Jean Améry – İstemli Ölüm (2025)

Jean Améry’nin ‘İstemli Ölüm’ adıyla Türkçeye çevrilen bu derinlikli eseri, yazarın toplama kampı deneyiminin psikolojik izlerini ve intihar düşüncesini felsefi bir perspektifle incelemesidir.

Améry, Auschwitz ve Bergen-Belsen gibi Nazi toplama kamplarında yaşadığı dehşet verici deneyimlerin ardından, yaşamın anlamı ve insanın özgürlüğü üzerine derinlemesine düşünmeye başlar. Kitapta, bu deneyimlerin psikolojik etkilerini ve bireyin kendi hayatına son verme hakkını felsefi bir çerçevede tartışır.

Yazar, intiharı sadece bireysel bir eylem olarak değil, aynı zamanda toplumsal ve siyasal koşulların bir sonucu olarak da ele alır. Toplama kamplarında yaşanan insanlık dışı koşulların, bireyin yaşam hakkını nasıl zedelediğini ve intiharı kaçınılmaz kılan bir hale nasıl getirdiğini detaylı bir şekilde analiz eder.

Améry, intiharı bir kaçış olarak değil, aksine özgürlüğün son çaresi olarak görür. Ona göre, insanın kendi hayatına son verme hakkı, temel bir insan hakkıdır ve bu hak, bireyin özgür iradesinin bir ifadesidir. Ancak, intiharın kolayca alınabilecek bir karar olmadığını ve derinlemesine düşünülmesi gerektiğini vurgular.

Kitapta, Améry aynı zamanda suçluluk, vicdan, insanlık onuru gibi kavramları da sorgular. Toplama kamplarında yaşananların vicdanlarda yarattığı derin yaraları ve bu yaraların iyileşmesinin ne kadar zor olduğunu anlatır.

‘İstemli Ölüm’ sadece intihar üzerine bir inceleme değil, aynı zamanda insanlık durumu, özgürlük, acı ve umut üzerine derinlemesine bir düşünce deneyidir. Améry, okuru zorlayıcı sorularla karşı karşıya bırakarak, kendi yaşamı ve dünyası hakkında derinlemesine düşünmeye teşvik ediyor.

  • Künye: Jean Améry – İstemli Ölüm, çeviren: Aydın Gelmez, Sel Yayıncılık, anlatı, 216 sayfa, 2025

Kolektif – Hayatın Anlamı ve Büyük Filozoflar (2025)

Stephen Leach ve James Tartaglia’nın editörlüğünü yaptığı ‘Hayatın Anlamı ve Büyük Filozoflar’, felsefenin en temel sorularından biri olan “hayatın anlamı” üzerine derinlemesine bir inceleme sunuyor. Kitap, farklı dönemlerde yaşamış ve insan varoluşunu sorgulayan büyük filozofların düşüncelerini bir araya getirerek, bu kadim sorunun çok yönlü yanıtlarını ortaya koyuyor.

Eserde, Sokrates’ten Konfüçyüs’e, Nietzsche’den Kant’a ve Sartre’a kadar pek çok filozofun yaşamın anlamı üzerine görüşleri ele alınıyor. Felsefenin farklı akımları, bu soruyu nasıl ele aldığı, hangi yöntemleri kullandığı ve hangi sonuçlara ulaştığı detaylı bir şekilde analiz ediliyor. Kitap, sadece filozofların düşüncelerini aktarmakla kalmıyor, aynı zamanda bu düşüncelerin günümüz insanı için ne anlama geldiğini de sorguluyor.

A. C. Grayling, Genevieve Lloyd ve John Cottingham gibi alanın önde gelen uzmanları tarafından kaleme alınan ‘Hayatın Anlamı ve Büyük Filozoflar’, felsefeye ilgi duyan herkes için olduğu kadar, hayatın anlamını sorgulayan herkes için de önemli bir kaynak. Kitap, okuyucuyu düşünmeye ve kendi yaşamının anlamı üzerine derinlemesine düşünmeye teşvik ediyor.

