Glenn Alexander Magee – Hegel ve Hermetik Gelenek (2025)

Glenn Alexander Magee’nin ‘Hegel ve Hermetik Gelenek’ (‘Hegel and the Hermetic Tradition’) adlı kitabı, Hegel’in felsefesinin ezoterik kökenlerini ve özellikle Hermetik gelenekle olan ilişkisini inceleyen kapsamlı bir çalışmadır. Magee, Hegel’in düşüncesinin, yaygın olarak kabul edildiği gibi sadece Aydınlanma’nın rasyonel geleneğinden değil, aynı zamanda Rönesans ve erken modern dönemdeki Hermetik felsefeden de etkilendiğini savunur. Kitap, Hegel’in eserlerindeki Hermetik temaları ve sembolizmi ortaya çıkararak, onun felsefesinin daha derin ve karmaşık bir yorumunu sunar.

Magee, Hermetik geleneğin, evrenin ve insanın doğasına dair ezoterik bir dünya görüşü olduğunu ve bu geleneğin, Rönesans ve erken modern dönemde Avrupa düşüncesini derinden etkilediğini belirtir. Hermetik felsefenin, evrenin canlı ve birbirine bağlı bir bütün olduğu, insanın evrenle uyum içinde yaşayabileceği ve gizli bilgeliğe ulaşabileceği gibi temel inançları içerdiğini açıklar. Magee, Hegel’in, Hermetik geleneğin bu temel inançlarını kendi felsefi sistemine dahil ettiğini ve bu nedenle, Hegel’in felsefesinin sadece rasyonel değil, aynı zamanda mistik bir boyutu olduğunu savunur.

Kitapta, Hegel’in eserlerindeki Hermetik temalar ve sembolizm detaylı bir şekilde analiz edilir. Magee, Hegel’in diyalektik yönteminin, Hermetik felsefenin zıtlıkların birliği ve evrenin dinamik doğası gibi temel kavramlarıyla nasıl örtüştüğünü gösterir. Ayrıca, Hegel’in “Tin” kavramının, Hermetik geleneğin evrensel bilinç ve ruh anlayışıyla nasıl bağlantılı olduğunu açıklar. Magee, Hegel’in bazı eserlerindeki Hermetik sembolizmi ortaya çıkararak, Hegel’in felsefesinin daha derin ve ezoterik bir yorumunu sunar.

Magee, Hegel’in felsefesinin ezoterik kökenlerini ve Hermetik gelenekle olan ilişkisini ortaya koyarak, Hegel’in düşüncesine yeni bir bakış açısı getiriyor. Kitap, Hegel’in felsefesinin sadece rasyonel değil, aynı zamanda mistik bir boyutu olduğunu savunarak, Hegel’in eserlerinin daha derin ve karmaşık bir yorumunu sunuyor. Magee, Hegel’in felsefesinin, modern dünyanın sorunlarına çözüm arayışında hala geçerli ve önemli olduğunu vurguluyor.

  • Künye: Glenn Alexander Magee – Hegel ve Hermetik Gelenek, çeviren: M. Serdal Eglen, Alfa Yayınları, felsefe, 456 sayfa, 2025

Pascal Engel – Sisler Dağılırken (2025)

Bu kitap, analitik ve kıta felsefesi geleneklerine mensup düşünürlerin bir hafta süren yüz yüze tartışmalarını içeriyor. Tartışmanın temel amacı, her iki tarafın da kendi felsefelerine ilişkin önyargıları aşarak karşılıklı yanlış anlamaları gidermesi ve bilgi eksiklerini tamamlaması. Tartışmaların ortaya koyduğu en çarpıcı sonuçlardan biri, analitik felsefenin katı başlangıç noktalarından uzaklaşıp kıta felsefesine daha ılımlı yaklaşmaya başlaması. Artık analitik filozoflar, metafizik de dahil olmak üzere kıta felsefesinin ele aldığı pek çok konuyu kendi metodolojleriyle inceliyor.

