James C. Scott – Tahıla Karşı (2019)

Tahıla dayalı medeniyet, tarihin akışını tümüyle değiştirdi.

Peki, bu, insanlığın elindeki tek seçenek miydi?

Başka bir deyişle neolitik devrim, insanlık tarihindeki en büyük atılım mıydı?

James Scott, bir antropoloğun gözünden, tahıla dayalı beslenmenin ve nüfusun kentlere toplanmasının tarihi üzerine alternatif bir anlatı kuruyor.

Scott, bilinenin aksine, tahıla dayalı uygarlığın, dönemin mümkün olan en iyi yaşam biçimi olmaktan ziyade, egemenlerin işine gelen, çoğunluğun azınlığa hükmetmesinin sonucunda gerçekleştiğini savunuyor.

Uygarlık tarihinin, yalnızca kendilerini “uygar” olarak tanımlayanlar tarafından yazıldığını belirten yazara göre, “barbar” olarak adlandırılan kavimler insanlıktan nasibini almamış uygarlık düşmanları değil, bilakis, ürün fazlasına sahip tarımsal üreticiler olup devletin rekabet ettiği güçlerdi.

Scott, egemen tarih anlayışına meydan okuyor ve bildiğimizden apayrı bir resim çiziyor.

  • Künye: James C. Scott – Tahıla Karşı: İlk Devletlerin Derin Tarihi, çeviren: Akın Emre Pilgir, Koç Üniversitesi Yayınları, antropoloji, 272 sayfa, 2019

Harold Barclay – Efendisiz Halklar (2010)

Harold Barclay ‘Efendisiz Halklar’da, anarşinin mümkün olduğuna dair antropolojinin gösterdiği olguları analiz ediyor.

Aborijinler, Pigmeler, Eskimolar, Santallar, Kızılderililer ve Berberiler gibi toplulukları inceleyen yazar, farklı coğrafyalarda varolmuş devletsiz toplumların peşine düşüyor.

Mevcut anarşi örneklerini sunan Barclay, ayrıca, anarşinin hiçbir şekilde olağandışı olmadığını, tam anlamıyla genel bir rejim ve siyasi örgütlenme olduğunu savunuyor.

Çalışmasına anarşinin doğasının ne olduğuyla başlayan yazar, avcı-toplayıcı toplumlar arasında anarşi; anarşist bahçıvanlar, anarşist çobanlar ile tarımcı ve modern toplumlarda anarşi konularını değerlendiriyor.

  • Künye: Harold Barclay – Efendisiz Halklar, çeviren: Zarife Biliz, Versus Kitap, inceleme, 213 sayfa

Ahmet Kerim Gültekin – Tunceli’de Sünni Olmak (2010)

Ahmet Kerim Gültekin’in Tunceli ve Elazığ’da gerçekleştirdiği antropolojik alan çalışmasının ürünü olan ‘Tunceli’de Sünni Olmak’, yakın geçmişten günümüze Tuncelili Sünnilerin kendilerini çevreleyen Alevi kültür içerisindeki konumlarını araştırıyor.

Çalışmasının ilk bölümünde Tunceli’de yaşamış ve yaşamakta olan topluluklar hakkında bilgi veren Gültekin, bu toplulukların dini kimlikleri hakkında okuyucuyu bilgilendiriyor.

Yazar ardından, 1970’li yılları önemli bir tarihsel dönüm noktası olarak kabul ederek, Alevi ve Sünni topluluklar arasındaki ilişkilenme biçimlerini irdeliyor ve bu kimlikleri “kimliğin siyasallaşması”yla beraber aldığı yeni biçimlere odaklanıyor.

  • Künye: Ahmet Kerim Gültekin – Tunceli’de Sünni Olmak, Berfin Yayınları, inceleme, 430 sayfa

Eric R. Wolf – 20. Yüzyılda Köylü Savaşları (2019)

Köylü araştırmalarıyla ilgilenen bir antropolog olan Eric Wolf, antropolojinin gözüyle çağımızda köylülerin başrol oynadığı altı ayaklanma ve devrimi inceliyor.

Küba, Cezayir, Vietnam, Çin, Rusya ve Meksika örneklerinden yola çıkan Wolf, köylüyü şiddet kullanılan siyasi eyleme sevk eden dinamikleri aydınlatıyor.

Bu örnekler üzerinden, köylü ayaklandığında ve devrime katıldığında ne ölçüde geleneği izlediğini ve köylü devrimi iktidardakileri devirirken ne ölçüde bizzat köylülerin davranışlarını ve kurumlarını değiştirdiğini tartışan Wolf, bunu yaparken de köylülüğü genelgeçer tanımların ve kriterlerin ötesinde ülke bağlamlarında ve farklı toplumsal formasyonların içerisinden ele alıyor.

