Yaşar Ayaşlı – Yeraltında Beş Yıl (2011)

  • YERALTINDA BEŞ YIL, Yaşar Ayaşlı, Yordam Kitap, anı, 414 sayfa

 

68 hareketinin de aktif isimlerinden olan Yaşar Ayaşlı, ‘Yeraltında Beş Yıl’da, 12 Eylül darbesine dair tanıklığını okurlarıyla paylaşıyor. Uzun bir mahpusluk süreci yaşayan Ayaşlı, darbenin ertesinde yurtdışına kaçmak yerine, cuntaya karşı yeraltına çekilen bir grup devrimcinin içinde yer almıştı. Kitap, bu beş yıllık yeraltı mücadelesinde Ayaşlı’nın tanık olduğu işkenceleri, tutuklamaları, sokak infazlarını ve bir avuç devrimcinin bunlara karşı sergilediği büyük direnişi kaleme getiriyor. Anılarını anlatırken, darbenin gerçekleşme sebeplerine de odaklanan yazar, 12 Eylül’le nasıl hesaplaşılabileceği konusunda da yorumlarda bulunuyor.

Nergis Yazgan – Avcı Babam ve Ben (2011)

  • AVCI BABAM VE BEN, Nergis Yazgan, Yapı Kredi Yayınları, anı, 212 sayfa

 

Nergis Yazgan’ın kaleme aldığı ‘Avcı Babam ve Ben’, karşıt eğilimlere sahip bir baba ile kızının hikâyesi olarak okunabilir. Nergis Yazgan, babası Şadi Yazgan’ın hayat hikâyesini kaleme getirirken, avcı babası ile doğa koruma çalışmaları yapan kendisi arasındaki çelişkiler üzerinden ilerliyor. Dolayısıyla burada, ava ve avcılığa âşık bir baba ile Doğal Hayatı Koruma Derneği ve Dünya Doğayı Koruma Vakfı (WWF) gibi sivil toplum kuruluşlarında görevler üstlenmiş kızının öyküsü karşımıza çıkıyor. Yazgan, babasının 104 yıllık renkli hayatını, 19. yüzyıldan 2000’li yıllara uzanarak anlatıyor. Kitap böylece, Erenköy’ün bir zamanların meşhur üzüm bağlarından, Türkiye’nin doğal özelliklerine ve doğa karşısındaki önemli tehditlere; Hitler dönemi Almanyası’ndan 1940’lar Anadolusu’na ve ilginç avcılık hikâyelerine uzanıyor.

Rohat Alakom (haz.) – Bir Türk Subayının Ağrı İsyanı Anıları (2011)

  • BİR TÜRK SUBAYININ AĞRI İSYANI ANILARI, hazırlayan: Rohat Alakom, Avesta Yayınları, anı, 160 sayfa

 

Ağrı İsyanı, Kürt siyasal hareketine büyük etkide bulunması vesilesiyle önemli bir dönüm noktası. Rohat Alakom’un hazırladığı elimizdeki kitap, Türk subayı Zühtü Güven’in isyana dair anlatımlarından oluşuyor. Kitap, 1953 yılında Dünya gazetesinde yayımlanan ve tam 51 gün süren Zühtü Güven imzalı ‘Doğu İsyanlarında Bir Türk Subayı’ adlı yazı dizisine dayanıyor. Güven burada, bir Kürt isyanını hem yaşayışını, hem de bu ayaklanmaya bakışını anlatıyor. Yaklaşık üç yıl boyunca Kürtler arasında görev yapan Güven’in anıları, Kürt tarafını sürekli eleştirmesine ve eşkiya edebiyatını yeniden ve yeniden üretmesine rağmen, önemli bir tarihi belge.

