Julia Kristeva – Ruhun Yeni Hastalıkları (2007)

  • RUHUN YENİ HASTALIKLARI, Julia Kristeva, çeviren: Nilgün Tutal, Ayrıntı Yayınları, psikanaliz, 253 sayfa

Önceleri daha sağlam, daha belirlenmiş olan ruh, günümüzde çokça dile getirildiği gibi, muazzam bir çöküş içinde. Kristeva’nın ‘Ruhun Yeni Hastalıkları’ da, günümüzün yitik ruhunun yeni hastalıklarının peşine düşüyor. Kristeva, dilbilim ve psikanalizi harmanlayarak, anlam yapılarının çöktüğü günümüzde, ruhu yeniden tanımlayıp konumlandırmaya çalışıyor. Özne için temsilleri ve anlamsal değerlerini kaybeden ruhun, yani “psişik aygıtın” bozulduğunu, çalışamadığını söyleyen Kristeva, psikanalizin modern bireyi bu hastalıktan nasıl kurtarabileceğini araştırıyor. Kristeva’nın bunu yaparken başvurduğu zengin kaynaklar ise kitabın en önemli yönlerinden.

Andrea Levy – Küçük Ada (2007)

  • KÜÇÜK ADA, Andrea Levy, çeviren: Emre Ağanoğlu, Merkez Kitaplar, roman, 495 sayfa

Jamaikalı yazar Andrea Levy’nin ‘Küçük Ada’ isimli bu romanı, İkinci Dünya Savaşı sonrasında, 1948’de, biri Jamaikalı biri İngiliz iki ailenin yaşamlarını anlatıyor. Queenie Bligh isimli ingiliz kadının evine Jamaikalı kiracıları kabul etmesi komşularının tepkisini çeker. Roman bu birbiriyle yeni karşılaşan iki toplumun yaşadığı çatışma üzerinden İngiltere’nin değişmeye başladığı dönemi, imparatorluğu, önyargıları, savaşı ve aşkı hikâye ediyor. Jamaikalı tarafı temsil eden Gilbert Joseph ve karısı Hortense’in kendi hikâyeleri de romanı ayrıca ilgi çekici kılan yönlerden. Romanın, 2004 yılında, ‘Whitbread Roman Ödülü’ ile ‘Orange Ödülü’ aldığını da belirtelim.

Egon Friedell – Mısır ve Antik Yakındoğu’nun Kültür Tarihi (2007)

  • MISIR VE ANTİK YAKINDOĞU’NUN KÜLTÜR TARİHİ, Egon Friedell, çeviren: Ersel Kayaoğlu, Dost Kitabevi, tarih, 429 sayfa

Önemli bir kültür tarihçisi olan Egon Friedell’in ‘Mısır ve Antik Yakındoğu’nun Kültür Tarihi’ isimli bu çalışması, ilk olarak 1936 yılında yayımlanmıştı. İlk kitabı, ‘Yeniçağın Kültür Tarihi’ isimli üç ciltlik bir çalışmaydı. Ve bu çalışma, kendisinin kültür tarihi alanında uzman olarak kabul edilmesine önemli katkılarda bulundu. Böylesi önemli bir uzmanın, ‘Mısır ve Antik Yakındoğu’nun Kültür Tarihi’ de, yayımlanışının üzerinden uzun yıllar geçtikten sonra Türkçeye çevrilebildi. Friedell’in buradaki temel tezi, insanın kendini çevreleyen maddesel dünyayı biçimlendirirken kozmik bir anlam evreni de yarattığıdır. Friedell, teknik ve estetik gelişmelerin köşe taşlarını, yaratılan “kozmik anlam evreni”nin izini sürüyor. Kitap, ‘Dünya Tarihinin Hikâyesi’, ‘Mısır’ın Sırrı’, ‘Babil Kulesi’, ‘Tanrı ve Dünya’ ve ‘Büyülü Ada’ başlıklı dört bölümden oluşuyor.

