Tim Marshall – Coğrafyanın Gücü (2024)

Tim Marshall’ın dünya çapında çoksatan kitabı ‘Coğrafya Mahkûmları’ dağlar, nehirler ve denizlerin bir ülkenin kaderini nasıl şekillendirdiğini gösterdi.

O zamandan beri coğrafya değişmedi ama dünyamız değişti.

Marshall yeni kitabı ‘Coğrafyanın Gücü: Dünyamızın Geleceğini Gösteren On Harita’ ile bizi küresel siyaseti ve gücü elinde tutan ülkelere doğru bir yolculuğa çıkarıyor.

  • Neden dünya atmosferi bir sonraki savaş alanı olacak?
  • Pasifik için mücadele daha yeni mi başladı?
  • Avrupa bir sonraki mülteci krizine neden düşünülenden daha yakın?

Avustralya, Sahel, Yunanistan, Türkiye, Birleşik Krallık, İran, Etiyopya, Suudi Arabistan, İspanya ve Uzay’ı kapsayan bu on bölümlük kitap, küresel dünyamızı anlamada yol gösterici bir rehber olma özelliği taşıyor.

Marshall’ın kendine özgü zekâsı ve içgörüsüyle kaleme aldığı bu eser, coğrafyanın insanlığın geçmişini, bugününü ve geleceğini şekillendirme gücüne dair anlaşılır ve sürükleyici bir keşif.

  • Künye: Tim Marshall – Coğrafyanın Gücü: Dünyanın Geleceğini Gösteren On Harita, çeviren: Gökçen Keçici, Epsilon Yayıncılık, coğrafya, 370 sayfa, 2024

Anthony Grafton – Yeni Dünyalar Eski Metinler (2024)

‘Yeni Dünyalar Eski Metinler’, Avrupa’nın Rönesans dönemindeki büyük entelektüel dönüşümünü derinlemesine inceleyen bir başyapıttır.

Anthony Grafton, Avrupa’nın 15. ve 16. yüzyıllardaki keşiflerinin, antik metinlerin otoritesiyle çarpışmasının sonuçlarını titizlikle ele alıyor.

Amerika’nın keşfi gibi büyük olaylar, eski dünyanın sınırlarını zorlayarak entelektüellerin yeni bilgiyi nasıl anlamlandırdığını ve antik geleneğin gücünün nasıl sorgulandığını gözler önüne seriyor.

Ayrıca modern bilimsel yöntemin doğuşuna nasıl zemin hazırladığını anlatıyor.

  • Künye: Anthony Grafton – Yeni Dünyalar Eski Metinler: Geleneğin Gücü ve Keşiflerin Yarattığı Şaşkınlık, çeviren: Füsun Savcı, Alfa Yayınları, tarih, 264 sayfa, 2024

 

Guillaume Pitron – Nadir Metaller Savaşı (2024)

“Yenilenebilir” diye bilinen kaynaklardan enerji sağlamak ve teknolojik ürünlerin imalatı için kayalarda ve diğer yaygın metallerin içinde eser miktarda bulunan nadir metallere muhtacız.

Cep telefonları, bilgisayarlar, elektrikli araba motorları, jet uçakları, uydular, rüzgâr türbinleri, güneş panelleri bu nadir metaller olmadan imal edilemez.

Öte yandan, bu metallerin çıkarılması sağlığa ve çevreye zararlı kimyasalların kullanıldığı, hiç de yenilenebilir olmayan son derece enerji yoğun bir süreç.

Kısa sürede çoksatar haline gelen ve on bir dile çevrilen kitabında Guillaume Pitron bu hammaddelerin tedarikini sağlamanın jeopolitik, ekonomik, çevresel ve toplumsal etkilerini ortaya koyuyor.

Küresel iklim krizinin daha “yeşil” bir küresel enerji üretimiyle çözüleceği varsayımına meydan okuyan kitap aynı zamanda, bir düzine ülkede altı yıl boyunca yapılan araştırmalara dayanan titiz bir araştırmacı gazetecilik örneği.

