Adil Okay – 12 Eylül ve Filistin Günlüğü (2010)

12 Eylül darbesiyle beraber, Türkiye sol hareketi içinde bulunan birçok kişi cezaevlerine hapsedilmiş; kaçabilenlerin büyük bir kısmı Avrupa’ya giderken, bir kısmı da Suriye üzerinden Lübnan’a geçmişti.

Lübnan’a gidenler, İsrail’in Filistin’e saldırısına ve Sabra-Şatilla katliamına tanık olacaktı.

İşte ’12 Eylül ve Filistin Günlüğü’, 12 Eylül darbesi yapıldıktan sonra Lübnan’a kaçan ve orada İsrail-Filistin savaşına tanık olan Adil Okay’ın bu süre zarfında tuttuğu günlüğünden oluşuyor.

Hem acımasız 12 Eylül darbesini hem Filistin’de yaşanan savaşı, o zamanlar henüz yirmili yaşlarında bir genç olan Okay’ın gözlerinden anlatan kitap, iyi bir tarihi belge niteliğinde.

  • Künye: Adil Okay – 12 Eylül ve Filistin Günlüğü, Ütopya Yayınları, günlük, 327 sayfa

Mehmet Tepebaşı – Yaşanmamış Sayılan Anılar (2010)

yasanmamis anilar son matbaa.cdr

Mehmet Tepebaşı ‘Yaşanmamış Sayılan Anılar’da, yirmi yaşındayken 12 Eylül’ün baskısından bunalarak, büyük umutlarla yurt dışına çıkışını, sonra umutlarının nasıl bir hayal kırıklığına dönüştüğünü anlatıyor.

Solun geleneksel tavrı olan susmayı ve yazma işini başkalarına bırakmasını eleştiren Tepebaşı, anılarını anlatma nedeni olarak, bu dönemin bazıları tarafından “yaşanmamış yıllar” denilerek unutulmaya terk edilmesini gösteriyor.

12 Eylül darbesinin hemen ertesinde, bir şeyler yapmak için harekete geçen gençlerin Suriye’de kurduğu kamp; kamptaki tartışmalar ve hesaplaşmalar; Filistin hareketiyle ilişkiler, umutlar ve hayal kırıklıkları, Tepebaşı’nın anılarının omurgasını oluşturuyor.

  • Künye: Mehmet Tepebaşı – Yaşanmamış Sayılan Anılar, Dipnot Yayınları, anı, 361 sayfa

Taylan Sorgun – Halil Paşa (2010)

Taylan Sorgun ‘Halil Paşa’ adını taşıyan elimizdeki kitabında, Enver Paşa’nın amcası olan, değişik cephelerde savaşmış Halil Paşa’nın anılarını ve bu anılar aracılığıyla, İttihat ve Terakki partisinin bir kesitini sunuyor.

Halil Paşa’nın İttihat ve Terakki’nin güçlü aktörlerinden biri haline gelişi; Makedonya’da yürüttüğü mücadele; Kutülamare ile Bakü’deki başarıları ve Damat Ferit Paşa’nın sadrazamlığı zamanında Bekirağa Bölüğü Hapishanesi’ne kapatılışı, kitaptaki dikkat çeken anılardan birkaçı.

Halil Paşa’nın anılarının yanı sıra, Sorgun’un yaptığı araştırmalar sonucu ortaya çıkan belgeleri de ihtiva eden çalışma, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan gerilimli bir dönemin panoramasını çiziyor.

  • Künye: Taylan Sorgun – Halil Paşa, Destek Yayınevi, anı, 288 sayfa

Natalia Adamantidu ve Yeoryios E. Papastratos – Mübadele Öncesinde Şile’de Yaşam (2010)

 

‘Mübadele Öncesinde Şile’de Yaşam’, Natalia Adamantidu ve Yeoryios E. Papastratos’un 1920 öncesi dönemi kapsayan anılarını bir araya getiriyor.

Anılarda, Mübadele öncesi Şile’de gündelik hayat, Şile yerlilerinin denizle ilişkisi, Müslüman ve Ortodoks Hıristiyan Şile halkının birbirleriyle nasıl ilişkiler kurdukları ve Şile ekonomisinin temelleri konularında çok önemli bilgiler yer alıyor.

