John Waller – Mikrobun Keşfi (2022)

Şu dünyada ne çok mikrop var!

John Waller, 1880-1900 yılları arasında mikropların keşfedilmesinin hayatımızda yarattığı olağanüstü devrimi çarpıcı şekilde ortaya koyuyor.

Gerçek devrimler dünyamızın çehresini ve ona bakışımızı değiştirir.

1880-1900 yılları arasında gerçekleşen olağanüstü bilimsel devrim, sadece yirmi yıl içinde bizim dünyaya bakışımızı sonsuza dek değiştirdi.

Batılı hekimler, mikropların varlığını kanıtlayıp hastalıkların nedenleri ve doğası hakkında binlerce yıldır süregelen yanlış fikirleri ve eski tedavi yöntemlerini birer birer terk etti.

Bu kitap, tıp tarihindeki en büyük ilerlemelerden biri olan mikrobun keşfinin soluk kesici hikâyesini anlatıyor.

Bilimsel gayret, düşünsel cesaret, sayısız kişisel ve siyasi çekişme, fedakârlıklar ve alınan büyük risklerin nasıl meyve verdiğini gösteriyor.

Bu büyük devrimin güvenli ameliyatlara, geniş çaplı aşı seferberliklerine, hijyen ve sanitasyon alanında çarpıcı iyileştirmelere ve bugün çoğumuzun hayatını borçlu olduğu antibiyotik ilaçların ortaya çıkışına nasıl zemin hazırladığını çarpıcı bir dille gözler önüne seriyor.

‘Mikrobun Keşfi’, mikrop kuramının nasıl, neden ve kim sayesinde son derece tartışmalı bir kuram olmaktan çıkıp modern tıbbın ana ilkelerinden biri hâline geldiğinin izini sürüyor.

  • Künye: John Waller – Mikrobun Keşfi: Dünyayı Değiştiren Devrimin Kısa Tarihi, çeviren: Fahri Öz, Fol Kitap, bilim, 176 sayfa, 2022

John Gribbin – Bilimin Yedi Dayanağı (2022)

Varlığımızın temelini oluşturan yedi temel bilimsel gerçek üzerine aydınlatıcı bir yolculuk.

John Gribbin, bilimin temelini oluşturan ilkelere iniyor ve bilimin nasıl işlediğini gözler önüne seriyor.

Bilim tarihine ve bilimin süregelen gelişimine baktıkça, bir zamanlar inanılmaz gelen fikirlerin nasıl doğru olarak kabul edildiğini görmek ve örneğin dünyanın düz olduğunu düşünen o basit fikirlilere karşı bir üstünlük duymak kolaydır.

Bilimin nasıl işlediği bilimin kendisi kadar ilgi çekicidir.

Bu kitapta bilimsel bilginin dayanağı olmuş ya da olmakta olan yedi örnek ele alınmakta.

Örnekler, evrenin kendi varoluşumuzla ve başka yerlerdeki yaşam olasılığıyla ilgili özelliklerden seçilmiş.

Örneğin katı şeyler çoğunlukla boşluktur, peki nasıl bir arada dururlar?

Görünüşe göre özel bir “yaşam gücü” yok, peki canlıları cansız nesnelerden nasıl ayırt edeceğiz?

Ve çoğu katı madde yüzemezken buz neden su üzerinde yüzer?

Bu sorunun sorulması gerektiğini düşünebilirsiniz, ancak buz yüzmeseydi dünyada yaşam asla olmazdı.

Tüm bu soruların cevapları o zamanlar sansasyoneldi ve bazıları hâlâ öyle.

  • Künye: John Gribbin – Bilimin Yedi Dayanağı: Buzun İnanılmaz Hafifliği ve Bilimin Diğer Sürprizleri, çeviren: Onur Çelik, Alfa Yayınları, bilim, 128 sayfa, 2022

Keith Cooper – Dünya Dışı Zekâ Arayışı (2022)

İnsanlar 60 yıldır dünya dışındaki uygarlıkları arıyor, fakat şimdilik ses seda yok.

Keith Cooper, dünya dışı yaşamı araştırmamızın tarihini anlatıyor, daha da önemlisi, uzaylılarla temasın olası sonuçları üzerine derinlemesine düşünüyor.

