Robert Wright – Tanrı’nın Evrimi (2024)

‘Tanrı’nın Evrimi’, dinin ve Tanrı inançlarının kökenlerini ve evrimini bilimsel bir bakış açısıyla inceleyen ilgi çekici bir eser.

Yazar, bu kitapta dinin sadece kültürel bir olgu olmadığını, aynı zamanda insan evrimiyle yakından ilişkili bir fenomen olduğunu savunur.

Robert Wright, dinin insanlık tarihindeki en etkili sosyal güçlerden biri olduğunu ve bu gücünü evrimsel süreçlere borçlu olduğunu öne sürer.

İnsanın sosyal yapılar oluşturma ve iş birliği yapma eğilimi, dinin ortaya çıkışında ve gelişmesinde önemli bir rol oynamıştır.

Din, toplulukları bir araya getirerek, ortak değerler ve normlar oluşturarak ve sosyal dayanışmayı güçlendirerek insanlığın hayatta kalmasına katkıda bulunmuştur.

Wright, dinin kökenlerini tarihsel ve arkeolojik bulgular ışığında inceler. Çoktanrıcılıktan tektanrıcılığa geçiş, dinsel sembollerin evrimi gibi konulara değinir.

Yazar, dinin insan evrimiyle nasıl bir ilişki içinde olduğunu, dinin genetik temellerini ve kültürel evrimini inceler.

Dinlerin toplumsal yapılar üzerindeki etkilerini, ahlakın oluşumundaki rolünü ve siyasi güçle olan ilişkisini analiz eder.

Wright, günümüz dünyasında dinin geleceği hakkında tahminlerde bulunur ve dinin bilim ve teknolojinin gelişimiyle nasıl bir etkileşim içinde olacağını tartışır.

Wright, bilim ve din arasındaki ilişkiyi, çatışma yerine bir bütünlük içinde ele alarak yeni bir perspektif sunar.

Kitap, evrimsel psikoloji alanındaki çalışmalara dayanarak dinin insan doğasıyla olan ilişkisini açıklar.

Sosyoloji, antropoloji ve tarih gibi disiplinlerdeki bulguları bir araya getirerek dinin karmaşık yapısını analiz eder.

  • Künye: Robert Wright – Tanrı’nın Evrimi, çeviren: Sanem İncel, Fol Kitap, antropoloji, 656 sayfa, 2024

Georges Dumézil – Mitra Varuna (2024)

Hint-Avrupa Uygarlığı ve mitoloji uzmanı Dumézil, ‘Mitra-Varuna’da yönetici tanrı ve kahramanların nasıl hep ikili sunulduklarına ışık tutuyor.

Tüm Hint-Avrupa din ve sosyal sistemlerinin üç temel üzerine –egemenlik, savaş ve bereket–inşa edildiği teorisini öne süren Dumézil, ‘Mitra-Varuna’nın nasıl dini ve siyasi egemenliği temsil ettiğini okura sunuyor.

Şafak vakti ve Güneş’le ilişkilendirilen Hint tanrısı Mitra ile gökyüzü, okyanus ve suyla ilişkilendirilen Varuna arasındaki ikili ilişkiden yola çıkan Dumézil, Hindistan’dan İrlanda’ya, İran’dan Eski Almanya’ya kadar uzanan bir coğrafyada ikili tanrı ve kahraman motiflerini gösteriyor.

  • Künye: Georges Dumézil – Mitra Varuna: Hükümranlığın İki Hint-Avrupa Temsili Üzerine, çeviren: Ali Berktay, Alfa Yayınları, inceleme, 240 sayfa, 2024

Howard Williams – Büyücülüğün Batıl İnançları (2024)

‘Büyücülüğün Batıl İnançları’, Howard Williams tarafından kaleme alınmış, batıl inançların kökenlerini, yaygınlığını ve çeşitliliğini derinlemesine inceleyen bir çalışma.

Kitap, özellikle on altıncı ve on yedinci yüzyıllarda zirveye ulaşan büyücülük inancının tarihi gelişimini ve bu inançların toplum üzerindeki etkilerini ele alır.