  • Künye: Kolektif – Hayatın Anlamı ve Büyük Filozoflar, derleyen: Stephen Leach, James Tartaglia, çeviren: Cem Gönenç, Alfa Yayınları, 512 sayfa, 2025

Sabine Hossenfelder – Varoluşsal Fizik (2025)

Sabine Hossenfelder’ın bu kitabı, fiziğin evrenin en temel sırlarını çözmeye yönelik çabalarını, insanın varoluşsal sorularını ve bu ikisinin kesişim noktasını mercek altına alıyor.

Kitap, evrenin doğası, zamanın doğası, bilinç ve kuantum mekaniği gibi konularda derinlemesine bir inceleme sunuyor.

Hossenfelder, karmaşık fiziksel kavramları anlaşılır bir dille açıklayarak okuru evrenin gizemli dünyasına bir yolculuğa çıkarıyor. Yazar, kuantum fiziğinin paradokslarından, kara deliklerin gizemine, evrenin genişlemesinden çoklu evrenler teorisine kadar birçok konuyu ele alıyor. Ancak Hossenfelder, sadece bilimsel bilgileri aktarmakla kalmıyor, aynı zamanda bu bilgilerin felsefi ve varoluşsal boyutlarına da değiniyor.

Kitapta, bilimsel araştırmaların sınırları ve evren hakkındaki bilmediklerimiz de sorgulanıyor. Hossenfelder, bilimsel bilginin mutlak olmadığını ve sürekli geliştiğini vurguluyor. Ayrıca, bilimsel teorilerin felsefi ve kültürel bağlamlarla nasıl etkileşime girdiğini de analiz ediyor.

‘Varoluşsal Fizik’, sadece fizikçiler için değil, evrenin yapısı ve insanın yeri hakkında merak duyan herkes için ilgi çekici bir kitap. Kitap, okuyucuyu evrenin derinliklerine doğru bir yolculuğa çıkarırken, aynı zamanda varoluşun anlamı ve insanın evrendeki yeri gibi temel sorulara da yanıtlar arıyor.

  • Künye: Sabine Hossenfelder – Varoluşsal Fizik: Bir Bilim İnsanının Yaşamın En Büyük Sorularına İlişkin Kılavuzu, çeviren: Murat Havzalı, Alfa Yayınları, bilim, 266 sayfa, 2025

Miriam Bratu Hansen – Sinema ve Deneyim (2025)

Miriam Bratu Hansen’in ‘Sinema ve Deneyim’ adlı kitabı, 20. yüzyılın en etkili düşünürlerinden üçünün -Siegfried Kracauer, Walter Benjamin ve Theodor W. Adorno- sinema üzerine geliştirdikleri düşünceleri derinlemesine inceliyor. Hansen, bu üç düşünürün sinemaya yaklaşımlarını, modern deneyim, algı, kitle kültürü ve sanatın rolü gibi geniş bir yelpazedeki kavramlar üzerinden analiz ediyor.

Kitap, sadece sinema teorisine değil, aynı zamanda modernite, kültür endüstrisi ve estetik üzerine yapılan tartışmalara da önemli katkılar sunuyor.

Hansen, Kracauer’in “kitle süsleri” kavramından Benjamin’in “teknik olarak yeniden üretilebilirlik çağında sanat eseri” tezi ve “aura” kavramına, Adorno’nun ise “kültür endüstrisi” eleştirisine kadar birçok önemli konuyu ele alıyor. Bu düşünürlerin sinemaya dair görüşlerini, kendi özgün düşünce sistemleri ve yaşadıkları dönemin sosyal ve politik koşulları bağlamında değerlendiriyor. Hansen, bu üç düşünürün sinemayı sadece bir eğlence aracı olarak değil, aynı zamanda modern toplumun ve bireyin deneyimini anlamak için önemli bir anahtar olarak gördüklerini vurguluyor.

Kitap, sinemanın modern deneyimi nasıl şekillendirdiğini, algı ve dikkatin nasıl değiştiğini, kitle kültürünün nasıl üretildiğini ve sanatın bu süreçteki rolünü anlamak için bu üç düşünürün sunduğu kavramsal çerçeveyi detaylı bir şekilde inceliyor. Hansen’in analizi, sinema teorisine yeni bir soluk getirirken, günümüzdeki dijital kültür ve görsel medya üzerine yapılan tartışmalara da ışık tutuyor.

