David Graeber – Değer Teorisi: Antropolojik Bir Giriş (2017)

Yakın dönemdeki literatürde sistematik bir “değer teorisi” bulmak aslında zordur ve “değer” terimini kullanan belirli bir yazarın yararlandığı teorik bütünün ne olduğunu anlamak genelde güçtür.

İşte felsefe, iktisat ve antropolojinin bir bireşimi olarak düşünebileceğimiz eldeki kitap, “değer” kavramının köklerine inerek ayakları yere basan bir değer teorisi üretmeye çalışıyor.

Ünlü antropolog Marcel Mauss’un armağan ekonomileri konusundaki araştırmaları ile Marx’ın siyasal iktisat tezlerini harmanlayan Graeber, bu alanda fikir üretmiş pek çok isme başvuruyor ve bunu yaparken de mübadele teorisindeki güncel istikametler, meta fetişizmi ve arzu gibi kavramlar üzerinden “değer” teorisini geniş bir çerçevede irdelemekte.

  • Künye: David Graeber – Değer Teorisi: Antropolojik Bir Giriş, çeviren: Başak Kıcır, Sel Yayıncılık, iktisat, 416 sayfa

Marcus Aurelius – Kendime Düşünceler (2016)

Marcus Aurelius, en büyük Roma İmparatorlarındandı. Fakat kendisini diğer imparatorlardan ayıran bir yönü de, filozof oluşuydu.

Tarihin gelmiş geçmiş en büyük hükümdar filozoflarından Aurelius’un gün gün yazdığı notlardan oluşan düşünceleri, aradan geçen zamana rağmen halen en önemli klasik yapıtlardan biri olarak kabul ediliyor.

İmparator bu notlarında kendi siyasi görüşlerini ve bir imparator olarak hedeflerini anlatıyor.

Fakat kitap bundan da önemlisi, Aurelius’un evrensel değerleri ve hümanist çerçevesiyle göz dolduran felsefesini ayrıntılı bir şekilde ortaya koyan, gün gün kaleme alınmış nükteli notlar olarak okunmalı.

Epiktetos ve Stoa felsefesinin düşüncelerinden etkilenen Aurelius burada evren, us, usa uygun yaşamak, hayattaki sürekli değişim, ün, mal, mülk ve içgüdüler gibi farklı konular hakkında fikirlerini paylaşıyor.

Kitaptan birkaç alıntı:

“Kendi amaçlarınla ilgilen, diğer insanlarla değil. Yaşadıklarını evrenin doğası öyle istediği için yaşıyorsun.”

“Kendi içini kaz. Çünkü iyilik içinde, sen kazdıkça o fışkıracak.”

“Sanki binlerce yıl daha yaşayacakmışsın gibi yaşama. Kader, başının üzerinde bir kılıç gibi asılı duruyor. Yaşamın boyunca iyi biri olmaya çalış.”

  • Künye: Marcus Aurelius – Kendime Düşünceler, çeviren: Furkan Akderin, Say Yayınları, felsefe, 136 sayfa

Giorgio Agamben – Çıplaklıklar (2017)

Giorgio Agamben’in olgunluk eseri olarak tanımlanan ‘Çıplaklıklar’, uzun zamandır Türkçeye kazandırılmayı bekliyordu.

Şimdi nihayet raflardaki yerini alan kitap, felsefe ve sanat alanına giren farklı konular üzerine düşünürün yorumlarını bir araya getiriyor.

Düşünür burada, Kafka’nın edebiyatında suç, yasa ve cezadan Kleist’in kendine has evrenine ve bireysel kimlikten biyometrik aygıta pek çok konuyu kendine has tarzıyla tartışıyor.

Şiirle felsefe arasında gidip gelen, gerçeklerin üzerindeki perdeyi aralamayı amaçlayan ‘Çıplaklıklar’ın, en çok da Kafka’nın özgün evreni, oradan güncel anlamda suçun aldığı biçimler üzerine yoğunlaşmasıyla ayrıca dikkat çekeceğini söylemeliyiz.

  • Künye: Giorgio Agamben – Çıplaklıklar, çeviren: Suna Kılıç, Alef Yayınları, felsefe, 144 sayfa

 

Onur Kartal – Başkasının Politikası: Husserl, Heidegger, Levinas (2017)

Başkalık nasıl olup da 20. yüzyıl felsefi düşüncesine yön veren isimlerin gündemine kurucu bir kategori olarak girdi?

