Carlo Petrini – Terra Madre (2017)

Bu kitabı anlatmaya koyulmadan önce yazarı Carlo Petrini’nin öneminden bahsetmek daha doğru olur.

Petrini, günümüzde dünya çapında 50’den fazla ülkede mevcut olan ve 80 binden fazla destekçiye sahip İtalyan kökenli Slow Food akımının kurucusudur.

Petrini ayrıca, 2004 yılından bugüne çiftçiler, balıkçılar, aşçılar ve gıda uzmanları arasında iletişim ağları oluşturmayı amaçlayan ve iki yılda bir Torino’da düzenlenen Terra Madre konferansların da tasarlayıcısı.

İşte bu kitap da, Terra Madre’deki tartışmaları, fikirleri ve hikâyeleri bir bağlama yerleştirerek bu konferanslardaki heyecanı ortaya koyuyor.

Kitapta,

  • Terra Madre ya da toprak ana girişiminin ana amaçları ve hedeflerinin neler olduğu,
  • Doğa ile uyumlu gıda topluluklarını oluşturmanın yolları,
  • Gıda egemenliğinin günümüzdeki korkutucu boyutları,
  • Yerel bir doğa ekonomisi yaratmanın imkânları gibi konular ele alınıyor.

Kitap, yüzümüzü neden Toprak Ana’ya dönmemiz gerektiği, Doğa’nın tarihsel önemini ve bugünkü durumunu daha iyi kavramak için birebir.

  • Künye: Carlo Petrini – Terra Madre, çeviren: Güliz Akyüz Yıldırım, Yeni İnsan Yayınevi, ekoloji, 192 sayfa, 2017

Jason W. Moore – Hayatın Dokusundaki Kapitalizm: Sermaye Birikimi ve Ekoloji (2017)

Kapitalizmin tarihinde uzun bir yolculuk bağlamında doğaya bakan ve buradan yola çıkarak yerleşik ekoloji görüşlerini sorgulayarak yeni bir ekolojik perspektif inşa etmeye koyulan bir tartışma.

Çevreci, feminist ve Marksist bir çerçevede tartışan Jason Moore, kapitalizmin insanları doğadan ayrıştırmadığını, bizzat “Doğal ekolojinin” kendisi haline geldiğini savunuyor.

Zira yazara göre kapitalizm, dar ekonomik ve sosyal ilişkilerden ibaret olmayıp hayatın bütününe yerleşmiş olan sermaye, iktidar, üretim ve yeniden üretim olarak anlaşılmalıdır.

Asıl sorgulanması gereken hakikatin bu olduğunu belirten Moore, okurunu, iç içe geçen kapitalizm ve doğa üzerine, kapitalizmin yarattığı ekolojik kriz üzerine ve bu dokunun içine hapsolmuş insan üzerine düşünmeye davet ediyor.

Kitap, doğanın ve bireyin kapitalizmden özgürleştirmenin yolları hakkında düşünmek için iyi bir fırsat.

  • Künye: Jason W. Moore – Hayatın Dokusundaki Kapitalizm: Sermaye Birikimi ve Ekoloji, çeviren: Alaz Munzur, Epos Yayınları, ekoloji, 432 sayfa, 2017

İlhan Tekeli ve Anlı Ataöv – Sürdürülebilir Toplum ve Yapılı Çevre (2017)

Sürdürülebilirlik kavramı, son yıllarda çevre çalışmaları ve politikaları alanında sıklıkla karşılaşılan kavramların başında geliyor.

İlhan Tekeli ve Anlı Ataöv imzalı bu kitap ise, 80’li yıllardan sonra yoğun bir şekilde başvurulmaya başlanan sürdürülebilirlik kavramının farklı kullanımlarını ayrıntılı bir biçimde açıklıyor.

Yazarlar burada, ahlaki olarak sürdürülebilirliği ve sürdürülebilirliğin derecelendirilmesine göre farklılaşan tanımlarını tartışıyor.

Kitabın devamında ise,

  • Sürdürülebilirliğin analitik bağlamını,
  • Ekolojik sistemin temsilindeki belli başlı sorunları,
  • Ekosistemde doğal çevre ve insanın temsilini,
  • Ve dünyada uygulanan değişik sürdürülebilirlik stratejileri gibi konular ele alınıyor.

Künye: İlhan Tekeli ve Anlı Ataöv – Sürdürülebilir Toplum ve Yapılı Çevre, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, ekoloji, 220 sayfa

Kolektif – Resimli Türkiye Florası, Cilt 1 (2014)

Ilıman iklim kuşağında yer alan Türkiye’nin bitki zenginliğini gözler önüne seren harikulade bir çalışma.

Farklı kurumların katkılarıyla oluşan ve çok sayıda tablo, harita ve fotoğrafla desteklenen kitap, alglerden mantarlara, likenlerden kara yosunlara ve damarlı bitkilere dört dörtlük bir Anadolu botanik tarihi.

