Munzur Güven Kılıç – Yasaklı Bölge (2020)

Dersim, daha çok 1937/38’de yaşanan katliamla bilinse de, bölgenin devletin nezdinde düşmanlaştırılması çok daha eskilere dayanır.

Burası, daha 1514’te devletin gözüne batmaya başlamıştı.

Öte yandan Cumhuriyet döneminde de, her şey 1937/38’de başlayıp bitmedi.

Örneğin Dersim, 1950’li yıllara kadar askeri bölge olarak kalmıştı.

İşte Munzur Güven Kılıç’ın bu çalışması, 1896’lardan özellikle bölge için dönüm noktası olan 1937/38’lere kadar yaşananları tanıklıklar üzerinden ele alıyor.

Bu tanıklıklar, bölge tarihi açısından bazı önemli boşlukları dolduruyor.

Kitabın asıl özgünlüğü ise, Dersim’in yaşadığı acıları ortaya koyduğu gibi, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinde yetkililerin planları, söylemleri ve raporlarının yanı sıra, o dönem bölgede görevli olarak yaşayanların anılarını da barındırması.

Künye: Munzur Güven Kılıç – Yasaklı Bölge: 1870-1984 Dersim, Nota Bene Yayınları, tarih, 176 sayfa, 2020

Takuhi Tovmasyan – Sofranız Şen Olsun (2019)

‘Sofranız Şen Olsun’, Takuhi Tovmasyan’ın çocukluğu ve ilkgençliği döneminde ninelerinden ve diğer aile büyüklerinden öğrendiği otuzu aşkın yemek, meze, salata, tatlı ve içecek tarifi ile yazarın bu yemeklere, yaşadığı yerlere ve çevresindeki insanlara dair anılarından oluşuyor.

Kitap, büyük çoğunluğu Tovmasyanların aile albümünden seçilen fotoğraflar ve yemekleri hazırlamak için gerekli malzemelerle zenginleşmiş.

“Kimi evde, yemek, yaşamak için yenir. Kimi evde, yemek için yaşanır. Bizim evde ise yemek, muhabbet olsun diye yenirdi. Sofra muhabbet için kurulur, yine muhabbetle kapatılırdı.” diyen Tovmasyan, düğün-bayram sofralarının vazgeçilmezlerinden sıradan salatalara, tatlıdan tuzluya, etliden sütlüye, herhangi bir ayrım yapmadan, bir düzen kaygısı gütmeden, öylesine, içinden geldiği gibi yazmış.

Ermeni mutfağını, geleneksel yemek kitabı kalıplarının çok ötesinde, ilginç bir bakış açısıyla anlatmasıyla dikkat çeken kitap, Ermeni sofralarındaki yaşamı anlatıyor, hüznün sevinçle, gülüşün ağlayışla sarmalandığı eski zaman yaşanmışlıklarını okuruna duyumsatıyor.

Künye: Takuhi Tovmasyan – Sofranız Şen Olsun: Ninelerimin Mutfağından Damağımda, Aklımda Kalanlar, Aras Yayıncılık, yemek, 160 sayfa, 2019

Emre Kongar – Yazarlar, Eleştiriler, Anılar (2016)

Emre Kongar’dan sanat, edebiyat, bilim ve siyaset dünyasının önde gelen isimlerine dair anı ve eleştiriler.

Kitap, Attila İlhan, Haldun Taner, Cemil Meriç, Yahya Kemal, Orhan Veli, Melih Cevdet, Yaşar Kemal, Ömer Seyfettin, Adalet Ağaoğlu, Aziz Nesin, Fazıl Hüsnü Dağlarca, Hilmi Yavuz ve Orhan Pamuk gibi pek çok yazarla ilgili ilginç ayrıntılar barındırıyor.

  • Künye: Emre Kongar – Yazarlar, Eleştiriler, Anılar, Remzi Kitabevi

İbrahim Küreken – “Parçası, Tanığı, Mahkûmu, Sürgünü Oldum” (2016)

Kürt siyasetçi İbrahim Küreken’den, 1960’lardan günümüze Kürt hareketine dair anılar.

Küreken, DDKD (Devrimci Demokratik Kültür Derneği) günlerinden TKDP’deki (Türkiye Kürdistanı Demokrat Partisi) ve Kawa hareketindeki mücadelelere, hapishane günlerinden Hak-Par tecrübesine, Kürt hareketinin dönüm noktalarına dair merak edilenleri paylaşıyor.

  • Künye: İbrahim Küreken – “Parçası, Tanığı, Mahkûmu, Sürgünü Oldum”, İletişim Yayınları

Kolektif – 12 Eylül Sabahı (2010)

’12 Eylül Sabahı’, uzun soluklu bir çalışmanın ürünü.

Kitap, 12 Eylül faşizmini yaşamış birçok ismin o sabah ile ilgili anılarını bir araya getiriyor.

Çalışmaya tanıklıklarıyla katılan kişiler, kırk yıldır tartışılan büyük travmayı başlatan o günü anlatırken, etkisini hiç kaybetmemiş bir acıyı gözler önüne seriyor.

Türkiye şimdilerde, geçmişiyle hesaplaşmayı tartışıyor.

Bu, geleceğimizin ne yönde şekilleneceğini belirleyecek denli önemli bir eşik.

Kuşkusuz, hesaplaşmanın merkezinde, ülkenin gelmiş geçmiş tüm darbelerinden daha pervasız ve insafsız 12 Eylül bulunuyor.

İşte elimizdeki kitap da, 12 Eylül faşizmiyle yüzleşme çabasına önemli bir katkı sunmasıyla dikkat çekiyor.