İşte Onur Kartal’ın bu çalışması, eleştirel bir bakışla Edmund Husserl’in ‘Başkalığın Fenomenolojisi’, Martin Heidegger’in ‘Başkalığın Fundamental Ontolojisi’ ve Emmanuel Levinas’ın ‘Başkalık Etiği’ni tartışarak söz konusu soruya tatmin edici bir yanıt arıyor.

Kitapta irdelenen kimi konular şöyle:

  • Heidegger’in fundamental ontolojisinde “birlikte-olma”nın insan varoluşuyla yapısal ilişkisi,
  • Husserl’in fenomenolojik metodolojisinde, başkalık sorununu epistemolojiyle ilişkilendirme şekli,
  • Levinas’ın Avrupa kültürünün krizine çözüm üretmek amacıyla, benin başkasıyla somut etik ilişkisini merkeze alışı,
  • Ve nihayet, bu üç önde gelen düşünürün merkezinde olduğu bu düşünsel mirasın, “Başkasının politikası”nı kurmak açısından bugün bize vaat ettikleri…

Kartal’ın çalışmasının diğer bir dikkat çeken katkısı da, başkalık ile kriz arasındaki ilişkiye odaklanarak kriz kavramının felsefi çözümlemesini yapması.

  • Künye: Onur Kartal – Başkasının Politikası: Husserl, Heidegger, Levinas, İletişim Yayınları, felsefe, 272 sayfa

Senem Kurtar – Heidegger ve Poetik Düşünme (2014)

Senem Kurtar nitelikli çalışmasında, bir çağdaş Avrupa felsefesi klasiği sayılan ‘Varlık ve Zaman’ın yazarı filozof Martin Heidegger’in, Aristoteles ve Brentano üzerine okumalarıyla başlayan, Dilthey ve Husserl ile devam eden düşünsel serüvenine odaklanıyor.

Kurtar bunu yaparken, Heidegger’in insan varoluşu ve şeyler arasındaki varlıkbilimsel anlamda ilk ve öncelikli ilişki biçimini betimlemek için başvurduğu “pragmata çözümlemesi” ile şeylerin açıklığının yitimini belirten Ge-stell gibi kavramlarını analiz ediyor, Heidegger’in felsefesi aracılığıyla insan varoluşunu, varlık ve şeyler arasındaki kökensel birliği irdeliyor.

  • Künye: Senem Kurtar – Heidegger ve Poetik Düşünme, Pharmakon Yayınevi, felsefe, 288 sayfa

Arthur Asa Berger – Bir Postmodernist için Postmortem (2017)

Ettore Gnocchi, ünlü bir postmodern kuramcıdır.

Günün birinde Gnocchi, evinde verdiği bir akşam yemeği esnasında gizemli bir cinayete kurban gider.

Evde bulunanlar düşünüldüğünde cinayeti kimin işlediği tamı tamına bir muammadır.

Gnocchi’nin eşi, onu fikirlerini çalmakla suçlayan bir Rus dilbilimci, Gnocchi’nin metresi olduğu söylenen bir yüksek lisans öğrencisi, bir İngiliz romancı, kendisinden nefret eden eski bir öğrencisi…

Bu cinayeti çözme işini üstlenen Dedektif Solomon Hunter, şüphelileri tek tek ele almaya başlar.

Fakat her şeyden önce, dedektifin postmodernizmin ne olduğunu keşfetmesi gerekiyor.

Böylece kahramanımız kendini Baudrillard’dan Foucault’ya, Habermas’tan Deleuze’e uzanan, postmodern düşünceyi etkilemiş, ona yön vermiş önemli düşünürlerin fikirleriyle örülü felsefi bir yolculuğun içinde bulur.

Hunter’ın bu yolculuğunda varacağı durakta, gerçek katilin kim olduğu da ortaya çıkacaktır.

Daha önce ‘Durkheim Öldü’ adlı kitabıyla da hatırlanacak Arthur Asa Berger, yeni felsefi polisiye romanıyla okurlarının karşısında.

  • Künye: Arthur Asa Berger – Bir Postmodernist için Postmortem, çeviren: Damla Tanla Kurt, Heretik Yayıncılık, roman, 216 sayfa

Byung-Chul Han – Şeffaflık Toplumu (2017)

Şeffaflık ötekiyi, yabancıyı devre dışı bırakarak sisteme istikrar ve hız kazandıran toplumsal süreçleri kapsayan ve onları köklü bir değişikliğe uğratan sistemik bir zorlama mıdır?

Güney Koreli yazar ve kültür kuramcısı Byung-Chan Han, günümüzde toplumsal sistemin bütün süreçlerini şeffaflığa zorladığını ve bu zorlamanın neticesinde toplumun, hizaya getirilmiş bir toplum olduğunu belirtiyor.

