Werner Sombart – Modern Kapitalizm (2024)

Werner Sombart’ın bu önemli eseri, kapitalizmin kökenlerini ve gelişimini derinlemesine inceliyor.

Özellikle Avrupa’daki ekonomik ve sosyal dönüşümleri mercek altına alarak, kapitalist sistemin nasıl ortaya çıktığını ve modern dünyayı nasıl şekillendirdiğini analiz ediyor.

Sombart, kapitalizmin sadece ekonomik bir sistem değil, aynı zamanda belirli bir zihniyet ve değerler bütünü olduğunu vurgular. “Kapitalist ruh” olarak adlandırdığı bu zihniyet, kazanç elde etme arzusunu, sürekli büyüme ihtiyacını ve yenilikçiliği ön plana çıkarır.

Sombart, kapitalizmin kökenlerini Orta Çağ’daki ekonomik ve sosyal değişimlere bağlar. Şehirleşme, ticaretin gelişmesi ve yeni sınıfların ortaya çıkışı gibi faktörlerin kapitalizmin doğuşunda önemli rol oynadığını savunur.

Sombart, kapitalizmin özgün özelliklerini, rakip ekonomik sistemlerle karşılaştırarak analiz eder. Özel mülkiyet, serbest piyasa, rekabet ve kar maksimizasyonu gibi kavramları derinlemesine inceler.

Sombart, kapitalizmi sadece ekonomik bir sistem olarak değil, aynı zamanda kültürel ve sosyal bir olgu olarak ele alarak bu konuya yeni bir bakış açısı getirir.

Kapitalizmin tarihsel gelişimini detaylı bir şekilde inceleyerek, günümüzdeki ekonomik sorunların kökenlerini anlamamıza yardımcı olur.

Ekonomik düşünce tarihinde önemli bir yere sahip olan bu kitap, hala güncelliğini koruyan bir başvuru kaynağıdır.

  • Künye: Werner Sombart – Modern Kapitalizm: Kapitalizmin Doğuşu, çeviren: Gözde Türker, Doğu Batı Yayınları, sosyoloji, 755 sayfa, 2024

Kolektif – Edebiyat ve Mimarlık (2024)

Edebiyat ve mimarlık…

Biri kelimelerle şekillenir, diğeri ise taş, tuğla ve betonla.

Fakat bu iki disiplinin arasındaki bağ, yüzeyde göründüğünden çok daha derindir.

Elinizdeki kitap, edebiyat ve mimarlığın tasarım süreçlerindeki kesişim noktalarını, birbirlerinden nasıl beslendiklerini ve yaratıcılığın iki farklı yansımasını gözler önüne seriyor.

Mimarlık ve edebiyatın kesişiminde kıymetli üretimlere imza atan yazarlar, edebiyat ve mimarlık arasındaki ilişkiyi kendi perspektiflerinden bu çalışmada ele alıyor.

Edebiyatın kurgu sürecinde kent mimarisinden ilham alışı, bir romanın sokaklarında dolaşan karakterlerin adımlarıyla şekillenen şehir tasvirleri…

Ya da mimarların kurgusal metinlerden esinlenerek hayal ettikleri ve inşa ettikleri kentler…

Bu karşılıklı etkileşim hem sanatın hem de yaşamın nasıl tasarlandığını yeniden düşünmeye davet ediyor.

Edebiyat ve mimarlık meraklıları için bir ilham kaynağı olan bu kitap, şehirlerin ve hikâyelerin nasıl örüldüğüne dair yeni bakış açıları sunuyor.

Tasarımın iki yüzünü keşfetmek ve sınırların nasıl bulanıklaştığını görmek isteyenler için vazgeçilmez bir başucu eseri.

Kitaba katkıdan bulunan isimler ise şöyle: Celal Abdi Güzer, Buket Uzuner, Jale Erzen, Türkan Nihan Hacımömeroğlu, Beyhan Bolak Hisarlıgil, Hakan Hisarlıgil, Seçil Özcan Geylani, Ahmet Turan Köksal, Ertuğ Uçar, Hakan Evkaya, Ayşe Pınar Serin Güner, Hikmet Sivri Gökmen, Özlem Yalım, Akça Yılmaz.