“Sinema ve Deneyim’, sinemaya dair düşüncelerin sadece akademik bir ilgi alanı olmadığını, aynı zamanda modern dünyayı ve kendimizi anlamak için de önemli bir araç olduğunu gösteriyor.

  • Künye: Miriam Bratu Hansen – Sinema ve Deneyim: Kracauer, Benjamin, Adorno, çeviren: Salih Furkan Sevim, Vakıfbank Kültür Yayınları, sinema, 608 sayfa, 2025

Frédéric Lenoir – Bilgelik (2025)

Bu kitap, günümüz insanının giderek artan karmaşıklık ve belirsizlik içinde aradığı bilgelik kavramını derinlemesine inceliyor. Kitap, farklı kültürlerden ve dönemlerden bilge kişilerin ve filozofların düşüncelerini bir araya getirerek, bilgeliğin ne olduğu, nasıl elde edileceği ve modern dünyada nasıl uygulanabileceği sorularına cevap arıyor.

Kitapta Ele Alınan Başlıca Konular:

Bilgeliğin Tanımı: Lenoir, bilgeliği sadece bilgi birikimi olarak değil, aynı zamanda yaşam deneyimi, içsel huzur ve başkalarına karşı empati gibi çok boyutlu bir kavram olarak tanımlıyor.

Farklı Kültürlerde Bilgelik: Antik Yunan filozoflarından Doğu felsefesine, farklı kültürlerde bilgeliğin nasıl algılandığı ve ifade edildiği inceleniyor.

Modern Dünyada Bilgeliğe İhtiyaç: Günümüzün hızlı ve karmaşık yaşamında bilgeliğin neden daha da önemli hale geldiği ve modern insanın hangi zorluklarla karşılaştığı ele alınıyor.

Bilgeliğe Ulaşmanın Yolları: Meditasyon, felsefe, sanat, doğa ile iç içe olma gibi bilgeliğe ulaşmada kullanılan farklı yöntemler ve teknikler inceleniyor.

Bilgeliğin Günlük Hayatta Uygulamaları: Bilgeliği günlük hayata nasıl entegre edeceğimiz, daha iyi kararlar almak, daha mutlu ve anlamlı bir yaşam sürmek için bilgeliğin nasıl kullanılacağı gibi konulara değiniliyor.

Lenoir’ın amacı, okuyuculara bilgeliğin ne olduğu, nasıl elde edileceği ve günlük hayatta nasıl uygulanacağı konusunda kapsamlı bir rehber sunmak. Kitap, karmaşık dünyada kaybolmuş hisseden insanlara, iç huzur, anlam ve mutluluk arayışlarında yol göstermeyi amaçlıyor.

  • Künye: Frédéric Lenoir – Arayanlar İçin Açıklamalı Bilgelik, çeviren: Yusuf Yıldırım, İş Kültür Yayınları, inceleme, 96 sayfa, 2025

Kolektif – Wittgenstein ve Mimarlık (2024)

Céline Poisson’un editörlüğünü yaptığı ‘Wittgenstein ve Mimarlık’, filozof Ludwig Wittgenstein’ın hayatının ve düşüncelerinin, özellikle de mimariye olan ilgisinin kesiştiği bir noktaya odaklanıyor.

Kitap, Wittgenstein’ın Viyana’da kız kardeşi için tasarladığı ve inşa ettiği ev projesini (‘Wittgenstein Evi’ olarak bilinir) merkez alarak, filozoftan beklenmeyecek bir alandaki yaratıcılığını ve düşünsel derinliğini ortaya koyuyor.

Kitap, Wittgenstein’ın felsefi çalışmalarındaki mantıksal kesinlik arayışının, mimari tasarımındaki detaylara verdiği önemle nasıl bir paralellik gösterdiğini inceliyor. Filozofun, dilin sınırları ve dünyayla ilişkimiz üzerine yaptığı derinlemesine düşüncelerin, ev tasarımı sürecinde nasıl somutlaştığını gösteriyor.

Wittgenstein’ın Mimarisi: Filozofun tasarladığı evin mimari özellikleri, kullanılan malzemeler ve iç mekân düzenlemesi detaylı bir şekilde inceleniyor.