Eserde, büyücülük inancının kökleri, Keldani ve Pers büyüsünden, Yahudi büyücülüğüne, Hristiyan ve modern etkilerine kadar uzanır.

Williams, eserinde büyücülüğün tarihsel süreç içinde nasıl evrildiğini, Antik Yunan eczacılığından Eski Roma kanunlarına, İmparatorluk dönemindeki uygulamalarından Valentinianus ve Valens dönemlerindeki zulümlere kadar detaylı bir şekilde inceler.

Alman ve İskandinav sagalarının yanı sıra, Doğu ve Batı büyücülüğü arasındaki temel farkları da tartışır.

Kitap ayrıca, yeni ve eski inançlar arasındaki uzlaşmaları, ilk Kilise döneminde cadılık anlayışını, Platonik etkileri ve kadın cinsiyetine atfedilen büyücülük inançlarının tarihsel, fizyolojik ve tesadüfi nedenlerini de ele alır.

Charlemagne’ın ciddiyetinden, Anglo-Sakson ve Norman batıl inançlarına, Arap biliminin etkisinden Muhammed’in büyüye inancına kadar geniş bir tarihî yelpaze sunar.

Williams’ın eseri, büyücülüğün ve sapkınlığın Kilise tarafından kasıtlı olarak birbirine karıştırıldığı Orta Çağ bilimine de ışık tutar.

Jeanne d’Arc’tan Gloucester Düşesi’ne, Jane Shore’dan Arras’taki zulümlere kadar birçok tarihi figür ve olay üzerinden büyücülüğün etkilerini gözler önüne serer.

  • Künye: Howard Williams – Büyücülüğün Batıl İnançları, çeviren: Fazıl Eymen, Dorlion Yayınları, inceleme, 208 sayfa, 2024

Slavoj Žižek – Hıristiyan Ateizm (2024)

“Ya gerçek ateistler olmak istiyorsak dini bir yapıyla hareket etmeye başlayıp onu içeriden zayıflatmak zorundaysak?”

Slavoj Žižek uzun zamandan beri Hıristiyan teolojisi üzerine yaptığı dikkate değer yorum ve eleştirileri bu çalışmasında derleyip topluyor.

Politik gündemin ve bilimsel tartışmaların en güncel olgularının içinden geçerek yürüttüğü tartışmada, kendisiyle tutarlı materyalist bir ateizmin dolaylı yolunu gösterebilmek için Kutsal Kitapların -tabir-i caizse- altını üstüne getiriyor.

Žižek için ateizmin sorunu basitçe Tanrının varlığı ya da yokluğu problemi değildir.

Bunun yerine inanmama deneyiminin kendisini sorgulamak gerekir: Gerçek bir ateist ancak dinin dolayımından geçtikten sonra hakiki bir inançsızlık deneyimi yaşayabilir.

Çünkü ilahi varlığa müsaade edildiğinde Tanrı zaten kendisini tablodan silecektir.

Hıristiyanlığı eşsiz kılan deneyim insanları Tanrıdan ayıran boşluğun bizzat Tanrının kendisinde bulunmasıdır.

Budist düşünce, diyalektik materyalizm, politik öznellik, Yahudi karşıtlığı, MeToo hareketleri, Siyah mücadelesi, toplumsal cinsiyet tartışmaları etrafındaki gerilimler ve kuantum fiziği, yapay zekâ etrafında dönen tartışmalar gibi geniş bir yelpazeden ilerleyen bu kitap, Žižek’in bugüne kadar teoloji ve din üzerine en kapsamlı çalışması.

‘Hıristiyan Ateizm’ çağdaş spiritüelliğin önde gelen kaynaklarından birisi olan Budist düşüncenin varyantlarını incelikli şekilde çözümlediği gibi, pek çok kafası karışık New Age zırvasının istismarına konu olan kuantum fiziği etrafındaki yorum kargaşasına hakkını vererek geniş bir yer ayırıyor.