Sevan Nişanyan – Şirince Meydan Muharebelerinin Mufassal Tarihçesi (2011)

  • ŞİRİNCE MEYDAN MUHAREBELERİNİN MUFASSAL TARİHÇESİ, Sevan Nişanyan, Everest Yayınları, anı, 256 sayfa

 

Sevan Nişanyan, yakın zamanda İzmir’in Selçuk ilçesine bağlı Şirince Köyü’nde bulunan binalarına dair çıkan yıkım kararıyla gündeme gelmişti. Bu yıkımın büyük yankı uyandırmasının bir sebebi de, yalnızca Nişanyan Evleri’ni değil, köylüler tarafından ek yapılmış tüm evleri kapsamasıydı. Bu, hatırlanacağı gibi, Nişanyan’ın evler konusunda yaşadığı ilk sıkıntı değil. Nişanyan, Şirince’de yıkılmakta olan evleri resmi izin olmadan restore ettiği gerekçesiyle 2001 yılında da on ay hapis yatmıştı. Elimizdeki kitap, yazarın bu dönem zarfında bürokrasiyle giriştiği savaşın tarihçesi. Nişanyan, 1992’de Şirince’ye yerleşmesini, köy evlerini restore etmeye başlamasını, evlere yıkım kararının çıkmasını, kamuoyu tepkileri üzerine yıkımın durdurulmasını ve Nişanyan Evleri’nin tapusunu Nesin Vakfı’na neden bağışladığını anlatıyor.

Sandra Gregory ve Michael Tierney – Bir Kızınız Olduğunu Unutun (2007)

  • BİR KIZINIZ OLDUĞUNU UNUTUN, Sandra Gregory ve Michael Tierney, çeviren: Zehra Savan, Everest Yayınları, anı, 400 sayfa

 

İngiltere’de doğan Sandra Gregory 25 yaşındayken Tayland’a gitmiş ve burada öğretmen olarak çalışmıştı. Gregory’nin hayatı, 1993 yılında eroin kaçakçılığından hapse girip, 25 yıllık cezasının yedi buçuk yılını cezaevinde geçirmesiyle cehenneme döndü. Gregory anlık bir kararla, 89 gram eroini kaçırmayı kabul etmiş, ardından yakalanmıştı. İşte, Gregory’nin “aileme bu korkunç kararı neden aldığım sorusunun cevabını vermeye çalıştım” dediği ‘Bir Kızınız Olduğunu Unutun’ kitabı, cezaevindeki hayatına dair anılarından oluşuyor. Kitap, yazarın Tayland’dan İngiltere’ye uzanan bu trajik hikâyesinin paralelinde ailesinin yaşadıklarına da yer veriyor.

Kamil Karavelioğlu – Bir Devrim İki Darbe (2007)

  • BİR DEVRİM İKİ DARBE, Kamil Karavelioğlu, Gürer Yayınları, tarih, 391 sayfa

 

Kamil Karavelioğlu’nun ‘Bir Devrim İki Darbe’ isimli bu çalışması, 27 Mayıs 1960, 12 Mart 1971 ve 12 Eylül 1980 darbelerinin tarihine odaklanıyor. Karavelioğlu’nun 27 Mayıs’ı devrim olarak nitelemesinin nedenlerinden biri, kendisinin Milli Birlik Komitesi üyesi olması ve 1960’ta DP’ye karşı darbe düzenleyen subayların içinde yer almış olması. Karavelioğlu’nun çalışması, bu üç darbe ekseninde, Türkiye’de yaşanan muazzam siyasî dönüşümleri, trajedileri kendi anılarından hareketle anlatıyor. Karavelioğlu, 27 Mayıs darbesi içinde yer almış bir isim olarak, “Okuyucular benim notlarımda 27 Mayıs 1960’tan sonraki askeri darbelerin şaşkınlığını, çapsızlığını bol bol öğreneceklerdir,” diyor.

Davut Erkan (haz.) Eğinli Said Paşa’nın Hatıratı, 1-2 (2011)

  • EĞİNLİ SAİD PAŞA’NIN HÂTIRÂTI 1-2, hazırlayan: Davut Erkan, Bengi Yayınları, anı, 592 sayfa

 

Eğinli, Büyük ve İngiliz lakaplarıyla anılan Said Paşa, II. Abdülhamid’in ilk Mâbeyn ferikiydi. Kısa süre sonra Mâbeyn müşirliği, Bahriye nâzırlığı ve devamında Ankara, Kastamonu, Halep ve Konya valiliklerinde bulunan Said Paşa, Maraş’ın Zeytun kazasındaki Ermeni olayının teftişi için de görevlendirilmişti. Üç bölümden oluşan bu kitap, Said Paşa’nın anıları yoluyla II. Abdülhamid’in saltanat yıllarını aydınlattığı kadar, Zaytun’daki Ermeni olayı konusunda önemli bir tanıklık sunuyor. Said Paşa’nın hayatıyla başlayan kitap, ardından o dönemdeki Ermeni olayına ve Paşa’nın bizzat kaleme aldığı iki defterden oluşan anılarına yer veriyor.