  • Künye: Guillaume Pitron – Nadir Metaller Savaşı: Enerji Geçişinin ve Dijitalleşmenin Karanlık Yüzü, çeviren: Alp Tümertekin, İş Kültür Yayınları, ekoloji, 296 sayfa, 2024

Victor Turner – Simgesel Eylem (2024)

  • Toplumsal çatışmaların, kaynaşmaların ve dönüşümlerin ardında hangi güçler bulunuyor?
  • İnsan toplumlarının krize girdiği, çözüldüğü ve yeniden şekillendiği dramatik anlar, toplumların evriminin itici gücü olabilir mi?
  • Victor Turner, simgesel antropolojinin kurucu eserlerinden biri hâline gelmiş bu kitabında, simgesel eylemlerin, ritüellerin ve metaforların toplumsal yaşamın merkezinde nasıl durduğunu keşfe çıkıyor.

Toplumsal çatışmaların yinelenen kalıplarını ve bunları çözmek için simgesel eylemleri ve “alanları” nasıl kullandığımızı inceliyor.

Afrika kabilelerinden eski Amerikan uygarlıklarına; Meksika’nın bağımsızlık mücadelesinden İngiltere’de bir döneme damgasını vurmuş II. Henry ile Becket arasındaki emsal çatışmaya; Hindistan’daki kast mücadelelerinden 1960’ların karşıkültür hareketlerine; paganlarda, Hıristiyanlarda ve İslam’da hac yolculuklarının anlamına ve önemine kadar uzanan bir çizgide örnekler üzerinden, toplumsal dramaların kolektif deneyimlerimizi nasıl şekillendirdiğini ortaya koyarak yepyeni bir bakış açısı sunuyor.

Artık klasikleşmiş bu eser, insan yaşamını ve toplumlarını şekillendiren, görünmez ama son derece güçlü süreçleri anlamak isteyen herkes için bir kılavuz görevi görmeye devam ediyor.

  • Künye: Victor Turner – İnsan Toplumlarında Simgesel Eylem: Dramalar, Alanlar ve Metaforlar, çeviren: Onur Gayretli, Fol Kitap, antropoloji, 328 sayfa, 2024

David Matz – Antik Roma’da Günlük Hayat (2024)

  • Tarihin, belki de en meşhur uygarlığında günlük hayat nasıldı?
  • Romalıların günlük rutinleri nelerdi?
  • Alışverişi nereden, nasıl yapıyorlardı?
  • Hangi yemekleri yiyorlardı?
  • Hangi etkinliklere katılıyorlardı?
  • Nasıl evlerde kalıyorlardı?

Antik Roma gibi bir uygarlığı düşünürsek aklımıza çok daha fazla soru geleceği kesindir.

Matz’ın ilk elden kaynaklara dayanarak sunduğu bu anlatıda, bir Romalının evine girecek, onunla beraber yemek yiyecek, gerekli durumlarda mahkemeye gidecek, senatoda kanun maddesi tartışacak ve arenada gladyatörleri izleyeceksiniz.

‘Antik Roma’da Günlük Hayat’, sizi Romalıların günlük hayatında bir yolculuğa çıkarıyor.

  • Künye: David Matz – Antik Roma’da Günlük Hayat, çeviren: Tufan Göbekçin, Alfa Yayınları, tarih, 272 sayfa, 2024

Antonella Marty – Özgürlük (2024)

Türkiye, özgürlükler konusunda sorunlarını aşamayan bir ülke; özgürlüklerin sağlanması ve korunmasının getireceği faydaların yeterince farkında olmayan bir toplum.

Ancak elimizdeki veriler, refahın toplumun geneline yayılmasın ve üretkenlik ve verimin artarak demokrasinin temel direği olan orta sınıfı güçlendirmesinin, özgürlüklerin sağlanması ve korunması ile yakından ilişkili olduğunu gösteriyor.

