Isaiah Berlin – Rus Düşünürleri (2023)

“Tilki pek çok şey bilir, kirpi ise tek bir büyük şey.”

İngilizce yazan eleştirmenlerin çok azı Rus düşüncesi ve kültürü hakkında Isaiah Berlin kadar ferasetli yazılar yazabilmiştir.

İşte elinizdeki kitap, Berlin’in otuz küsur yıllık bir süreçte yazdığı, Rusya’nın olağanüstü yazar ve filozoflarının Rus kültürü üzerindeki benzersiz etkilerini çeşitli temalar etrafında irdeleyen bu tarihî yazılarının derli toplu bir derlemesi niteliğini taşıyor.

‘Rus Düşünürleri’nde Berlin, ünlü “Kirpi ile Tilki” makalesinde ele aldığı Tolstoy’un tarih felsefesine ek olarak, “Rusların dünyadaki sosyal değişime en büyük katkısı” diye betimlediği Rus entelijansiyasını oluşturan Herzen, Bakunin, Turgenyev ve Belinski gibi on dokuzuncu yüzyılın büyük yazar ve düşünürlerini ortaya çıkarmış toplumsal ve siyasal koşulları da inceliyor.

Berlin, Rus düşünürleri hakkındaki bir dizi canlı portre yazısında, entelijansiyanın en dikkat çekici mensuplarını, mutlak değerlerden duydukları şüphe ile ahlaki eylemlere ilişkin bütün meseleleri bir anda çözüme kavuşturacak tek bir hakikati keşfetme arzuları arasında sürekli olarak bölünmüş figürler şeklinde resmediyor.

  • Künye: Isaiah Berlin – Rus Düşünürleri, çeviren: Güneş Ayas, Minotor Kitap, felsefe, 560 sayfa, 2023

Ernst Cassirer – Jean-Jacques Rousseau Meselesi (2023)

Yirminci yüzyılın en önemli filozoflarından Ernst Cassirer bu kitapta, modern Batı düşüncesinin problem çocuğu Jean-Jacques Rousseau’yu sorguluyor.

Rousseau (1712-1778) ölümünün üzerinden yaklaşık iki yüz elli yıl geçmesine rağmen siyaset teorisinden din ve toplum anlayışına, doğa ve insan tanımından iyi ile kötüyü ele alış biçimine dek olağanüstü derecede belirleyici ve kafa karıştırıcı fikirleriyle hâlâ aramızdadır.

Batı felsefe geleneğinin Nietzsche ile birlikte en enigmatik ismi sayılan Rousseau’yu bir ‘mesele’ olarak gören Cassirer, onun en bilindik eserlerinden ve fikirlerinden başlayarak okurlarına çok kapsamlı bir değerlendirme sunuyor.

Nur Küçük’ün yetkin çevirisi, Peter Gay’in detaylı sunuş metni ve ekleriyle birlikte ilk kez Türkçeye kazandırılan ‘Jean-Jacques Rousseau Meselesi’, çok önemli bir hatırlatmada bulunuyor.

Rousseau’yu anlamak, modern Batı felsefesinin bütün temel ‘mesele’lerini anlamak demektir.

  • Künye: Ernst Cassirer – Jean-Jacques Rousseau Meselesi, çeviren: Nur Küçük, Beyoğlu Kitabevi, felsefe, 160 sayfa, 2023

Hannah Arendt – Politikanın Vaadi (2023)

1951 yılında ‘Totalitarizmin Kaynakları’ yayımlandıktan sonra Hannah Arendt önceki çalışmalarında, ihmal etmekten ziyade kendi ifadesiyle “kasten dışarıda bıraktığı” önemli bir meseleye eğilmek için kolları sıvar: Marksizm.

Bu münhasır ihtimamın sebebiyse, yine kendi sözleriyle aktarırsak, “siyasal düşüncenin yaygın kabul gören kavramları” ile içinde bulundukları Soğuk Savaş dönemi şartlarında her yanıyla olağandışı bir “şimdiki durum” arasında aranan “eksik halkayı” tamamlayacak olmasıdır.

Siyasetin artık herhangi bir anlam taşıyıp taşımadığının sorgulandığı bir dönemeçte Arendt, kökleri ta Platon ve Aristoteles’e kadar uzanan bütün bir Batı politik düşünce geleneğinin zirveye ulaşıp da son bulduğu uğrak olarak açıkça Marx’ı işaret eder.

O andan itibaren de dallanıp budaklanarak fikri yaşamında hatırı sayılır bir yer kaplayacak “gelenek” tartışması uç hatta uçlar vermeye başlar.

Söz konusu geleneğin tarihsel kökleri ve gelişimi yanında, kaynaklık ettiği politika karşıtı önyargılar ve peşin hükümler de etraflıca irdelenir.

Sokrates’in kendi yurttaşlarınca ölüme mahkûm edilmesinin yarattığı hüsranın da tesiriyle, Platon’un özünde eylemi yüksek amaçlara ulaşmak için gerekli araca indirgeyerek insani çoğulluğu yadsıyan “hâkimiyet” kavrayışı doğrultusunda politik düşünceyi politik eylem pahasına inşa etme kararlılığının asırlar boyu yankı bulması en temel saptamadır.

