Rıza Zelyut – Muaviye’den Erdoğan’a Din ve Siyaset (2015)

Siyaset ve din kavramlarını bilimsel olarak tahlil eden, dinin nasıl istismar edildiğini gözler önüne seren bir çalışma.

Muaviye devrinde başlayan din istismarı, dinin Alevilere karşı kullanılması ve siyasal İslamcılığın önde gelen simalarından Erbakan ile Erdoğan’ın dine yaklaşımları gibi konularda aydınlanmak için iyi bir kaynak.

  • Künye: Rıza Zelyut – Muaviye’den Erdoğan’a Din ve Siyaset, Kaynak Yayınları

Mehmet Ali Büyükkara – Çağdaş İslami Akımlar (2015)

Son iki yüzyılda, İslam coğrafyasının farklı bölgelerinde ortaya çıkan İslami akımların kapsamlı bir analizi.

Bu akımları gelenekçi, reformcu ve modernist başlıklarında ele alan Mehmet Ali Büyükkara, Selefilikten Vehhabiliğe, Halidiye Nakşiliği’den Nurculuk’a, Süleymancılık’tan Hizbü’t Tahrir ve İhvan’a pek çok İslami akımı masaya yatırıyor.

Büyükkara, bu hareketleri tanıtmakla kalmıyor, aynı zamanda onların tavırlarını açıklamak üzere geniş bir teorik çerçeveye başvuruyor.

Çalışma ayrıca, bu hareketlerin nasların yorumundan siyasete, fıkıh ve mezheplerden tasavvuf ve tarikatlara, eğitim ve bilime kadar birçok konuda ortaya koydukları görüşleri derinlemesine açıklamasıyla önemli.

  • Künye: Mehmet Ali Büyükkara – Çağdaş İslami Akımlar, Klasik Yayınları, din, 360 sayfa, 2015

Süleyman Uludağ – Dört Kapı Kırk Eşik (2009)

Süleyman Uludağ ‘Dört Kapı Kırk Eşik’te, İslam toplumlarındaki sufî gelenekleri ve derviş tiplerini kapsamlı bir şekilde inceliyor.

Uludağ, Sufiler, Veliler, Evliyalar, Âbidler, Ârifler, Zâhidler, Hakîmler, Vaizler, Kıssacılar, Melâmiler, Fütüvvet Ehli, İşrâkîler, Kelâmcılar, Fakihler, Mutasavvıflar, Selefîler, Şerifler, Seyyidler, Rindler, Kalenderîler, Şiâ, Hurufîler, Bektaşiler, Aleviler ve Bâtinîler gibi, tasavvuf hareketi içindeki çok sayıda yolu ve akımı anlatıyor.

Uludağ ayrıca, bu yollar ve akımlar arasındaki farklılık ve benzerlikleri de irdeliyor.

Çalışma, tarih boyunca İslam toplumlarında ortaya çıkan başlıca tasavvufi hareketleri ve bunların tiplerini tasvir ediyor.

  • Künye: Süleyman Uludağ – Dört Kapı Kırk Eşik, Dergâh Yayınları, inceleme, 264 sayfa

Jean Baubérot – Laiklik (2009)

Fransız sosyolog ve tarihçi Jean Baubérot ‘Laiklik’te, kendi ülkesi Fransa’dan hareketle, laikliğin ne olduğu ya da ne olmaması gerektiği tartışmalarına kapsamlı ve nitelikli bir bakış açısı sunuyor.

Laikliği bugün kimin tehdit ettiği; laik okulun doğuşu; laikleşme ve sekülerleşme; İslam ve laiklik; dindarın kamu ile özel arasında bireyselleştirilmesi ve tarihsel bir laiklik sosyolojisi, Baubérot’nun irdelediği konulardan birkaçı.

Laiklik konusunu 1905-2005 zaman aralığındaki gelişimi paralelinde inceleyen Baubérot’nun çalışmasının, tartışmanın ateşli bir şekilde devam ettiği Türkiye’ye de yeni düşünce ufukları açacağı söylenebilir.

  • Künye: Jean Baubérot – Laiklik: Tutku ile Akıl Arasında, çeviren: Alev Er, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, sosyoloji, 272 sayfa

James George Frazer – Günah Keçisi (2019)

James George Frazer’ın en ilginç çalışmalarından olan bu kitap, Günah Keçisi olgusunu parçalarını oluşturan unsurlarına kadar ayırarak bu tuhaf fikrin kökenlerine iniyor.