İlham Süheyl Aygül – Beyaz Yakalının Seyir Defteri (2010)

  • BEYAZ YAKALININ SEYİR DEFTERİ, İlham Süheyl Aygül, Fastbook Yayınları, anı, 120 sayfa

İlham Süheyl Aygül ‘Beyaz Yakalının Seyir Defteri’nde, iş yaşamının kendine has yönlerine dair tanıklığını okurlarıyla paylaşıyor. Kitap, çeşitli pozisyonlarda görev almış beyaz yakalı bir insan kaynakları danışmanının; yapılan çok sayıda iş toplantısına, iş görüşmelerine, başarı hikâyelerine ve hayal kırıklıklarına dair analizlerini barındırıyor. Yazarın “çaylaklık” olarak tanımladığı kariyer öncesi süreçle başlayan kitap, devamında, iş dünyasının farklı veçhelerine uzanarak, her dönemin kendine özgü fırsat ve tehditlerini okurlarına sunuyor. Kitap, bilhassa iş dünyasına yeni adım atmış gençler için öneriler sunmasıyla dikkate değer.

Sevda Şener – Tiyatroda Yaşam-Oyun İlişkisi (2010)

  • TİYATRODA YAŞAM-OYUN İLİŞKİSİ, Sevda Şener, Dost Kitabevi, tiyatro, 137 sayfa

Sevda Şener ‘Tiyatroda Yaşam-Oyun İlişkisi’nde, oyun/gerçek ikilemine tiyatro ekseninde ışık tutuyor. Oyunlarda canlandırılan rollerin gerçekliğe ne denli tekabül ettiği, kitaptaki makalelerin omurgasını oluşturuyor diyebiliriz. Antik Yunan tragedyalarında kurulan oyunlar; Latin komedyasında köle; Shakespeare’in tuzaklı dünyası; klasik komedi geleneğinde aldatma ve romantik tiyatroda cesaret ve sadakat kanıtlama oyunları, Şener’in bu yazılarında ele aldığı konulardan birkaçı. Yazar, tiyatronun, oyun-yaşam ilişkisini kurcalamaktaki asal hünerini ne denli yetkin bir şekilde sergilediğini, ilginç gözlemler eşliğinde ortaya koyuyor.

Graham E. Fuller – İslamsız Dünya (2010)

  • İSLAMSIZ DÜNYA, Graham E. Fuller, çeviren: Hasan Kaya, Profil Yayıncılık, siyaset, 350 sayfa

Graham E. Fuller ‘İslamsız Dünya’da, Batı tarafından öcü ve suçlu ilan edilen İslam’ın olmadığı bir dünyanın nasıl olabileceğini araştırıyor. Doğu-Batı ilişkilerinin İslam dışında da, çok sayıda çatışma potansiyeli barındırdığını iddia eden Fuller, İslamsız bir dünyada, Ortadoğu’da veya Batı’nın Doğu’ya bakışında bugünkü manzaradan pek farklı bir şeyle karşılaşmayacağımızı savunuyor. Fuller’e göre, İslam bir yana, ekonomik çıkarlar, jeopolitik çıkarlar, imparatorluklar arasında yaşanan güç savaşları, etnik çekişmeler ve milliyetçi dalgalar gibi, Doğu-Batı ilişkilerinin evrimini sıkı biçimde etkilemiş olan çok sayıda etmen bulunuyor.

Fay Kirby – Türkiye’de Köy Enstitüleri (2010)

  • TÜRKİYE’DE KÖY ENSTİTÜLERİ, Fay Kirby, çeviren: Niyazi Berkes, Tarihçi Kitabevi, tarih, 532 sayfa

‘Türkiye’de Köy Enstitüleri’, Fay Kirby’nin 1960’ta Columbia Üniversitesi’ne doktora tezi olarak sunduğu ‘The Village Institue Movement of Turkey: An Educational Mobilization for Social Change’ başlıklı özgün tezin çevirisi. Köy Enstitleri hakkında yapılmış en kapsamlı araştırmalardan birine imza atan Kirby, objektif bakış açısıyla da farklılığını ortaya koyuyor. Birinci el kaynaklar kullanılarak yazılmış kitapta, Köy Enstitülerinin temeli olan düşünceler ve deneyler, Enstitülerin kuruluş ve yıkılış süreci ayrıntılı olarak ele alınmış. Kitapta ayrıca, Köy Enstitülülerle yapılmış görüşmelerden elde edilen bilgi ve bulgular da yer alıyor.

