Murat Erdin – Silahsız Kuvvetler: Medya (2010)

  • SİLAHSIZ KUVVETLER: MEDYA, Murat Erdin, Destek Yayınevi, siyaset, 225 sayfa

Murat Erdin ‘Silahsız Kuvvetler: Medya’da, darbelerde basının ayak seslerinin izini sürüyor. Türkiye’de 27 Mayıs 1960’tan bu yana defalarca darbe oldu, muhtıralar verildi ve adına “post-modern darbe” denilen süreçler yaşandı. 20 Ekim 2008’de başlayan tarihi Ergenekon Davası’nda ise, meşru hükümete karşı darbe faaliyeti içinde olduğu belirtilen yüzlerce asker ve sivil yargılanıyor. İşte Erdin’in kitabı, geçmişte medyanın darbe işbirliğini anlatıyor. Türkiye medyasının darbeler ve darbecilerle yaptığı işbirliği çerçevesinde attığı manşetleri ve yapılan haberleri kapsayan kitap, bir ibret belgesi olarak okuyucunun karşısına çıkıyor.

Gordon Childe – Tarihte Neler Oldu? (2007)

  • TARİHTE NELER OLDU?, Gordon Childe, çeviren: Alâeddin Şenel ve Mete Tunçay, Kırmızı Yayınları, tarih, 298 sayfa

Gordon Childe’ın ‘Tarihte Neler Oldu?’su, siyaset tarihi alanında klasikleşmiş bir eser. Bu kitabında, “Bir ideoloji uzun dönemde, varlığını, ancak ekonominin takıntısız, düzgün ve etkin çalışmasını kolaylaştırırsa sürdürebilir. Eğer ideoloji ekonominin işleyişini güçleştirirse, o toplum -ve o toplumla birlikte ideolojisi- sonunda mutlaka yıkılacak demektir.” diyen Childe’ın eseri, tarihi Marksizmle yorumlama çalışmaları ve sosyalist düşünüşe önemli açılımlar getirmesiyle ilgi çekiyor. Daha önce Alan Yayınları tarafından baskısı yapılan ve uzun zamandır yok satan kitap, yetkin bir çeviriyle yeniden raflardaki yerini aldı.

Stefan Zweig – Marie Antoinette (2006)

  • MARIE ANTOINETTE, Stefan Zweig, çeviren: Tevfik Turan, Can Yayınları, biyografi, 525 sayfa

Stefan Zweig iyi bir edebiyatçı olduğu kadar, iyi bir biyografi yazarı da. Kuşkusuz ‘Marie Antoinette’ de, onun biyografi yazarlığının en iyi örneklerinden. Bilindiği gibi kendisinin ‘Yıldızların Parladığı Anlar’ ve ‘Fouchê’ isimli kitapları, deneme ve biyografinin en iyi bireşimi olarak dünya yazın tarihindeki yerini çoktan aldı. Zweig, alt başlığı ‘Vasat Bir Karakterin Portresi’ olan bu kitabında, uçarılığı, savurganlığı ve roform düşmanlığıyla halkın gözünde soylu tipinin simgesi olan, Fransız Devrimi’nden sonra yaşamının geri kalan bölümünü Paris hapishanelerinde geirmiş ve 1793’te Devrim Mahkemesi’nce yargılanarak giyotinle idam edilmiş, Fransa Kralı XVI. Louis’nin karısı Marie Antoinette’in biyografisini veriyor.

G. K. Chesterton – Bay Perşembe (2007)

  • BAY PERŞEMBE, G. K. Chesterton, çeviren: Vedat Günyol, Merkez Kitaplar, roman, 186 sayfa

Chesterton, polisiye türün başyapıtlarından olan ‘Bay Perşembe’de, polisiye kurguya, metafizik ve fantastik öğeler katıyor. Dolayısıyla gotik tarz denen ve Edgar Allan Poe’yla özdeşleşmiş bu türün önemli isimlerinden, öncülerinden biri olarak kabul ediliyor. Roman, 20. yüzyılın başındaki İngiltere’de geçiyor. Bu dönemde, kargaşayı fırsat bilen bir grup devrimci, şehrin izbe yerlerinde toplantılar düzenler. Amaçları düzensizlikten yararlanıp anarşi yaratmaktır. Topluluğun yedi üyesi, haftanın yedi ayrı günü ile anılır. Bir tesadüf sonucu aralarına sızan Dedektif Syme’ın, Bay Perşembe kod adını kullanarak eylem planlarını öğrenmeye çalışması romanın başlıca konusu.

Müslüm Yücel – Berdel (2007)

  • BERDEL, Müslüm Yücel, Kesit Yayınları, anlatı, 295 sayfa

Müslüm Yücel’in ‘Berdel’ isimli elimizdeki kitabı, aşiret geleneği içinde önemli bir yere sahip olan berdel konusuna odaklanıyor. Berdelin tarihi kökeni, türleri, farklı kültürlerdeki farklı yansımaları ve berdelin yol açtığı dramlar Yücel’in kitabının başlıca konuları. Ayrıca berdel miti, aşiretler ve berdel geleneği, berdelin neden olduğu kadın intiharları ve başlık parası, kitapta yer alan diğer konular. Çalışmanın ilgi çekici yönlerinden biri de, Müslüm Yücel’in berdele dair kişisel deneyimleri. Çünkü Yücel’in kendi ailesinden iki kadın da berdel geleneğine göre evlendirilmiş. On üç yaşındaki Kadriye’nin, yetmiş yaşındaki Süleyman Erdemir’e verilmesi ve genç kızın düğün gecesi intiharı, kitabın can yakıcı hikâyelerinden biri olarak karşımıza çıkıyor.

