Kolektif — İstanbul Aydınlanıyorken (2026)

‘İstanbul Aydınlanıyorken’, elektriğin yalnızca teknik bir yenilik ya da enerji kaynağı olmadığını, modern İstanbul’un toplumsal, mekânsal ve kültürel dönüşümünü biçimlendiren temel unsurlardan biri olduğunu ortaya koyuyor. Kitap, İstanbul’u elektriğe kavuşturan Silahtarağa Elektrik Santrali çevresinde gelişen değişimleri merkeze alırken, elektriğin gündelik yaşamı, kent deneyimini, çalışma hayatını, mimariyi, toplumsal cinsiyet ilişkilerini ve kamusal alanı nasıl yeniden kurduğunu disiplinlerarası bir bakışla inceliyor. Böylece bir santralin tarihini anlatmanın ötesine geçerek, elektriğin modernleşme sürecindeki belirleyici rolünü sosyal ve kültürel boyutlarıyla değerlendiriyor.

Kitabın ilk bölümleri, elektriğin İstanbul’da geceyi dönüştürme biçimine odaklanıyor. Gece, yalnızca karanlığın hüküm sürdüğü doğal bir zaman dilimi olmaktan çıkarak kamusal yaşamın, eğlencenin, tüketimin ve toplumsal etkileşimin sürdüğü yeni bir mekâna dönüşüyor. Sokakların, meydanların ve vitrinlerin aydınlanması kent sakinlerinin geceyle kurduğu ilişkiyi değiştirirken, görme biçimlerini, bedenin kamusal temsillerini ve modern kent deneyimini de yeniden tanımlıyor. Elektrik bu süreçte yalnızca görünürlüğü artıran bir teknoloji değil, yeni toplumsal davranış biçimlerini mümkün kılan bir araç hâline geliyor.

İzleyen bölümlerde elektriğin gündelik hayat üzerindeki etkileri ayrıntılı biçimde ele alınıyor. Ev içi yaşamda elektrikli aletlerin yaygınlaşması temizlik alışkanlıklarından zaman kullanımına kadar birçok pratiği dönüştürürken, kadın emeği, ev işleri ve aile yaşamı da bu değişimden etkileniyor. Elektrik yalnızca konfor sağlayan bir yenilik olarak değil, modern yaşam biçimlerini yaygınlaştıran, tüketim kültürünü güçlendiren ve yeni toplumsal normlar oluşturan bir unsur olarak değerlendiriliyor. Dönemin yayınları ve eğitim faaliyetleri üzerinden elektriğin nasıl bir modernleşme ideolojisinin parçası hâline getirildiği de gösteriliyor.

Kitap önemli bir bölümüyle Silahtarağa Elektrik Santrali’nin mimari, endüstriyel ve kentsel mirasını inceliyor. Santralin kuruluşu, mimari özellikleri, ulaşım bağlantıları ve arşiv belgeleri aracılığıyla İstanbul’un altyapı tarihindeki merkezi konumu ortaya konuyor. Aynı zamanda bu endüstri yapısının zaman içinde geçirdiği dönüşüm değerlendirilerek, teknik bir tesisin kent hafızasının ayrılmaz parçalarından biri hâline gelişi tartışılıyor. Böylece santral, yalnızca elektrik üreten bir yapı değil, modern İstanbul’un oluşumunu belgeleyen tarihsel bir tanık olarak ele alınıyor.

Eser, elektriğin beraberinde getirdiği altyapı ağlarını, emek süreçlerini ve ekonomik ilişkileri de ihmal etmiyor. Elektrik üretiminin kömür tedarikine bağımlılığı, tramvay ve elektrik şirketlerinin örgütlenmesi, haberleşme şebekelerinin gelişmesi, sermaye yapıları, iş gücü ve Cumhuriyet’in ilk yıllarında yaşanan enerji sorunları ayrıntılı biçimde inceleniyor. Elektrik kazaları ve güvenlik meseleleri de modern teknolojinin yalnızca ilerleme değil, yeni riskler ve düzenlemeler doğurduğunu gösteren örnekler olarak değerlendiriliyor.