Bu felsefi barışın kalıcı olması için en önemli adım, her iki geleneğin de birbirlerinin eserlerine daha yoğun bir şekilde yönelmesi ve ortak problemlere birlikte çözümler üretmesi. Kitap, sisleri dağıtarak yeni bir felsefi panorama betimi yapmaktadır.

‘Analitik Felsefeye Giriş: Sisler Dağılırken’, analitik felsefenin temel meselelerini, önde gelen filozoflarını ve ana tartışmalarını keşfetmek isteyenler için kapsamlı bir rehber sunuyor. Açık ve sistematik anlatımıyla bu disipline ilgi duyan herkes için güçlü bir başlangıç noktası sağlıyor.

Felsefi tartışmaların derinliklerine inmeye hazır mısınız?

  • Künye: Pascal Engel – Sisler Dağılırken: Analitik Felsefeye Giriş, çeviren: Zeki Özcan, Albaraka Yayınları, felsefe, 326 sayfa, 2025

François Noudelmann – Filozofların Tuşesi (2025)

François Noudelmann’ın ‘Filozofların Tuşesi: Sartre, Nietzsche ve Barthes Piyano Başında’ (‘Le toucher des philosophes: Sartre, Nietzsche et Barthes au piano’) adlı kitabı, üç önemli filozofun müzikle, özellikle de piyanoyla olan ilişkilerini inceliyor. Kitap, bu filozofların düşüncelerinin ve yaşamlarının müzikle nasıl iç içe geçtiğini, müziğin onların felsefi yaklaşımlarını nasıl etkilediğini ve piyanoya dokunuşlarının onların kişiliklerini nasıl yansıttığını ele alır.

Noudelmann, bu filozofların müzikle olan ilişkilerini sadece biyografik bir detay olarak değil, aynı zamanda onların düşünce sistemlerinin bir parçası olarak ele alır. Müzik, bu filozoflar için sadece bir hobi veya dinlenme aracı değil, aynı zamanda bir ifade biçimi, bir düşünce aracı ve bir varoluşsal deneyimdir. Kitapta, Sartre’ın caz müziğine olan tutkusu, Nietzsche’nin bestecilik denemeleri ve Barthes’ın piyano çalarken yaşadığı deneyimler detaylı bir şekilde anlatılır.

Yazar, bu filozofların piyanoya dokunuşlarının onların düşüncelerini ve kişiliklerini yansıttığını savunur. Sartre’ın piyanodaki ritim ve doğaçlama arayışı, onun varoluşçu felsefesiyle paralellik gösterir. Nietzsche’nin piyanodaki tutkulu ve coşkulu yaklaşımı, onun üstinsan kavramıyla ilişkilendirilir. Barthes’ın piyanodaki hassas ve duygusal dokunuşu ise onun metinler arası okuma ve yazma pratiğiyle benzerlikler taşır.

Kitap, felsefe ve müzik arasındaki ilişkiyi farklı bir perspektifle ele alarak, okuyuculara bu iki alan arasındaki derin bağlantıları gösterir. Noudelmann, filozofların müziğe olan tutkusunu ve piyanoya dokunuşlarını onların düşünce dünyalarını anlamak için bir anahtar olarak sunar.

  • Künye: François Noudelmann – Filozofların Tuşesi: Sartre, Nietzsche ve Barthes Piyano Başında, çeviren: Yunus Çetin, Yapı Kredi Yayınları, inceleme, 136 sayfa, 2025

Michael Inwood – Heidegger Sözlüğü (2025)

Michael Inwood’un ‘Heidegger Sözlüğü’ (‘A Heidegger Dictionary’) adlı eseri, Alman filozof Martin Heidegger’in karmaşık ve özgün düşünce sistemini anlamak için kapsamlı bir rehber sunar. Kitap, Heidegger’in temel kavramlarını ve terminolojisini açıklayıcı bir şekilde ele alıyor, böylece okuyuculara onun felsefesine dair derinlemesine bir anlayış kazandırıyor.