C. W. Ceram – Sinemanın Arkeolojisi (2007)

  • SİNEMANIN ARKEOLOJİSİ, C. W. Ceram, çeviren: Hasan Aydın, Agora Kitaplığı, sinema, 222 sayfa

Alman gazeteci ve yazar C. W. Ceram, ‘Sinemanın Arkeolojisi’nin amacını, “sinemanın tarih öncesine ve ilk yıllarına ait uzun zamandır biriken çok sayıda belgeyi bir düzene koymak.” şeklinde özetliyor. İlk olarak 1953 yılında yayımlanmış olan kitap, ağırlıklı olarak sinemanın teknolojik anlamda doğduğu zamanlara odaklanıyor. Deyim yerindeyse sinemanın “tarih öncesi”ne odaklanan kitabın en ilgi çeken yönlerinden biri de barındırdığı çok sayıda belge ve fotoğraf. Sinematografinin öncüleri, ilk film şeritleri, ilk filmler ve sinema endüstrisinin ortaya çıkışı gibi konuların ele alındığı çalışma, sinema tarihiyle ilgilenenler için iyi bir kaynak kitap niteliğinde.

Marguerite Duras – Yann Andréa Steiner (2007)

  • YANN ANDRÉA STEINER, Marguerite Duras, çeviren: Esra Özdoğan, Sel Kitapçılık, roman, 111 sayfa

Marguerite Duras, ‘Yann Andréa Steiner’da, on yıl boyunca mektuplaştığı, âşık olduğu ve 1996 yılındaki ölümüne kadar beraber olduğu kitaba ismini veren sevgilisini anlatıyor. Yann Andrea Stéiner, 1970’li yıllarda henüz yirmi yaşındayken Marguerite Duras’ın bir romanını eline alıp kendisinden etkilendi. On yıl süren mektuplaşmalardan sonra genç okur, âşık olduğu yazar ile, o ölene kadar ayrılmamak üzere bir araya gelir. On altı yıl süren bu birliktelik, Duras’ın bu kitabında kurgu ve gerçek iç içe geçtiği bir şekilde okurlara sunuluyor. Duras’ın bilinen yetkin tarzı, bu romandaki şaşırtıcı ve tutumlu dil kullanımıyla daha bir zenginleşiyor.

Zahir Kızmaz – Cezaevi Müdavimleri (2007)

  • CEZAEVİ MÜDAVİMLERİ, Zahir Kızmaz, Orion Yayınları, psikoloji, 405 sayfa

Zahir Kızmaz ‘Cezaevi Müdavimleri’nde, sıklıkla suç işlemiş, dolayısıyla birden çok kez cezaevine girmiş ve “suç makineleri”, “kronik suçlular” ve “tehlikeli suçlular” gibi isimlerle nitelendirilen suçluları anlatıyor. Kitap, suç ve suçlu konusuna, suçluların da anlatımlarından yararlanarak iki farklı çerçeveden bakıyor. Bununla yapılmak istenenlerden ilki, bazı bireylerin niçin suç işlemeye eğilimli olduklarını veya suç işler duruma geldiklerini açıklamaya çalışmak. İkincisi ise, işledikleri suç eylemlerinden dolayı özellikle ceza yaptırımı ile karşı karşıya gelen veya hapis cezasına çarptırılan bazı suçluların, cezaevinden çıktıktan sonra neden tekrar suç işlediklerini anlamaya çalışmak.

Ceyda Aydede – Blog Çağı (2007)

  • BLOG ÇAĞI, Ceyda Aydede, Hayat Yayınları, internet, 132 sayfa

Dünyanın en büyük blog arama motoru Technorati’nin yaptığı araştırmaya göre, günümüzde 19.6 milyon olan Blogger sayısına, sadece iki yıl sonra 6.7 milyon kişi daha eklenecek. Görüldüğü gibi, internet teknolojisinin yaygınlaşmasının bir sonucu olarak, bir diğer adı sanal ortam günlükleri olan bloglar, pazarlama ve medya alanına damgasını vurmuş durumda. Ceyda Aydede bu çalışmasında, gelinen aşamayı ‘Blog Çağı’ olarak tanımlıyor ve blogların klasik pazarlama ve medya yapılarını zorlayan yönlerini irdeliyor. Aydede’nin kitabı, blogların bu yeni dönemde pazarlama ve iletişim dünyasına getirdiği yeni değişimler, katkılarla ilgileniyor ve bu teknolojinin kullanılabilirliklerine odaklanıyor.

Anton Çehov – Bütün Oyunları (2007)

  • BÜTÜN OYUNLARI, Anton Çehov, Çeviren: Mehmet Özgül, Cem Yayınevi, tiyatro, 3 Cilt, 635 sayfa

Anton Çehov’un ‘Bütün Oyunları’, üç ciltten oluşuyor. İlk kitap, Çehov’un 1886-1889 yılları arasında yazdığı, ‘Tütünün Zararları’, ‘Ayı’, ‘Bir Evlenme Teklifi’ adlı tek perdelik oyunlarla, ‘İvanov’ ve ‘Vanya Dayı’ adlı dört perdelik oyunlarına yer veriyor. İkinci kitap, Çehov’un 1889-1896 yılları arasında yazdığı, ‘Anayol Kıyısında’, ‘Yazlıkçı’, ‘Düğün’ ve ‘Jübile’ adlı tek perdelik oyunuyla, ‘Martı’ adlı dört perdelik oyununu barındırıyor. Son kitapta ise, Çehov’un 1901 yılında yazdığı ‘Üç Kızkardeş’ ile 1904’te yazdığı ‘Vişne Bahçesi’ bulunuyor. Kitapta, Levent Yılmaz imzalı, Çehov oyunlarının Türkiye serüvenini kuşatıcı bir bakışla ele alan bir yazının bulunduğunu da belirtelim.