Eski toplumlarda, kötülüğün cansız nesnelere, hayvanlara, insanlara, taş ve sopalara aktarılması geleneğini irdeleyerek başlayan kitap, devamında da,

  • Günah keçilerinin genel özellikleri,
  • Klasik Antik Çağ’da insan günah keçileri,
  • Meksika’da Tanrıyı öldürme anlayışını,
  • Satürnalya ve benzeri festivallerle günah keçisi olgusu arasındaki ilişkiyi,
  • Ve bunun gibi ilgi çekici konuları irdeliyor.

Frazer’ın çalışması, “maddi bir yükü başkalarının sırtına yükleme imkânı ile bedensel ve zihinsel rahatsızlıklarımızı bizim adımıza taşıyacak birine aktarma” olarak tanımladığı Günah Keçisi fikrini antropolojik, dini ve tarihsel açılardan irdelemesiyle çok önemli.

Kitaptan birkaç alıntı:

“Bakire Meryem görüşü gerçek anlamı unutulmuş eski bir putperest geleneğine getirilmiş bir Hıristiyan yorumundan başka bir şey değildir.”

“Avrupa değerlerine hayranlık duyan bir kabile mensubu Fransız bir seyyaha yalvararak kendisine sopayla sertçe vurmasını istedi. Seyyah çıplak sırtına vurdukça adamın yüzü minnetle ışıldıyordu.”

“1857’de Bolivya’nın Aymara Adaları ile Peru’da veba salgını çıkınca, vebaya yakalananların giysileri siyah bir lamaya yüklenip üstüne de brendi serpilmiş ve hayvan hastalığı da beraberinde götüreceği umuduyla dağlara götürülüp serbest bırakılmıştı.”

“1644 yılında İskoçya’yı ziyaret eden bir kişi Leith Links’te aynı anda dokuz kanlı canlı cadının yakıldığına tanık olmuştu.”

“İnsanlar kötü ruhlara iyi ruhlardan çok daha fazla boyun eğerler. Zira korku ve suçluluk duygusu aşk ve minnettarlık duygusundan çok daha güçlüdür.”

“Günah ve ıstıraplarımızı, bunları bizim yerimize üstlenecek olan başka bir varlığa aktarma ilkel zihne özgü bir kavramdır.”

  • Künye: James George Frazer – Günah Keçisi, çeviren: İsmail Hakkı Yılmaz, Pinhan Yayıncılık, antropoloji, 408 sayfa, 2019

Hratch Tchilingirian – Ermeni Kilisesi (2019)

Ermeni Kilisesi’nin doğuşu ve gelişimi hakkında bizde hiçbir eser bulunmuyor.

Ermeni kilisesi, din sosyolojisi, diaspora kimliği ve Ortadoğu’daki azınlık toplulukları üzerine çok sayıda çalışması bulunan Hratch Tchilingirian’ın bu çalışması ise, Ermeni Kilisesi’nin tarihi, inanç sistemi ve gelişimi üzerine Türkçede yayımlanmış ilk kaynak.

İlk baskısı 1993’te yapılan ve daha sonra farklı zamanlarda yeniden basılan çalışmasında Tchilingirian, Ermeni Kilisesi’nin hangi koşullarda doğduğunu, gelişimini, halk arasında yayılışını ve geçirdiği tarihsel dönüşümleri kayda alıyor.

Tchilingirian bununla da yetinmeyerek, okurunu, Kilise’nin farklı makamları, hiyerarşisi, inancının içeriği, diğer kiliselerden farkları ve benzerlikleri gibi konularda da aydınlatıyor.

Kitabın bir diğer önemli katkısı ise, Ermeni Kilisesi’nin modern zamanlardaki macerasını da irdelemesi ve 21. yüzyılda karşı karşıya kaldığı zorluklar ve imkânlar üzerine tespitlerde bulunması.

Türkçe baskısı için yazarı tarafından yeniden gözden geçirilen ve çok sayıda görselle de zenginleşen çalışma, Ermeni Kilise’nin tarihi üzerinden Ermeni halkının tarihine doğru bir yolculuğa çıkıyor.

  • Künye: Hratch Tchilingirian – Ermeni Kilisesi, çeviren: Lora Sarı, Aras Yayıncılık, tarih, 104 sayfa, 2019

Taner Timur – İslam, Laiklik ve Aydınlanma Savaşı (2019)

AKP iktidarında din ve laiklik konuları sıklıkla tartışılıyor.

Fakat bunlar klişe tartışmalardan öteye gidemiyor.

Zira bu tartışmalar, dinin, bilim, felsefe ve toplumsal ilerlemeyle ilişkisinin ne olduğu ve ne olabileceğini irdelemiyor.