Felsefe ve Mimari Arasındaki Bağ: Wittgenstein’ın felsefi düşüncelerinin, ev tasarımına nasıl yansıdığı ve bu iki disiplin arasındaki ilişki üzerine yeni bir bakış açısı sunuluyor.

Wittgenstein’ın Yaşamı ve Çalışmaları: Filozofun hayatının farklı dönemlerinde mimariye olan ilgisinin nasıl geliştiği ve bu ilginin felsefi çalışmalarına etkileri araştırılıyor.

Ev Tasarımının Sembolik Anlamı: Wittgenstein’ın evi, sadece bir yaşam alanı değil, aynı zamanda filozoftan beklenmeyecek bir sanatsal ve felsefi ifade biçimi olarak değerlendiriliyor.

Bu kitap, Wittgenstein’ı sadece bir filozof olarak değil, aynı zamanda yaratıcı ve multidisipliner bir düşünür olarak tanımamızı sağlıyor. Filozofun, felsefe ve mimari gibi farklı alanlardaki çalışmalarının birbirini nasıl beslediğini göstererek, düşünce dünyamızı genişletiyor.

  • Künye: Kolektif – Wittgenstein ve Mimarlık, editör: Céline Poisson, çeviren: Burcu Bilgiç, Arketon Yayıncılık, mimari, 213 sayfa, 2024

Gary Cox – Nasıl Varoluşçu Olunur? (2025)

Gary Cox’un ‘Nasıl Varoluşçu Olunur?’ adlı eseri, varoluşçuluk felsefesini günlük hayata indirgeyerek okurlara sunuyor.

Kitap, karmaşık felsefi kavramları anlaşılır bir dille açıklayarak, okurların kendi hayatlarına bir bakış açısı kazanmalarına yardımcı oluyor.

Cox, varoluşçuluğun temel ilkelerini ele alırken, okurları kendi varoluşlarını sorgulamaya ve hayatlarına anlam katmaya teşvik ediyor. Yazar, varoluşçuluğun sadece bir felsefe değil, aynı zamanda yaşama bir bakış açısı olduğunu vurguluyor.

Kitapta, okurların;

  • Kendi sorumluluklarının farkına varmaları: Varoluşçuluğa göre, insanlar kendi hayatlarının mimarıdır. Cox, okurlara kendi seçimlerinden ve eylemlerinden sorumlu olmanın önemini hatırlatıyor.
  • Özgürlüğün yükünü taşımak: Özgürlük, aynı zamanda bir sorumluluktur. Cox, okurların özgürlüklerini kullanırken karşılaşabilecekleri zorlukları ve bu zorluklarla başa çıkmanın yollarını anlatıyor.
  • Anlamsızlığa rağmen anlam aramak: Hayatın anlamı üzerine kafa yoran okurlara, anlamın dışarıdan değil, içeriden yaratıldığını söylüyor.
  • Korku ve kaygıyla yüzleşmek: Varoluşçuluk, insanın ölüm ve varoluşsal kaygılarla yüzleşmesi gerektiğini savunur. Cox, bu konuları ele alırken, okurlara bu kaygılarla başa çıkabilecekleri yöntemler sunuyor.
  • Otantik bir yaşam sürmek: Toplumsal beklentilerden ve kalıplardan sıyrılarak kendi doğasına uygun bir yaşam sürmenin önemini vurguluyor.

Cox, kitabında felsefi kavramları günlük hayat örnekleriyle açıklayarak, okurların konuyu daha kolay anlamalarını sağlıyor. Yazar, aynı zamanda okurlara çeşitli egzersizler ve sorular sunarak, onların kendi düşüncelerini keşfetmelerine yardımcı oluyor.

‘Nasıl Varoluşçu Olunur?’, varoluşçuluk hakkında bilgi edinmek isteyen herkes için olduğu kadar, hayatına yeni bir anlam katmak isteyenler için de faydalı bir kaynak. Kitap, okurlara kendi hayatlarını sorgulamaları, özgürlüklerinin sorumluluğunu almaları ve daha anlamlı bir yaşam sürmeleri için ilham veriyor.