Kitaptaki anılar, Şile’ye dair duygusal ve sevgi dolu üsluplarıyla da dikkat çekiyor.

Yunanistan’daki Küçük Asya Araştırmaları Merkezi arşivinde bulunan anılar, 1939’dan beri mübadillerle yapılan sözlü tarih çalışmalarının bir parçası.

  • Künye: Natalia Adamantidu ve Yeoryios E. Papastratos – Mübadele Öncesinde Şile’de Yaşam, çeviren: Elisabevet Haritonidis Kovi, Kitap Yayınevi, anı, 200 sayfa

Hıfzı Topuz – Bana Atatürk’ü Anlattılar (2010)

Hıfzı Topuz, yaklaşık altmış yıl önce Akşam’da muhabir, sonra da röportaj yazarı olarak çalıştığı dönemlerde, Atatürk’ü yakından tanıyan kişilerle konuşmalar yapmıştı.

Topuz ayrıca, 1974-75 yıllarında TRT’de çalıştığı dönemde yine aynı amaçla Atatürk’ün yakınlarını ‘Her Hafta Bir Konuk’ programı içinde ekrana getirmişti.

İşte elimizdeki kitapta, Topuz’un konuştuğu ve konuk ettiği kişilerle yaptığı görüşmeler bir bütün halinde okurlara sunuluyor.

Cumhuriyet’i kuranların tanıklıklarının yer aldığı kitapta bunların yanı sıra, Yunan orduları komutanı General Trikupis’in, Kurtuluş Savaşı sonrası esir olduğu zaman Atatürk’le olan konuşmasına dair anlatımları da yer alıyor.

  • Künye: Hıfzı Topuz – Bana Atatürk’ü Anlattılar, Remzi Kitabevi, anı, 167 sayfa

Refik Halit Karay – Üç Nesil Üç Hayat (2010)

‘Üç Nesil Üç Hayat’, Refik Halit Karay’ın Abdülaziz, II. Abdülhamid ve Cumhuriyet’in ilk yıllarındaki İstanbul’a dair anlatımlarından oluşuyor.

Burada, Karay’ın yemek sofraları, ramazanlar, kadın-erkek ilişkileri ve sosyal konular gibi, söz konusu döneme dair gözlemleri ve yorumları yer alıyor.

Buradaki anlatımı ilgi çekici kılan hususlardan biri de, her biri kendine has nitelikler taşıyan üç dönemdeki kültürel, sosyal ve siyasal dönüşümleri ortaya koymalarıdır diyebiliriz.

Karay’ın renkli, mizahi ve keyifli bir üslupla kaleme aldığı kitap, 1850’lerden 1900 ve 1940’lara kadar, baş döndürücü bir hızla değişen sosyal yaşantıyı, gelenek ve görenekleri kaleme getiriyor.

  • Künye: Refik Halit Karay – Üç Nesil Üç Hayat, İnkılap Kitabevi, tarih, 230 sayfa

Joan Jara – Victor Jara: Yarım Kalan Şarkı (2010)

Joan Jara ‘Yarım Kalan Şarkı’da, efsanevi kişiliklerden biri olan, eşi Victor Jara’ya dair anılarını bizimle paylaşıyor.

Şilili şarkıcı ve müzisyen Jara, gençliğinden itibaren Şili politik dünyasıyla ilgilenmeye başlamıştı.

İlk albümü 1966 yılında yayımlanan Jara, şarkılarıyla politik çalışmalarını bir arada yürüttü.

Şarkılarında yoksul ve ezilmiş insanların dünyasını tasvir eden Jara, Salvador Allende’yi de desteklemişti.

Fakat müzisyen, general Pinochet yönetimindeki Şili ordusunun 11 Eylül 1973’te gerçekleştirdiği askeri darbeden birkaç gün sonra işkenceyle katledildi.

İşte Joan Jara’nın anıları, Victor Jara’nın devrimci müziğini ve onun trajik yaşamını anlatıyor.