  • Künye: Kolektif – Edebiyat ve Mimarlık, derleyen: Celal Abdi Güzer, Fol Kitap, mimarlık, 280 sayfa, 2024

Gustave Bloch – Roma Cumhuriyeti (2024)

Gustave Bloch’un ‘Roma Cumhuriyeti’ adlı eseri, Roma Cumhuriyeti’nin siyasi ve sosyal yapısını derinlemesine inceleyen önemli bir tarih çalışmasıdır.

Bloch, bu eserinde Roma Cumhuriyeti’nin kuruluşundan düşüşüne kadar geçen süreci, özellikle de cumhuriyet dönemindeki siyasi mücadeleleri ve toplumsal dönüşümleri detaylı bir şekilde analiz etmektedir.

Bloch, Roma Cumhuriyeti’nin kuruluşunu mitolojik anlatılardan ziyade tarihsel bir perspektifle ele alır. Roma’nın ilk dönemlerindeki siyasi yapı, sosyal sınıflar ve hukuk sistemi gibi konuları detaylı bir şekilde inceler.

Roma Cumhuriyeti’nin tarih boyunca süregelen patriciler (aristokratlar) ve plebler (halk) arasındaki sınıf mücadelesini, bu çatışmanın siyasi kurumlar üzerindeki etkilerini ve sonunda varılan uzlaşmaları inceler.

Senato, konsüllük, tribünlük gibi Roma Cumhuriyeti’nin önemli siyasi kurumlarının nasıl oluştuğu, güç dengeleri ve zaman içindeki değişimleri üzerinde durur.

Roma’nın İtalya’yı fethetmesi, Pön Savaşları ve diğer dış savaşlar gibi önemli dönemleri ele alarak, bu süreçlerin Roma Cumhuriyeti’nin siyasi ve sosyal yapısı üzerindeki etkilerini analiz eder.

Roma Cumhuriyeti’nin iç savaşlar ve siyasi istikrarsızlıklar sonucu çöküşünü ve imparatorluğun doğuşunu detaylı bir şekilde inceler.

Bloch, Roma Cumhuriyeti’ni sadece siyasi bir kurum olarak değil, aynı zamanda toplumsal, ekonomik ve kültürel bir yapı olarak ele alır. Tarihsel kaynakları titizlikle inceleyerek, Roma toplumunun karmaşık yapısını ve değişimi ortaya koyar. Özellikle Roma hukuku ve siyasi düşünce üzerine yaptığı analizler, eserin en önemli özelliklerinden biridir.

Bloch’un eseri, Roma Cumhuriyeti üzerine yazılmış en kapsamlı ve etkili çalışmalardan biri olarak kabul edilir. Klasik antik çağ tarihçiliği alanında önemli bir referans kaynağıdır.

Roma Cumhuriyeti’nin siyasi ve sosyal yapısını derinlemesine analiz ederek, modern siyaset teorilerine de önemli katkılar sunar.

Bloch, tarihsel kaynakları ele alış biçimi ve analiz yöntemi ile tarihçilik alanında önemli bir örnek teşkil eder.

  • Künye: Gustave Bloch – Roma Cumhuriyeti: Politik ve Sosyal Çatışmalar, çeviren: Dicle Ezgi Gözoğlu, Selenge Yayınları, tarih, 240 sayfa, 2024

Kolektif – Çok Geç Değil (2024)

‘Çok Geç Değil’, iklim kriziyle mücadelede umudu ve hareketi ön plana çıkaran bir eser.

Kitap, iklim değişikliğiyle ilgili haberlerin çoğunlukla karamsar bir tablo çizdiği bir dönemde, umutsuzluğa kapılmadan çözümler üretmeye ve harekete geçmeye çağırıyor.

Kitap, iklim krizinin ciddiyetini kabul etmekle birlikte, umudun önemini vurguluyor. İklim değişikliğiyle mücadelede elde edilen başarılar ve geleceğe dair umut verici gelişmeler, somut örneklerle sunuluyor.

Kitapta yer alan farklı yazarların kişisel hikayeleri, iklim krizinin bireysel ve toplumsal etkilerini gözler önüne seriyor. Bu hikayeler, okuyucuyu duygusal olarak etkileyerek iklim kriziyle mücadeleye daha fazla katılmaya teşvik ediyor.

Kitap, iklim krizinin etkilerinin adil olmadığını ve en çok marjinalize olmuş toplulukları etkilediğini vurguluyor. İklim adaleti ve eşitlik konuları, kitabın önemli bir bölümünü oluşturuyor.