  • Künye: Kolektif – Resimli Türkiye Florası, Cilt 1, editör: Adil Güner ve Tuna Ekim, İş Kültür Yayınları

Hikmet Birand – Alıç Ağacı ile Sohbet (2014)

Türkiye’de bitki sosyolojisi alanının kurucusu olarak kabul edilen Birand’tan, Anadolu’nun muazzam ağaç ve bitki zenginliğine methiye niteliğinde bir anlatı.

Ağırlıklı olarak alıç ağacının gözünden sunulan anlatım, bitkilerin göçünü, toplumsal yaşamını ve Kuzey, Batı, Doğu ve Güney Anadolu ormanlarının niteliklerini aydınlatıyor.

  • Künye: Hikmet Birand – Alıç Ağacı ile Sohbet, İş Kültür Yayınları

Fritjof Capra ve Ugo Mattei – Hukukun Ekolojisi: Doğa ve Toplumla Uyumlu Bir Hukuk Sistemi (2017)

Ekolojik yıkımı telafi etmek için, özel mülkiyetin tümüyle aşıldığı yepyeni bir hukuk sistemi inşa etmemiz mi gerekiyor?

Fizikçi Fritjof Capra ile hukukçu Ugo Mattei, modernist yaklaşımın doğaya ve insana mekanikçi bir gözle yaklaştığını, şimdiye kadarki bütün tasarılarını böyle inşa ettiğini ve doğaya saygılı bir ilkeler bütününün, ancak bu mekanikçi görüşün aşılmasıyla mümkün olabileceğini düşünüyor.

Yazarlar,

  • Doğa kanunları ile hukukun antikçağdan bu yana süren birlikteliğinin bize ne gibi açılımlar sunabileceği,
  • Bilim ve hukuk arasındaki ilişkilerin nasıl yeniden tanzim edilebileceği,
  • Modernitenin mekanikçi mirasının nasıl mekanikçi bir bilim ve mekanikçi bir hukuk inşa ettiği,
  • Ve bütün bu olumsuzluklara karşı nasıl bir eko-hukuksal devrim yaratılabileceği gibi konuları tartışıyor.

Kitap, okurunu, toplumun gücünü artıracak, aynı zamanda devletler ile şirketlerin bugünkü sınır tanımaz güçlerini kısıtlayacak, ekolojik ilkeler ışığında yeniden oluşturulmuş bir düzen üzerine düşünmeye davet ediyor.

  • Künye: Fritjof Capra ve Ugo Mattei – Hukukun Ekolojisi: Doğa ve Toplumla Uyumlu Bir Hukuk Sistemi, çeviren: Ebru Kılıç, Koç Üniversitesi Yayınları, ekoloji, 251 sayfa

Otto von Busch – Moda Praksisi (2017)

Bu kitap her şeyden önce, Hannah Arendt’in siyaset, iktidar, şiddet, yargı ve sorumluluk üzerine fikirlerini modanın politik gerçekliğine uygulamasıyla dikkat çekiyor.

Arendt’e göre, fikirlerle meşgul olma kapasitemiz, bizi insan yapan yönümüzdür. O halde praksis, işbirliği, katılım ve toplumsal refahın sağlanması idealini de beraberinde getiren bir çeşit “toplumsal birliktelik” şeklidir.

Arendt, katılımcı demokrasinin, kapsayıcı katılım mekanizmalarıyla, modern çağın büyük bir kısmına yayılmış olan ve moda sistemlerinde de sıklıkla gördüğümüz elitist ve bürokratik politik formların aksine hareket ettiğini belirtir.

Bu kitap da, modanın çoksesli bir toplumsal birliktelik biçimi olduğundan hareketle, modayı Arendt’in “praksis” kavramıyla paralel olarak inceliyor.

Kitap, insanın ortak katılımcı gerçekliklerini vurgulayan, kapitalizmin ve toplumun akışına yön veren moda endüstrisinin yönettiği rekabetçi, dışlayıcı ve elitist moda anlayışını dengeleyen araçlar sunmayı amaçlıyor.

Kitabın asıl üzerinde durduğu nokta da, küreselleşme ve emek meseleleri gibi modanın daha yaygın siyasi yönleri değil, sevgi ve insan ilişkileri gibi, modanın daha temel unsurları ve bu unsurların siyasi içerikleri.

Kitap,

  • Günümüzde modanın neden bu kadar güçlü olduğu,
  • Modayı kimin yaptığı,
  • Modanın nerelerde yapıldığı,
  • Modayı politikleştiren unsurların neler olduğu,
  • Modanın gücünün kişisel deneyimlenmesinin nasıl gerçekleştiği,
  • Ve modanın neler yapabildiği hakkında kapsamlı bir kaynak.