  • Künye: Joan Jara – Victor Jara: Yarım Kalan Şarkı, çeviren: Algan Sezgintüredi, Versus Kitap, anı, 310 sayfa

Selim İleri – Oburcuk Mutfakta (2010)

‘Oburcuk Mutfakta’, Selim ileri’nin yemek-sofra anılarını anlattığı ‘Evimizin Tek Istakozu’, ‘Oburcuğun Edebiyat Kitabı’ ve ‘Rüyamdaki Sofralar’ başlıklı üç kitabını bir araya getiriyor.

Romanları, öyküleri ve gazete-dergi yazılarıyla bildiğimiz İleri, aynı zamanda bir mutfak tutkunu.

Yazarın, mutfak anılarını kaleme getirdiği ilk kitabı ‘Evimizin Tek Istakozu’, yayımlandığı zaman ilgiyle karşılanmış ve bunu, yemek kültürü konulu diğer kitapları izlemişti.

Bu kitaptaki metinler, aynı zamanda yazarın damak tadındaki yetkinliği de ortaya koyuyor.

İleri, çocukluğundan başlayarak yemek ve yemek kültürüne dair tanıklığını ve gözlemlediği birçok ayrıntıyı okurlarıyla paylaşıyor.

  • Künye: Selim İleri – Oburcuk Mutfakta, Everest Yayınları, yemek, 638 sayfa

Kolektif – Ma Sekerdo Kardaş? (2010)

İlhami Algör’ün hazırladığı ‘Ma Sekerdo Kardaş? (N’etmişiz Kardaş?)’, Dersim 1938’in kara günlerinin üzerine çöktüğü köylerden biri olan Surbahan’dan tanıklıkları okurlarına sunuyor.

Dersim 1937/38’de, harekât komutasının bir ayağının Surbahan köyünde üstlendiğini belirten Algör, sonunda harekât tırpanının bu köyü de biçtiğini ve öldürülen erkeklerin kemiklerinin, Ağbaba Dağı’nın dibinde Zıni Gediği çukurunda; Kısmikör, Mağaçur, Brastik, Galolar, Balıbey köylerinden toplanarak kurşuna dizilmiş komşularının kemikleriyle birlikte tozun toprağın içinde yattığını söylüyor.

Geride kalan kadın ve çocuklar ise, yük vagonlarına tıkılıp batıya sürülür.

Bu aileler, 1947’de çıkan afla köylerine geri dönecektir.

İşte bu muazzam sözlü tarih çalışması, Surbahan köyünden batıya sürülen birkaç ailenin hafızasından hareketle, 1938-1948 aralığında yaşananları anlatıyor.

  • Künye: Kolektif – Ma Sekerdo Kardaş? (N’etmişiz Kardaş?), hazırlayan: İlhami Algör, Doğan Kitap, anı, 159 sayfa

Bekir Okan – Barak’tan Avrasya’ya (2010)

Okan Üniversitesi’nin kurucusu Bekir Okan ‘Barak’tan Avrasya’ya’ başlıklı elimizdeki kitabında, elli dokuz yıllık hayatından kesitleri, acıları, mutlulukları; Gaziantep’ten İstanbul’a, ardından Avrasya’ya ve dünyaya açılarak gerçekleştirdiği projelerindeki tecrübelerini okurlarıyla paylaşıyor.

Gaziantep Nizip’te dünyaya gelen Bekir Okan, Ankara Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi Matematik Bölümü’nden mezun olduktan hemen sonra öğretmen olarak çalışmaya başlar.

Bu esnada girişimciliğin kendisine daha uygun olduğuna karar veren Okan, Gaziantep’e dönerek, şehrin ilk üniversiteye hazırlık dershanesini kurar.

Dershanenin başarısı, Okan’ı, inşaat işlerine girmek için cesaretlendirir ve bunun devamında, ticaretin farklı alanlarında, Türkiye ve dünyada birçok başarılı projeye imza atar.

Okan kitabında, hem hayatının dönüm noktalarını anlatıyor hem de deneyimlerini genç girişimcilerle paylaşıyor.

  • Künye: Bekir Okan – Barak’tan Avrasya’ya, Doğan Kitap, anı, 221 sayfa