Gaston Bachelard – Uzamın Poetikası (2008)‏

Gaston Bachelard, ‘Uzamın Poetikası’nda, şiirsel söylem, imgeler ve düşlem ile uzam-insan diyalektiğini tartışıyor.

“Düş kuran bilincin”, sahip olduğu yaratıcılık dolayısıyla bir köken, bir başlangıç konumu kazandığı, Bachelard’ın bu kitaptaki temel tezi.

İmgelemi, insan doğasının temel gücü olarak kabul eden Bachelard, şiirselliğin varlık bilimini, ruhbilim ve ruh çözümleme gibi nedenselliğe sahip öğretilerin hiçbir zaman belirleyemeyeceğini savunuyor.

Şiirsel imgenin, sadece ve sadece kendi varlığı içinde ele alınması gerektiğini söyleyen Bachelard, bazı şiir örneklerinden de hareket ederek, bir şiir fenomenolojisi kurmaya çalışıyor.

  • Künye: Gaston Bachelard – Uzamın Poetikası, çeviren: Alp Tümertekin, İthaki Yayınları, felsefe, 343 sayfa

Hans-Georg Gadamer – Hakikat ve Yöntem, 1. Cilt (2008)

Hans-Georg Gadamer’in ‘Hakikat ve Yöntem’i, 1960 yılında yayınlanmış olmasına ve Gadamer bundan sonra da birçok eser vermesine rağmen, düşünürün külliyatının en ünlü ve en önemli eseri olarak durmaya devam ediyor.

Kitabın Türkçeye çevirisi de, orijinal dili olan Almancadan yapılmış ve sağlıklı bir çeviri olması için de, İngilizce çevirisiyle karşılaştırılmış.

Gadamer, Türkçeye üç cilt halinde çevrilmesi düşünülen çalışmasının birinci cildinde, hakikat ve yöntem sorununu, sanatın ontolojisinde ve tarih düşüncesinde temellendirme denemesinde bulunuyor.

Kitabın bu birinci cildi, daha çok hakikat ve yöntem konusunda kavramsal bir çerçeve kuruyor.

  • Künye: Hans-Georg Gadamer – Hakikat ve Yöntem, 1. Cilt, çeviren: Hüsamettin Arslan ve İsmail Yavuzcan, Paradigma Yayıncılık, felsefe, 384 sayfa

Adriana Cavarero – Platon’a Rağmen (2017)

Feminist düşünür Adriana Cavarero’nun özellikle üzerinde çalıştığı alanlar, Antik dönem felsefesi ve cinsel fark.

Cavarero bu kitabında da, Antik felsefenin feminist bir yeniden yazımını yapıyor.

Mitsel kadın figürlerine yönelik geleneksel yorumlarla hesaplaşan yazar, bu figürleri dişil bir bakış açısıyla yorumlayıp, onları adeta yeniden yaratıyor.

Eril bakışın edilgenliği atfettiği dokuma tezgâhının başındaki Penelope,

Thales’e kahkahalarla gülen Trakyalı kadın,

Bereket tanrıçası Demeter,

Sokrates’in hocası Diotima…

Bu ve bunun gibi birçok figürün izini süren yazar, hem felsefeyi hem de tarihi, ihmal edilen ve ötelenen dişiliğin perspektifinden okuyor.

  • Künye: Adriana Cavarero – Platon’a Rağmen, çeviren: Bilge Tanrısever, Otonom Yayıncılık, felsefe, 176 sayfa

Kolektif – Nietzsche ve Dil (2017)

Toplum ile dil arasındaki ilişki, her zaman toplumun lehine midir?

Başka bir şekilde soracak olursak, insani yaratının en üst araçlarından biri olan dil, hakikati tam anlamıyla ifade edebilir mi, yoksa tam aksine gerçeği çarpıtır mı?

Peki, dil ile iktidarın inşası ve toplumsal organizasyon arasında nasıl bir ilişki var?

