Şahin Filiz – Ahlakın Akli ve İnsani Temeli (2014)

Dinsel bir kavram olarak ortaya çıkıp insan aklı tarafından rafine edilerek yaşanabilir bir kıvama gelmiş ahlak konusunda yeniden düşünmeye ne dersiniz?

Ahlak kavramını detaylıca tartışan Filiz, ahlak için değil insan için olan bir ahlakın imkânlarını araştırıyor.

Hem de ahlakın dini temelleri ekseninde yürüttüğü bir sorgulama eşliğinde.

  • Künye: Şahin Filiz – Ahlakın Akli ve İnsani Temeli, Say Yayınları, felsefe, 160 sayfa

Vefa Taşdelen – Hermeneutiğin Evrimi (2008)

Vefa Taşdelen, ‘Hermeneutiğin Evrimi’nde, Batı kültürünün en köklü konularından hermeneutiğin geçirdiği aşamaları, zaman içindeki dönüşümünü izliyor.

Taşdelen çalışmasında, hermeneutiğin romantik hermeneutik, yöntem bilimsel hermeneutik, varoluşçu hermeneutik, felsefi hermeneutik, eleştirel hermeneutik gibi birbirinden farklı anlayışlarından birer temsilciyi ele alıyor.

Giambattista Vico, Johann Martin Chladenius, Friedrich Schleiermacher, Wilhelm Dilthey, Martin Heidegger, Hans-Georg Gadamer ve Jürgen Habermas, Taşdelen’in incelemesine konu olan filozoflar.

Bu alandaki başkaca kitaplar düşünüldüğünde, Taşdelen’in çalışmasının daha anlaşılır olduğunu belirtmekte fayda var.

Taşdelen, kitabın sonunda da, Hermeneutik ve postmodernizm ilişkisini inceliyor.

  • Künye: Vefa Taşdelen – Hermeneutiğin Evrimi, Hece Yayınları, felsefe, 280 sayfa

Maurice Blanchot – Bekleyiş Unutuş (2014)

Yazın ve düşünce dünyasının nevi şahsına münhasır isimlerinden Maurice Blanchot’dan anlatı biçimleri, felsefi söylemin derinlikleri ile şiirin harmanlandığı şahane bir metin.

Bir yönüyle yoğun bir tefekkür metni, diğer yönüyle Blanchot’nun üslubunun en görkemli duraklarından biri.

Unutuş, bekleyiş, zaman, ebedilik, an, mekân, ölüm, acı, gelip geçicilik, mevcudiyet, anlam ve hiçlik üzerine derinlemesine düşünmek için.

  • Künye: Maurice Blanchot – Bekleyiş Unutuş, çeviren: Ender Keskin, MonoKL Yayınları, anlatı, 120 sayfa

Edward W. Soja – Postmodern Coğrafyalar: Eleştirel Toplumsal Teoride Mekânın Yeniden İleri Sürülmesi (2017)

Mekânın zamanla ilişkisini irdeleyen ve mekânı içerecek bir eleştirel toplumsal teori üzerine düşünen bir çalışma.

Edward W. Soja, çağdaş toplumsal teori ve analizde eleştirel bir mekânsal perspektifin yeniden yerleştirilmesi gerektiğini belirtiyor.

Soja öncelikle şu saptamayı yapıyor:

Zaman ve tarih, Batı Marksizminin ve eleştirel beşeri bilimlerin pratik ve teorik bilincinde yüz yıldır imtiyazlı bir konuma sahip ve bu süreçte tarihin nasıl yapıldığını bilmek de, özgürleştirici bilginin ve pratik siyasi bilincin öncelikli kaynağıydı.

Soja bu saptamadan yola çıkarak, zamandan çok mekânı öne çıkarıyor ve bu bağlamda kendi teorisini “tarihin yapımı”ndan ziyade “coğrafyanın yapımı” üzerine bina ediyor.

Kitap, Michel Foucault, John Berger, Fredric Jameson, Anthony Giddens, Ernest Mandel ve Henri  Lefebvre’in fikirlerine başvurarak eleştirel toplumsal teorinin düşünsel tarihini mekân, zaman ve toplumsal varlığın yanı sıra coğrafya, tarih ve toplumun değişken diyalektiklerini  kapsayacak  şekilde  yeniden  yazarak  geleneksel  anlatıyı mekânsallaştırıyor.

Kitabın ilk iki bölümünde, mekânı konu edinen bir yorumbilgisinin ikincil konuma düşürülmesinin izleri, tarihselciliğin on dokuzuncu yüzyıla uzanan köklerine ve ardı sıra gelişen Batı Marksizmiyle eleştirel beşeri bilimlere dek sürülüyor.

Üçüncü ve dördüncü bölümlerde, toplumsal ve mekânsal diyalektiğin, kentsel olanın teorik özelliğinin ve kapitalizmin varlığını sürdürmesinde coğrafi eşitsiz gelişimin hayati rolüne odaklanıyor.