Inwood’un sözlüğü, Heidegger’in eserlerinde sıkça karşılaşılan ve anlamları zaman zaman farklılaşan kavramları ayrıntılı olarak inceler. Her bir kavramın etimolojik kökenlerine, farklı bağlamlardaki kullanımına ve diğer kavramlarla olan ilişkisine değinilir. Bu sayede okuyucular, Heidegger’in düşüncelerinin hangi felsefi geleneklerden etkilendiğini ve nasıl bir evrim geçirdiğini daha iyi anlayabilirler.

Kitapta yer alan bazı önemli kavramlar şunlardır:

  • Dasein (Varlık): Heidegger’in insan varoluşunu tanımlamak için kullandığı temel terimdir. Dasein, dünyada-olmak, zaman-içinde-olmak ve başkalarıyla-birlikte-olmak gibi temel özelliklere sahiptir.
  • Varlık (Sein): Heidegger’in felsefesinin merkezinde yer alan ve var olanların ne anlama geldiği sorusunu soran kavramdır. Varlık, zamanla ilişkili olarak anlaşılır ve Dasein’ın varoluşunu anlamak için temel bir referans noktasıdır.
  • Zaman (Zeit): Heidegger’e göre zaman, sadece bir akış değil, Dasein’ın varoluşunun temel bir boyutudur. Geçmiş, şimdi ve gelecek, Dasein’ın varoluşunu şekillendirir ve Varlık’ın anlaşılması için önemlidir.
  • Hakikat (Wahrheit): Heidegger, hakikati sadece doğru önermelerle değil, aynı zamanda var olanların açığa çıkması ve anlaşılmasıyla ilişkilendirir. Hakikat, Dasein’ın dünyayla olan ilişkisinde ortaya çıkar.
  • Teknoloji (Technik): Heidegger, teknolojiyi sadece araç ve gereçlerin kullanımı olarak değil, aynı zamanda modern insanın dünyaya bakış açısını ve varlıkla olan ilişkisini şekillendiren bir fenomen olarak ele alır.

Inwood’un sözlüğü, Heidegger’in felsefesine yeni başlayanlar için olduğu kadar, onun eserlerini derinlemesine incelemek isteyenler için de değerli bir kaynaktır. Kitap, Heidegger’in karmaşık düşüncelerini anlaşılır bir dilde sunarak, okuyucuların onun felsefesini daha iyi anlamalarına yardımcı olur.

  • Künye: Michael Inwood – Heidegger Sözlüğü, çeviren: Burak Çakır, Ayrıntı Yayınları, felsefe, 352 sayfa, 2025

Emmanuel Levinas – Husserl Fenomenolojisinde Görü Teorisi (2025)

Emmanuel Levinas’ın doktora tezi olan ‘Husserl Fenomenolojisinde Görü Teorisi’ (‘La théorie de l’intuition dans la phénoménologie de Husserl’) adlı eseri, Husserl’in fenomenolojisinde görü teorisini derinlemesine inceleyen bir çalışmadır. Fenomenolojinin Fransa’daki temellerini atan bu kitabında Levinas, Husserl’in görü kavramını, bilincin nesnelere yönelimi ve nesnelerin bilince nasıl göründüğü arasındaki ilişkiyi anlamak için temel bir araç olarak ele alır.

Levinas’a göre, Husserl’in görü teorisi, bilincin sadece dış dünyayı yansıtmakla kalmayıp, aynı zamanda nesneleri anlamlandıran ve yorumlayan aktif bir süreç olduğunu vurgular. Bu süreçte, görü, nesnelerin özünü kavramak için bir araçtır. Ancak, Levinas, görü’nün nesneleri tamamen kapsamadığını ve her zaman bir “fazlalık” veya “belirsizlik” içerdiğini de belirtir. Bu fazlalık, nesnelerin bilince tam olarak nüfuz edememesinden kaynaklanır ve bilincin nesnelerle olan ilişkisinde her zaman bir “ötekilik” veya “dışsallık” olduğunu gösterir.