Bu kitap, evrenin en başından hikâyeyi alıp insanın dünya üzerindeki hikayesine, oradan da modernleşmeyle birlikte gelişip serpilen özgürlüklerin ve bu özgürlüklerin hukuk tarafından korunmasının getirdiği refah artışına giden yolu bütüncül bir şekilde ele alıyor.

Ülkemizde yeterince anlaşılamayan özgürlük-refah ilişkisini, ikna edici ve zengin kanıtlarla ortaya koyuyor.

  • Künye: Antonella Marty – Özgürlük: Yoksulluğun Panzehiri, çeviren: Bahadır Çelebi, D84 Yayınları, siyaset, 176 sayfa, 2024

Viktor E. Frankl – Anlamsızlık Hissi (2024)

Dünyanın en ünlü psikoterapistlerinden, tarihe “Freud ve Adler’den sonra Psikoterapinin Üçüncü Viyana Okulu’nu kuran kişi” olarak geçen Viktor E. Frankl, sıra dışı bir hayat yaşadı: Ömrü boyunca yeni fikirlerin peşinde koştu, zaman zaman bu yüzden dışlandı, Hitler döneminde toplama kamplarında esir düştü, ailesini bu kamplarda kaybetti fakat her şeye rağmen yaşama tutunma çabasından ve anlam arayışından hiç vazgeçmedi.

Şahsi tecrübelerini nöroloji ve psikiyatri uzmanlığıyla birleştirerek logoterapiyi yaratmasının sebebi de buydu: İnsanı yaşama bağlayan en önemli motivasyonun “hayatın bir anlamı olduğu”na inanmakla inşa edildiğini ve hayat mücadelesindeki en büyük engelin de bu yüzden “anlamsızlık hissi” olduğunu görmesi…

Kaleme aldığı ‘Anlamsızlık Hissi: Psikoterapi ve Felsefeye Bir Meydan Okuma’yla hepimizi kendi hayatımıza dair bir anlam bulmaya, yaratmaya davet eden Frankl, bugün de alışıldık yaklaşımları sorgulamak için ilham veriyor.

  • Künye: Viktor E. Frankl – Anlamsızlık Hissi: Psikoterapi ve Felsefeye Bir Meydan Okuma, çeviren: Defne Şen, Mundi Kitap, psikoloji, 256 sayfa, 2024

Andrew Mearman – Heterodoks İktisat Kavramlarının Öğretilmesi (2024)

Lisans düzeyindeki iktisat öğretiminde, çağdaş ekonominin (günümüz kapitalizminin) durumunu açıklamada yetersiz kalan bir eğitim programı kullanılmaktadır.

Bu durum, sadece Türkiye’deki üniversiteler için değil, birkaç istisna dışında dünyadaki bütün üniversiteler için geçerlidir.

Bunun çeşitli sebepleri vardır: eğitimin güç ilişkileriyle doğrudan bağlantısı, eğitim verenin öğretimin içeriğini değiştirmekten tembellik ya da bilgi yetersizliği nedeniyle kaçınması, ayrıksı bir öğretim içeriğinin öğrencilere fayda sağlamayacağının düşünülmesi bu sebeplerden bazılarıdır.

“Anaakım” iktisat olarak adlandırılan ve iktisadın tamamını temsil etmeyen bir bakış açısının, belirli yöntem ve varsayımlar tekelinin bir ürünü olan bu eğitim programının çoğulcu bir yaklaşımı temel alarak değiştirilmesi elzemdir.

Zira bu eğitim programı, eğitenleri ve eğitilenleri bir çeşit bilimsel körlüğe iter, gerçeklik ya da var olan koşullar anaakım iktisadın yöntem ve varsayımlarına sadık kalarak kavranmaya, açıklanmaya çalışılır.