1974 yılında Porto Riko’daki dev Areciboradyoteleskobundan yıldızlara bir mesaj gönderildi.

Amaç, dünya dışı uygarlıkları varlığımızdan haberdar etmekti.

Böyle uygarlıkların var olup olmadığını elbette bilmiyoruz.

SETI (Dünya Dışı Zekâ Arayışı) Programı altmış yıldır bunu öğrenmeye çalışıyor, ama şimdiye kadar dünya dışı zekânın varlığına dair herhangi bir kanıt bulamadı.

Yıldızlar sessizliğini koruduğu için bazı araştırmacılar uzaya daha çok mesaj gönderiyor.

Orada bulunuyor olabilecek uygarlıkları kışkırtmak istiyorlar.

Ancak, “uzaylılar” ile temas ve bunun olası sonuçlarıyla ilgili yanıtlanması zor sorular var.

SETI Programı bizi bu zor sorulara yanıt bulmanın yanı sıra kendi tabiatımızla yüzleşmeye zorluyor:

Nereden geldik, nereye gidiyoruz ve kozmik bağlamda biz kimiz?

Bu kitap, dünya dışı yaşamı araştırırken yaptığımız varsayımlar üzerinde duruyor ve bu varsayımların bize kendimiz hakkında neler öğretebileceğine ışık tutuyor.

  • Künye: Keith Cooper – Dünya Dışı Zekâ Arayışı: Temas mı Kurmalıyız Yoksa Kamufle mi Olmalıyız?, çeviren: Volkan Yazman, Say Yayınları, bilim, 384 sayfa, 2022

John Gribbin – Altı Olasılıksız Şey (2022)

Kuantum fiziğiyle ilgili usta işi bir çalışma arayanlar bu kitabı kaçırmasın.

John Gribbin bu kısa ama etkileyici kitabında, karmaşıklığıyla bilinen bu alanı, duru bir üslupla açıklıyor.

Kuantum fiziği tuhaftır, çünkü dünyanın atomlar ve atomaltı parçacıklar düzeyindeki işleyişini düzenleyen kuantum dünyasının kuralları, aşina olduğumuz ve “sağduyu” adını verdiğimiz kavramın kurallarıyla aynı değildir.

Kuantum kuralları bize bir kedinin aynı zamanda hem canlı hem de ölü olabileceğini ve bir parçacığın aynı anda iki yerde bulunabileceğini söylüyor.

Hatta o parçacık hem de bir dalgadır ve kuantum dünyasındaki her şey başlı başına dalgalar üzerinden açıklanabilir.

Schrödinger dalgaların kuantum dünyasını tarif eden denklemleri, Heisenberg parçacıkların kuantum dünyasını tarif eden denklemleri, Paul Dirac ise o kuantum dünyasını tarif etmeleri bakımından gerçekliğin bu iki versiyonunun birbirine tamı tamına denk olduğunu buldu.

Bütün bunlar 1920’lerin sonunda netlik kazanmıştı.

Ancak bugüne kadar olup bitenlere hiç kimsenin sağduyuya sığan bir açıklama getirememesi, sıradan faniler şöyle dursun, çoğu fizikçide büyük bir huzursuzluk yaratıyor.

Ama kimi fizikçilerse başka yollardan teselli aradılar.

Ünlü bilim yazarı ve fizikçi Gribbin bu kitabında belli başlı altı kuantum tesellisini masaya yatırarak, kuantum fiziğinde neyi anlayıp neyi anlamadığımızı ayrıntılarıyla gözler önüne seriyor.

  • Künye: John Gribbin – Altı Olasılıksız Şey: Kuantum Bilgisayarlardan Çoklu Evrenlere, çeviren: Arda Barişta, Alfa Yayınları, bilim, 104 sayfa, 2022

Stephen Hawking ve Leonard Mlodinow – Büyük Tasarım (2022)

‘Büyük Tasarım’, temel fizikten kozmoloji ve kuantum kasırgasına uzanan enfes bir kitap.