Kitap, iklim krizine karşı farklı çözüm önerileri sunuyor. Yenilenebilir enerji kaynakları, sürdürülebilir yaşam tarzları ve toplumsal hareketler gibi konulara değiniliyor.

Kitapta, iklim değişikliğiyle ilgili güncel bilimsel bulgulara yer veriliyor. Ancak bu bilgiler, karmaşık bir dille değil, anlaşılır bir şekilde sunuluyor.

Farklı ülkelerden ve kültürlerden gelen insanların iklim değişikliğiyle mücadeledeki deneyimleri ve hikayeleri paylaşıldığı için kitap, okuyucuya ilham veriyor.

Kitapta, iklim krizine karşı bireysel ve toplumsal düzeyde neler yapılabileceği konusunda pratik öneriler sunuluyor.

Kitap, okuyucuyu harekete geçmeye ve iklim değişikliğiyle mücadeleye katılmaya davet ediyor.

‘Çok Geç Değil’, iklim krizinin karmaşık ve üzücü yönlerinin yanı sıra, umut ve çözüm odaklı bir bakış açısı sunuyor. Kitap, iklim değişikliğiyle mücadele eden bireylere ve topluluklara ilham kaynağı oluyor. Ayrıca, iklim krizi hakkında daha fazla bilgi edinmek isteyen herkes için de değerli bir kaynak.

  • Künye: Kolektif – Çok Geç Değil: İklim Hikâyesini, Umutsuzluktan, Olasılıklar Eksenine Doğru Dönüştürmek, editör: Rebecca Solnit, Thelma Young Lutunatabua, çeviren: Bahri Sedat Okutan, Alperen Tekin, Scala Yayıncılık, ekoloji, 228 sayfa, 2024

Kolektif – Osmanlı Mutfak Kültürü (2024)

Bu makale derlemesi, Osmanlı İmparatorluğu’nun geniş coğrafyasında ve farklı zaman dilimlerinde şekillenen zengin mutfak kültürünü detaylı bir şekilde inceliyor.

Makaleler, saray mutfağından halk mutfağına, klasik Osmanlı yemeklerinden modernleşmeye kadar geniş bir yelpazede konuları ele alıyor.

Osmanlı mutfağının farklı dönemlerinde ve coğrafyalarında ortaya çıkan yemek alışkanlıklarını, kültürel etkileşim ve değişimleri, temel gıdalardan lüks tüketime geniş bir yelpazede 11 makalede sunuyor.

On altıncı yüzyıldan on dokuzuncu yüzyıla mutfak tarihini, hem ekonomik-sosyal tarih hem de kültür tarihi perspektifinden incelemeye tabi tutan bu eser, Osmanlı mutfağının temel tüketim maddelerine, mutfaklarda kullanılan eşyalara, şiirlerde, seyahatnamelerde yeme-içme kültürünün yansımalarına ışık tutuyor.

Hem saray mutfağını hem de halkın günlük beslenme alışkanlıklarını kapsamlı bir şekilde ele alan bu derleme, yemeklerin toplumsal ilişkilerdeki rolünü ortaya koyarak, imparatorluğun zengin kültürel dokusuna dair derin bir anlayış sunuyor.

Osmanlı tarihi okurları ve günümüz mutfak mirasının köklerini merak edenler için uzun yıllar kaynak olacak bir eser.

Derleme, Osmanlı mutfak kültürünü bir bütün olarak ele alarak, tarihsel, sosyal, kültürel ve ekonomik boyutlarını bir araya getiriyor. Hem akademik bir çalışma hem de gastronomi meraklıları için ilgi çekici bir kaynak niteliğinde.

  • Künye: Kolektif – Osmanlı Mutfak Kültürü, editör: Arif Bilgin, Ömer Faruk Can, Vakıfbank Kültür Yayınları, yemek, 344 sayfa, 2024

Anne Ancelin Schützenberger – Atalarımızdan Kalan Miras (2024)

Aile sistemleri içerisinde nesilden nesile aktarılan duygusal ve psikolojik kalıplar, günümüzdeki bireylerin hayatlarını nasıl etkiler.

