Bedia Akarsu – Felsefe, Eğitim ve Toplum Üzerine

Bedia Akarsu ile yapılan uzun soluklu bir söyleşiye dayanan kitap, Akarsu’nun felsefe, eğitim, toplum, dil ve sanata dair fikirlerini sunduğu gibi, Akarsu’nun yetiştiği çevre, ailesi, eğitim yılları ve akademisyenliği konusunda önemli ayrıntılar barındırıyor.

Çalışma, Akarsu’nun üniversite çevresi ve hocalarına, meslektaşları ve tanımış olduğu kimi yazar ve sanatçılara ilişkin anılarına yer vermesiyle de dikkat çekiyor.

Macit Gökberk, Hilmi Ziya Ülken, Vehbi Eralp, Mazhar Şevket İpşiroğlu, Takiyettin Mengüşoğlu, Prof. Dr. Joachim Ritter ve Hans-Georg Gadamer gibi önemli isimler, Akarsu’nun anılarında karşımıza çıkan bazı önemli isimler.

  • Künye: Bedia Akarsu – Felsefe, Eğitim ve Toplum Üzerine, söyleşi: Mukadder Özgeç, Remzi Kitabevi, felsefe, 214 sayfa

David Harvey – Umut Mekânları (2008)

David Harvey ‘Umut Mekânları’nı yazmaya 1998 yılında başladı.

Bu yıl, bilindiği gibi, Paris’ten Mexico’ya, Berkeley ve Berlin’den Bangkok’a kadar dünyayı sarsan 1968 olaylarının otuzuncu yıldönümüydü.

Harvey kitabında, 1968 olayları başta olmak üzere, şu ilgi çekici konuları irdelemekte:

1960’ların sivil haklar hareketi,

ABD’de Martin Luther King’in katlinin ardından patlak veren kent isyanları,

Vietnam’daki emperyalist savaş karşısındaki tarihi mücadele,

Çek “Baharı” gibi ütopyacı hareketlerin başarısızlıklarının altında yatan nedenler…

Ütopyaları ortaya çıkaran fikirlerin geçerliliğini de sorgulayan Harvey, “diyalektik ütopyacılık” dediği yeni bir ütopya düşüncesinin genel hatlarını çiziyor.

  • Künye: David Harvey – Umut Mekânları, çeviren: Zeynep Gambetti, Metis Yayınları, felsefe, 363 sayfa

Gaston Bachelard – Uzamın Poetikası (2008)‏

Gaston Bachelard, ‘Uzamın Poetikası’nda, şiirsel söylem, imgeler ve düşlem ile uzam-insan diyalektiğini tartışıyor.

“Düş kuran bilincin”, sahip olduğu yaratıcılık dolayısıyla bir köken, bir başlangıç konumu kazandığı, Bachelard’ın bu kitaptaki temel tezi.

İmgelemi, insan doğasının temel gücü olarak kabul eden Bachelard, şiirselliğin varlık bilimini, ruhbilim ve ruh çözümleme gibi nedenselliğe sahip öğretilerin hiçbir zaman belirleyemeyeceğini savunuyor.

Şiirsel imgenin, sadece ve sadece kendi varlığı içinde ele alınması gerektiğini söyleyen Bachelard, bazı şiir örneklerinden de hareket ederek, bir şiir fenomenolojisi kurmaya çalışıyor.

  • Künye: Gaston Bachelard – Uzamın Poetikası, çeviren: Alp Tümertekin, İthaki Yayınları, felsefe, 343 sayfa

Hans-Georg Gadamer – Hakikat ve Yöntem, 1. Cilt (2008)

Hans-Georg Gadamer’in ‘Hakikat ve Yöntem’i, 1960 yılında yayınlanmış olmasına ve Gadamer bundan sonra da birçok eser vermesine rağmen, düşünürün külliyatının en ünlü ve en önemli eseri olarak durmaya devam ediyor.

Kitabın Türkçeye çevirisi de, orijinal dili olan Almancadan yapılmış ve sağlıklı bir çeviri olması için de, İngilizce çevirisiyle karşılaştırılmış.

