Michael Shermer – Ahlâkın Yayı (2019)

 

Akıl ve bilim, insanlığın ahlaki gelişiminde nasıl bir öneme sahip?

Michael Shermer ‘Ahlâkın Yayı’nda, antik zamanlardan bugüne uzanarak ahlaki sorumluluklarımızın ailemizden mensubu bulunduğumuzu gruplara ve oradan da bütün insanlar ve canlıları kapsayan bir genişliğe nasıl ulaştığını izliyor.

Shermer’e göre akıl ve bilim, savaşlar ve terör başta olmak üzere, dini baskılar, kölelik, kadın hakları, eşcinsel hakları ve bunun gibi pek çok sorunu aşmamızı sağlayan ahlaki bir anahtar vermiştir.

Ahlaki duygularımızın tarih boyunca geçirdiği dönüşüme yakından bakmak için çok iyi bir fırsat.

  • Künye: Michael Shermer – Ahlâkın Yayı: Bilim ve Aklın İnsanlığı Hakikate, Adalete ve Özgürlüğe Sevk Edişinin Hikâyesi, çeviri: Erhan Güzel, Phoenix Yayınları, ahlak, 536 sayfa, 2019

Efe Baştürk – Biyonoetika’nın Doğuşu (2019)

Politik düşünce, Aristoteles’te nasıl gelişti?

Efe Baştürk, ‘Biyonoetika’nın Doğuşu’nda, Aristotolesçi politik felsefenin hangi düşünme, sorunsallaştırma ve kavramsallaştırma biçimleri sonucunda ortaya çıktığını irdeliyor.

Politikayı epistemolojik ve a-lethik bir mesele olarak ele alan Platon’un aksine Aristoteles, politikanın dünyasal bağlamına vurgu yapan bir felsefe geliştirdi.

Baştürk’ün eseri, tam da buradan yola çıkarak dünyasallığın anlamı ile bu anlamı oluşturan felsefi biçimlerin sorunsallaştırma mantığı üzerine düşünmesiyle önemli.

Aristotelesçi politika felsefesini Aristoteles’in çizmiş olduğu hangi güzergahlarla kavramak gerekir ve yine politika felsefesi hangi felsefi yaklaşımın bir izdüşümü olarak ortaya çıkmıştır?

Yazar bu sorunun yanıtını ararken, Aristotelesçi politika felsefesini kavramak için iki güzergah tespit ediyor: canlı[lık] ve yaşam.

Yazara göre bu iki alan, Aristoteles felsefesinde, fakat bilhassa politika felsefesinde, kritik işleve sahiptir, zira bunların her biri de Aristoteles felsefesinin dünyeviliğini içermektedir.

Çalışmanın, Aristotelesçi politika felsefesinin etik, biyoloji, metafizik ve psikoloji ile hangi noktalarda buluştuğunu ortaya koymasıyla da dikkat çektiğini söylemeliyiz.

  • Künye: Efe Baştürk – Biyonoetika’nın Doğuşu: Aristoteles Düşüncesinde Etik, Politika ve Canlı Yaşamın Yönetimi, Phoenix Yayınları, felsefe, 184 sayfa, 2019

Tolga Yalur – Devrimden Sonra Birinci Yüzyıl (2010)

Tolga Yalur ‘Devrimden Sonra Birinci Yüzyıl’da, Macaristan sinemasının farklı dönemlerdeki gelişimini ve temel eğilimlerini, örnekler, ekoller ve yönetmenler bağlamında yorumluyor.

Sosyalizm öncesi ve sonrası sinema geleneğindeki yönetmenlerin nitel ve sanatsal öğelerine odaklanan Yalur’un çalışması, Macar sinemasını daha iyi anlayabilme olanağı sunuyor.

Yirminci yüzyılın ilk yarısında Macaristan’da sinema; bağımsızlık hareketinin doruğa ulaştığı 1956 olaylarında sinemanın rolü; Zoltán Fábri, István Szabó, Miklós Janscó, Márta Mészáros, Károly Makk, Péter Bacsó ve Zoltán Huszárik gibi yönetmenlerin sanatları, kitabın omurgasını oluşturuyor.

  • Künye: Tolga Yalur – Devrimden Sonra Birinci Yüzyıl: Yönetmenlerin İzinde Macar Sineması, Phoenix Yayınları, sinema, 168 sayfa

Wenda K. Bauchspies, Jennifer Croissant ve Sal Restivo – Bilim, Teknoloji ve Toplum (2019)

Üç yazarlı bu güzel kitap, bilim ve teknolojinin günümüz kültürü ve toplumunu nasıl etkilediğini sosyolojik bir perspektifle ortaya koyuyor.