Psikosoybilimi olarak adlandırılan bu alanda öncü olan Anne Ancelin Schützenberger, aile sırları, travmalar ve çözülmemiş sorunların, sonraki nesillerde fiziksel ve psikolojik rahatsızlıklara yol açabileceğini vurgular.

Ailede yaşanan travmatik olaylar, nesilden nesile aktarılır ve gelecek nesillerin hayatlarını olumsuz etkiler.

Yani aslında bildiğimizden daha az özgür olabiliriz.

Aynı tür sorunların bir ailede nesilden nesile tekrarlaması, genellikle çözülmemiş aile sorunlarına işaret eder.

Psikosoybilimi aracılığıyla, aile sistemini inceleyerek geçmişteki travmaları ve çözülmemiş sorunları anlamak, günümüzdeki sorunların üstesinden gelmeye yardımcı olabilir.

Kitap, ailenizdeki tekrar eden sorunların nedenlerini keşfetmek ve kendinizi daha iyi anlamanıza yardımcı olabilir, ayrıca geçmişteki travmaların etkilerini azaltmak ve daha sağlıklı bir yaşam sürmek için adımlar atmanıza yardımcı olabilir.

Kitap ayrıca, aile sırlarını çözmek ve aile üyeleriyle daha sağlıklı iletişim kurmanıza da yardımcı olabilir.

Yazar psikanaliz, psikodrama ve sistemik yaklaşımı bütünleştirerek bize tüm aile yapılarının altında yatan ve gerçekliğimizi etkileyen karmaşık bağlantıları anlamamız için yol gösteriyor ve böylece tarihimizin tekrar eden kaderinden özgürleşmemizin mümkün olduğunu vurguluyor.

  • Künye: Anne Ancelin Schützenberger – Atalarımızdan Kalan Miras: Aile Bağları, Travmalar ve Psikosoybilim, çeviren: Gülşah Ünal, Say Yayınları, psikoloji, 288 sayfa, 2024

Howard S. Becker – Toplumu Anlatmak (2024)

 

Howard S. Becker, bu kitabında toplumu anlatma eyleminin sadece sosyal bilimcilerin tekelinde olmadığını savunuyor.

Romanlar, şiirler, filmler gibi sanatsal eserler de toplum hakkında derinlemesine bilgi verebilir.

Kitapta, farklı anlatım biçimlerinin toplumsal gerçekliği nasıl yansıttığı, hangi yöntemlerin daha etkili olduğu gibi sorulara yanıt arıyor.

Toplumu anlatmanın birçok yolu var. Sadece bilimsel makaleler değil, romanlar, filmler, hatta günlük hayattaki sohbetler bile toplumu anlatmanın birer aracıdır.

Her anlatım biçimi farklı bir perspektif sunar. Farklı sanat ve bilim dalları, topluma farklı açılardan bakarak farklı yönlerini ortaya çıkarır.

Anlatım tarzı, içeriği etkiler. Nasıl anlattığımız, ne anlattığımız kadar önemlidir. Anlatım biçimimiz, okuyucunun veya izleyicinin konuya bakış açısını şekillendirir.

Toplumu sadece sayılar ve istatistiklerle değil, aynı zamanda hikayeler ve sanatla da anlamak isterseniz bu kitap size ilham verecektir.

Eğer bir yazar, sanatçı veya araştırmacıysanız, bu kitap size farklı anlatım biçimleri ve yöntemleri hakkında fikirler sunacaktır.

Günlük hayatta karşılaştığımız olayları ve insanları daha derinlemesine analiz etmek için size yeni bir bakış açısı kazandıracaktır.

Kısacası, ‘Toplumu Anlatmak’, toplumu anlama ve anlatma konusunda farklı disiplinlerden gelen düşünceleri bir araya getiren hem akademik hem de genel okur için ilgi çekici bir eser.

  • Künye: Howard S. Becker – Toplumu Anlatmak, çeviren: Şerife Geniş, Mesut Hazır, Ebru Arıcan, Nika Yayınevi, sosyoloji, 380 sayfa, 2024

Jon Patrick Hatcher, Christopher Willard – Belirsizlikler Dünyasında Kaygı ile Başa Çıkma Rehberi (2024)

Jon Patrick Hatcher ve Christopher Willard’ın bu kitabı, belirsizlikle dolu modern dünyada kaygıyla başa çıkmak için pratik ve uygulanabilir stratejiler sunuyor.

