Hugh Stevens (yay. haz.) – Gey ve Lezbiyen Yazını (2011)

  • GEY VE LEZBİYEN YAZINI, yayına hazırlayan: Hugh Stevens, çeviren: Kıvanç Tanrıyar, Sel Yayınları, inceleme, 336 sayfa

 

İngiliz Dili alanında uzman bir isim olan Hugh Stevens’ın hazırladığı ve birçok yazarın katılımıyla ortaya çıkan ‘Gey ve Lezbiyen Yazını’, lezbiyen ve gey kültürü ile ilgili bir dizi temayı tartışıyor ve bu temaların edebi metinlerde nasıl ele alındığını gösteriyor. Konu hakkında rehber bir çalışma olarak düşünülebilecek kitapta yer alan bölümler, lezbiyen ve gey araştırmalarının içindeki ses ve yaklaşım çokluğunu olduğu kadar, günümüz queer hayatının farklılıklarını da yansıtıyor ve eşçinselliğe dair soruların sık sık politika ve kültürün diğer yönleriyle çakıştığını gösteriyor. Kitapta, eşcinsellik ve edebiyat; gey kurmacasında normallik ve queerlik; transgender kurmaca ve politika; günümüz lezbiyen ve gey kurmacasında geçmişle karşılaşmak; lezbiyen ve gey aşk şiiri ve AIDS edebiyatı gibi birçok konu irdeleniyor.

Fernando Morais – Coelho: Bir Savaşçının Yaşamı (2011)

  • PAULO COELHO: BİR SAVAŞÇININ YAŞAMI, Fernando Morais, çeviren: Samim Sakacı, Can Yayınları, biyografi, 517 sayfa

 

Fernando Morais’in üç yıl boyunca üzerinde çalıştığı elimizdeki kitabı, başta ‘Simyacı’ olmak üzere, ‘Veronika Ölmek İstiyor’, ‘Brida’, ‘Hac’ ve ‘Elif’ gibi romanlarıyla dünya çapında ün kazanmış Paulo Coelho’nun kapsamlı bir biyografisini sunuyor. Coelho’nun yaşamının ayrıntılarına inen Morais, kitap için Coelho’nun özel ilişkilerinden kullandığı ilaçlara kadar birçok detayı araştırmış. Kitapta, Coelho’nun çocukluk ve gençlik dönemi, Amerika’yı keşfetmesi, kitaplarının yazılma süreci, yayıncılarla ilişkisi ve hayatında hangi insanların yer ettiği gibi birçok konu yer alıyor. Coelho’nun filmlerde rol alması ve öğrencilere tiyatro dersleri vermesi gibi, kendisi hakkında pek bilinmeyen bazı detayların da bulunduğu kitapta, Coelho’nun hayatının farklı dönemlerine ait birçok fotoğrafın yer aldığını da belirtelim.

Barış Andırınlı – Kopoy (2011)

  • KOPOY, Barış Andırınlı, Hayy Kitap, roman, 280 sayfa

 

‘Kopoy’, Barış Andırınlı’nın ilk kitabı. Kendisini kutluyoruz. Andırınlı burada, taşradan kalkıp İstanbul’a gelen Osman isimli karakterinin, bu şehirdeki hayatla ve insanlarla yaşadığı çatışmayı hikâye ediyor. Anadolu’nun taşrasında yaşadığı sıradan hayattan sıkılan Osman, İstanbul’a gelerek burada bir iş hanında yaşamaya başlar. Kahramanımızın yolu burada, çocukluk arkadaşı Kerem ve onun nişanlısı Banu ile kesişecektir. Fakat kısa bir süre sonra Osman, Banu’ya saplantılı bir ilgi duymaya başlar. Şehirde bir türlü başarılı olamaması ve aşırılığa varan bu tutkusu Osman’ı, çok geçmeden hayatın aşırı uçlarına, sınırlara doğru itecektir.