Ve birbiriyle bağdaşmaz görünen tüm bu tartışmaların arkasında Žižek’in diyalektiği yanına alan birleştirici kahkahasını duymak mümkün: Savunmamız gereken dini yapının kendi kendisini yok ettiği materyalist prosedürdür; “tanrının kötü veya aptal olduğunu iddia etmek … içindeki ilahi düşüncenin kendisini yok ettiğinden tanrı yoktur diyen iddiadan bile daha rahatsız edicidir.”

  • Künye: Slavoj Žižek – Hıristiyan Ateizm: Nasıl Gerçek Bir Materyalist Olunur, çeviren: Akın Emre Pilgir, Livera Yayınevi, felsefe, 408 sayfa, 2024

Sigmund Freud – Bir Yanılsamanın Geleceği (2024)

Yaşamını zihnin arkeolojisine adayan Sigmund Freud bu kitabında da insan psikolojisinin karmaşık yapısını gözler önüne seriyor; ancak bu sefer geçmişi incelemekle yetinmeyip geleceğe dair bazı tahmin ve önerilerde bulunma cesaretini de gösteriyor.

Freud bu metninde, bilincimize kök salmış yanılsamaların, özellikle de bir yanılsama olarak adlandırdığı din olgusunun kültürdeki (diğer bir deyişle uygarlıktaki) yerini tartışmaya açıyor.

Din, kültür ve insan ruhu arasındaki ilişkiyi ele alarak bu yanılsamaların dünyaya bakışımızı nasıl etkilediğini, dolayısıyla da yaşamlarımızı nasıl şekillendirdiğini gözler önüne seriyor.

Bir Yanılsamanın Geleceği, yazılmasının üzerinden neredeyse yüz yıl geçmiş olmasına rağmen her okuyanı, zihnimizi ve ortak kaderimizi etkileyen yanılsamalarla yüzleşip bunları geride bırakmaya çağıran kışkırtıcı bir eser olma niteliğini sürdürüyor.

Freud şöyle diyor:

“Hayır, bilim bir yanılsama değildir. Ancak bilimin bize veremediğini başka bir yerden elde edebileceğimizi düşünmek kesinlikle bir yanılsama olacaktır.”

  • Künye: Sigmund Freud – Bir Yanılsamanın Geleceği, çeviren: Mehmet Tahir Öncü, Mahmut Demir, Can Yayınları, psikoloji, 72 sayfa, 2024

W. David Beck – Tanrı Var mı? (2024)

Tarihte herhalde çok az soru Tanrı’nın varlığı sorusu kadar sık sorulmuş, çok yanıtlanmış ve verilen birbirinden farklı onca yanıta rağmen kesin bir sonuca ulaştırılamayıp tartışılmaya devam etmiştir.

Yine de geçmişe dönüp baktığımızda bu soruya verilen farklı yanıtların farklı uygarlıkların inşa edilmesine, bazılarının yıkılmasına, acımasız çatışmalara ve her şeye rağmen kucaklaşmalara da vesile olduğunu görüyoruz.

  • Tanrı var mı?
  • Varsa onu nasıl bilebiliriz?
  • Tanrı yoksa her şey mubah mı?
  • İnsan aklı ilahi olanı kavrayabilir mi?
  • Tanrı’nın varlığı ahlaklı olmanın şartı mı?
  • Evren akıllı bir tasarımcının imzasını taşıyor mu?

Bu kitapta felsefeci William David Beck, bu sorulara tarihte verilen yanıtları ve bu konudaki tartışmaları ele alarak meselenin genel ve tarihsel bir tablosunu bize sunuyor.

