Mevlüt Özben – Kirlilik Kavramı ve Aleviliğin Asimilasyonu (2011)

  • KİRLİLİK KAVRAMI VE ALEVİLİĞİN ASİMİLASYONU, Mevlüt Özben, Ayrıntı Yayınları, inceleme, 104 sayfa

 

Aleviliğin, sünni İslam gerçeğinin kurumsal dışlamasına maruz kaldığı biliniyor. Mevlüt Özben de, nitelikli çalışması ‘Kirlilik Kavramı ve Aleviliğin Asimilasyonu’nda, bu dışlamanın yanı sıra, Aleviliğin “kirlilik” şeklinde tanımladığı özel bir dışlanma teması üzerinden ötekileştirildiğini ortaya koyuyor. Özben çalışmasına, kirlilik metaforunu ve kavrama dair kuramsal yaklaşımları irdeleyerek başlıyor. Kitabın devamında, tamamı üniversite öğrencisi yirmi iki Alevi öğrenciyle yapılan görüşmelere yer veriliyor. Özben ardından, Alevi toplum kesimlerine yapıştırılan “kirlilik” etiketinin toplumsal olarak nasıl üretildiğini araştırıyor.

Arkadiy Vasiliev – Saat On Üçte, Sayın Generalim (2011)

 

Arkadiy Vasiliev gerçek olaylara dayanan romanı ‘Saat On Üçte, Sayın Generalim’de, demiryolu işçisi olan Andery Martinov’un, Rusların sosyalizmi güçlendirmek amacıyla kurduğu ÇeKa örgütündeki maceralarını hikâye ediyor.

Yalnızca baş karakterin adının değiştirildiği romanda, Lenin, Cerjinski, Sverdlov ve Frunze gibi dönemin gerçek isimleri okurun karşısına çıkıyor.

ÇeKa’daki ilk başarısı, ölü taklidi yapan bir kaçakçıyı yakalamak olan Martinov’un maceraları 1918’den başlayarak İkinci Dünya Savaşı’na kadar uzanır.

Bu dönemde yaşanmış gerçek olaylar ile bu olaylarda rol almış isimlerin kurguda yer alması, romanı belgesel nitelikli kılıyor.

  • Künye: Arkadiy Vasiliev – Saat On Üçte, Sayın Generalim, çeviren: T. Deliorman, Kaldıraç Yayınları, roman, 632 sayfa

Özgür Özmeral – Cemal Süreya Şiirinde Kadın ve Erotizm (2007)

  • CEMAL SÜREYA ŞİİRİNDE KADIN VE EROTİZM, Özgür Özmeral, Ozan Yayıncılık, inceleme, 208 sayfa

 

Özgür Özmeral’in ‘Cemal Süreya Şiirinde Kadın ve Erotizm’ isimli bu çalışması, Türkiye’de üzerinde çok kafa yorulmamış şiir incelemelerine iyi örneklerden birini oluşturuyor. Özmeral, Cemal Süreya’nın varolan güzeli çizme ve işleme çabasının onu mikro estetik şiire yaklaştırdığını, buna mukabil, politik söyleminin de dilsel bütünlükle özdeşleştirildiğini belirtiyor. Özmeral’in çalışması, Türkiye şiirinin önemli isimlerinden biri sayılan Süreya’nın şiirindeki ana temayı belirlemeye çalışırken, bunu, şairin şiirleri dışında, kendisinin yazınsal kaynakları olan denemeleri ile kendisiyle yapılmış röportajlardan da olabildiğince yararlanıyor.

Emine Ceylan -Kış Yolculuğu (2007)

  • KIŞ YOLCULUĞU, Emine Ceylan, Norgunk Yayıncılık, öykü, 160 sayfa

Emine Ceylan ‘Kış Yolculuğu’ adlı kitabında kasaba ile kenti ayıran-birleştiren çizgi üzerine kuruyor öykülerini. Böylelikle kahramanlarını 360 derecelik bir bakış açısıyla gözlemleyebiliyor. Sabit kalanla hareket eden hep karşıtlaşıp duruyor Ceylan’ın öykülerinde, aralarından akıp giden de tereddüt ya da pişmanlık değil, hep o iki uçluluk duygusu, ikiye bölünmüşlük suskunluğu. Okurlar, yazarın kitabında, Kardeşi Nuri Bilge Ceylan’ın ilk uzun metrajlı filmi Kasaba’nın öyküsünü de bulacak. ‘Mısır Tarlası’na ulaşmadan önce tabiatı gönüllerince geçen iki kardeşin serüveni, sinema perdesinde ete kemiğe bürünmeden önce Emine Ceylan’ın yalın sözcüklerinde hayat bulmuştu.

