Janet Frame – Baykuşlar Öterken (2010)

  • BAYKUŞLAR ÖTERKEN, Janet Frame, çeviren: Z. Ceyil Özmen, Yapı Kredi Yayınları, roman, 199 sayfa

Janet Frame ilk romanı ‘Baykuşlar Öterken’de, baş kahramanı Daphne’nin hayatla arasındaki büyük uçurumu hikâye ediyor. Yeni Zelanda kırsalında bir işçi ailesinin ferdi olan Daphne, oldukça hassas ve duygusaldır. Daha baştan, toplumun baskıcı kurallarına boyun eğmeyen Daphne, bu hayata uyum sağlamakta zorlanmaktadır. Fakat Daphne’nin bunun için verdiği bedel, çok ağır olacaktır. Zira gaddarlığıyla toplum, onu delilikle suçlayıp akıl hastanesine kapatır. Frame’in romanı, genç kızın şiirsel ve renkli iç dünyasını merkeze alarak, çürümüş toplumun bir safra gibi kendi dışına ittiği ötekilerin yaşadığı telafi edilemez yıkımı tasvir ediyor.

Yusuf Alper – Psikodinamik Açıdan Haydar Ergülen Şiiri (2010)

  • PSİKODİNAMİK AÇIDAN HAYDAR ERGÜLEN VE ŞİİRİ, Yusuf Alper, Özgür Yayınları, eleştiri, 95 sayfa

Yusuf Alper, daha önce yayımlanan ‘Şiir ve Psikiyatri Kavşağında’ adlı kitabında, sanat ve yaratıcılığın psikodinamiğini irdelemişti. Şiir ve psikiyatri ilişkisi ise, Alper’in söz konusu  incelemesinin omurgasını oluşturuyordu. Yazarın elimizdeki kitabı ise, Türkiye şiirinin önde gelen isimlerinden Haydar Ergülen’in şiirini psikodinamik açıdan irdeliyor. Alper’e göre Ergülen, şiirinde bilinçdışı süreçleri kullanmasıyla, ruhsal dünyası psikodinamik açıdan incelenebilecek şairlerden biri. Cemal Süreya’yı da benzer bir teknikle ele alan Alper, yaratıcı sanatçının psikolojik-psikodinamik bir portresini çizmeye Ergülen’le devam ediyor.

Alper Turgut – Sessizliğe Karşı (2007)

  • SESİZLİĞE KARŞI, Alper Turgut, Ant Kitap, siyaset, 448 sayfa

 

Cezaevlerindeki tecride karşı, 20 Ekim 2000 tarihinde başlanan açlık grevi, “hayata dönüş operasyonu”, eylem evleri ve Küçükarmutlu baskınıyla alevlendi. Eyleme 22 Ocak 2007’de ara verildiğinde, geride 122 ölüm ve 600’ü aşkın sakat kalmıştı. İşte gazeteci Alper Turgut’un bu çalışması, bu yedi yıllık ölüm orucunun çetelesini tutmayı amaçlıyor. Ölüm orucunun başlaması, verilen kayıplar, F tipi cezaevlerine dair kafalara takılan soru işaretleri ve sorunun çözümü için geliştirilen projeler kitabın başlıca konuları. Turgut’un çalışması, Avukat Behiç Aşçı olmasa neredeyse unutulacak bu son ölüm orucunun tarihini vermesi, okuyucuları hatırlamaya ve tepki göstermeye çağırmasıyla oldukça önemli.

Hatice Bilen Buğra – 1914’lerden 1940’lara Türk Resim ve Romanında Gerçekçilik (2007)

  • 1914’LERDEN 1940’LARA TÜRK RESİM VE ROMANINDA GERÇEKÇİLİK, Hatice Bilen Buğra, Ötüken Yayınları, kültür, 320 sayfa

 

Resim ve edebiyat, Osmanlı modernleşmesinin iki ana eksenini oluşturuyordu. Hatice Bilen Buğra’nın bu çalışması, bu iki alanda oluşturulmuş eserlerden hareketle, eserlerin üretildiği dönemin kültürel ve toplumsal altyapısını, atmosferini “gerçekçilik” çerçevesinden anlamaya çalışıyor. Söz konusu süreçte Batı tarzı resim ve edebiyata geçişi hazırlayan koşullar, bunların dönemin sanatçıları tarafından nasıl algılandıkları ve gerçekçiliğin sanatçıların eserlerinde sergileniş biçimleri, Buğra’nın odaklandığı başlıca konular. Kitabın ağırlık noktasını resim sanatı oluşturmakla beraber Buğra, çalışmasında romanda gerçekçiliğin işleniş biçimini de irdeliyor.

Jorge Amado – Tereza Batista (2007)

  • TEREZA BATISTA, Jorge Amado, çeviren: Müntekim Ökmen ve Seçkin Selvi, Can Yayınları, roman, 514 sayfa

‘Ölü Deniz’, Jorge Amado denince ilk akla gelen romanlardan. ‘Mucizeler Dükkanı’, ‘Sonsuz Topraklar’ ve ‘Gecenin Çobanları’ysa, Amado’nun Türkçede yayımlanmış diğer eserleri. ‘Tereza Batista’ ise, Brezilya’nın Bahia bölgesinde, romanla aynı isimdeki kadın kahramanının hikâyesine dayanıyor. Amado burada, yoksulluk ve köleliğin acımasız dünyasından kölecilik yanlılarına, zorba soylulara başkaldıran, bir fahişeler ordusunu savaşa karşı greve götüren bu kadın kahramanın serüvenlerini anlatıyor. Latin Amerika’nın tarihinde devrimler hiç eksik olmadı. Tereza Batista da, bu devrimlere öncülük etmiş önemli bir kadın figür olarak tarihteki ve okuyucunun karşısındaki yerini alıyor.