  • Künye: Eric R. Wolf – 20. Yüzyılda Köylü Savaşları, çeviren: Cem Somel, İletişim Yayınları, tarih, 334 sayfa, 2019

Saime Tuğrul – Ebedi Kutsal Ezeli Kurban (2010)

Saime Tuğrul ‘Ebedi Kutsal Ezeli Kurban’ isimli elimizdeki incelemesinde, çok tanrılıktan tek tanrılığa kutsal ve kurbanlık mekanizmalarını irdeliyor.

Antropoloji, dinler tarihi, sosyal teori ve siyaset felsefesi gibi farklı alanlardan yararlanan Tuğrul, kutsallığın işlevselliğinin yok olduğu modern toplumlarda, “kurban” anlayışının nasıl olup da halen güçlü bir şekilde varlığını sürdürdüğüne odaklanıyor.

Özellikle, Türkiye’de olduğu gibi “kutsal vatan görevi” için erkeklerini davul-zurna eşliğinde askere gönderen ebeveynlerin, söz konusu kız çocukları olunca, onları töreler adına neden kurban ettikleri sorusuna yanıt araması, kitabın dikkat çeken yönlerinden biri.

  • Künye: Saime Tuğrul – Ebedi Kutsal Ezeli Kurban, İletişim Yayınları, inceleme, 207 sayfa

Bronislaw Malinowski – Yabanıl Toplumda Suç ve Gelenek (2019)

Trobriand adası yerlilerini inceleyerek, ilkel kabilelerdeki toplumsal işleyişi ayrıntılı bir şekilde ortaya koyan bir düşünce klasiği.

Yerlilerde geleneklere uyma, ekonomik yükümlülükler, dinsel yasalar ve yasal baskı aracı olarak büyücülük, kitabın dikkat çekici konuları arasında.

‘Yabanıl Toplumda Suç ve Gelenek’, yayımlandıktan sonra ve bugün pek çok tartışmaya konu olsa da, sosyal bilimlerde halen olanca etkisiyle kendine yer bulabilen, temel metinlerden biridir.

  • Künye: Bronislaw Malinowski – Yabanıl Toplumda Suç ve Gelenek, çeviren: Şemsa Yeğin, İthaki Yayınları, antropoloji, 128 sayfa, 2019

Alan Barnard – Tarihöncesinde Dil (2019)

 

İnsanlık ve medeniyet tarihi konusunda az çok bilgi sahibi olsak da, dilin evrimi hakkında bilgilerimiz halen yetersizdir.

Alan Barnard’ın bu ufuk açıcı çalışması da, bir antropoloğun gözünden dilin geçmişi hakkında dikkat çekici saptamalar sunuyor.

Barnard’ın dilin gelişimi konusuna daha yakından bakmak amacıyla, bugün hâlâ dünyanın farklı yerlerinde mevcut bulunan avcı-toplayıcı topluluklarının dillerini inceliyor.

Bu toplumların konuşma tarzları, dilleri, dillerden yararlanma biçimleri üzerine derinlemesine düşünen Barnard, buradan yola çıkarak dilin evrimi ve dille kurduğumuz ilişkinin tarihine ilişkin özgün tezler ortaya koyuyor.

Avcı-toplayıcı toplulukların okuma yazma bilmemelerine rağmen dili nasıl algıladıkları, dilbilgisine ilişkin bilgilerinin olup olmadığı, varsa da nasıl ve hangi amaçla kullanıldığı, kitapta yanıtı aranan ilginç sorulardan.

‘Tarihöncesi Dil’, dilin evrimi konusuna ilgi duyan her okurun severek okuyacağı bir çalışma.

  • Künye: Alan Barnard – Tarihöncesinde Dil, çeviren: Mehmet Doğan, Boğaziçi Üniversitesi Yayınları, antropoloji, 220 sayfa, 2019

James George Frazer – Günah Keçisi (2019)

James George Frazer’ın en ilginç çalışmalarından olan bu kitap, Günah Keçisi olgusunu parçalarını oluşturan unsurlarına kadar ayırarak bu tuhaf fikrin kökenlerine iniyor.

Eski toplumlarda, kötülüğün cansız nesnelere, hayvanlara, insanlara, taş ve sopalara aktarılması geleneğini irdeleyerek başlayan kitap, devamında da,

  • Günah keçilerinin genel özellikleri,
  • Klasik Antik Çağ’da insan günah keçileri,
  • Meksika’da Tanrıyı öldürme anlayışını,
  • Satürnalya ve benzeri festivallerle günah keçisi olgusu arasındaki ilişkiyi,
  • Ve bunun gibi ilgi çekici konuları irdeliyor.