Kitap, kaygıyı anlamak ve yönetmek için “hileler” olarak adlandırılan kısa, özlü ve etkili teknikler sunarak okuyuculara yardımcı olmayı hedefliyor.

Kitap, kaygının ne olduğunu, nasıl çalıştığını ve zihni ve bedeni nasıl etkilediğini açıklayarak başlıyor.

Bu temel bilgiler, okuyucuların kaygılarını daha iyi anlamalarına ve yönetmelerine yardımcı oluyor.

Kitap, kaygıyla başa çıkmak için çeşitli pratik teknikler sunuyor.

Bu teknikler arasında nefes egzersizleri, farkındalık uygulamaları, bilişsel yeniden yapılandırma teknikleri ve davranışsal deneyler yer alıyor.

Her “hile” kısa ve özlü bir şekilde açıklanıyor ve okuyucuların bunları kolayca uygulamasına olanak tanıyor.

Kitap, modern dünyanın belirsizliklerle dolu olduğunu ve bu belirsizliğin kaygıyı tetikleyebileceğini kabul ediyor.

Bu nedenle, belirsizlikle başa çıkmak için özel stratejiler sunuyor.

Kitap, yazarların kendi kişisel deneyimlerinden ve klinik uygulamalarından örnekler içeriyor.

Bu örnekler, okuyucuların yazarlarla bağ kurmasına ve kaygıyla ilgili deneyimlerinde yalnız olmadıklarını anlamalarına yardımcı oluyor.

Mizah kullanımı da kitabın okunabilirliğini artırıyor ve kaygı konusunu daha hafif bir dille ele almayı sağlıyor.

Kısacası bu kitap, belirsiz bir dünyada kaygıyla başa çıkmak için pratik ve etkili stratejiler sunan kısa ve özlü bir rehberdir.

Kitap, kaygıyı anlamak, yönetmek ve belirsizlikle başa çıkmak için çeşitli “hileler” sunarak okuyuculara yardımcı olmayı hedefliyor.

Mizah ve kişisel hikâyelerin kullanımı, kitabın okunabilirliğini ve etkisini artırıyor.

  • Künye: Jon Patrick Hatcher, Christopher Willard – Belirsizlikler Dünyasında Kaygı ile Başa Çıkma Rehberi, çeviren: Zeynep Keklik, Epona Yayınları, 350 sayfa, psikoloji, 2024

 

Priten Shah – Yapay Zekâ ve Eğitimin Geleceği (2024)

Priten Shah’ın “Yapay Zekâ ve Eğitimin Geleceği: Yapay Zekâ Çağında Öğretim’ adlı kitabı, yapay zekânın eğitim üzerindeki etkisini ve gelecekteki olası rollerini inceliyor.

Kitap, yapay zekânın eğitimde nasıl kullanılabileceğine dair pratik öneriler sunarken, aynı zamanda bu teknolojinin potansiyel zorluklarını ve etik boyutlarını da ele alıyor.

Kitap, yapay zekânın kişiselleştirilmiş öğrenme deneyimleri sunma, öğrenci performansını analiz etme, öğretmenlere zaman kazandırma ve eğitimde eşitliği artırma gibi konularda nasıl yardımcı olabileceğini açıklıyor.

Örneğin, yapay zekâ destekli sistemler, öğrencilerin öğrenme hızlarına ve stillerine göre uyarlanmış ders materyalleri sunabilir veya öğretmenlere not verme ve geri bildirim verme süreçlerinde yardımcı olabilir.

Kitap, Yapay zekânın eğitimde yaygınlaşmasıyla ortaya çıkabilecek veri gizliliği, önyargı, eşitsizlik ve işsizlik gibi potansiyel sorunlara da dikkat çekiyor.

Örneğin, yapay zekâ algoritmalarının belirli gruplara karşı önyargılı olabileceği veya yapay zekâ sistemlerinin kullanımının bazı okullarda diğerlerine göre daha yaygın olması nedeniyle eşitsizlikleri artırabileceği belirtiliyor.

Ayrıca, öğretmenlerin rollerinin yapay zekâ tarafından devralınmasıyla ilgili endişeler de ele alınıyor.