Beşinci bölüm, yeni bir mekânsal perspektif kazanmış Nicos Poulantzas’ın, Batı Marksizm tarihini belirleyen mekân ve zamana dair yanılsamalar üzerine yaptığı gözlemleri ontolojik bir gözle yorumluyor.

Soja, çalışmasının son bölümünde ise, günümüz Los Angeles’ının post-Fordist peyzajında sahnelenmekte olan kentsel yeniden yapılandırmanın siyasal iktisadını ana hatlarıyla çiziyor.

  • Künye: Edward W. Soja – Postmodern Coğrafyalar: Eleştirel Toplumsal Teoride Mekânın Yeniden İleri Sürülmesi, çeviren: Yunus Çetin, Sel Yayıncılık, kent çalışmaları, 352 sayfa

Lev Şestov – Dostoyevski ve Nietzsche: Trajedinin Felsefesi (2017)

Tam adıyla Lev İsaakoviç Şestov, tüm çalışmalarında geleneksel akılcı felsefeye karşı, merkezinde insanın varoluş çelişkilerinin olduğu trajedi felsefesini koydu.

‘Dostoyevski ve Nietzsche’ için de, Şestov’un bu tavrının doruğa ulaştığı yapıtlardan biri diyebiliriz.

İkisi de ışığı aramış, ama nihayetinde dipsiz bir bataklığı keşfetmiş Dostoyevski ve Nietzsche, bize trajedi konusunda neler söyler?

Şestov, ruh ikizi olarak tanımladığı Dostoyevski ve Nietzsche’nin hayatlarının ve düşüncelerinin izini sürüyor ve bu iki isimde modern anlamda trajik düşüncenin asıl ifadesini bulduğunu belirtiyor.

Şestov’un 1903’te yayımlanan kitabı hem Dostoyevski ve Nietzsche’nin düşüncelerini kavramak açısından değerli hem de trajediyi, felsefi sistemlerin kabul edemeyeceği şekilde, bizzat felsefenin bir konusu olarak ele alıp tartışmasıyla önemli.

  • Künye: Lev Şestov – Dostoyevski ve Nietzsche: Trajedinin Felsefesi, çeviren: Kayhan Yükseler, Notos Kitap, felsefe, 226 sayfa

Francisco de Vitoria – Dersler (2017)

Modern hukuk ve siyasi düşüncenin gelişimine önemli katkılarda bulunmuş, Salamanca Üniversitesi’nin altın çağı olarak anılan döneminin önemli teologlarından Francisco de Vitoria, aynı zamanda ikinci skolastik akımının da öncüsüydü.

Üniversitede Tommaso d’Aquino’nun, daha aşina olduğumuz ismiyle Aquinolu Tomas’ın düşünceleri üzerine dersler veren de Vitoria’nın yayımlanmış hiçbir kitabı bulunmuyor.

Öğrencileri tarafından ders notlarının bir araya getirilmesiyle ortaya çıkan bu kitap, ilk kez Türkçeye çevriliyor.

de Vitorio burada, dediğimiz gibi Tommaso d’Aquino’nun dini düşüncelerini, bu düşüncelerin gelişimini ve etkilerini kapsamlı bir bakışla ele alıyor.

1546’da ölen de Vitoria’nın, İspanyolların Amerika’daki sömürgecilik faaliyetlerini ahlaki açıdan sorguladığı da biliniyor.

Bu kitabın önemli katkılarından biri de, de Vitorio’nun bu konuyu işlediği “İspanyolların Yerlilere Savaş Açma Hakkı Üzerine” başlıklı dersinin notlarını da barındırması.

Kitapta ayrıca, de Vitorio’nun “Yeni Keşfedilen Yerliler Üzerine” ile “Sivil İktidar Üzerine” başlıklı dersleri de yer almakta.

  • Künye: Francisco de Vitoria – Dersler, çeviren: Ali Dokuzlu, Cansu Muratoğlu ve Merve Sağıroğlu, Dost Kitabevi, din felsefesi, 278 sayfa

Otto von Busch – Moda Praksisi (2017)

Bu kitap her şeyden önce, Hannah Arendt’in siyaset, iktidar, şiddet, yargı ve sorumluluk üzerine fikirlerini modanın politik gerçekliğine uygulamasıyla dikkat çekiyor.

Arendt’e göre, fikirlerle meşgul olma kapasitemiz, bizi insan yapan yönümüzdür. O halde praksis, işbirliği, katılım ve toplumsal refahın sağlanması idealini de beraberinde getiren bir çeşit “toplumsal birliktelik” şeklidir.

Arendt, katılımcı demokrasinin, kapsayıcı katılım mekanizmalarıyla, modern çağın büyük bir kısmına yayılmış olan ve moda sistemlerinde de sıklıkla gördüğümüz elitist ve bürokratik politik formların aksine hareket ettiğini belirtir.