Stephen Hawking ve Leonard Mlodinow, gezegenimizin başlangıcına ilişkin en son görüşleri ayrıntılı şekilde irdeliyor.

Douglas Adams, ‘Otostopçunun Galaksi Rehberi’nde karakterlerine bir bilgisayara, “hayatın evrenin ve her şeyin” nihai yanıtını sordurur.

Hawking ve Mlodinow’un ‘Büyük Tasarım’da işaret ettikleri gibi, bilgisayarın verdiği “42” yanıtı yardımcı olmaktan uzaktır.

Hawking ile Mlodinow o nihai soruya şu üç soruyu ilave ediyorlar:

  • Niçin hiçlik değil de varlık var?
  • Niçin varız?
  • Niçin başka yasalar değil de bu bildiğimiz yasalar var?

Hawking ve Mlodinow, Antik Yunan’dan modern kozmolojiye kadar bilimin gelişimindeki dönüm noktalarına işaret edip, kuantum mekaniğine ve göreliliğe ilişkin kuramları bir araya getirerek evrenimizin nasıl yoktan var olduğunu anlamamızı sağlıyorlar.

Şu an elimizde bulunan en iyi fizik tanımının “M-kuramı” denilen ve içinde yaşadığımız tek bir evrenin değil, muazzam sayıda evrenin var olduğunu öngören kuram olduğunu açıklıyorlar.

Tüm olası evrenler arasından bazıları yaşamın ortaya çıkışına olanak tanıyan yasalara sahip olmalı.

Burada olduğumuz gerçeği halihazırda Çoklu Evrenin böyle bir noktasında olduğumuzu doğruluyor.

  • Künye: Stephen Hawking ve Leonard Mlodinow – Büyük Tasarım, çeviren: Selma Öğünç, Alfa Yayınları, bilim, 176 sayfa, 2022

Kolektif – Gelecek Nasıl Gelecek (2022)

‘Gelecek Nasıl Gelecek’, gelecekte bizi bekleyen bilimsel gelişmeler üzerine harika bir derleme.

Alanında uzman isimler burada demografi, doğal kaynaklar, internet, tıp, genetik, ulaşım, iklim değişikliği, mühendislik, enerji, uzayda yaşam ve zamanda yolculuk gibi konulardaki öngörülerini paylaşıyor.

Ünlü fizikçi Jim Al-Khalili’nin hazırladığı çalışma, bir nevi zaman makinesi olarak da okunabilir.

Kendi kendini tamir eden bisikletlere, yoldan elektrik üreten sürücüsüz otomobillere, hava şartlarına göre kendini ayarlayan giysilere hazır mısınız?

İlaçlarınızın sizin DNA’nıza özel tasarlandığı bir dünya mı, yoksa yaşanabilir bir uzay mı sizi heyecanlandırır?

Yapay zekânın bizden tüm işlerimizi devraldığı bir dünyaya ne dersiniz?

‘Gelecek Nasıl Gelecek’te, alanında söz sahibi uzmanlar önden gidip keşfe çıkarak insanlığın hayli olası yarınına ışık tutuyor.

Kuantum bilgisayarları ve sentetik biyoloji gibi dudak uçuklatan teknolojilerden, iklim değişikliği ve enerji sorunu gibi hassas konulara uzanıyor; sürücüsüz araçların kaza anında kimin hayatını kurtarmaya programlanacağı ya da tedavisi imkânsız bir hastalığa yakalanma riskinizi öğrenmek isteyip istememe gibi ikilemleri sorgulatıyor; totaliter “Büyük Birader” yerine trilyonlarca dijital “küçük birader” tarafından izlenmek bizi ürkütmeli mi gibi politik sorulara dair öngörülerde bulunuyorlar.

Her şeyin internete bağlandığı bir gelecekte su ısıtıcınızın hack’lenmesiyle evinizin “kontrolünü kaybetmek” gibi tuhaf riskleri anlatıyor, “kıyameti yaşamış” bir dünyada nasıl hayatta kalıp uygarlığı baştan inşa edebileceğimizle ilgili sorulara ufkumuzu genişletecek cevaplar veriyorlar.