Levinas, Husserl’in görü teorisini, sadece bilginin değil, aynı zamanda ahlaki ve etik deneyimin de temelini oluşturacak şekilde genişletir. Ona göre, görü, sadece nesneleri değil, aynı zamanda diğer insanları da anlamak için bir araçtır. Ancak, Levinas, diğer insanların bilince tam olarak nüfuz edemeyeceğini ve her zaman bir “ötekilik” veya “dışsallık” içereceğini vurgular. Bu nedenle, ahlaki ve etik ilişkiler, diğer insanların ötekiliğine saygı duymayı ve onları kendi özgünlükleriyle kabul etmeyi gerektirir.

Ayrıca, Husserl’i öğrencisi Heidegger üzerinden yorumlayan Levinas, bu yolla yalnızca Husserl’i değil, Heidegger’i de tanıtmıştır. Bu kitap, bugün hâlâ fenomenolojiye, özellikle Husserl fenomenolojisine giriş için önemli bir kaynak olarak gösteriliyor.

  • Künye: Emmanuel Levinas – Husserl Fenomenolojisinde Görü Teorisi, çeviren: Yağmur Ceylan Uslu, Alfa Yayınları, felsefe, 216 sayfa, 2025

McKenzie Wark – Genel Zekâlar (2025)

McKenzie Wark’ın ‘Genel Zekâlar: Yirmi Birinci Yüzyıl İçin Yirmi Bir Düşünür’ (‘General Intellects: Twenty-One Thinkers for the Twenty-First Century’) adlı kitabı, 21. yüzyılın temel sorunlarına ve düşünce biçimlerine odaklanan 21 düşünürün portresini çiziyor. Wark, bu düşünürlerin eserlerini ve fikirlerini, günümüz dünyasının karmaşıklıklarını anlamak ve aşmak için birer araç olarak kullanıyor.

Kitapta yer alan düşünürler, farklı disiplinlerden geliyor: felsefe, sosyoloji, edebiyat, bilim, teknoloji. Ancak hepsinin ortak bir noktası var: 21. yüzyılın zorluklarına, yeni ve özgün düşüncelerle cevap arıyorlar. Wark, her bir düşünürün temel fikirlerini ve yaklaşımlarını özlü bir şekilde anlatırken, bu fikirlerin birbiriyle nasıl ilişkili olduğunu ve nasıl bir “genel zekâ” oluşturduğunu da gösteriyor.

Kitapta ele alınan bazı temalar şunlar:

  • Küreselleşme ve Yeni Dünya Düzeni: Küreselleşmenin yarattığı yeni ekonomik, sosyal ve kültürel dinamikler, ulus devletlerin rolü, yeni toplumsal hareketler.
  • Teknoloji ve Dijitalleşme: İnternetin, sosyal medyanın ve yapay zekânın toplumsal ve bireysel yaşam üzerindeki etkileri, dijital emek, siber güvenlik.
  • İklim Değişikliği ve Ekoloji: İklim değişikliğinin nedenleri ve sonuçları, ekolojik kriz, sürdürülebilirlik, insan-doğa ilişkisi.
  • Kimlik ve Öznellik: Kimlik politikaları, toplumsal cinsiyet, ırk, etnisite, queer teori, postkolonyalizm.
  • Sanat ve Kültür: Yeni medya sanatları, dijital kültür, popüler kültür, sanatın toplumsal rolü.

Wark, her bir düşünürü tanıtırken, onların temel eserlerine ve fikirlerine de değiniyor. Bu sayede okuyucu, hem düşünürlerin kendileri hakkında bilgi ediniyor, hem de onların fikirlerinin derinlemesine inme fırsatı buluyor. Kitap, sadece bir düşünürler antolojisi değil, aynı zamanda 21. yüzyılın temel sorunlarına dair bir düşünce haritası sunuyor.