Kitabın kuramsal çerçevesi, elektriği yalnızca teknik bir gelişme olarak değil, modernitenin temel simgelerinden biri olarak yorumluyor. Aydınlanma düşüncesindeki “ışık” metaforuyla fiziksel aydınlatma arasındaki tarihsel ilişkiye dikkat çekilirken, elektriğin akıl, ilerleme ve uygarlık fikirleriyle nasıl özdeşleştirildiği tartışılıyor. Bununla birlikte eser, modern kentte ışığın yalnızca özgürleşme değil, gözetim, denetim ve kamusal mekânın yeniden düzenlenmesi gibi farklı işlevler de üstlenebildiğini gösteriyor. Böylece elektrik, teknik tarihi aşan çok katmanlı bir toplumsal olgu olarak ele alınıyor.

Sonuç olarak ‘İstanbul Aydınlanıyorken’, 20. yüzyıl Türkiye’sinde elektrifikasyon sürecini kent tarihi, mimarlık, toplumsal cinsiyet, emek tarihi, kültürel çalışmalar ve gündelik hayat araştırmalarını bir araya getiren geniş bir perspektifle inceliyor. İstanbul’un modernleşmesini yalnızca siyasal ya da ekonomik gelişmeler üzerinden değil, gecenin aydınlanmasından ev içindeki dönüşümlere, altyapı yatırımlarından kültürel hafızaya kadar uzanan çok yönlü süreçler üzerinden okuyarak, elektriğin modern yaşamın kurulmasındaki belirleyici rolünü görünür kılıyor.

Kitaba yazılarıyla katkıda bulunan isimler ise şöyle: Alaaddin Tok, Amed Gökçen, Avner Wishnitzer, Bahar Emgin, Binnur Kıraç, Büşra Eser, Cihangir Gündoğdu, Defne Karaosmanoğlu, Erol Ülker, G. Carole Woodall, Gülhan Balsoy, Hüseyin Irmak, İhsan Bilgin, Kenan Çayır, Leyla Bektaş Ata, Lütfiye Çetin, Mevlüde Kaptı, Murat Belge, Murat Koraltürk, On Barak, Ramazan Çakmak, Seval Şahin, Sırrı Emrah Üçer, Şükrü Aslan, T. Gül Köksal, Uğur Tanyeli ve Yağmur Nuhrat.

Kolektif — İstanbul Aydınlanıyorken: 20. Yüzyıl Türkiyesi’nde Kent, Elektrik, Gündelik Hayat
Derleyen: Amed Gökçen, Lütfiye Çetin • İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları
İnceleme • 366 sayfa • 2026

Kolektif – Türkiye’de Özel Girişimciliğin Gelişimi ve İş İnsanlarının Ağzından “Başarı” Hikâyeleri (2021)

Türkiye’nin girişimcileri sürekli devlete bağımlı kaldıklarından tarihin hiçbir döneminde kendi ayakları üzerinde duramadı.

1930’lardan 1960’lara uzanan süreçte iş insanlarıyla yapılmış röportaj ve yazıları bir araya getiren bu çalışma da, Türkiye’de girişimciliğin seyrini anlamak açısından çok değerli bir kaynak.

İş insanı ve yönetici hatırat, biyografi ve otobiyografilerini konu edinen kitapların iktisat tarihi, işletme ve yönetim tarihi açısından kaynak değeri var.

Hatırat, biyografi ve otobiyografi kitaplarının yanı sıra bir diğer kaynak türü ise kitaplara göre daha kısa ve az bilgi içeren, dergi ve gazetelerde yayınlanan iş insanlarıyla yapılmış röportaj ve benzeri yazılardır.

Bu kitapta 1930’lardan 1960’lara uzanan süreçte iş insanlarıyla yapılmış, çeşitli dergi ve gazetelerde yayınlanmış bu röportaj ve yazıların önemli bir kısmı bir araya geliyor.

Ayrıca bu röportaj ve yazıların Türkiye’de girişimcilik tarihi bağlamında kullanımına ve kaynak olarak değerine işaret etmek adına bunları da kaynak olarak kullanarak kaleme alınmış olan Erken Cumhuriyet Döneminden Planlı Döneme yani 1960’lara uzanan süreçte Türkiye’de girişimciliğin seyrini konu edinen altı bölüm de yer alıyor.