Açık ve kolay anlaşılabilir bir dille yazılmış kitapta syborglardan robotlara, üreme teknolojilerinden bilimlerin dinle ilişkilerine pek çok konu ele alınıyor, bunun yanı sıra bilim ve teknoloji araştırmalarının inceleme konuları, belli başlı araştırma araçları ve teorileri kapsamlı şekilde açıklanıyor.

Yazarlar, güç ilişkileri ve kültür, ırk, cinsiyet, cinsiyetçilik, sömürgecilik, internet ve biyoteknoloji gibi, bilim ve teknoloji araştırmalarının gündemindeki en önemli sorunları ele alıyor ve daha da önemlisi, bunları örnek olay araştırmaları üzerinden açıklığa kavuşturuyorlar.

Kitabın sonunda, bir sözlük ile ileri okuma listesi de yer alıyor.

  • Künye: Wenda K. Bauchspies, Jennifer Croissant ve Sal Restivo – Bilim, Teknoloji ve Toplum: Sosyolojik Bir Yaklaşım, çeviren: Beno Kuryel, Ümit Tatlıcan ve Bekir Balkız, Phoenix Yayınları, bilim, 232 sayfa, 2019

Kolektif – Çağdaş Fransız Felsefesi (2019)

Çağdaş Fransız felsefesi hakkında iyi bir derleme.

Kitabı benzer türdeki çalışmalardan ayıran en önemli husus, hem konuyu çok daha geniş bir kapsamda irdelemesi hem de aynı zamanda bir felsefe tarihi çalışması olarak tasarlanması.

Kitapta, Paul Janet, Henri Bergson, Gabriel Marcel, Jacques Lacan, Jean-Paul Sartre, Emmanuel Levinas, Albert Camus, Paul Ricoeur, Gilles Deleuze, Michel Foucault, Jacques Derrida, Alain Badiou ve Jacques Rancière üzerine makaleler yer alıyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Ülker Öktem, Ali Osman Gündoğan, Emrah Akdeniz, Faezeh Abedkouhi Akdeniz, Ogün Ürek, Cevriye Demir Güneş, Feyza Şule Güngör, Eren Rızvanoğlu, Kasım Küçükalp, Ufuk Bircan, Banu Alan Sümer, Murat Erşen ve Fatma Erkek.

Kitabı, çağdaş Fransız felsefesinin önde gelen aktörleri üzerine pratik bir çalışma arayanlara tavsiye ediyoruz.

  • Künye: Kolektif – Çağdaş Fransız Felsefesi, editör: Işıl Bayar Bravo, Hamdi Bravo ve Banu Alan, Phoenix Yayınları, felsefe, 392 sayfa, 2019

Manfred Reitz – Entrikacılar ve Casuslar (2009)

Manfred Reitz ‘Entrikacılar ve Casuslar’da, yüzyıllar boyunca casusların dünyasında ve istihbarat faaliyetlerinde yaşanan maceraları ve yürek hoplatan olayları anlatıyor.

“Casusluk çok eski bir meslektir ve tıpkı bencillik gibi, galiba insanın doğasının da bir parçasıdır.” diyen Reitz, tarihteki ünlü casusluk faaliyetlerini, canlı bir üslupla okurlarına sunuyor.

Eski Mısır’da casusluk; Yunanlılar ve Perslerde casusluk faaliyetleri; Anibal’in casusları; Roma İmparatorlarının casusluk servisleri; Bizans’taki casusluk faaliyetleri; Papaların istihbaratı; Ortaçağ’da casusluk ve Mata Hari’nin casusluk çalışmaları, kitapta anlatılan konulardan birkaçı.

  • Künye: Manfred Reitz – Entrikacılar ve Casuslar, çeviren: O. Can Ünver, Phoenix Yayınları, inceleme, 247 sayfa

Öykü Terzioğlu – Nâzım Hikmet ve Sömürgecilik Karşıtlığının Poetikası (2009)

Öykü Terzioğlu’nun kaleme aldığı ‘Nâzım Hikmet ve Sömürgecilik Karşıtlığının Poetikası’nın konusunu, Nâzım Hikmet’in 1925 ile 1935 yılları arasında kaleme aldığı ‘Jokond ile Sİ-YA-U’, ‘Benerci Kendini Nasıl Öldürdü?’ ve ‘Taranta Babu’ya Mektuplar’ adlı kitaplarında tür, biçim ve içerik ilişkisi oluşturuyor.

Yazar, Nâzım Hikmet’in şiirinin düzyazılaştığı ve romanlaştığı tezini, özellikle Hikmet’in Kemal Tahir’e yazdığı mektuplarda ortaya koyduğu poetik beyanları ekseninde irdeliyor.