Bu sorular için doyurucu yanıtlar sunan, Abdullah Onur Aktaş’ın uzun soluklu çalışmalarının meyvesi olan elimizdeki kitap, Nietzsche’nin iki makalesi üzerinden onun dil hakkındaki düşüncelerini serimleyen yazılardan oluşuyor.

Bu kitabı özgün kılan hususların başında ise, Nietzsche’nin şu ana kadar Türkçeye hiç çevrilmemiş bir makalesini barındırması.

Kitapta yer alan yazılar, düşünürün makalelerindeki yaklaşımından yola çıkarak dil ve hakikat ilişkisini, dilin gerçekliği algılayışı ve ifade edişindeki sorunları yorumluyor.

Kitap, hem Nietzsche düşüncesine hem de dil tartışmalarına sağlam bir katkı.

  • Künye: Kolektif – Nietzsche ve Dil, hazırlayan: Abdullah Onur Aktaş, çeviren: İdil Yavuz Aktaş, Necdet Yıldız ve Serkan Özçiftci, Boğaziçi Üniversitesi Yayınları, felsefe, 174 sayfa

Jean François Lyotard ve J. L. Thébaud – Hakkıyla (2014)

Jean-François Lyotard, Türkçede daha çok ‘Postmodern Durum’ isimli kitabıyla biliniyor.

Bu kitapla birlikte, yoğun bir şekilde yürütülen postmodernizm tartışmaları Lyotard adıyla bütünleşmiş oldu.

Oysa Lyotard’ın zengin düşünce alanı göz önüne alındığında, bu tartışmalar çoğu zaman yüzeysel kalır.

Örneğin düşünürün provokatif üslupla kaleme aldığı ‘Libidinal Ekonomi’, Freud ve Marx düşüncesini özgün bir tarzda yeniden yorumlamıştı.

‘Hakkıyla’ ise, Lyotard ile J. L. Thébaud arasında ‘Libidinal Ekonomi’nin merkeze alındığı bir tartışma.

Kitap, Lyotard’ın bakış açısı ve felsefesini serimlemesiyle önemli bir rol üstlenmekte.

  • Künye: Hakkıyla, Jean François Lyotard ve J. L. Thébaud, çeviren: Emine Sarıkartal, İthaki Yayınları, felsefe, 185 sayfa

Bruno Latour – Biz Hiç Modern Olmadık (2008)

  • BİZ HİÇ MODERN OLMADIK, Bruno Latour, çeviren: İnci Uysal, Norgunk Yayıncılık, felsefe, 181 sayfa

Modern hayat, beraberinde getirdiği sıkıntılar ve hayal kırıklıkları nedeniyle, vaat ettiği “altın çağ”ı getiremedi. Hatta Fransız antropolog Bruno Latour daha da iddialı bir şekilde, modernlik sürecinin hiç başlamadığını düşünüyor. Latour, modern anayasanın hep asimetrik kaldığını, şeyleri temsil etmekle yükümlü bilimsel iktidar ile özneleri temsil etmekle yükümlü siyasal iktidar arasında hep bir ayrım icat ettiğini ve bu ikisi arasında kurulan ağların gücünü görmezden geldiğini savunuyor. Latour, “Modernler hem gerçekliği, hem dili, hem toplumu, hem de varlığı istemekte pekâlâ haklıdırlar. Haksız oldukları nokta onların sonsuza dek çelişkili olduklarını sanmaktır,” diyerek modern, antimodern ve postmodern süreçleri masaya yatırıyor.

Friedrich Nietzsche – Seçilmiş Düşünceler (2008)

  • SEÇİLMİŞ DÜŞÜNCELER, Friedrich Nietzsche, çeviren: Sâmih Tiryakioğlu, Assos Yayınları, felsefe, 144 sayfa

Aforizma yazı tarzı, bilindiği gibi Nietzsche’nin en usta olduğu alanlarda biriydi. ‘Seçilmiş Düşünceler’ ise Nietzsche’nin muhtelif eserlerinden derlenmiş aforizmaları, özdeyişleri barındırmasıyla önemli. Kitaptan bir tadımlık: “Modern çağın en genel belirtisi: İnsan kendi gözünde saygınlığını inanılmaz derecede kaybetmiştir. Yaşamın uzun süre merkezi ve acıklı kahramanı olmuştur. Sonra, yaşamda hiç değilse kesin olana, bir değer taşıyana olan yakınlığını kanıtlamaya çalışarak -ahlâk kurallarının ana kurallar olduğuna inanıp insan saygınlığını ayakta tutmak isteyen bütün metafizikçiler gibi- Tanrı’yı elden kaçıran kimse, bu yüzden ahlâka olan inancına daha çok sarılır.”