‘Genel Zekâlar’, günümüz dünyasının karmaşıklıklarını anlamak ve bu dünyada daha bilinçli bir şekilde yaşamak isteyen herkes için önemli bir kaynak. Kitap, farklı disiplinlerden gelen düşünürlerin fikirlerini bir araya getirerek, okuyuculara yeni perspektifler ve düşünce biçimleri sunuyor.

  • Künye: Mckenzie Wark – Genel Zekâlar: Yirmi Birinci Yüzyıl İçin Yirmi Bir Düşünür, çeviren: Akın Emre Pilgir, Livera Yayınevi, felsefe, 424 sayfa, 2025

Luc Ferry – Mitoloji ve Felsefe (2025)

‘Mitoloji ve Felsefe’ (‘The Wisdom of the Myths: How Greek Mythology Can Change Your Life’), Yunan mitolojisinin zengin dünyasına bir yolculuk yaparak, mitosların günümüz insanına sunabileceği derin anlamları ve yaşam derslerini keşfetmeyi amaçlıyor. Luc Ferry, mitolojik hikâyeleri sadece eğlenceli anlatılar olarak değil, aynı zamanda insan doğasına, varoluşsal sorulara ve ahlaki değerlere dair önemli içgörüler sunan kaynaklar olarak görüyor.

Kitapta, Yunan mitolojisinin temel figürleri olan tanrılar, tanrıçalar ve kahramanların hikâyeleri, onların kişilikleri, tutkuları, zaafları ve erdemleri detaylı bir şekilde ele alınıyor. Ferry, bu mitolojik karakterlerin deneyimlerinden yola çıkarak, günümüz insanının kendi hayatında karşılaştığı sorunlara ve zorluklara ışık tutuyor. Aşk, nefret, kıskançlık, öfke, intikam, bağışlama, cesaret, bilgelik gibi temel insan duyguları ve deneyimleri, mitolojik hikâyeler aracılığıyla derinlemesine inceleniyor.

‘Mitoloji ve Felsefe’, mitolojik hikâyelerin evrensel temalarını ve insan doğasına dair derin anlamlarını ortaya çıkararak, okuyuculara kendi hayatlarına dair yeni bir bakış açısı kazanma fırsatı sunuyor. Kitap, mitosların sadece geçmişe ait hikâyeler olmadığını, aynı zamanda günümüz insanının kendi kimliğini, değerlerini ve yaşam amacını keşfetme yolculuğunda da rehberlik edebileceğini gösteriyor. Ferry, mitolojik hikâyelerdeki karakterlerin hatalarından ve başarılarından dersler çıkararak, kendi hayatımıza nasıl yön verebileceğimizi ve daha anlamlı bir yaşam sürebileceğimizi anlatıyor.

  • Künye: Luc Ferry – Mitoloji ve Felsefe: Büyük Yunan Mitlerinin Anlamı, çeviren: Pınar Çatalpınar, Alfa Yayınları, felsefe, 680 sayfa, 2025

Donald J. Robertson – Sokrates Gibi Düşünmek (2025)

Donald J. Robertson’ın ‘Sokrates Gibi Düşünmek: Modern Dünyada Bir Yaşam Biçimi Olarak Antik Felsefe’ (‘How to Think Like Socrates: Ancient Philosophy as a Way of Life in the Modern World’) adlı kitabı, Sokrates’in felsefi yaklaşımını ve yaşam tarzını modern okuyuculara aktaran bir eser. Kitap, Sokrates’in düşünce yapısını, değerlerini ve erdemlerini incelerek, günümüz dünyasında nasıl daha anlamlı ve tatmin edici bir yaşam sürebileceğimize dair pratik öneriler sunuyor.

Robertson, Sokrates’in Atina’sını canlı bir şekilde betimliyor ve onun yaşadığı dönemin sosyal, politik ve kültürel atmosferini okuyuculara aktarıyor. Sokrates’in halkla olan etkileşimleri, sorgulayıcı yaklaşımı ve değerlere olan bağlılığı, onun felsefesinin temelini oluşturuyor. Kitap, Sokrates’in “sorgulanmamış bir yaşam yaşanmaya değmez” ilkesini vurgulayarak, okuyucuları kendi değerlerini ve inançlarını sorgulamaya teşvik ediyor.