Kitap, Yapay zekânın eğitimde yaygınlaşmasıyla öğretmenlerin rollerinin değişeceğini ve öğretmenlerin artık sadece bilgi aktarıcıları olmak yerine, öğrencilere rehberlik eden, onları motive eden ve eleştirel düşünme becerilerini geliştirmelerine yardımcı olan “öğrenme tasarımcıları” haline geleceklerini savunuyor.

Kitap, Yapay zekânın eğitimde kullanımıyla ilgili etik konuları da ele alıyor. Örneğin, yapay zekâ sistemlerinin nasıl tasarlanması gerektiği, verilerin nasıl kullanılması gerektiği ve yapay zekânın insan etkileşiminin yerini almaması için nelere dikkat edilmesi gerektiği gibi konular tartışılıyor.

Priten Shah’ın kitabı, yapay zekânın eğitimde devrim yaratma potansiyeline sahip olduğunu, ancak bu teknolojinin dikkatli bir şekilde uygulanması ve etik hususların göz önünde bulundurulması gerektiğini vurguluyor.

Kitap, yapay zekânın eğitimde nasıl kullanılabileceğine dair pratik öneriler sunarken, aynı zamanda bu teknolojinin potansiyel risklerini ve zorluklarını da ele alarak dengeli bir bakış açısı sunuyor.

Yapay zekânın eğitimde geleceği konusunda düşünmek ve tartışmak için önemli bir kaynak.

  • Künye: Priten Shah – Yapay Zekâ ve Eğitimin Geleceği: Yapay Zekâ Çağında Öğretim, çeviren: Arzu Leman Orcan, The Kitap Yayınları, eğitim, 256 sayfa, 2024

Arthur Weigall – Mısır Firavunu (2024)

Bu kitap, antik Mısır’ın en gizemli ve tartışmalı firavunlarından Akhenaton’un hayatını ve reformlarını detaylı bir şekilde inceliyor.

Akhenaton, “tarihin ilk bireyi” olarak adlandırılır.

O var olanın değişmesi gerektiğine inanır.

Akhenaton, insanı ve barışı merkeze alan ilk tek tanrılı dini geliştirmeye çalışır.

“Tanrı Aton Sevginin Efendisi, Işınların her yeri kuşatır… Sen onları sevginle bağlarsın.”

Akhenaton ve Tanrısı Aton, savaşa karşıydı, sevgi onların yaşam kaynağıydı.

Kitap, Akhenaton’u diğer firavunlardan ayıran özelliklerini, dini reformlarını ve Mısır kültürüne getirdiği yenilikçi yaklaşımlarını anlatır.

Akhenaton’un, Mısır’ın çok tanrılı din anlayışını reddedip tek tanrıya olan inancı teşvik etmesini ve bu durumun Mısır toplumunda yarattığı dönüşümü detaylı bir şekilde inceler.

Akhenaton döneminde ortaya çıkan, daha önce görülmemiş bir sanat tarzı ve yeni bir başkent olan Amarna şehri hakkında bilgi verir.

Akhenaton’un dini reformlarının siyasi ve sosyal hayata yansımalarını ve Mısır’ın bu dönemdeki iç ve dış ilişkilerini ele alır.

Akhenaton’un ölümünden sonra Mısır’da yaşanan değişimleri ve onun mirası hakkında değerlendirmeler sunar.

Weigall, Akhenaton üzerine yapılmış araştırmaları derleyerek ve kendi gözlemlerini ekleyerek kapsamlı bir biyografi sunar.

Weigall, kitapta bahsedilen arkeolojik bulguların ortaya çıkarıldığı kazıların birçoğunda bizzat bulunmuş ve yönetmiştir

Kitap, Akhenaton’u sadece bir firavun olarak değil, aynı zamanda dini bir reformcu, sanat patronu ve vizyoner bir lider olarak tanımamızı sağlar.

Akhenaton’un dönemi, Mısır tarihindeki en ilginç ve tartışmalı dönemlerden biridir.

Bu kitap, bu dönemi daha iyi anlamamıza yardımcı olur.

Antik Mısır tarihine ilgi duyan herkes için bu kitap hem keyifli bir okuma hem de bilgilendirici bir kaynak olacaktır.

  • Künye: Arthur Weigall – Mısır Firavunu: Akhenaton’un Hayatı ve Hükümdarlık Dönemi, çeviren: İlhan Kaya, Sümer Yayıncılık, tarih, 184 sayfa, 2024