Fatih Tepebaşılı – Fabl ile Eğitim (2011)

  • FABL İLE EĞİTİM, Fatih Tepebaşılı, Çizgi Kitabevi, eğitim, 174 sayfa

 

Fatih Tepebaşılı, ilgi çekici çalışması ‘Fabl ile Eğitim’de, Gotthold Ephrahim Lessing’in fabl teorisini farklı açılardan inceliyor. Aydınlanma döneminde, fabl açısından yaşanmış bazı önemli gelişmeleri irdeleyerek çalışmasına başlayan Tepebaşılı, fabl tarihinde önemli yeri olan Gottsched, Leipniz, Wolff gibi isimlerin görüşlerini irdeliyor. Daha sonra, Lessing’in geliştirdiği fabl tanımını detaylı bir biçimde ele alan Tepebaşılı, Lessing’in görüşleri ışığında, fabllara eğitim alanında nasıl başvurulabileceğini araştırıyor. Fabl karakterlerinin derli toplu bir şekilde ele alındığı kitapta ayrıca, örnek fabl metinlere de yer veriliyor.

Tomás Eloy Martínez – Araf (2011)

  • ARAF, Tomás Eloy Martínez, çeviren: Barış Yıldırım, Apollon Yayıncılık, roman, 230 sayfa

 

Tomás Eloy Martínez, 70’li yıllardan günümüze uzanan bir kurgu üzerine inşa ettiği ‘Araf’ta, Güney Amerika’yı ezen faşist şiddet makinesinin hikâyesini, iç içe geçmiş trajik öyküler yoluyla anlatıyor. Roman, 1976 yılında Arjantin’de, Simón Cardoso’nun askerler tarafından gözaltına alınmasıyla açılır. Cardoso’dan bir daha haber alınamaz. Fakat otuz yıl sonra Cardoso’nun karısı Emilia, Amerika New Jersey’deki bir barda, kaybettiği kocasının sesini duyar. Bu ses, hem gerçek hem de acı veren bir yanılsama olabilir ve kulağına gelen sesin izini süren Emilia da, hayatları kendisinin yaşadıklarıyla kesişen farklı karakterlere ulaşacaktır.

Juli Zeh – Temize Havale (2011)

  • TEMİZE HAVALE, Juli Zeh, çeviren: Sevinç Altınçekiç, Metis Yayınları, roman, 189 sayfa

 

Türkçede de bilinen kalemlerden olan Alman yazar Juli Zeh, ‘Temize Havale’ adlı son romanında, eleştirel tavrından taviz vermeyen bir üslupla, içinde bulunduğu Batı toplumunun değerleriyle yüzleşiyor. Yazar bunu yaparken de, çok basit bir kavram üzerinden; Batı’nın temizlikle kurduğu ilişkinin ayrıntıları üzerinden ilerliyor. Zeh’in romanı, baş kahramanı Mia Holl’un karmaşık ve belirsiz hayat hikâyesi aracılığıyla, bir sistemin bedenler üzerinde hijyeni ve sağlığı kullanarak nasıl devasa bir tasarruf kurduğunu ortaya koymasıyla dikkat çekiyor. Zeh romanında, Batı dünyasını irade ve vicdandan yoksun, adaletsiz bir sistem olarak resmediyor.

Thierry Paquot – Şehirsel Bedenler (2011)

  • ŞEHİRSEL BEDENLER, Thierry Paquot, çeviren: Zeynep Bengü, Everest Yayınları, gündelik hayat felsefesi, 135 sayfa

 

Türkçeye daha önce çevrilen ‘Lükse Övgü’ ve ‘Bir Sanattır Öğle Uykusu’ adlı kitaplarıyla bildiğimiz Thierry Paquot, ‘Şehirsel Bedenler’de, eleştirel bir gözle şehir ve beden arasındaki ilişkiye odaklanıyor. “Bedenlerimiz kentsel kurallara nasıl uyum sağlıyor?” sorusunun yanıtını arayan Paquot, mekânda bir yolculuğa çıkarak bireyin hareket halinde ya da durağan bedenini gözlemliyor. Çalışma, şehir yaşamının bedeni nasıl güçlü bir şekilde engellediğini ve bu durumda insanların, taşra hayatının aksine, şehirde kendilerini bile tanımadan, nasıl gitgide daha maddeci bir anonimlik içinde birbirlerinin yanından geçip gittiklerini ortaya koyuyor.