  • Künye: Kolektif – Türkiye’de Özel Girişimciliğin Gelişimi ve İş İnsanlarının Ağzından “Başarı” Hikâyeleri (1930’lardan 1960’lara), hazırlayan: Rıfat N. Bali ve Murat Koraltürk, Libra Kitap, tarih, 660 sayfa, 2021

Ahmet Hamdi Başar – “Yine Hayal Aleminde Uçuyorum…” (2007)

  • “YİNE HAYAL ÂLEMİNDE UÇUYORUM…”, Ahmet Hamdi Başar, yayına hazırlayan: Murat Koraltürk, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, anı, 730 sayfa

yine-hayal-aleminde-ucuyorum

“Yine Hayal Âleminde Uçuyorum…”, Ahmet Hamdi Başar’ın anılarının birinci cildi olan “Gazi Bana Çok Kızmış…”ın devamı. “Limancı Hamdi” ve “İktisatçı Hamdi” olarak da bilinen, yakın tarihin önemli isimlerinden Başar’ın anılarının bu ikinci cildinde, ülkenin demokrasiye geçiş sürecinde yaşananları, Demokrat Parti’nin kuruluşunu, parti kurmaylarıyla olan ilişkilerini, milletvekili olma çabalarını, Menderes ve Bayar’ın politikalarını, DP’nin iktidar yıllarını, partiden kopuş sürecini, Müstakil Grup girişimlerini, yeni bir parti kurma çabalarını ve 27 Mayıs’ta tuzla buz olan hayallerini anlatıyor.

Ahmet Hamdi Başar – “Gazi Bana Çok Kızmış…” (2007)

  • “GAZİ BANA ÇOK KIZMIŞ…”, Ahmet Hamdi Başar, yayına hazırlayan: Murat Koraltürk, Bilgi Üniversitesi Yayınları, anı, 762 sayfa

gazi-bana-cok-kizmis

“Gazi Bana Çok Kızmış…”, Türkiye yakın tarihinin önemli isimlerinden Ahmet Hamdi Başar’ın anılarının birinci cildini oluşturuyor. Anıların bu cildinde, Başar’ın Meşrutiyet, Cumhuriyet ve tek parti dönemine dair anıları yer alıyor. Türkiye’nin yakın tarihinde, “Limancı Hamdi” veya “İktisatçı Hamdi” diye de bilinen Başar, İkinci Meşrutiyet döneminden 27 Mayıs askeri darbesine uzanan süreçte, Türkiye’nin sîyasi ve ekonomik gelişmelerine tanıklık etmiş, yakın tarihte yaşanan önemli olayların bizzat içinde yer almış bir fikir ve eylem adamıydı.

Orhan Berent ve Murat Koraltürk (der.) – İskeleye Yanaşan… (2013)

  • İSKELEYE YANAŞAN…, derleyen: Orhan Berent ve Murat Koraltürk, İletişim Yayınları, inceleme, 407 sayfa

 ISKELEYE

‘İskeleye Yanaşan…’, siyasetten müziğe kadar ortak noktası deniz ve gemi konulu yazıların bir araya getirilmesiyle oluşmuş. Birçok yazarın katkıda bulunduğu ve denizler, gemiler ve denizciler konularını farklı açılardan ele alan kitapta, gemi modelleri, memleket müziğinde gemi, Türk sinemasının deniz yolculukları, ada vapurlarında yolculuk, İstanbul vapurları, Türkiye’de denizcilik, posta gemileri, mavi yolculuk kültürü, denizcilik sözlükleri, kabotaj meselesi, edebiyatta deniz tasvirleri, gemi yapımı ve deniz ulaştırma tarihimizin en büyük felaketlerinden olan Üsküdar faciası gibi ilgi çekici konular yer alıyor.

Mehmet Ö. Alkan, Tanıl Bora ve Murat Koraltürk (der.) – Mete Tunçay’a Armağan (2007)

  • METE TUNÇAY’A ARMAĞAN, Derleyenler: Mehmet Ö. Alkan, Tanıl Bora ve Murat Koraltürk, İletişim Yayınları, armağan, 760 sayfa

 

‘Mete Tunçay’a Armağan’, Türkiye sosyal bilimler alanının önemli isimlerinden biri olan Tunçay’ın üç temel çalışma alanı gözetilerek hazırlanmış. Siyasal düşünceler tarihi ve siyasetbilimi teorisi; Türkiye’de solun ve sol düşüncenin tarihi; Türkiye’de erken Cumhuriyet dönemi ve Tek-Parti rejimi, Tunçay’ın araştırma, derleme ve çevirileriyle katkıda bulunduğu üç alan. Kitabın armağan yönünüyse, Tunçay’ın bu üç ilgi alanına dair birçok akademisyen ve yazar tarafından kaleme alınan makaleler oluşturuyor. Derleme bunun yanı sıra, Tunçay hakkında kaleme alınmış yazılara, özgeçmişine, kaynakçasına ve kendisiyle yapılmış bir söyleşiye de yer veriyor.