‘Sokrates Gibi Düşünmek’, sadece felsefi bir inceleme değil, aynı zamanda pratik bir rehberdir. Kitap, Sokrates’in düşünce yapısını ve yöntemlerini kullanarak, modern dünyadaki sorunlara nasıl yaklaşabileceğimizi gösteriyor. Sokrates’in diyalektik yöntemi, eleştirel düşünme becerileri ve ahlaki değerlere odaklanması, günümüz insanı için de önemli dersler içeriyor.

Robertson, Sokrates’in öğretilerini modern psikoloji ve terapi teknikleriyle de ilişkilendiriyor. Sokrates’in duygusal kontrol, öz disiplin ve iç huzur gibi konulara verdiği önem, günümüzdeki psikolojik yaklaşımlarla paralellik gösteriyor. Kitap, Sokrates’in felsefesinin sadece antik bir düşünce sistemi olmadığını, aynı zamanda modern insanın kişisel gelişimine ve iyiliğine katkıda bulunabileceğini savunuyor.

‘Sokrates Gibi Düşünmek’, Sokrates’in yaşamını ve felsefesini anlamak için kapsamlı bir kaynak sunuyor. Kitap, okuyucuları Sokrates’in düşünce dünyasına davet ederek, onlara daha anlamlı ve tatmin edici bir yaşam için ilham veriyor. Sokrates’in erdemleri, değerleri ve sorgulayıcı yaklaşımı, modern dünyada da rehberlik etmeye devam ediyor.

  • Künye: Donald J. Robertson – Sokrates Gibi Düşünmek: Modern Dünyada Bir Yaşam Biçimi Olarak Antik Felsefe, çeviren: Cemal Can Tarımcıoğlu, Beyaz Baykuş Yayınları, felsefe, 344 sayfa, 2025

William Clare Roberts – Marx’ın Cehennemi (2025)

William Clare Roberts’ın ‘Marx’ın Cehennemi: Kapital’in Siyaset Teorisi’ (‘Marx’s Inferno: A Political Theory of Capital’) adlı kitabı, Karl Marx’ın ‘Kapital’ adlı eserinin özgün ve kışkırtıcı bir yeniden yorumunu sunuyor. Roberts, ‘Kapital’i sadece bir ekonomi eleştirisi olarak değil, aynı zamanda modern dünyada özgürlüğün önündeki zorluklara ve imkanlara dair kalıcı öneme sahip bir politik teori eseri olarak yeniden ele almamız gerektiğini savunuyor. Kitap, Marx’ın ‘Kapital’ boyunca Dante’nin ‘İlahi Komedya’sının yapısını nasıl kullandığını ve eseri, kapitalist üretim tarzının “sosyal cehennemine” bir iniş olarak nasıl kurguladığını inceliyor.

Roberts, Marx’ın ‘Kapital’deki devrim veya kapitalizm sonrası toplumun doğasına dair ayrıntılı reçeteler vermekten kaçınmasını, onun “neo-cumhuriyetçi” bir insan özgürlüğü tanımına bağlılığıyla açıklar. Bu hedef, işçi sınıfının evrensel cumhuriyetçi öz-kurtuluşu, toplumsal hayatın tüm alanlarında evrensel cumhuriyetçi yönetim tarafından güvence altına alınması ve geliştirilmesi, Marx’ın kendisini bu gelecekteki devlet için bir yasa koyucu olarak konumlandırmasına, ayrıntılı kurallar ve kurumlar, karar alma prosedürleri veya benzerlerini önermesine karşı çıkar.

Kitap boyunca Roberts, Marx’ın ‘Kapital’de kullandığı edebi ve felsefi referansları derinlemesine inceler ve eserin sadece bir ekonomik analiz değil, aynı zamanda ahlaki ve politik bir argüman olduğunu gösterir. ‘Marx’ın Cehennemi’, ‘Kapital’i, modern dünyadaki özgürlük, eşitlik ve adalet mücadelelerini anlamak için temel bir kaynak olarak yeniden keşfetmek isteyen herkes için önemli bir okuma sunuyor.