 

Ahmet Çiğdem – Akıl ve Toplumun Özgürleşmesi (2008)

  • AKIL VE TOPLUMUN ÖZGÜRLEŞİMİ, Ahmet Çiğdem, İletişim Yayınları, felsefe, 135 sayfa

Ahmet Çiğdem ‘Akıl ve Toplumun Özgürleşimi’nde, Jürgen Habermas’ın epistemolojiyi toplumsal bir teori olarak kurma çabalarına odaklanıyor ve eleştirel bilgi teorisinin tarihsel ve toplumsal kökenlerini ele alıyor. Çiğdem, “eleştirel teori”, “akıl ve toplumun özgürleşimi”, “toplumsal teori olarak bilgi teorisi” ve “epistemoloji” gibi kavramları, Frankfurt Okulu ve Habermas üzerinden inceliyor. Yazar, bir yandan Frankfurt Okulu’nun ve üyelerinin tarihini verirken, diğer yandan da eleştirel teorinin modern dünyaya yönelttiği keskin yargıları da ele alıyor. Kitap, Habermas ve eleştirel gelenekten başlayarak, epistemolojinin akıl ve toplumun özgürleşmesi anlamında sunduğu imkânlara kafa yoruyor.

 

Hakan Karadaş – Düşünüyorum Öyleyse Sınavdan Kaç Alırım? (2008)

  • DÜŞÜNÜYORUM ÖYLEYSE SINAVDAN KAÇ ALIRIM?, Hakan Karadaş, Carpe Diem Yayınları, felsefe, 171 sayfa

Hakan Karadaş, genç okurlar için kaleme aldığı ‘Düşünüyorum. Öyleyse Sınavdan Kaç Alırım?’da, ünlü filozofların, fizikçilerin üzerinde kafa yorduğu bazı temel felsefe kavramları ile ilgili değerlendirmelerini sunuyor. “Bizler hiçbir kitaba sığmayacak kadar büyük, BBC belgeselleriyle açıklanamayacak kadar karmaşık bir mucizenin içindeyiz aslında. Adına hayat denen bir mucize bu,” diyen Karadaş’ın seçtiği metinlerin de, soyut ve kuru bilgiler olmaktan öte, hayatla olabildiğince iç içe metinler olmasının, kitabı daha eğlenceli ve zevkli kıldığını belirtelim.

Denis Dutton – Sanat İçgüdüsü (2017)

  • SANAT İÇGÜDÜSÜ, Denis Dutton, çeviren: Murat Turan, Ayrıntı Yayınları, sanat, 304 sayfa

Sanatı alışıldığı üzere belirsiz “yaratıcılık” veya “eğitim” kavramları yerine insanoğlunun evrim tarihinin hangi durağında olduğu bağlamında irdeleyen ufuk açıcı bir çalışma. Dutton bu ünlü yapıtında, sanatın kadim evrimsel kaynaklarını ve bunun günümüzün sanatsal zevk ve ilgilerini nasıl etkilediğini araştırıyor. Takvimler ve üzerindeki manzara resimleri, insanların tarihöncesinden kalma tercihlerine nasıl hitap eder? Sanatsal deneyimin özündeki zevk arayışı başka amaçlar için evrilmiş kadim içgüdülerin bir yan ürünü mü, yoksa kendi başına ayrı bir içgüdü mü? Sanat evrimsel bir adaptasyon mu? Bu ve buna benzer birçok önemli soruya yanıt arayan Dutton, okurunu, insandaki sanatsal yaratımın kaynaklarına bakmaya davet ediyor.