James Reston, Jr. – Kanuni ve Şarlken (2011)

  • KANUNİ VE ŞARLKEN, James Reston, Jr., çeviren: Deniz Arslan, Timaş Yayınları, tarih, 432 sayfa

 

James Reston, Jr.’ın ‘Kanuni ve Şarlken’i, epik bir medeniyetler çatışmasının hikâyesi olarak okunabilir. Yazar burada, 1520 ile 1536 yılları arasında iki devasa ve zinde imparatorluğun; Osmanlı ve Kutsal Roma-Germen İmparatorluğu’nun giriştiği zorlu iktidar mücadelesini anlatıyor. Reston, Jr., bu çekişmenin izlediği seyri de, Kanuni Sultan Süleyman ile V. Şarlken başta olmak üzere, dönemin birçok karakterini anlatımına konuk ederek izliyor. Avrupa’nın kaderini değiştirebilecek Viyana savaşıyla doruğa ulaşan on altı yıllık çekişmeyi konu edinen çalışma, Kanuni’yi harekete geçiren esas güç olan cihat anlayışının ayrıntılarını da veriyor.

Pakize Türkoğlu – Kızlar da Yanmaz (2011)

  • KIZLAR DA YANMAZ, Pakize Türkoğlu, İş Kültür Yayınları, anı, 547 sayfa

 

Eğitimci Pakize Türkoğlu ‘Kızlar da Yanmaz’da, Cumhuriyet’in ilk yıllarına dair tanıklığını okurlarıyla paylaşıyor. Kitap adını, Türkoğlu’nun babasına ait “Kızlar da yanmaz, okuyabilirsin” cümlesinden alıyor. Yazar, Cumhuriyet’in ilk dönemlerine dair gözlemlerini sunarken, henüz ayaklarının üstünde durmaya başlayan yeni Türkiye’nin eğitim konusunda ne gibi çalışmalar yaptığını da, kişisel eğitim serüveni üzerinden izliyor. Türkoğlu, ilk kez köyünden çıkıp bucaktaki ilkokula başlayışını; Aksu Köy Enstitüsü ve Hasanoğlan Köy Enstitüsü’ndeki eğitim yıllarını, dönemin Türkiye’sinin siyasal ve toplumsal durumunuyla çerçeveleyerek anlatıyor.

Blain Brown – Sinematografi (2011)

  • SİNEMATOGRAFİ, Blain Brown, çeviren: Selçuk Taylaner, Hil Yayınları, sinema, 371 sayfa

 

Sinematografi, hareketli görüntüden istenen anlamı elde etmenin koşullarını sağlama etkinliği olarak özetlenebilir. İşte Blain Brown’ın ilk kez 2006’da yayımlanan ve şimdi üçüncü baskısıyla raflardaki yerini alan ‘Sinematografi’si, film çekmenin temel kavramlarını, yöntemlerini ve teknik detaylarını anlaşılabilir bir üslupla kaleme getiriyor. Kitapta, sahnenin yapı taşlarından tasarım ve görsel düzenleme ilkelerine; pozlama, ışık ve ışıklandırmadan kameranın her türlü kullanımına, renkler ve görüntü denetimine kadar, sinematografik sürecin pekçok aşaması irdeleniyor. Brown, ‘Kuram ve Uygulama’ alt başlığını taşıyan çalışmasında bunun yanı sıra, kameramanlar, elektrikçiler ve setçiler gibi, film yapımında görev üstlenmiş ekibin, set prosedüründe nasıl çalışmaları gerektiği konusunda da önemli ipuçları veriyor.