  • Künye: Kolektif – 12 Eylül Sabahı, editör: Ömer Asan, Heyamola Yayınları, anı, 333 sayfa

Seyyid Ahmed Canpulad – İstiklâl Harbi’nde İranlı Bir Subayın Anıları (2020)

Yabancı kökenli askerlerin Milli Mücadele’ye katkısı konusunda çok az kaynak vardır.

İranlı Seyyid Canbulad’ın anılarını sunan elimizdeki çalışma ise, bu alandaki boşluğu bir nebze de olsa dolduruyor.

Seyyid Canbulad, de İstiklâl Harbi boyunca Türk Ordusu’nda teğmen ve üsteğmen olarak hizmet vermiş, İkinci İnönü Muharebesi’nden sonra grup karargâhına alınmış ve Büyük Taarruz’da da bir subay olarak yer almıştı.

Canbulad’ın anıları, Milli Mücadeleye dair pek çok ilgi çekici ayrıntı barındırmasıyla önemli.

  • Künye: Seyyid Ahmed Canpulad – İstiklâl Harbi’nde İranlı Bir Subayın Anıları, çeviren: Mehmet Çalışkan, Kronik Kitap, anı, 96 sayfa, 2020

Giacomo Casanova – Hayatımın Hikâyesi (2016)

Tüm zamanların en ateşli, en belalı çapkını Casanova’nın olağanüstü hayatının hikâyesi.

Giacomo Casanova anılarından oluşan bu kitabında, yaşam felsefesini, hayatında yaşadığı ve her biri birer macera olan aşk hikâyelerini ve dahil olduğu skandalları anlatıyor.

Hakkında birçok efsane öne sürülen bu tarihi figürün hayatını, birebir onun ağzından dinlemek isteyenler için çok iyi fırsat.

  • Künye: Giacomo Casanova – Hayatımın Hikâyesi, çeviren: Nilüfer Güngörmüş, Everest Yayınları

Şefik Onat – Bir de Bizden Dinleyin (2016)

Türk diplomatlarının eşleri olarak farklı ülkelerde bulunmuş kadınların bu sürece dair deneyim ve değerlendirmeleri, burada.

Oya Akıncı, Esin Alptuna, Nezihe Bilhan, Handan Haktanır, Dilek Pamir ve Jülide Taşkent’in aralarında bulunduğu on iki kadın burada, eşleri bu zor görevlerini yerine getirirken kendilerinin neler yaşadığını okurlarıyla paylaşıyor.

  • Künye: Şefik Onat – Bir de Bizden Dinleyin, Alfa Yayınları

İbrahim Çelik – Tek Yola Sığmayan Devrim (2016)

İbrahim Çelik lise yıllarında, Karadeniz bölgesinde Devrimci Yol saflarında aktif olarak mücadele etti.

Çelik, 1981 yılında Artvin’de düzenlenen bir operasyonda bir grup genç arkadaşıyla tutuklanır.

İşte Çelik bu kitabında, çocukluğundan yetişkinliğine uzanan hayatına ve cezaevi yıllarındaki, işkence ve kitlesel açlık grevleri dair anılarını paylaşıyor.

Hem de birbirinden ilgi çekici hikâyeler eşliğinde.

  • Künye: İbrahim Çelik – Tek Yola Sığmayan Devrim, Ayrıntı Yayınları

Niyazi Kızılyürek – Ulus Kaçağı (2020)

Kıbrıs sorununu farklı yönleriyle irdelediği önemli çalışmalarıyla bildiğimiz Niyazi Kızılyürek, Kıbrıs söz konusu olduğunda da milliyetçilik dayatmalarına tevessül etmeyen, her iki halkı da kucaklayan bir tutum sergiledi.

Aynı zamanda 2019 yılında Avrupa Parlamentosuna seçilen ilk Kıbrıslı Türk olan Kızılyürek, bu otobiyografik çalışmasında da, Kıbrıs’la ilgili duygu, düşünce ve deneyimlerini bizimle paylaşıyor.

Burada anlatılan hikâye etnik çatışmaların, darbe ve savaşların böldüğü bir ülke kadar, bölünen ülkenin parçalarından birini sahiplenmeyi reddeden ve bu yönüyle de bölünmüş olan bir insanın hikâyesi olarak okunabilir.

Kendisini ulusların dünyasında siyasi yurtsuzluk yaşayan biri olarak tanımlayan Kızılyürek, hep öteki, başka, yabancı kalan bir insanın ne anlama geldiğini bize anlatıyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Hayat beni iki toplumlu, iki dilli, tek bölgeli kıldı. Kıbrıs’ın bütününün insanıyım. ‘Biz’ dediğimde Mehmet ile Yannis, Ayşe ile Maria aynı anda aklıma düşer. Onların hassasiyetleri, özgüllükleri, kültürleri ve çıkarları bende ortak ve birdir.Fakat benim kendimden saydığım insan toplulukları, ‘biz’ ve ‘onlar’ karşıtlığı içinde yaşıyorlar. Birbirini değersizleştirmeye, kavga ve rekabet etmeye devam ediyorlar. Benim aynı anda hem içlerinde ve aralarında olmam, hem de ‘biz’ ve ‘onların’ ötesini aramam, bu sürtüşmeden fırlayan kıvılcımların üstüme sıçramasına yol açıyor. Ve biliyorum ki, Oliki Kipros/Bütün Kıbrıs aşamasına geçilmedikçe, bu durum devam edip gidecek…”

  • Künye: Niyazi Kızılyürek – Ulus Kaçağı, İletişim Yayınları, anı, 407 sayfa, 2020