Gelecek dendiğinde bilimkurgunun ötesini merak edenler için, devrim yaratacak atılımların şablonları bu zihin açıcı gelecek kılavuzunda.

  • Künye: Kolektif – Gelecek Nasıl Gelecek: Bilim, Geleceğimiz Hakkında Ne Biliyor?, hazırlayan: Jim Al-Khalili, çeviren: Tevfik Uyar, Domingo Kitap, bilim, 240 sayfa, 2022

Francis Rocard – Mars’a Yolculuk (2022)

Mars’a insan göndermek imkânsız gibi görünebilir; fakat bugün bu heyecan verici girişim adım adım hayata geçiriliyor

Francis Rocard bu kitabında, bu projenin ne aşamada olduğu hakkında bizi ayrıntılı şekilde bilgilendiriyor.

Otomatik sondalar sayesinde bir zamanlar Mars’ın yüzeyinde akarsular, dev volkanlar bulunduğunu ve gezegenin bir zamanlar korkunç bir iklim değişimine uğradığını biliyoruz.

Peki ama Mars’taki koşullar neden Dünya’dakine benzer koşullara evrilmedi?

Evrilse yaşama ev sahipliği yapar mıydı?

Bilinmez…

Peki ya bir zamanlar yaşama ev sahipliği yapmış mıydı?

Bu da gizemini koruyan bir konu…

Bilim insanları bir yandan bu ve buna benzer daha birçok soruya yanıt bulabilmek için kızıl gezegenden Dünya’ya numuneler getirirken, öte yandan, özel sektörün de enerjisini kullanarak bambaşka bir projeyi hayata geçirmeye çalışıyor: Günün birinde Mars’a insan göndermek.

Bu çok zor bir görev.

Bir iniş aracı tasarlamak, yolcuları radyasyondan korumak, iniş yerinde yeterli kaynaklar bulmak, hiç bitmeyecekmiş gibi gelecek uzun yolculuk sırasında insan psikolojisini yönetmek…

İmkânsız görünen bir proje şu anda adım adım hayata geçiriliyor.

Rocard uzayla ilgili bu hırslı ve eşi benzeri görülmemiş girişimin panoramasını gözler önüne seriyor.

  • Künye: Francis Rocard – Mars’a Yolculuk: Yüzyılın Misyonu, çeviren: Gülşah Ünal, Say Yayınları, bilim, 136 sayfa, 2022

Lucy Jane Santos – Radyum ve Radyoaktivitenin Tarihi (2022)

 

Radyumun keşfine giden süreci yakından izlemek isteyenler için şahane bir bilim tarihi çalışması.

Lucy Jane Santos, radyum ve radyoaktiviteden yana olan korkumuzu giderecek “radyoaktif” öyküsünü anlatıyor.

On dokuzuncu yüzyılın sonunda keşfedilen radyoaktif elementler arasında halkın ve girişimcilerin ilgisini en fazla çeken radyum olmuştu.

Radyum, İngiltere Kraliçesine hediye olarak sunuluyor, gece kostümlerini süslüyor, diş macunlarına karıştırılıyor, hazine avcıları onun peşine düşüyordu.

Hekimler ve girişimciler bu yeni mucizevi elementi metalaştırmak için dâhiyane yollar icat ederken, hevesli tüketiciler radyoaktif eşyaları evlerine sokmaya can atıyordu.

‘Radyum ve Radyoaktivitenin Tarihi‘, radyumlu ürünlerin fetişleştirilmesiyle başlayıp radyumun bir korku nesnesi haline gelmesiyle sonuçlanan “radyoaktif” bir öykü içeriyor.

Tarihçi Lucy Jane Santos radyumlu eşyalar üretilmesini şarlatanlık ve aptallık olarak nitelendiren eski bilim tarihi yaklaşımını reddederek radyum ve radyoaktivitenin tarihini bilim ve popüler kültür arasındaki ilişki penceresinden ele alıyor.

Bilime ve bilim öykülerine meraklı okurları fazlasıyla doyuracak cinsten bir kitap.

  • Künye: Lucy Jane Santos – Radyum ve Radyoaktivitenin Tarihi, çeviren: Mihriban Doğan, Say Yayınları, bilim, 304 sayfa, 2022

G. E. R. Lloyd – Eski Yunan’da Bilim (2022)

Bu eşsiz kitap, erken Yunan biliminin derinliklerine inmek için harika fırsat.