Terzioğlu ayrıca, söz konusu üç kitapta, sömürgeci ile sömürge halkları arasındaki temsil edilişin, şiirde görülen dönüşümlerle ilişkisini de inceliyor.

  • Künye: Öykü Terzioğlu – Nâzım Hikmet ve Sömürgecilik Karşıtlığının Poetikası, Phoenix Yayınları, inceleme, 216 sayfa

Fırat Mollaer – Yerliciliğin Retoriği (2018)

Bizdeki yerliciliğin düşünsel kaynakları ve dinamikleri nelerdir?

Daha da önemlisi, Türkiye’deki yerlicilik, savunulduğu gibi homojen midir yoksa daha çok heterojen midir?

Fırat Mollaer’in bu kitapta giriştiği tartışma, bizdeki yerliciliği çok yönlü bir bakışla deşifre ederken, aynı zamanda yerliciliği toplumsal-siyasal meselelere indirgeyen kültürelciliğe sıkı eleştiriler yöneltiyor.

Yazar burada, yerliciliğin düşünsel kaynağı olarak Yahya Kemal’in, ideologları olarak Necip Fazıl Kısakürek, Sezai Karakoç ve Cemil Meriç’in, antropolog tipi olarak da Ahmet Hamdi Tanpınar’dan düşüncelerini baştanbaşa kat ediyor.

Aynı zamanda Nuri Bilge Ceylan sineması bağlamında da yerliciliği irdeleyen Mollaer, bütün bu aktörlerin söylemlerini Gaston Bachelard, Fredric Jameson, Ernst Renan ve Daryush Shayegan gibi yazar ve düşünürlerin fikirleri üzerinden tartışıyor.

Mollaer’e göre, yerlicilik kültürü bir kavga silahına dönüştürüp toplumu ve siyaseti kültürün bir uzantısı olarak kurgular.

Öte yandan yerlicilik “yerli”den çok “yerli olmayan”la ilgili bir söylemdir, hatta “yerli olmayan”ı inşa etmenin bir yoludur.

“Yerliciliğin düşünsel kaynakları nelerdir?” sorusuna kapsamlı bir yanıt veren çalışma, okurunu yerliciliğin ideolojik ve söylemsel kuruluşu üzerinde düşünmeye çağırıyor.

  • Künye: Fırat Mollaer – Yerliciliğin Retoriği, Phoenix Yayınları, 160 sayfa, 2018

Sedat Topçu – Cinsel İstismar (2009)

Klinik psikoloji profesörü Sedat Topçu ‘Cinsel İstismar’da, çocukların ve gençlerin cinsel istismarı, pedofili, ensest, engellilerin cinsel istismarı ve internet yoluyla cinsel istismar konularını kapsamlı bir şekilde ele alıyor.

Geniş okuyucu kesimlerini hedefleyerek çalışmasını kaleme alan Topçu’nun, nitelikli bir kılavuz eser olarak tanımlanabilecek kitabı, kolay anlaşılır anlatım tarzıyla psikolojik kavramları açıklıyor.

Hızla artan cinsel istismar sorunu düşünüldüğünde, Topçu’nun çalışmasının, konuyu bilimsel tartışmaya açması, zihinleri konu üzerinde düşünmeye davet etmesi ve sorunun ne denli vahim olduğunu gözler önüne sermesiyle önemli bir boşluğu doldurduğunu söyleyebiliriz.

  • Künye: Sedat Topçu – Cinsel İstismar, Phoenix Yayınları, psikoloji, 382 sayfa

Kolektif – Émile Durkheim’ı Yeniden Okumak (2018)

Farklı yazarların katılımıyla ortaya çıkan bu özenli çalışma, sosyolojinin kurucusu Émile Durkheim düşüncesindeki sapakları daha görünür kılıyor ve buradan hareketle düşünürün fikirlerinin sağlam bir yeniden okumasını yapıyor.

Kitabın en büyük katkısı, Durkheim’ın bizdeki alımlanışında görülen başat sorunları tespit etmesidir diyebiliriz.

Kitap, bir yandan Türkiye’de şu ana kadar Durkheim’ın düşüncesi hakkında bilinenlere iyi bir alternatif sunuyor ve öte yandan da, okurunu bizzat sosyoloji ve sosyolojinin iktidarla, siyasetle ilişkisi üzerine derinlemesine düşünmeye davet ediyor.

Çalışmanın bir diğer önemli katkısı da, Durkheim’ı ikincil kaynaklar üzerinden değil, bizzat kendi eserlerinden okuması.

  • Künye: Kolektif – Émile Durkheim’ı Yeniden Okumak, editör: Ümit Tatlıcan ve Vefa Saygın Öğütle, Phoenix Yayınları, sosyoloji, 352 sayfa, 2018