Frazer’ın çalışması, “maddi bir yükü başkalarının sırtına yükleme imkânı ile bedensel ve zihinsel rahatsızlıklarımızı bizim adımıza taşıyacak birine aktarma” olarak tanımladığı Günah Keçisi fikrini antropolojik, dini ve tarihsel açılardan irdelemesiyle çok önemli.

Kitaptan birkaç alıntı:

“Bakire Meryem görüşü gerçek anlamı unutulmuş eski bir putperest geleneğine getirilmiş bir Hıristiyan yorumundan başka bir şey değildir.”

“Avrupa değerlerine hayranlık duyan bir kabile mensubu Fransız bir seyyaha yalvararak kendisine sopayla sertçe vurmasını istedi. Seyyah çıplak sırtına vurdukça adamın yüzü minnetle ışıldıyordu.”

“1857’de Bolivya’nın Aymara Adaları ile Peru’da veba salgını çıkınca, vebaya yakalananların giysileri siyah bir lamaya yüklenip üstüne de brendi serpilmiş ve hayvan hastalığı da beraberinde götüreceği umuduyla dağlara götürülüp serbest bırakılmıştı.”

“1644 yılında İskoçya’yı ziyaret eden bir kişi Leith Links’te aynı anda dokuz kanlı canlı cadının yakıldığına tanık olmuştu.”

“İnsanlar kötü ruhlara iyi ruhlardan çok daha fazla boyun eğerler. Zira korku ve suçluluk duygusu aşk ve minnettarlık duygusundan çok daha güçlüdür.”

“Günah ve ıstıraplarımızı, bunları bizim yerimize üstlenecek olan başka bir varlığa aktarma ilkel zihne özgü bir kavramdır.”

  • Künye: James George Frazer – Günah Keçisi, çeviren: İsmail Hakkı Yılmaz, Pinhan Yayıncılık, antropoloji, 408 sayfa, 2019

Sergen Çirkin – Güney Sibirya Arkeolojisi ve Şamanizm (2019)

Sert ve zorlu bir iklime sahip Sibirya, yaklaşık 13 milyon kilometrelik yüzölçümüne sahip.

Arkeolog Sergen Çirkin’in eldeki çalışması ise, Sibirya coğrafyasının güney hattının arkeolojisi ve buna ek olarak bu bölgedeki kültür ve inançlar hakkında iyi bir rehber.

Çirkin burada, özellikle Şamanizm ve atalar kültü gibi inançları kapsamlı bir şekilde irdeliyor ve daha da önemlisi bunları, bölgeye dair arkeolojik bulgular ve etnografik verilerle zenginleştiriyor.

Tarih öncesinden modern çağa uzanan Şamanizmin nasıl bir inanç sistemi olduğu ve bu inanç sisteminin bugün Ural-Altay halklarının gündelik hayatları ve bilinçaltlarında nasıl yer ettiği hakkında aydınlanmak isteyenler kaçırmasın.

  • Künye: Sergen Çirkin – Güney Sibirya Arkeolojisi ve Şamanizm, Yapı Kredi Yayınları, arkeoloji, 480 sayfa, 2019

Marc Augé – Unutma Biçimleri (2019)

Antropoloji ve edebiyatın iyi bir bireşimi olan bu kitap, mevcut yaşamımızdaki unutma biçimlerimiz üzerine düşünüyor.

Unutmanın, toplum için olduğu kadar birey için de bir zorunluluk olduğunu belirten Augé, içinde bulunulan zamanın, şu anın ve bekleyişin tadına varmak için unutmayı bilmek gerektiğini söylüyor.

Yazara göre, unutmak aynı zamanda bellek için de bir ihtiyaçtır.

Zira uzak geçmişe ulaşabilmek için yakın geçmişi unutmak gerekir.

Dünyanın farklı coğrafyalarında, gelişmiş toplumlar ile azgelişmiş toplumlardaki unutma biçimlerini karşılaştırmalı bir şekilde ele alması, kitabı özgün kılan hususların başında geliyor.

Kitapta, bellekte içkin olarak bulunan “unutma”dan Afrika kabilelerindeki ayin deneyimleri sonrası yaşanan “unutma” deneyimine kadar, insan zihninin bu ilginç özelliğinin izi sürülüyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Faşist, bellekten yoksundur. Hiçbir şeyden ders almaz. Başka bir deyişle hiçbir şeyi unutmaz, kendi takıntılarının kesintisiz şimdiki zamanında yaşamaya devam eder.”

  • Künye: Marc Augé – Unutma Biçimleri, çeviren: Mehmet Sert, Yapı Kredi Yayınları, antropoloji, 80 sayfa, 2019