Bunun, şeffaflığın totaliter yanı olarak ele alıp tartışan Han, hayatı hayat yapan kendiliğindenliğin, olay doluluğun ve özgürlüğün, özünde şeffaflığa izin vermediğini ve bugünkü haliyle şeffaflığın da, pornografik bir hal aldığını düşünüyor.

Zira Han’a göre görüntüler, her tür dramaturjiyi, yorumbilgisel derinliği ve hatta anlamı yitirerek pornografik hale geldiklerinde şeffaflaşırlar.

Yazar bu alanda fikir yürütürken Wilhelm von Humboldt’tan Jean Baudrillard’a, Georg Simmel’den Sigmund Freud’a ve Ulrich Schacht’a pek çok ismin fikirlerine uzanıyor.

Han, geçen yıl Türkçeye çevrilen ‘Şiddetin Topolojisi’ kitabıyla da hatırlanacaktır.

  • Künye: Byung-Chul Han – Şeffaflık Toplumu, çeviren: Haluk Barışcan, Metis Yayınları, felsefe, 84 sayfa

Søren Kierkegaard – Korku ve Titreme (2014)

Søren Kierkegaard’ın ‘Korku ve Titreme’si, kimi dini ve ahlaki sorunları tartışmasıyla önemli bir eser.

Kierkegaard’ın burada asıl ilgilendiği şey, Hz. İbrahim’in Tanrı’nın buyruğu ile oğlu İshak’ı kurban etmesi meseli.

Hz. İbrahim’in bunun için koyulduğu yolculuğa odaklanan filozof, Tanrı’nın, Hz. İbrahim’den oğlu İshak’ı kurban etmesini isteyerek, aslında onu evrensel ahlakı terk etmeye zorladığını, bu isteği yerine getirmeye çalışan Hz. İbrahim’in ise, Tanrı’nın buyruğu ile ahlaklı olmak arasında bocaladığını belirtiyor.

Kierkegaard, Hz. İbrahim’in meselinden yola çıkarak, ahlak felsefesinin temel sorunlarını tartışıyor.

  • Künye: Søren Kierkegaard – Korku ve Titreme, çeviren: N. Ekrem Düzen, Pharmakon Yayınevi, felsefe, 184 sayfa

Kim Toffoletti – Yeni Bir Bakışla Baudrillard (2014)

Kim Toffoletti ilgi çekici çalışmasında, önde gelen Fransız düşünürlerinden Jean Baudrillard’ın fikirlerinin görsel sanatlar ve kültür arenası üzerindeki etkisini araştırıyor.

Baudrillard’ın görsellik çalışmalarına katkısının ne olduğunu, teorilerinin imajların incelenmesi açısından önemini ve uygulanabilirliğini değerlendiren Toffoletti, bunun için Baudrillard’ın kilit önemdeki yaklaşımlarını sergilediği gibi, televizyon, sanat, sinema ve reklamcılıktan çok sayıda örnek de veriyor.

Kitabın, düşünürün işaretler ve imajlardan oluşan görsel dünyamıza dair analizlerini tartışmaya açmasıyla özellikle dikkat çekebileceğini söylemeliyiz.

  • Künye: Kim Toffoletti – Yeni Bir Bakışla Baudrillard, çeviren: Yetkin Başkavak, Kolektif Kitap, felsefe, 130 sayfa

Vitali Solomonovic Vygodski – Büyük Bir Keşfin Hikâyesi: Kapital (2008)

Vitali Solomonovic Vygodski, ‘Büyük Bir Keşfin Hikâyesi: Kapital’de, Marx’ın bu ünlü eserinin ortaya çıkış serüvenini anlatıyor.

Çalışma, Marx’ın bu eserinde teorize ettiği ekonomik öğretisini, bizzat kendisinin kişisel gelişimi ve evrimi içinde anlamaya çalışmasıyla önemli bir konuya eğiliyor.

Vygodski’nin özenli çalışmasında,

Marx’ın kapitalist üretim tarzının yasalarını nasıl keşfettiği,

Artı Değer gibi teorileri ‘Kapital’e almadan önce bunları ne şekilde tamamladığı,

Burjuva ekonomi politiğinin yetersizliklerini nasıl aştığı,

Ve ekonomi bilimini işçi sınıfı açısından nasıl devrimci bir hale getirdiği gibi konular tartışılmakta.

  • Künye: Vitali Solomonovic Vygodski – Büyük Bir Keşfin Hikâyesi: Kapital, çeviren: Atilla Özdemir, Daktylos Yayınları, inceleme, 173 sayfa