Künye: Otto von Busch – Moda Praksisi, çeviren: Dilara Kılıç, Yeni İnsan Yayınevi, moda, 144 sayfa

André Gorz – Ekolojinin Kızıl Hattı (2017)

Bireysel özerklik, devrim, gündelik hayatın ve boş zamanın iktisat alanından kurtulması üzerine görüşleri ve iktisat-üretim-yararcılık karşıtı fikirleriyle bildiğimiz André Gorz ile yapılmış ufuk açıcı söyleşiler…

Gorz’un düşünsel kaynaklarını açığa çıkaran söyleşiler, düşünürün Marksizm, fenomenoloji, varoluşçuluk, eleştirel düşünce, ekoloji, hayat, teknik, bilgi, değer ve sermaye gibi konulara dair fikirleri üzerinden ilerliyor.

Kişinin kendi özerkliğini kurmasının ekonomik, toplumsal ve politik yönleri üzerine düşünen Gorz, neoliberal kuşatmanın sınır tanımadığı günümüzde yeni mücadele yolları yaratmanın imkânları üzerine düşünüyor.

André Gorz ile söyleşi yapan isimler ise şöyle: Erich Hörl, Thomas Schaffroth ve Vladimir Safatle.

  • Künye: André Gorz – Ekolojinin Kızıl Hattı, çeviren: Nihan Özyıldırım, Sel Yayıncılık, ekoloji, 101 sayfa

Stefano Mancuso ve Alessandra Viola – Bitki Zekası (2017)

Yaşadığımız Dünya öylesine insan merkezli ki, kendimiz dışında başka hiçbir türe saygımız yok.

İnsanın bu konudaki cahilliği ve pervasızlığı öylesine büyük ve tarihsel ki, sayemizde dünyada birçok hayvan ve bitkinin soyu, bugün tamamıyla tükenmiş durumda.

İşte Bitki nörobiyolojisi ve bitki davranışları profesörü Stefano Mancuso ile gazeteci ve belgeselci Alessandra Viola’nın bu şahane çalışması, bitkilerin kendi dünyaları, davranışları ve zekâlarıyla ne denli olağanüstü birer organizma olduğunu gözler önüne seriyor.

Bizim bitkiler hakkındaki bilgilerimizin ne denli kısıtlı olduğu düşünüldüğünde, bu kitabın önümüze yepyeni ve heyecanlı bir dünya açtığını söylememiz gerek.

Bitkilerin semavi dinlerdeki yerini irdeleyerek açılan kitap,

  • Botaniğin babaları olan Linnaeus ve Darwin’in katkılarını,
  • Bitkiler olmasaydı hayatın neden olamayacağını,
  • Görme, koku alma, tat alma, dokunma, işitme ve on beş başka duyu gibi bitki duyularını,
  • Bitkiler arası iletişimi,
  • Charles Darwin’in ve ardından yapılan bitki zekasına dair çalışmaların ne aşamada olduğunu,
  • Dünya dışı zekayı anlamak için bir model olarak bitkilerin zekasının bize neler söylediğini,
  • Ve bunun gibi pek çok heyecan verici bilgiyi barındırıyor.

Bitkiler, dünya üzerindeki biyokitlenin yüzde doksan dokuzunu oluştururlar.

Bu kitap da, insana ve başka canlılara göre çok daha yavaş bir zaman boyutunda hayatlarını sürdüren bitkilerin eşi benzeri olmayan başarılarının, bizim başarımızı gölgede bıraktığını göstermesiyle önemli.

Doğa tutkunları her şekilde hitap edecek çalışmayı, beton sevdalılarının da muhakkak okuması gerek.

  • Künye: Stefano Mancuso ve Alessandra Viola – Bitki Zekası, çeviren: Almıla Çiftçi, Yeni İnsan Yayınevi, ekoloji, 144 sayfa

Kolektif – Başka Bir Hayvancılık Mümkün (2014)

Artık meralarda otlatılmayan hayvanlar, güneş görmeyen barınaklarda, ithal GDO’lu kesif yemlerle besleniyor.

Bu şekilde üretilen ürünlerin, insan sağlığına ne denli zararlı olduğu, son zamanlarda sıklıkla vurgulanıyor.

Ziraat, tıp, gıda, veterinerlik, ekonomi gibi alanlardan gelen uzman isimlerin kaleme aldığı makalelerden oluşan bu kitap, kesif yemlerle beslenen hayvanların ve yeni hayvan besleme işletmelerinin çevreye ve insan sağlığına olumsuz etkileri; kâr ve verimlilik odaklı tarım politikalarının yarattığı tahribat konularında uyarıyor ve hayvancılıkta kapitalist paradigmanın aşılması üzerine düşünmeye davet ediyor.

  • Künye: Kolektif – Başka Bir Hayvancılık Mümkün, editör: Tayfun Özkaya ve Fatih Özden, Yeni İnsan Yayınevi, ekoloji, 126 sayfa