Bu çalışma, ilgili bilimsel körlüğü ortadan kaldıracak üç farklı program önerisi sunmakta:

  • Ortodoks Bir Modülü Zenginleştirmek
  • Alternatif Bir Düşünce Sistemine Odaklanan Bir Modül Oluşturmak
  • Ortodoks ve Heterodoks İktisadı Paralel Olarak Öğretmek

Künye: Andrew Mearman – Heterodoks İktisat Kavramlarının Öğretilmesi, çeviren: Eren Kırmızıaltın, Heretik Yayıncılık, iktisat, 126 sayfa, 2024

Priscilla Mary Işın, Merete Çakmak – Anadolu Kuş Adları Sözlüğü (2024)

Kara başlı iskete, keten kuşu, lapon çintesi, çiğdeci, orman serçesi, mavi baştankara…

Türkiye’nin iklim, coğrafya ve kıtalararası konumundan dolayı yerli, göçmen ve ziyaretçi kuş türlerinin toplam sayısı çok fazladır, son kayıtlara göre 500’e yaklaşmıştır.

‘Anadolu Kuş Adları Sözlüğü’ bu kuşların yerel düzeyde bile olsa Türkçe karşılıklarını vermek amacıyla hazırlanmış.

Türkçe adları olmayan ya da sadece cins düzeyinde bulunup farklı türler için ayrı adları bulunmayan bazı kuş adlarının İngilizceden, Latinceden çevrilmesi kaçınılmaz bir durumdur.

Ender olarak görülen veya yeni tespit edilen bazı kuşların hepsinin yerel adlara sahip olmaları beklenemez.

Her dilde olduğu gibi, Türkçe kuş adları, insanların tarih boyunca doğal çevrelerindeki canlılara duydukları ilgiyi, onlarla ilgili bilgilerini yansıtır; onların renkleri, sesleri, hareketleri, yaşadıkları ortam gibi özelliklerini ifade eder.

Bu nedenle kuş adları Türkçenin bir zenginliğidir.

Bu sözlüğü kullananlar, “deniz kırlangıçları”nın hangi aileye ait olduğu gibi bilgilere gerek olmadan bütün kırlangıçları “kırlangıç” maddesi altında bulabilir.

‘Anadolu Kuş Adları Sözlüğü’nün kuş konulu kitaplardan diğer bir önemli farkı, bir kuş türü için rastlanan farklı adların hepsinin verilmesidir.

Aynı adın birden fazla kuş türü için kullanıldığı durumlarda yine hepsi belirtilmiştir.

Sözlük Türkçe, İngilizce ve Latince olmak üzere üç bölümden oluşuyor.

  • Künye: Priscilla Mary Işın, Merete Çakmak – Anadolu Kuş Adları Sözlüğü, Alfa Yayınları, inceleme, 184 sayfa, 2024

Kolektif – Bilginin Tarihî Serüveni (2024)

  • Erken modern dönemde farklı kıtaların, ülkelerin hatta şehirlerin sınırları nasıl aşılıp da insanlar bilgi sahibi olabiliyordu?
  • Bu dönemin insanları için ortak bir bilgiden bahsedilebilir mi?
  • Her coğrafya bilinmeyen bir evren miydi, yoksa tüm kısıtlara rağmen erken modern dönemde insanlar sınırları aşan ağlar kurabiliyor muydu?

Sıradan insanlar, bilim insanları ve devletler arasında bilginin nasıl üretildiğini anlatan bu eser, bilginin hangi aracılar eliyle nasıl dönüştüğünü etkili şekilde gözler önüne seriyor.

Ticaret, diplomasi ve bilimin ilerlemesini sağlayan bilgi ağlarını örmelerine rağmen göz ardı edilen aktörler, aslında dünyanın birbirini tanımasını sağlıyordu.

  • Fakat bu aktörler elde ettikleri bilgileri kime nasıl aktarıyorlardı?

Avrupa, Asya, Osmanlı İmparatorluğu ve Amerika kıtaları arasında kurulan bilgi ağları üzerinden bilginin tarihini sunan bu kitap, erken modern dönemin küresel tarihine dair de yeni pencereler aralıyor.

  • Künye: Kolektif – Bilginin Tarihî Serüveni: Erken Modern Dünyada Bilimsel Ağlar, derleyen: Paula Findlen, çeviren: Akın Emre Pilgir, Fol Kitap, inceleme, 600 sayfa, 2024