Pınar Selek – Maskeler, Süvariler, Gacılar (2007)

  • MASKELER, SÜVARİLER, GACILAR, Pınar Selek, İstiklal Kitabevi, sosyoloji, 287 sayfa

Pınar Selek’in ‘Maskeler, Süvariler, Gacılar’ isimli bu kitabı, ‘Ülker Sokak: Bir Altkültürün Dışlanma Mekanı’ altbaşlığını taşıyor. Selek bu çalışmasında, 1996 tarihinde, İstanbul’da düzenlenen HABITAT II’nin hemen öncesindeki günlerde, Cihangir’deki Ülker Sokak’ta travestilere ve transseksüellere karşı uygulanan şiddeti anlatıyor. Selek, şiddetin beraberinde köklü sorgulamalar getirmesi gerektiğini belirterek, kitabının böylesi bir sorgulamayı amaçladığını söylüyor. Şiddetin önemli bir sorun olduğu Türkiye’de, Selek’in çalışması bize dair acı ama gerçek hikâyeler anlatıyor. Hatırlanacağı gibi kitap, 2003 yılında yayımlanmış ve o zamanlar oldukça ilgi görmüştü.

Gökmen Karadağ – AB’nin Medyası, Medyanın AB’si (2007)

  • AB’NİN MEDYASI, MEDYANIN AB’Sİ, Gökmen Karadağ, Güncel Yayıncılık, medya, 288 sayfa

Son dönem Avrupa’da “Yeni Gazetecilik” diye bir olgu ortaya çıkmaya başladı. Bu olgu, Avrupalı olarak tabir edilen bir standardın oluşmasını sağlamayı, gazetecileri Avrupalılık olarak övülen değerlere ortak etmeyi amaçlıyor. Gökmen Karadağ’ın bu çalışması, Avrupa medyasının bu söyleme varmadan ve vardıktan sonraki aşamasına odaklanıyor. Karadağ, AB’nin geleceğini masaya yatıran bir bölümle başlıyor. Avrupa bütünleşmesinde medyanın rolü kitabın ikinci bölümünü oluşturuyor. Yeni Avrupa gazeteciliği ise kitabın sonuncu bölümü. Çalışma, akademik medya çalışmalarına dahil edilebilmesinin yanında, Türkiye ve Avrupa gazeteciliğinin karşılaştırılması anlamında da önemli.

Emir Kıvırcık – Büyükelçi (2007)

  • BÜYÜKELÇİ, Emir Kıvırcık, GOA Yayınları, biyografi, 224 sayfa

‘Büyükelçi’, 2. Dünya Savaşı sırasında Fransa’da Paris Büyükelçiliği görevini yapmış Behiç Erkin’in biyografisine dayanıyor. Erkin’in bu önemli tarihi noktadaki rolü, Fransa’da hem Nazilere hem de Nazi işbirlikçisi Vichy hükümetine karşı çıkma cesareti göstermiş olmasıydı. Erkin bu cesaretiyle, çoğu insanın Nazi zulmünden kurtulmasını sağlamıştı. Kendisinin bu katkısı, Fransa’dan Legion D’Honneur nişanı ile Almanya’dan Demir Haç madalyası kazandırmıştı. Erkin’in, Kurtuluş Savaşı’nda komutanlık yapmış, İstiklal Madalyası sahibi bir isim olduğunu da belirtelim. İşte Emir Kıvırcık’ın çalışması, tarihte önemli roller üstlenmiş bu ismin hayat hikâyesini okuyuculara aktarıyor. Önerilir.

James Martin – Doğada Dijital Fotoğrafçılık (2007)

  • DOĞADA DİJİTAL FOTOĞRAFÇILIK, James Martin, çeviren: Nedim Sipahi, Homer Kitabevi, fotoğraf, 208 sayfa

‘Doğada Dijital Fotoğrafçılık’ı, gezi ve macera fotoğrafçıları için çok sayıda uygulama örneği sunması yönüyle bir rehber kitap olarak düşünülebilir. Kendisi de profesyonel bir macera fotoğrafçısı ve foto-safari rehberi olan James Martin, dijital fotoğrafçılara, görüntüyü gözde canlandırmaktan başlayıp, fotoğrafı çekmeye ve sayısal karanlık odada çekilen görüntüden en iyi sonucu çıkarmaya kadar, konuya dair çok sayıda ayrıntıyı sunuyor. Bu yeni teknolojinin yeni ve “eski” kuralları, doğa çekimleri için ipuçları, veri dosyalarını koruma yolları, klasikleşmiş fotografik görüntüleri kopyalama; donanım ve malzeme seçme ilkeleri kitabın başlıca konuları.

Gertrude Stein – Picasso (2007)

  • PICASSO, Gertrude Stein, çeviren: Kaya Özsezgin, Dünya Kitapları, biyografi, 84 sayfa

Gertrude Stein, “Picasso, kendi görkemini yaratmıştır” diyor. Modernist edebiyatın önemli isimlerinden Stein elimizdeki kitapta, Picasso’yla olan yakın arkadaşlığının verdiği deneyimden de yararlanarak, yirminci yüzyılın en önemli ressamlarından birinin sanatının hikâyesini ele alıyor. Picasso’nun sanatının yıllar geçtikçe nasıl evrildiğine tanıklık etmiş olan Stein’ın kitabı, Picasso’nun sanatındaki evrimi çok iyi gözlemlemiş olması yönüyle dikkate değer diyebiliriz. Kitap, bir edebiyatçı olarak Stein’ın, ressam Picasso üzerinden, resim ve edebiyat arasında kurduğu koşutluklarla da ilgiye değer. Kitabın sonunda, Picasso’nun eserlerinden seçilmiş bir albüm de bulunuyor.