kurtarmak için mücadele eden bir babayı ve davaya bakan ülkücü bir savcıyı karşımıza çıkarıyor. Hikâyesini, mahkeme tutanakları, tehdit mektupları, sanığın günlüğü ve bir sevgiliye yazılmış mektuplar üzerine kuran roman, Türkiye yakın tarihinin sıkıntılı bir döneminde farklı kişilikler üzerinden toplumun vicdanını sorguluyor.

Juli Zeh – Temize Havale (2011)

  • TEMİZE HAVALE, Juli Zeh, çeviren: Sevinç Altınçekiç, Metis Yayınları, roman, 189 sayfa

 

Türkçede de bilinen kalemlerden olan Alman yazar Juli Zeh, ‘Temize Havale’ adlı son romanında, eleştirel tavrından taviz vermeyen bir üslupla, içinde bulunduğu Batı toplumunun değerleriyle yüzleşiyor. Yazar bunu yaparken de, çok basit bir kavram üzerinden; Batı’nın temizlikle kurduğu ilişkinin ayrıntıları üzerinden ilerliyor. Zeh’in romanı, baş kahramanı Mia Holl’un karmaşık ve belirsiz hayat hikâyesi aracılığıyla, bir sistemin bedenler üzerinde hijyeni ve sağlığı kullanarak nasıl devasa bir tasarruf kurduğunu ortaya koymasıyla dikkat çekiyor. Zeh romanında, Batı dünyasını irade ve vicdandan yoksun, adaletsiz bir sistem olarak resmediyor.

Alenka Zupančič – Komedi: Sonsuzun Fiziği (2011)

Psikanaliz ve felsefe ilişkisini irdelediği çalışmalarıyla bilinen Alenka Zupančič bu eserinde, felsefenin komediyle ilişkisine odaklanıyor.

Komedinin önemli bir düşünce nesnesi olduğu ve böylelikle felsefe ile psikanalizin insana dair kavrayışında komediden öğrenebileceği birçok şey bulunduğu, Zupančič’in çalışmasının omurgasını oluşturuyor.

Komediyle ilgili düşüncelerin çoğu zaman ideolojik bakış açılarına kurban edildiğini, ayrıca gülme ve mizahın ideolojiyle yakın ittifak içinde olduğunu söyleyen yazar, komedi konusunda ideolojinin takındığı katı fanatizmin karşısına, felsefenin içinde bulunduğunu savladığı komedi nüvelerini koyuyor.

  • Künye: Alenka Zupančič – Komedi: Sonsuzun Fiziği, çeviren: Tuncay Birkan, Metis Yayınları, felsefe, 214 sayfa