Kısacası, Gary Cox’un kitabı, varoluşçuluğu karmaşık felsefi terimlerden uzaklaştırarak, günlük hayata uyarlayarak ve okurlara kendi hayatlarını anlamaları için bir ayna tutuyor.

  • Künye: Gary Cox – Nasıl Varoluşçu Olunur?: Veya Gerçekçi Olma, Kendini Kontrol Altına Alma ve Bahaneler Üretmekten Kurtulma Rehberi, çeviren: Halil Doğan Aydoğan, Alfa Yayınları, felsefe, 200 sayfa, 2024

Richard Sennett – İnşa Etmek ve Yaşamak (2025)

Richard Sennett, ‘İnşa Etmek ve Yaşamak’ adlı eserinde, kent ve insan arasındaki ilişkiyi derinlemesine inceliyor.

Daha önceki çalışmalarında kentsel toplumsal tarih üzerine yoğunlaşan Sennett, bu kitabında kent planlamasına yönelik felsefi ve etik bir yaklaşım sunuyor.

Sennett’e göre, “yapı” fiziksel kentsel çevreyi, yani binaları, sokakları ve altyapıyı ifade ederken, “konut” ise insanların bu fiziksel çevreyi yaşanılan mekanlara dönüştürerek yarattığı toplumsal bir alanı ifade eder.

Yazar, bu iki kavramı birbirinden ayırarak kent hayatının farklı boyutlarına odaklanıyor.

Kitapta, Sennett;

  • Kentsel yaşamın tarihsel süreci: Kentlerin nasıl oluştuğu, değiştiği ve dönüştüğü üzerine bir inceleme sunar.
  • Kent planlamasının sorunları: Modern kent planlamasının bireyi ve toplumu nasıl etkilediği, yaratılan sorunlar ve çözüm önerileri üzerine tartışır.
  • Açık kent kavramı: Katılımcı ve esnek kent planlaması üzerine bir model sunar.
  • Kent ve insan arasındaki ilişki: Kentlerin insan psikolojisi ve sosyal ilişkiler üzerindeki etkilerini inceler.

Sennett, kitabında farklı kültürlerden örnekler vererek, kentlerin nasıl inşa edildiğinin ve kullanıldığının kültürel ve sosyal bağlamlarla yakından ilişkili olduğunu vurgular. Özellikle Şangay örneğiyle, hızlı kentleşme sürecinin insanları nasıl etkilediğini ve toplumsal dokuyu nasıl değiştirdiğini analiz eder.

‘İnşa Etmek ve Yaşamak’, sadece kent planlamacıları için değil, aynı zamanda sosyologlar, antropologlar, mimarlar ve kent hayatına ilgi duyan herkes için önemli bir kaynak niteliğindedir. Sennett, bu kitabıyla kentleri daha yaşanabilir ve adil mekanlar haline getirmek için yeni perspektifler sunuyor.

Kitabın temel noktaları:

Kentler sadece fiziksel yapılar değil, aynı zamanda sosyal ve kültürel dokuya sahip canlı organizmalardır.

Kent planlaması, sadece estetik kaygılarla değil, aynı zamanda insan ihtiyaçları ve sosyal adalet ilkeleri göz önünde bulundurularak yapılmalıdır.

Katılımcı ve esnek kent planlaması, daha yaşanabilir kentler yaratmanın anahtarıdır.

Kentler, insanların kimliklerini inşa ettiği ve toplumsal ilişkiler kurduğu mekanlardır.

  • Künye: Richard Sennett – İnşa Etmek ve Yaşamak: Şehir Etiği, çeviren: Aydın Çavdar, Ayrıntı Yayınları, sosyoloji, 352 sayfa, 2025

Immanuel Kant – Prolegomena (2024)

Immanuel Kant’ın felsefe tarihinde önemli bir yere sahip olan ‘Prolegomena’ adlı eseri, metafizik biliminin sınırlarını ve imkanlarını soruşturan bir çalışma.

Kant, bu eserinde metafiziğin bilimsel bir disiplin olarak nasıl var olabileceğini ve hangi koşullarda geçerli bilgi üretebileceğini araştırır.