Platon, Aristoteles, Marcus Aurelius gibi Eski Yunan ve Roma düşünürlerinden Anselmus, Thomas Aquinas, Augustinus ve Yahudi-Hıristiyan geleneğine, Doğu’nun bilgelerine, İbni Rüşd, Fârâbî ve Gazzâlî gibi İslam düşünürlerinden Alvin Plantinga, Graham Oppy, Sam Harris, Richard Dawkins, Max Tegmark gibi Batılı modern ilahiyatçılara, bilim insanlarına ve Yeni Ateizm hareketine kadar uzanan bir çizgide “Tanrı var mı?” sorusuna verilen çeşitli yanıtları ve bu yanıtlara sunulan akılcı gerekçeleri ortaya koyarak soruya felsefece bir yanıt vermenin nasıl bir iş olduğunu da gösteriyor.

  • Künye: W. David Beck – Tanrı Var mı?: Bir Arayışın Tarihi, çeviren: Musa Yanık, Fol Kitap, felsefe, 392 sayfa, 2024

Anonim – Manu Kanunları (2024)

Dünyanın en eski hukuk metinleri arasında sayılan Manu Kanunları Doğudan Batıya aktarılan ilk çeviriler arasında yer alır.

İlk çeviriyi yapan kişi olan William Jones eğer Hindistan iyi bilinmek isteniyorsa, özelde İngiltere’nin genelde ise Avrupa’nın bu eseri bir an önce okuması ve öğrenmesi gerektiğine inanmıştı.

Manu Kanunları (Manusmriti) okunmadan Hindu dinini ve Hindu yaşamını tam olarak anlamak ve çözmek olanaklı değil.

Bu kitap Hindulara rehberlik eden ve onlar tarafından kutsal sayılan bir eser.

Dinsel törenler, ahlâk, aile reisi, evlilik, günlük törenler, Veda okuma, çileciler, kralın görevleri, kastların görevleri ve birbirlerine karşı durumları, sosyal yaşam, medeni hukuk, ceza hukuku, miras hukuku gibi pek çok konuyu içerir.

Āryanların Brahmavarta dedikleri topraklarda (Pencab) yerleşik yaşama geçmeye başlamaları sırasında yavaş yavaş topluma gerekli olan düzeni getirme çabasından doğmuştu.

O dönem savaşların azaldığı, eğitimin ve okumanın değer kazandığı, çok sayıda ırkın karıştığı, toplumun sınıfsal olarak ayrışmaya mecbur kaldığı bir dönemdi.

Manusmriti’yi on dört Manu’dan birincisi olan Manu Svāyambhū’nun yazdığı kabul edilir.

Manu mitolojik bir addır ve hem ilk insan hem de yaşamı tufandan sonra yeniden başlatandır.

Eserin ilk bölümünden Hint mitolojisi, kozmogonisi ve eskatolojisine dair bilgiler elde edebiliriz.

Son bölümünde ise Ātman düşüncesi, Sāmkhya felsefesi gibi çeşitli konularla ilgili bilgiler bulabiliriz.

Eser bitirilirken Rigveda’daki beyitlere benzer bir beyitle bitirilir: “O en yüce tekliğe bazıları Agni der, bazıları Manu, bazıları Pracāpati, bazıları İndra, bazıları en yüce soluk, bazıları da ölümsüz Brahma der.”

  • Künye: Anonim – Manu Kanunları, çeviren: Korhan Kaya, Doğu Batı Yayınları, hukuk, 298 sayfa,2024

Werner Jaeger – İlk Yunan Filozoflarında Tanrı Düşüncesi (2024)

Werner Jaeger, Parmenides, Herakleitos, Empedokles gibi karanlık ve zor düşünürlerin metinlerini ayrıntılı bir şekilde yorumlarken, Tanrı düşüncesinin Yunan felsefesinde en başından itibaren oynadığı belirleyici rolün altını çiziyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Burada, Yunan felsefi düşüncesinde teolojinin başlangıcının izini sürmek istiyorum…Tanrı ve tanrısallık meselesinin, erken dönem doğa filozoflarının düşüncesinde, genellikle kabul etmeye hazır olduğumuzdan çok daha geniş bir yer işgal ettiğini göreceğiz… Pozitivizm çağı ve onu temsil eden felsefe tarihçileri, bu ilk dönem düşünürlerinin sırasıyla ampirik ve bilimsel karakterlerini vurguladılar. Sokrates öncesi filozofların modernliğini kanıtlama hevesiyle, bu kitapta doğal teolojinin kökeni perspektifi içinde ilgilendiğimiz yönlerini çoğu zaman önemsizleştirdiler. Halbuki bu, bizzat Antik Çağ düşünürlerinin bu filozofları görme biçimidir.”