İşte Taner Timur’un elimizdeki çalışması, İslam, akılcılık, toplumsal devrim ve karşıdevrim sorununu çok yönlü bir bakışla tartışıyor.

Kitap, uzun bir girişi takip eden dört kısımdan oluşuyor.

İlk kısımda, İslam’ın 7. yüzyılda, Mekke’de, hangi toplumsal ve düşünsel dönüşüm koşulları içinde doğduğunu inceliyor.

Burada, Abbasiler döneminde eski Yunan felsefesi ve akılcılık ile buluşarak Ortaçağ’da ilk aydınlanma kıvılcımlarının çakılışı, fakat bir süre sonra bu ilk aydınlanma sürecinin bir karşıdevrimle nasıl bastırıldığı ele alınıyor.

Timur izleyen dönemde de, Sünni İslam’ın üç boyutlu (fıkıh, kelam ve tasavvuf) gelişme çerçevesinde rasyonalizmden nasıl koptuğunu ve Batı Avrupa, Farabi, İbn Sina, İbn Rüşd gibi çağlarının ilerisinde düşünürleri de özümseyerek Ortaçağ’ı aşarken, İslam’ın akıldan gittikçe uzaklaşarak nasıl karanlığa gömüldüğünü gözler önüne seriyor.

Timur, bu hazin gelişmenin, Müslüman dünyanın neden daha sonra sömürge statüsüne dönüştüğünün anahtarını verdiğini belirtiyor.

Yazar çalışmasının ikinci kısmında ise, bu tartışmayı Cemaleddin Afgani’nin kozmopolit “anti-kolonyalist” kavgası ile Hindistan’da Seyit Ahmet Han’ın  “işbirlikçi reformizmi” bağlamında izliyor.

Bu sorunu Osmanlı ve Türkiye örnekleri üzerinden de izleyen Timur, din, toplum ve siyaset ilişkisi alanında tezleriyle etkili olmuş üç ismin, yani Namık Kemal, Mehmed Akif ve Necip Fazıl’ın düşünceleri çerçevesinde inceliyor.

  • Künye: Taner Timur – İslam, Laiklik ve Aydınlanma Savaşı, Yordam Kitap, siyaset, 270 sayfa, 2019

Arif Tekin – İslam’da Şiddet (2015)

Örnekler eşliğinde, İslam’ın şiddet ve inanç özgürlüğü konusundaki bakışını ortaya koyan bir çalışma.

Hazreti Muhammed’in bizzat katıldığı baskınlar, İslam’da inanca karşı şiddet, Hazreti Muhammed’i eleştirmenin ve İslamiyet’ten çıkmanın cezası, Hazreti Muhammed’in Mekke fethinde gerçekleştirdiği infazlar ve İslam’da kadına karşı şiddet, kitabın konuları arasında.

  • Künye: Arif Tekin – İslam’da Şiddet, Berfin Yayınları

R. İhsan Eliaçık – Muhammed İkbal (2015)

Pakistanlı İslam âlimi, şair, filozof ve politikacı; hayatı boyunca Doğu toplumlarını yeniden inşa için çağrıda bulunmuş Muhammed İkbal’in hayatı ve eseri.

İkbal’in çocukluğu ve gençliği, yetiştiği çevre, temel eserleri ve fikirleri, Batı medeniyetine yönelik eleştirileri ve kendisinden sonraya bıraktığı miras konularında önemli bir kaynak.

  • Künye: R. İhsan Eliaçık – Muhammed İkbal, Tekin Yayınevi

Mehmet Zeki İşcan – İslami Düşüncede Yenilik (2015)

İslam din olarak varlığını sürdürüp gelişecek mi yoksa bir sistem, bir örgüt görüntüsü içinde mi kalacak?

Bu soruya yanıt arayan Mehmet Zeki İşcan, Ebu Hanife, İmam Maturidi, Hasan Basri ve Gazali gibi İslami düşünürlerin görüşleri bağlamında Selefiliğin sosyo-politik arka planından Türkiye’deki ana akım İslami grupların modernite algısına birçok konuyu tartışıyor.

İşcan’a göre, İslamın özgürleştirici bir teoloji imkânını sunan din söylemi olarak yorumlanması ve böylece özcülüğü değil özgürlüğü, yaşam biçimlerine saygıyı esas alan bir din yorumunun düşünce geleneğimiz içinden yeniden keşfedilmesi gerekiyor.

İşcan, ancak bu yolla dinin doğal mecrasına çevrilebileceğini belirtiyor.

  • Künye: Mehmet Zeki İşcan – İslami Düşüncede Yenilik, Kitap Yayınevi, inceleme, 340 sayfa, 2015