Kant, metafiziği deneyimin ötesindeki, soyut kavramlarla ilgilenen bir disiplin olarak tanımlar. Ancak, metafiziğin keyfi spekülasyonlardan ziyade bilimsel bir temel üzerine oturması gerektiğini savunur.

Kant’a göre, tüm bilgi deneyime dayanmaz. Bazı bilgimiz, deneyimden önce zihnimizde var olan a priori ilkeler sayesinde oluşur. Matematik ve mantık gibi alanlardaki bilgimiz, a priori bilginin en iyi örnekleridir.

Kant, özellikle sentetik a priori bilginin mümkün olup olmadığı sorusuyla ilgilenir. Sentetik a priori bilgi, hem deneyime dayanmayan hem de yeni bilgiler katan bir bilgi türüdür. Kant, matematik ve fizikteki bazı bilgilerin sentetik a priori olduğunu savunur.

Kant, metafizik biliminin sınırlarını belirlemek için “transandantal yöntem” adı verilen bir yöntem geliştirir. Bu yöntem sayesinde, aklın bilgi edinme yeteneklerinin sınırlarını ve metafiziğin hangi sorulara cevap verebileceğini belirlemeye çalışır.

‘Prolegomena’, Kant’ın daha önce yayımladığı ‘Saf Aklın Eleştirisi’ adlı eserinin daha anlaşılır bir özeti niteliğinde. Bu eser, Kant felsefesinin temel kavramlarını ve yöntemlerini daha geniş bir kitleye ulaştırmıştır.

Kant’ın metafizik üzerine yaptığı bu derin inceleme, bilim felsefesi ve epistemoloji alanlarında önemli tartışmalara yol açmıştır.

‘Prolegomena’, modern felsefenin temel sorularından biri olan “bilgi nedir?” sorusuna yanıt arayan en önemli eserlerden biridir.

  • Künye: Immanuel Kant – Prolegomena: Gelecekte Bilim Olarak Ortaya Çıkabilecek Her Metafiziğe Dair Önsözler, çeviren: Hüseyin Yücel, Kabalcı Yayınları, felsefe, 208 sayfa, 2024

Carlo Diano – Form ve Olay (2024)

Carlo Diano’nun bu önemli çalışması, Yunan dünyasının derinliklerine inerek, antik Yunan kültürünü ve düşünce yapısını daha iyi anlamamızı sağlıyor.

Kitap, Yunan mitolojisi, felsefesi ve tarihine özgü temel kavramları ele alarak, bu zengin ve karmaşık dünyayı daha bütüncül bir şekilde yorumlamamızı sağlar.

Diano, Yunan dünyasını anlamak için iki temel kavrama odaklanır:

Form: Bu kavram, belirli bir şekil, düzen ve kalıcılık fikrini ifade eder. Yunan heykelleri, mimarisi ve düşünce sistemi bu “Form” kavramı ile yakından ilişkilidir.

Olay ise, değişken, sürekli akan ve belirsiz olanı temsil eder. Yunan mitolojisindeki kahramanların maceraları, tarihi olaylar ve günlük yaşamın akışı, bu kavram altında incelenebilir.

Diano, Achilleus ve Odysseus’u sırasıyla “Form” ve “Olay” kavramlarının temsilcileri olarak görür. Achilleus, onur ve şeref gibi sabit değerlere bağlı kalan, güçlü ve kahramanca bir figürken, Odysseus ise daha esnek, akıllı ve olaylara göre şekillenen bir karakterdir.

Kitapta, Yunan mitolojisindeki hikâyelerin felsefi boyutları incelenir.

Diano, mitlerin sadece eğlence amaçlı değil, aynı zamanda insan doğası, evren ve tanrılar hakkında derin düşünceleri yansıttığını savunur.

Diano, Yunan tarihini ve kültürünü anlamak için sadece mitolojiye değil, aynı zamanda felsefe, tarih ve diğer beşerî bilimlere de başvurur. Bu disiplinler arası yaklaşım, Yunan dünyasının karmaşık yapısını daha iyi kavramamızı sağlar.

  • Künye: Carlo Diano – Form ve Olay: Yunan Dünyasının Yorumlanması İçin İlkeler, çeviren: Murat Demir, Telemak Kitap, felsefe, 88 sayfa, 2024