  • Künye: Werner Jaeger – İlk Yunan Filozoflarında Tanrı Düşüncesi, çeviren: Güneş Ayas, Minotor Kitap, felsefe, 344 sayfa, 2024

Ceren Lord – Cumhuriyet’in Doğuşundan AKP’ye Türkiye’de Din Siyaseti (2023)

Ceren Lord bu kitapta, Türkiye’nin kuruluşundan itibaren bir ulus-devlet oluşturulması amacıyla İslâm’ın nasıl kullanıldığını, İslâmî seferberliğin devlet eliyle ve devlet aygıtları yoluyla nasıl güçlendirildiğini anlatıyor.

2002 seçimlerinden sonra iktidara gelen AKP’nin Türkiye’yi “İslâmileştirmeye” başladığına dair genel kanının aksine, bunun yeni bir olgu olmadığını, yerleşik bir devlet geleneği olarak kullanıldığını ortaya koyuyor.

‘Cumhuriyet’in Doğuşundan AKP’ye Türkiye’de Din Siyaseti’, Diyanet’i de ihmal etmiyor.

Bu kurumun ortaya çıkış nedenlerinden günümüzde elde ettiği güce, Sünnilere tanınan ayrıcalıklardan diğer dinleri ve mezhepleri dışlamaya uzanan bir yelpazede Diyanet’i mercek altına alarak din-devlet ilişkilerine çokyönlü bir açıdan bakıyor.

Lord, Türkiye’deki din politikalarını yalnızca sekülerlik-İslâmcılık ikiliğine ve çatışmasına sokmadan, daha derinlikli bir araştırma ve kavrayışın mümkün olduğunu gösteriyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Devletin ordu gibi fraksiyonları dini kontrol etmeye çalışmış olabilir, ama Diyanet buna nasıl tepki gösterdi, hangi stratejileri benimsedi ve hangi ölçüde başarılı oldu? Bu kitap bunun hiçbir şekilde tek yönlü bir ilişki olmadığını ve Diyanet’in de kamusal alanın ve ahlâkın İslâmileştirilmesi amacıyla şimdiye kadarki çalışmalarda ihmal edilen bir şekilde mücadele etmek için her bir fırsatı kullanarak kendi alanı ve otoritesini genişletmek için stratejik olarak manevra yaptığını gösteriyor. Bu şekilde kitap aynı zamanda İslâmcı hareket ve AKP’nin yükselişiyle ilgili alternatif bir değerlendirme sunuyor.”

  • Künye: Ceren Lord – Cumhuriyet’in Doğuşundan AKP’ye Türkiye’de Din Siyaseti, çeviren: Sami Oğuz, İletişim Yayınları, siyaset, 440 sayfa, 2023

John Bowker – Dünya Dinleri (2023)

Kutsal metinler, insanoğlunun inşa etmiş olduğu eserler, resimler ve mimari aracılığıyla büyük dinlerin tarihini ve en önemli öğretilerini keşfedin.

Farklı ibadet tarzlarının ve dinsel ilkelerin izini sürün; günümüzde varlığını sürdüren eski inançların benzerliklerini ve farklılıklarını inceleyin.

Büyük bir açıklık ve duyarlılıkla yazılmış olan bu resimli ve büyüleyici rehber, Klasik Dünyanın kadim mitolojilerinden Zerdüştçülüğe, Hıristiyanlıktan İslama kadar başlıca inanç sistemleri hakkında ayrıntılı bilgiler sunuyor.

  • Künye: John Bowker – Dünya Dinleri, çeviren: Ahmet Fethi Yıldırım, Alfa Yayınları, din, 352 sayfa, 2023