Emmanuel Levinas – Zaman ve Başka (2021)

Zaman kendi başına, yalıtılmış bir olgu değildir.

Emmanuel Levinas, zamanı, öznenin başkasıyla kurduğu ilişki olarak okuyor.

Levinas’ın zaman üzerine verdiği 1948 tarihli konferans dizisine dayanan kitap, varolmanın yalnızlığından ıstırap ve ölüme, aklın aşkınlığından iktidar ve başkasıyla ilişkiye uzanarak konuyu geniş bir çerçevede irdeliyor.

Düşünür burada bir yandan yaşantıların edebî bir betimlemesini yapıyor, öte yandan da bunların bize çağrıştırdıkları felsefi soruları, uğraşları ve yanıtları ele alıyor.

Levinas’ın o kendine has üslubuyla öne çıkan kitap, bilhassa modern bireyin gündeminden hiç düşmeyecek yalnızlık kavramı üzerine düşünmesi ve zamanın yalnızlığa sunduğu olanakları irdelemesiyle dikkat çekiyor.

  • Künye: Emmanuel Levinas – Zaman ve Başka, çeviren: Özkan Gözel, Fol Kitap, felsefe, 2021

Auguste Comte – İslamiyet ve Pozitivizm (2008)

Auguste Comte’un pozitivizmine yöneltilen başlıca eleştiri, sisteminin maneviyatı reddeden ve Tanrısı insanlık, peygamberi de bilim insanı olan, başlı başına bir din olduğu yönünde.

Gerçekte de pozitivizm, 1845’ten başlayarak, insanlığın dinler ve Tanrılarla hesaplaşmasının lokomotif görüşlerinden, anlayışlarından biri haline gelerek kurumsallaştı.

Comte’un Christian Cherfils tarafından hazırlanan bu kitabı ise kendisinin İslamiyet hakkındaki görüşlerini barındırıyor.

Kitapta, Comte’un 1853 yılında Sadrazam Reşit Paşa’ya gönderdiği ve Osmanlı’yı “insanlık dini” dediği pozitivizme davet eden ünlü mektubu da bulunuyor.

  • Künye: Auguste Comte – İslamiyet ve Pozitivizm, hazırlayan: Christian Cherfils, çeviren: Özkan Gözel, Dergah Yayınları, felsefe, 55 sayfa 

 

 

Özkan Gözel – Varlıktan Başka (2011)

  • VARLIKTAN BAŞKA, Özkan Gözel, İthaki Yayınları, inceleme, 411 sayfa

 

Özkan Gözel’in, Türkiyeli okurlarca Emmanuel Levinas’ın felsefesine bir giriş olarak okunabilecek ‘Varlıktan Başka’sı, Levinasçı metafiziğin belli başlı nirengi noktalarını ele alıyor. Yazar bu bağlamdaki analizlerini de, “başkalık”, “anlam”, “duyarlık” ve “öznellik” gibi, Levinas’ın etik tasavvurunu üzerine inşa ettiği dört temel mefhum aracılığıyla yapıyor. Gözel bunun yanı sıra, Levinas’ın felsefenin gelişimini üç döneme ayırarak, filozofun düşüncesinin başlangıç uğraklarından ona özgü etiğin net bir iddia ve belirgin bir söylem olarak ortaya çıktığı döneme ve Levinas’ın düşüncesinin nihai formuna kavuştuğu son dönemine odaklanıyor.