Gadamer, Türkçeye üç cilt halinde çevrilmesi düşünülen çalışmasının birinci cildinde, hakikat ve yöntem sorununu, sanatın ontolojisinde ve tarih düşüncesinde temellendirme denemesinde bulunuyor.

Kitabın bu birinci cildi, daha çok hakikat ve yöntem konusunda kavramsal bir çerçeve kuruyor.

  • Künye: Hans-Georg Gadamer – Hakikat ve Yöntem, 1. Cilt, çeviren: Hüsamettin Arslan ve İsmail Yavuzcan, Paradigma Yayıncılık, felsefe, 384 sayfa

Adriana Cavarero – Platon’a Rağmen (2017)

Feminist düşünür Adriana Cavarero’nun özellikle üzerinde çalıştığı alanlar, Antik dönem felsefesi ve cinsel fark.

Cavarero bu kitabında da, Antik felsefenin feminist bir yeniden yazımını yapıyor.

Mitsel kadın figürlerine yönelik geleneksel yorumlarla hesaplaşan yazar, bu figürleri dişil bir bakış açısıyla yorumlayıp, onları adeta yeniden yaratıyor.

Eril bakışın edilgenliği atfettiği dokuma tezgâhının başındaki Penelope,

Thales’e kahkahalarla gülen Trakyalı kadın,

Bereket tanrıçası Demeter,

Sokrates’in hocası Diotima…

Bu ve bunun gibi birçok figürün izini süren yazar, hem felsefeyi hem de tarihi, ihmal edilen ve ötelenen dişiliğin perspektifinden okuyor.

  • Künye: Adriana Cavarero – Platon’a Rağmen, çeviren: Bilge Tanrısever, Otonom Yayıncılık, felsefe, 176 sayfa

Kolektif – Nietzsche ve Dil (2017)

Toplum ile dil arasındaki ilişki, her zaman toplumun lehine midir?

Başka bir şekilde soracak olursak, insani yaratının en üst araçlarından biri olan dil, hakikati tam anlamıyla ifade edebilir mi, yoksa tam aksine gerçeği çarpıtır mı?

Peki, dil ile iktidarın inşası ve toplumsal organizasyon arasında nasıl bir ilişki var?

Bu sorular için doyurucu yanıtlar sunan, Abdullah Onur Aktaş’ın uzun soluklu çalışmalarının meyvesi olan elimizdeki kitap, Nietzsche’nin iki makalesi üzerinden onun dil hakkındaki düşüncelerini serimleyen yazılardan oluşuyor.

Bu kitabı özgün kılan hususların başında ise, Nietzsche’nin şu ana kadar Türkçeye hiç çevrilmemiş bir makalesini barındırması.

Kitapta yer alan yazılar, düşünürün makalelerindeki yaklaşımından yola çıkarak dil ve hakikat ilişkisini, dilin gerçekliği algılayışı ve ifade edişindeki sorunları yorumluyor.

Kitap, hem Nietzsche düşüncesine hem de dil tartışmalarına sağlam bir katkı.

  • Künye: Kolektif – Nietzsche ve Dil, hazırlayan: Abdullah Onur Aktaş, çeviren: İdil Yavuz Aktaş, Necdet Yıldız ve Serkan Özçiftci, Boğaziçi Üniversitesi Yayınları, felsefe, 174 sayfa

Jean François Lyotard ve J. L. Thébaud – Hakkıyla (2014)

Jean-François Lyotard, Türkçede daha çok ‘Postmodern Durum’ isimli kitabıyla biliniyor.

Bu kitapla birlikte, yoğun bir şekilde yürütülen postmodernizm tartışmaları Lyotard adıyla bütünleşmiş oldu.

Oysa Lyotard’ın zengin düşünce alanı göz önüne alındığında, bu tartışmalar çoğu zaman yüzeysel kalır.

Örneğin düşünürün provokatif üslupla kaleme aldığı ‘Libidinal Ekonomi’, Freud ve Marx düşüncesini özgün bir tarzda yeniden yorumlamıştı.