  • Künye: William Clare Roberts – Marx’ın Cehennemi: Kapital’in Siyaset Teorisi, çeviren: A. Kadir Gülen, Fol Kitap, siyaset, 424 sayfa, 2025

André Laks – Boşluk ve Nefret (2025)

André Laks’ın ‘Boşluk ve Nefret: Eskiçağda Olumsuzluğun Tarihçesi İçin Saptamalar’ (‘Le vide et la haine: Éléments pour une histoire archaïque de la négativité’) adlı eseri, Batı düşüncesinin temel kavramlarından biri olan “nefret”in kökenlerini ve evrimini antik Yunan felsefesi ve edebiyatı üzerinden inceliyor. Laks, nefretin sadece duygusal bir tepki olmadığını, aynı zamanda toplumsal, politik ve metafizik boyutları olan karmaşık bir olgu olduğunu öne sürüyor. Kitap, nefretin antik Yunan’daki çeşitli ifadelerini, Homeros’un destanlarından Platon’un diyaloglarına kadar geniş bir yelpazede ele alıyor.

Laks, nefretin kökeninde, yaşam ve ölüm arasındaki temel karşıtlığın yattığını savunuyor. Ona göre, nefret, yaşamın sürdürülmesi ve korunması için gerekli bir duygudur. Ancak, bu duygu, kontrol altına alınmadığında yıkıcı sonuçlara yol açabilir. Kitapta, nefretin, öfke, kıskançlık, intikam gibi diğer duygularla olan ilişkisi de inceleniyor. Laks, bu duyguların, nefretin farklı biçimlerini oluşturduğunu ve her birinin kendine özgü anlamları olduğunu belirtiyor.

Eser, nefretin sadece bireysel bir duygu olmadığını, aynı zamanda toplumsal bir olgu olduğunu vurguluyor. Laks, antik Yunan toplumunda nefretin, siyasi çekişmelerde, savaşlarda ve sosyal çatışmalarda önemli bir rol oynadığını gösteriyor. Ona göre, nefret, toplumsal düzeni tehdit eden unsurlara karşı bir savunma mekanizması olarak da işlev görebilir. Ancak, bu mekanizma, yanlış yönlendirildiğinde veya abartıldığında, toplumun dokusunu zedeleyebilir.

Laks, nefretin metafizik boyutunu da ele alıyor. Ona göre, nefret, sadece bu dünyadaki varlıklara değil, aynı zamanda tanrılara ve kozmik düzene de yönelebilir. Kitapta, tanrıların insanlara karşı duyduğu nefretin mitolojik örnekleri inceleniyor. Laks, bu örneklerin, nefretin evrensel bir ilke olduğunu ve sadece insanlara özgü olmadığını gösterdiğini savunuyor.

Sonuç olarak, Laks’ın eseri, nefretin karmaşık ve çok boyutlu bir olgu olduğunu ve Batı düşüncesinin temel kavramlarından biri olduğunu gösteriyor. Kitap, nefretin kökenlerini ve evrimini antik Yunan felsefesi ve edebiyatı üzerinden inceleyerek, bu duygunun daha iyi anlaşılmasına katkıda bulunuyor. Laks, nefretin sadece olumsuz bir duygu olmadığını, aynı zamanda yaşamın sürdürülmesi ve korunması için gerekli bir tepki olduğunu vurguluyor. Ancak, bu duygunun kontrol altına alınmadığında yıkıcı sonuçlara yol açabileceğini de belirtiyor.

  • Künye: André Laks – Boşluk ve Nefret: Eskiçağda Olumsuzluğun Tarihçesi İçin Saptamalar, çeviren: Hakan Yücefer, Akademim Yayıncılık, felsefe, 128 sayfa, 2025