Jean Echenoz – Ravel (2007)

Jean Echenoz’un ‘Ravel’i, 1937 yılında hayata veda eden Fransız besteci Maurice Ravel’in son on yılını hikâye ediyor.

Echenoz’un 2006 yılında François Mauriac Ödülü kazanan bu romanı, cümlenin “kendi kendiyle alay ettiği” anı sevdiğini söyleyen yazarın titiz ve muzip tarzının son örneğini oluşturuyor.

Echenoz’un bir bestecinin son dönemlerini hikâye ederken müzikten de olabildiğince yararlanan romanı, müzik ve edebiyatı birleştiren, harmanlayan üslubuyla da dikkate değer.

Metnin, bilinen roman anlayışından sıyrılarak anlatıya yaklaşan yönleriyle, özgün bir okuma sunduğunu belirtelim.

  • Künye: Jean Echenoz – Ravel, çeviren: Beki Haleva, Kırmızı Yayınları,roman, 102 sayfa, 2007

Jacques Derrida – Önemsizin Arkeolojisi (2007)

  • ÖNEMSİZİN ARKEOLOJİSİ, Jacques Derrida, çeviren: Ali Utku ve Mukadder Erkan, Otonom Yayıncılık, felsefe, 136 sayfa

 

‘Önemsizin Arkeolojisi’, Jacques Derrida’nın, Fransız filozof Condillac’nın felsefesine odaklanıyor. Condillac yazılı dili incelerken, çok sayıda önemsizliği de buldu. Condillac bundan hareketle, dilde neden bu kadar hata ve anlamsızlık bulunduğunu, çarpıtmaların nereden kaynaklandığını ve bunlara nasıl çare bulunabileceğine odaklanmıştı. Derrida bu çalışmasında, Condillac’ın girişimini yeniden ele alarak, filozofun o zamandan bu yana epistemolojiyi ve dilbilimsel felsefeyi tıkayan pek çok meseleyi öngördüğünü göstermeyi amaçlıyor.

Pyotr Alekseyeviç Kropotkin – Etik (2007)

  • ETİK, Pyotr Alekseyeviç Kropotkin, çeviren: Sinan Altıparmak, Öteki Yayınevi, siyaset, 414 sayfa

‘Etik’, Anarşizmin babası sayılan Pyotr Alekseyeviç Kropotkin’in son kitabıydı. Kitap Kropotkin’in etik konusundaki bilimsel, felsefi ve sosyolojik görüşlerine yer veriyor. Kropotkin, ilkel toplumların zamanından modern zamanların iyi örgütlenmiş devletlerine kadar, insanların gündelik hayatlarındaki etik anlayışını ele aldığı bu kitabı, yazarın ‘Evrimin Bir Etkeni Olarak Karşılıklı Yardımlaşma’nın devamı niteliğinde. Kropotkin’in etiğin din ve metafik ile bağlantısını reddedip, ahlakı salt doğalcı temeller üzerine kurmaya çalışması bu kitabın ilginç noktalarından biri. ‘Ahlakın Temellerini Belirlemeye Yönelik Mevcut İhtiyaç’, ‘Yeni Etiğin Yavaş Yavaş Evrilen Zemini’, ‘Doğada Ahlak İlkesi’, ‘Ahlak Öğretilerini Gelişimi-Antik Yunan’, ‘Hıristiyanlık-Ortaçağ-Rönesans’ ve ‘Modern Devirde Ahlak Öğretilerinin Gelişimi’ kitabın başlıca bölümleri.