Bu kitap da, modanın çoksesli bir toplumsal birliktelik biçimi olduğundan hareketle, modayı Arendt’in “praksis” kavramıyla paralel olarak inceliyor.

Kitap, insanın ortak katılımcı gerçekliklerini vurgulayan, kapitalizmin ve toplumun akışına yön veren moda endüstrisinin yönettiği rekabetçi, dışlayıcı ve elitist moda anlayışını dengeleyen araçlar sunmayı amaçlıyor.

Kitabın asıl üzerinde durduğu nokta da, küreselleşme ve emek meseleleri gibi modanın daha yaygın siyasi yönleri değil, sevgi ve insan ilişkileri gibi, modanın daha temel unsurları ve bu unsurların siyasi içerikleri.

Kitap,

  • Günümüzde modanın neden bu kadar güçlü olduğu,
  • Modayı kimin yaptığı,
  • Modanın nerelerde yapıldığı,
  • Modayı politikleştiren unsurların neler olduğu,
  • Modanın gücünün kişisel deneyimlenmesinin nasıl gerçekleştiği,
  • Ve modanın neler yapabildiği hakkında kapsamlı bir kaynak.

Künye: Otto von Busch – Moda Praksisi, çeviren: Dilara Kılıç, Yeni İnsan Yayınevi, moda, 144 sayfa

John Losee – Bilim Felsefesine Tarihsel Bir Giriş (2008)

John Losee’nin rahat okunan ‘Bilim Felsefesine Tarihsel Bir Giriş’ başlıklı bu kitabı, felsefe tarihinde yer etmiş başlıca filozofların kısa biyografilerini veriyor ve bilim felsefesine katkılarına odaklanıyor.

Bilim felsefesinin ne olduğuna dair tarihte dile getirilmiş birbirinden farklı görüşleri barındıran kitap, hem bilim felsefesi hem de bilim tarihi alanına hitap ediyor.

Kitap, Aristoteles’ten başlayarak, alana dair farklı görüşleri derli toplu bir şekilde vermesi ve disiplinde kaydedilmiş yeniliklerin bir dökümünü sunmasıyla önemli.

  • Künye: John Losee – Bilim Felsefesine Tarihsel Bir Giriş, çeviren: Elif Böke, Dost Kitabevi, bilim felsefesi, 344 sayfa

Roger-Pol Droit – Filozoflar Nasıl Yürür? (2017)

Roger-Pol Droit’in ‘Filozoflar Nasıl Yürür?’ü, ilginç hikâyeler eşliğinde felsefe tarihinde keyifli bir yolculuk vaat ediyor.

Felsefeye yeni başlayanlar kadar alanla içli dışlı olan okurlara da hitap eden çalışma, Antik Yunan’dan günümüze felsefenin kat ettiği uzun yolun iyi bir özet ve yorumunu sunmasıyla önemli.

Droit kitabını, farklı yollara ve temalara açılan bir yürüyüş şeklinde düzenlemiş.

Yürüyüşün ilk durağı Antik Çağ, son durağı da modern düşünce.

Empedokles,

Platon,

Aristo,

Buda,

Lao Zi,

Konfüçyüs,

Hillel,

Montaigne,

Descartes,

Rousseau,

Kant,

Hegel,

Marx,

Thoreau,

Nietzsche…

Felsefe tarihine yön vermiş bu ve bunun gibi pek çok ismi karşımıza çıkaran kitap, aynı zamanda felsefi düşünme tarzları ile yürüme arasındaki ilişkiyi de sorguluyor.

Bilgilendirici ve eğlendirici bir kılavuz kitap.

  • Künye: Roger-Pol Droit – Filozoflar Nasıl Yürür?, çeviren: Yavuz Baran, Hep Kitap, felsefe, 202 sayfa

Faruk Yalvaç – Rousseau ve Uluslararası İlişkiler (2008)

Faruk Yalvaç, siyaset teorisi çalışması ‘Rousseau ve Uluslararası İlişkiler’de, Rousseau’nun uluslararası ilişkiler anlayışını değerlendiriyor ve ardından düşünürün uluslararası ilişkiler, savaş ve barış konularında kaleme aldığı üç yazısını bir araya getiriyor.

Toplumsal eşitsizliği, şiddetin ve devletlerarası savaşların temeli olarak gören Rousseau, devletin de bir kurum olarak bu eşitsizliği yeniden ürettiğini söyler.

Yalvaç’ın çalışması, düşünürün yukarıdaki kavramlara dair fikirlerinin en derli toplu yer aldığı ‘Savaş Durumu’, ‘Abbe de Saint Pierre’in Barış Projesi’nin Özeti’ ve ‘Sonsuz Barış Üzerine Yargı’ başlıklı yazılarını okuyucuya sunuyor.

  • Künye: Faruk Yalvaç – Rousseau ve Uluslararası İlişkiler, Phoenix Yayınları, siyaset, 149 sayfa