Z. Tül Akbal Süalp ve Aslı Güneş (ed.) – Taşrada Var Bir Zaman (2010)

  • TAŞRADA BİR ZAMAN, editör: Z. Tül Akbal Süalp ve Aslı Güneş, Çitlembik Yayınları, kültür, 310 sayfa

‘Taşrada Bir Zaman’, taşra kavramı konusundaki tartışmaları bir araya getirmesiyle ilgi çekiyor. Birçok ismin katkıda bulunduğu kitap, özellikle son on yıldır Türkiye sinemasında öne çıkan “taşra” temasının sebeplerine dair yapılan bir araştırmanın sonucunda ortaya çıktı. Kitaptaki makaleler, taşranın sadece sinemada değil, diğer sanat kollarında, hatta toplumsal hayatın genelinde de popüler olduğunu ortaya koyuyor. Kitaba yazılarıyla katkıda bulunan isimler şöyle: Jale Parla, Z. Tül Akbal Süalp, Necla Algan, Tanıl Bora, Aslı Kayhan, Fatih Özgüven, Burçe Çelik, Behçet Güleryüz, Mesut Varlık, Aslı Güneş, Janet Barış ve Ayşe Kayhan.

Amorgoslu Semonides – Kadınlar Üzerine (2010)

  • KADINLAR ÜZERİNE, Amorgoslu Semonides, çeviren: Alova, Notos Kitap, şiir, 76 sayfa

Amorgoslu Semonides’in Troya Savaşı’ndan 490 yıl sonra ünlendiği söylenir. Elimizdeki kitapta, Semonides’in şenliklerde söylenen, açık saçık sözlerden oluşan “İambos” tarzı şiirleri yer alıyor. Kitaptan bir alıntı: “Başlangıçta tanrı türlü akıl verdi kadına. / Birini uzun kıllı domuzdan yarattı. / Evi baştan sona karman çorman, / çamurlar topak olmuş yuvarlanır yerde, / ne kendi yıkanır, ne üstünü yıkar; / çöküp yağ bağlar gübrenin üstünde. // Birini hınzır tilkiden. Bir kadın ki / her şeye erer aklı. İyiymiş, kötüymüş / bir şey kaçmaz gözünden. Huyudur çünkü / kötü demesi iyiye, kötüye iyi. / Sabahtan akşama değişir ruh hali. (…)”

Louann Brizendine – Kadın Beyni (2007)

  • KADIN BEYNİ, Louann Brizendine, çeviren: Zeynep Heyzen Ateş, Kelebek Arges Yayınları, psikoloji, 295 sayfa

Louann Brizendine’in, ilginç bir konuyu irdeleyen elimizdeki ‘Kadın Beyni’ adlı kitabı, “Her beyin kadın doğar. Bazıları erkek büyür” cümlesiyle başlıyor. Brizendine bu cümleyi, doğumdan sekiz hafta sonra testosteronun, erkek beyninin iletişim merkezine yayıldığı ve erkeklerin daha sonra bu özelliklerini yitirdikleri gerçeğinden hareketle söylüyor. Nöropsikiyatrist olan Brizendine’in çalışması, görüldüğü gibi ağırlıklı olarak kadın beyninin kendine has yönlerine odaklanıyor. “Kadınlar, erkeklerin hiç hatırlamadıkları kavgalarını asla unutmazlar.”, “Genç bir kız görünüşüne ve telefon konuşmalarına hiçbir şeye olmadığı kadar takıntılıdır.” ve “Seks düşüncesi, bir kadının beynine gün aşırı uğrarken, erkeklerin hemen hemen hiç aklından çıkmaz.” gibi tanımlar,  Brizendine’ne göre kadın beynini farklı kılan hususlardan birkaçı. Kitap, kadının bedenine daha çok ilgi duyan erkekleri, görünenin altındaki perdeyi aralamaya davet ediyor.