Samet Ağaoğlu – Arkadaşım Menderes (2011)

  • ARKADAŞIM MENDERES, Samet Ağaoğlu, Yapı Kredi Yayınları, anı, 163 sayfa

 

Samet Ağaoğlu, tanınmış bir siyasetçi olmasının yanı sıra, iyi bir edebiyatçı olarak da biliniyor. Ağaoğlu, 1946 yılında Demokrat Parti’ye katılarak siyasete atılmış ve 1950 ile 1960 arasında Manisa milletvekili olarak Meclis’te yer almıştı. Aynı dönemde,  Adnan Menderes hükümetlerinde çalışma, sanayi ve devlet bakanlığı görevlerinde bulunmuş Ağaoğlu, 27 Mayıs 1960 darbesinin ardından yargılanarak ömür boyu hapse mahkum edilmişti. Ağaoğlu’nun elimizdeki anıları, birebir yaşadıkları, Adnan Menderes’in kişiliği ve 1950-1960 arasına damgasını vurmuş Demokrat Parti ekseninde, bir dönemin siyasal atmosferini ayrıntılı bir bakışla betimliyor.

Aziz Yalap – Bizim Köyün Papazıdır (2011)

  • BİZİM KÖYÜN PAPAZIDIR, Aziz Yalap, yayına hazırlayan: Antoni Yalap, İletişim Yayınları, anı, 344 sayfa

 

‘Bizim Köyün Papazıdır’, Türkiye’de Süryanı adı ile bilinen Asuri-Keldani halkının hikâyesi. Anıların sahibi Aziz Yalap, uzun yıllar Hakkari’nin Şırnak iline bağlı Uludere ilçesindeki bir Keldani köyünde papazlık yaptı. Buradaki anılar, Türkiye Cumhuriyeti’nin en karışık ve en tatsız dönemlerinden biri olan 1975-85 arasını kapsıyor. Bilindiği gibi bu dönemde, gayrimüslim vatandaşlar hem devlet hem de bölge Kürtleri tarafından ezildiler. İşte Aziz Yalap’ın anıları, gayrimüslim vatandaşların yaşadıklarını kayıt altına aldığı kadar, ülkenin yakın tarihine dair detaylar barındırmasıyla da önemli. Kitabın önsözü, Baskın Oran imzasını taşıyor.

Gülben Dinçmen – Radyolu Yıllar (2007)

  • RADYOLU YILLAR, Gülben Dinçmen, Geniş Kitaplık, anı, 248 sayfa

Gülben Dinçmen, 1965-1998 yılları arasında, otuz yıldan uzun bir süre boyunca TRT’de çalışmış ve Yayın Denetleme Kurulu Başkanlığı yapmış. Dinçmen’in anıları, bir döneme ve bir kuruma içeriden ışık tutacak nitelikte. Radyonun Türkiye’deki serüveni, yayıncılık ilkeleri, siyasal iktidarlar, yönetimler, denetim ve sansür kitaptaki başlıca konular. Dinçmen’in kitabı, anlatılan konular çerçevesinde bir özyaşamöyküsü olarak da düşünülebilir ve kitapta yer alan konular da, böylesi i önemli görevlerde bulunmuş bir ismin deneyimlerine dayanmaları yönüyle ilgiye değer. Bu alanda uzun yıllar görev almış Dinçmen’in çalışması, hem o dönemin siyasi anlayışını yansıtması, hem de radyo gibi bir Türkiye’de bir ilkin geçirdiği aşamaları iyi göstermesi yönüyle önem kazanıyor. Kitap, iletişim fakültesi öğrencilerine olduğu kadar, Türkiye’nin yakın dönemine dair bilgilenmek isteyenlere de hitap edecek nitelikte.