‘Hakkıyla’ ise, Lyotard ile J. L. Thébaud arasında ‘Libidinal Ekonomi’nin merkeze alındığı bir tartışma.

Kitap, Lyotard’ın bakış açısı ve felsefesini serimlemesiyle önemli bir rol üstlenmekte.

  • Künye: Hakkıyla, Jean François Lyotard ve J. L. Thébaud, çeviren: Emine Sarıkartal, İthaki Yayınları, felsefe, 185 sayfa

Bruno Latour – Biz Hiç Modern Olmadık (2008)

  • BİZ HİÇ MODERN OLMADIK, Bruno Latour, çeviren: İnci Uysal, Norgunk Yayıncılık, felsefe, 181 sayfa

Modern hayat, beraberinde getirdiği sıkıntılar ve hayal kırıklıkları nedeniyle, vaat ettiği “altın çağ”ı getiremedi. Hatta Fransız antropolog Bruno Latour daha da iddialı bir şekilde, modernlik sürecinin hiç başlamadığını düşünüyor. Latour, modern anayasanın hep asimetrik kaldığını, şeyleri temsil etmekle yükümlü bilimsel iktidar ile özneleri temsil etmekle yükümlü siyasal iktidar arasında hep bir ayrım icat ettiğini ve bu ikisi arasında kurulan ağların gücünü görmezden geldiğini savunuyor. Latour, “Modernler hem gerçekliği, hem dili, hem toplumu, hem de varlığı istemekte pekâlâ haklıdırlar. Haksız oldukları nokta onların sonsuza dek çelişkili olduklarını sanmaktır,” diyerek modern, antimodern ve postmodern süreçleri masaya yatırıyor.

Friedrich Nietzsche – Seçilmiş Düşünceler (2008)

  • SEÇİLMİŞ DÜŞÜNCELER, Friedrich Nietzsche, çeviren: Sâmih Tiryakioğlu, Assos Yayınları, felsefe, 144 sayfa

Aforizma yazı tarzı, bilindiği gibi Nietzsche’nin en usta olduğu alanlarda biriydi. ‘Seçilmiş Düşünceler’ ise Nietzsche’nin muhtelif eserlerinden derlenmiş aforizmaları, özdeyişleri barındırmasıyla önemli. Kitaptan bir tadımlık: “Modern çağın en genel belirtisi: İnsan kendi gözünde saygınlığını inanılmaz derecede kaybetmiştir. Yaşamın uzun süre merkezi ve acıklı kahramanı olmuştur. Sonra, yaşamda hiç değilse kesin olana, bir değer taşıyana olan yakınlığını kanıtlamaya çalışarak -ahlâk kurallarının ana kurallar olduğuna inanıp insan saygınlığını ayakta tutmak isteyen bütün metafizikçiler gibi- Tanrı’yı elden kaçıran kimse, bu yüzden ahlâka olan inancına daha çok sarılır.”

 

Ahmet Çiğdem – Akıl ve Toplumun Özgürleşmesi (2008)

  • AKIL VE TOPLUMUN ÖZGÜRLEŞİMİ, Ahmet Çiğdem, İletişim Yayınları, felsefe, 135 sayfa

Ahmet Çiğdem ‘Akıl ve Toplumun Özgürleşimi’nde, Jürgen Habermas’ın epistemolojiyi toplumsal bir teori olarak kurma çabalarına odaklanıyor ve eleştirel bilgi teorisinin tarihsel ve toplumsal kökenlerini ele alıyor. Çiğdem, “eleştirel teori”, “akıl ve toplumun özgürleşimi”, “toplumsal teori olarak bilgi teorisi” ve “epistemoloji” gibi kavramları, Frankfurt Okulu ve Habermas üzerinden inceliyor. Yazar, bir yandan Frankfurt Okulu’nun ve üyelerinin tarihini verirken, diğer yandan da eleştirel teorinin modern dünyaya yönelttiği keskin yargıları da ele alıyor. Kitap, Habermas ve eleştirel gelenekten başlayarak, epistemolojinin akıl ve toplumun özgürleşmesi anlamında sunduğu imkânlara kafa yoruyor.