Mehmet Rifat – Metnin Sesi (2007)

  • METNİN SESİ, Mehmet Rifat, İş Kültür Yayınları, edebiyat eleştiri/inceleme, 232 sayfa

 

Mehmet Rifat’ın ‘Metnin Sesi’ isimli bu çalışması, adı üstünde, tamamıyla metne, metnin ayrıntılarına adanmış bir kitap. Rifat kitabı için, “Metnin Sesi, metne metin için, metnin içinden bakan bir eleştirel yaklaşımın, metin aracılığıyla konuşan bir eleştirel söylemin otuz beş yıla yayılan serüvenini belirgin anlarıyla sunarken çözümleyici-yorumlayıcı eleştiri anlayışının hem kuramsal-yöntemsel temellerin gözden geçiriyor hem de romana, şiire, öyküye, masala, denemeye, eleştiriye yönelik anlamlandırmaları biraraya getiriyor.” diyor. Rifat’ın çalışması metne odaklanırken, bir yandan “metnin sesi”ni duymanın yollarını kuramsal düzlemde irdelerken, diğer yandan da Marcel Proust, Orhan Pamuk, Selim İleri, Michel Butor, Necip Fazıl Kısakürek, Ece Ayhan, Ahmet Muhip Dıranas, Tahsin Yücel, Bilge Karasu ve Hüseyin Cöntürk gibi önemli yazın isimlerinin metinlerini analiz ediyor.

Jacques Rancière – Siyasalın Kıyısında (2007)

  • SİYASALIN KIYISINDA, Jacques Rancière, çeviren: Aziz Ufuk Kılıç, Metis Yayınları, siyaset, 163 sayfa

 

Jacques Rancière ‘Siyasalın Kıyısında’da, Atina’da icat edilen siyaset ve demokrasi kavramlarının izini sürerek, günümüzdeki “siyasalın dönüşü” tartışmalarına kadar uzanıyor. Son dönem sol Fransız düşünürleri arasında öne çıkan aktörlerden biri olan Rancière, özellikle siyaset-demokrasi ilişkisi, entelektüellerin rolü ve tarih felsefesi alanında yazdıklarıyla çok tartışılan bir isim. Düşünürün ilk Fransızca baskısı 1990 yılında yapılan bu kitabı, Halk kavramının görmüş olduğu bozguncu işleve atıfta bulunarak, köleler, kadınlar ve proleterler gibi, halkın “sayılmayan”, “esamisi okunmayan” kesimlerinin verdikleri mücadelelerle nasıl “sayılanlar” arasına katıldıklarını göstermeyi amaçlıyor. Kitabın bu çevirisinde, çalışmanın Fransızca ilk basımında ve İngilizce çevirisinde bulunmayan yazıların da yer aldığını özellikle belirtmiş olalım.

Simone Berteaut – Edith Piaf: Kaldırım Serçesi (2007)

  • EDITH PIAF: KALDIRIM SERÇESİ, Simone Berteaut, çeviren: Aydın Emeç, İthaki Yayınları, biyografi, 479 sayfa

 

‘Edith Piaf: Kaldırım Serçesi’nin yazarı Simone Berteaut’nun ilginç bir hikâyesi var. 29 Mayıs 1918 günü Lyon’da dünyaya gelen Berteaut’nun annesi, henüz on bir günlükken onu Paris’e getirdi. Jean-Baptiste Berteaut da, babasız doğan çocuğa soyadını verdi. Ama Simone’un asıl babası, aynı zamanda Edith Piaf’ın da babası olan Louis Gassion’du. Fakat Simone, asıl babası Gassion’la, ancak on iki buçuk yaşındayken tanışacaktı. Bu tanışma Simone’un hayatını değiştirecek, üvey kardeşi Edith’le sokaklarda şarkı söyleyip, akrobatlık yapacak ve bu beraberlikleri otuz yıl boyunca sürecekti. İşte Berteaut, Edith Piaf öldükten sonra, onu en iyi tanıyan isim olarak ‘Kaldırım Serçesi’ni yazacaktı.  Kısa zamanda belli başlı dillere çevrilen ve gözlemleriyle dikkat çeken bu kitap, Edith Piaf’ın aşk ve müzikle geçen hızlı yaşamından önemli ayrıntılar barındırıyor.