Geoffrey Ernest Richard Lloyd’un çalışması, matematiğin astronomi bilimine olan katkısını açıklaması ve tıp ile felsefe arasındaki ilişkiyi sorgulamasıyla özellikle dikkat çekiyor.

Lloyd’un Thales’ten ‘Aristoteles’e Erken Yunan Bilimi’ ve ‘Aristoteles Sonrası Yunan Bilimi’ başlıklı iki ciltlik ‘Antik Kültür ve Toplum’ çalışmasını tek ciltte toplayan eser, Pisagorcular, Presokratik doğa filozofları, Hipokrat yazarları ve Platon aracılığı ile MÖ IV. yüzyıldan kalma bilgi, belge ve bulgular ışığında erken Yunan biliminin derinliklerine iniyor; onun gizli kalmış ve unutulmuş sırlarını gün ışığına çıkarıyor, özellikle de pozitif bilimlerin ilk çiçeklendiği alan olan matematiğin astronomi bilimine olan katkısını açıklamanın yanı sıra tıp ile felsefe arasındaki ilişkiyi sorguluyor.

Lloyd ayrıca bilim ile felsefe ve bilim ile tıp arasındaki ilişkileri de tartışırken, erken dönem Yunan biliminin sosyal ve ekonomik ortamını ele alarak farklı yazar gruplarının güdülerini ve fikirlerini değerlendiriyor.

Eski Yunan’da Bilim, sadece sosyal bilimlerle ilgilenen bilim insanlarını ve serbest okuyucuyu değil, felsefe ve pozitif bilimlerle de ilgilenen herkesi bilimin geçmişi ve ilk ayak izleri konusunda bilgilendiriyor.

  • Künye: G. E. R. Lloyd – Eski Yunan’da Bilim, çeviren: Fatih Özeş, Say Yayınları, bilim, 432 sayfa, 2022

Brian Greene – Evrenin Zarafeti (2022)

Sicim kuramı, atomaltı parçacıklardan göksel galaksilere, evrendeki tüm harika olayların, tek bir büyük fiziksel ilkenin yansımaları olduğunu söyler.

Dünyanın en önemli sicim kuramcılarından Brian Greene, sicim kuramının ardındaki bilimsel hikâyeyi ustaca anlatıyor.

Bugün dünyanın her yerinde matematikçiler ve fizikçiler en iddialı fizik kuramlarından biri olan süpersicim kuramı üzerine hararetle çalışıyor.

Sicim kuramı Einstein’ın 30 yıl boyunca üzerinde çalıştığı birleşik alan kuramına giden yolda önemli bir adım.

Ve sonunda, genel görelilik ve kuantum mekaniği arasındaki gerilim çözülmek üzere: Sicim kuramı, atomaltı parçacıkların çılgınca dansından göksel galaksilerin görkemli girdabına kadar evrendeki tüm harika olayların, tek bir büyük fiziksel ilkenin yansımaları olduğunu ilan ediyor.

Dünyanın önde gelen sicim kuramcılarından Greene, ustalıkla ve anlaşılır bir dille kaleme aldığı ‘Evrenin Zarafeti’nde 20. yüzyıl fiziğinin “her şeyin kuramı” arayışının ardındaki bilimsel hikâyeyi ve insani çabayı anlatıyor, kuantum mekaniğinden genel göreliliğe kadar pek çok kavram üzerinden sicim kuramını çevreleyen gizem perdesini aralıyor.

Greene’in uzman bilimsel kavrayışı ile edebî yaratıcılığının benzersiz bir karışımı olan ‘Evrenin Zarafeti’, bizi muhteşem evrenimizin nasıl çalıştığını anlamaya daha da yaklaştıran heyecan verici bir eser.

  • Künye: Brian Greene – Evrenin Zarafeti: Süpercisimler, Gizli Boyutlar ve Nihai Kuram Arayışı, çeviren: Ebru Kılıç, Tellekt Kitap, bilim, 504 sayfa, 2022