Hacmiyle adeta kitap içinde kitap gibi duran ‘Politikaya Giriş’ ise zamanın kaygılarından hareketle politikanın anlamı ve içeriğine ilişkin birbiri ardına sıralanmış sorularla okura geniş bir kavramsal artalan sunan bir çeşit “prolegomena”dır.

‘Politikanın Vaadi’ başlığı altında derlenen bu metinler, felsefe ile politika arasında gitgide kökleşen çatışmanın yansımalarını mercek altına alırken, politikanın bugün bizlere hâlâ neler vaat edebileceğinin ipuçlarını geçmişin karanlıkta kalmış özgül deneyimleri içinde yokluyor.

  • Künye: Hannah Arendt – Politikanın Vaadi, çeviren: Müge Serin, Sel Yayıncılık, siyaset, 184 sayfa, 2023

Adam Gearey – Hukuk ve Estetik (2023)

Hukukçuların işlerine bir sanat eseri, saygı duyulası bir zarafet, uyum, denge ve diğer estetik değerler olarak bakabilir miyiz?

Adam Gearey, Nietzsche’den Lacan’a ve hatta Bob Dylan’a uzanarak bir hukuk estetiğinin imkânları üzerine düşünüyor.

‘Hukuk ve Estetik’, ismini aldığı iki kavramın edebiyat eserleri, özellikle de şiirler üzerinden kesişim noktalarına odaklanıyor.

Hukukun bir estetik beğeni nesnesi olarak ele alınabileceğinden hareketle, hukuk disiplini içinde karşılaşmaya alışık olunan adalet, uyum, denge, form gibi kavramları, alışık olunmayan şekilde etik değil ama bu kez estetik değerlendirmeye konu ediyor.

Bunun için de Eleştirel Hukuk Çalışmaları’nın açtığı yoldan geçiyor.

Weinrib, White, Frost, Shelley, Lacan, Nietzsche, Goodrich, hatta Bob Dylan gibi isimlerin ortaya koyduğu eser, kavram ve bakış açısı setiyle okuyucuya yeni bir ufuk getiriyor.

  • Künye: Adam Gearey – Hukuk ve Estetik, çeviren: Dilara Ağaoğlu Canay, Efil Yayınevi, hukuk, 120 sayfa, 2023

Ross Wilson – Yaşamın Diyalektiği (2023)

Çağdaş düşüncenin en önemli figürlerinden Adorno felsefesinin temel kaygılarını anlaşılabilir bir biçimde sunan iyi bir kitap.

Ross Wilson, Adorno’nun fikirlerinin ortaya çıktığı tarihsel bağlamı da ihmal etmiyor.

  • Bizi bir ‘zombi’den ayıran şey nedir?
  • Nabzınızın atıyor olması yaşıyor olduğunuz anlamına gelir mi?
  • Gaz odalarında toplu katliamları ve Hiroşima’yı gerçekleştiren ve önleyemeyen bir kültürde ‘ahlak’ ve ‘sanat’ ne anlama gelir?
  • Kültür ürünlerinin ‘tüketim’inde ne kadar özgürüz?
  • İçerisine hapsedildiğimiz ‘dokuz altı yolları’ndan arta kalan ‘boş’ vakitleriniz aslında çalışmanın uzantısı olabilir mi?

Adorno’ya göre yaşam yalnızca özgürleşmiş bir dünyada bütünüyle yaşam olabilir.

O güne kadar bizler, yaşayan ölüler olmaya mahkûmuz.

Adorno’nun ardında bıraktıklarının kapsamı ve kavrayışının derinliği hem nefes kesici hem de ürkütücüdür.

Modern endüstri toplumuna yönelik yıkıcı suçlamaları, Homeros’tan Hollywood’a, Aydınlanmadan Nazizme kadar Batı kültürüne ilişkin derinden kavrayışı onu Çağdaş Düşüncenin en önemli figürlerinden biri hâline getirmiştir.

Aynı zamanda Frankfurt Okulunun ve Eleştirel Teorinin önde gelen isimlerinden biri olan Adorno’nun, edebiyat kuramı, kültürel çalışmalar ve estetik teori üzerindeki etkisi muazzamdır.

Adorno’yu anlamak bir anlamda çağdaş Kıta felsefesini, siyaset felsefesini, sanat eleştirisini anlamaya adım atmaktır.

Bu kitap, aydınlanma, ahlak, sanat, bilgi ve felsefenin neliği dolayımında Adorno düşüncesini arşınlıyor.

Bunu yaparken Kant, Hegel, Kierkegaard’ın yanında, Adorno’nun düşüncesinin oluşumunda Sartre, Benjamin, Horkheimer, Jameson, Bernstein’ın etkisinin izini sürüyor.

  • Künye: Ross Wilson – Yaşamın Diyalektiği: Adorno’yu Anlamak, çeviren: E. Erman Rutli, Fol Kitap, felsefe, 184 sayfa, 2023

 

Cemal Bâli Akal – Spinoza ve Sürekli Demokrasi (2023)

 

Spinoza’yı hayatımızın ortasına yerleştirmeliyiz.

Cemal Bâli Akal, Spinoza’nın özgürlük ve demokrasi anlayışının demokrasiye ve her gün daha da yakıcı hale gelen göç sorununa nasıl yanıt verdiğini tartışarak filozofun felsefesinin rasyonelliği oranında gerçek hayatla temas ettiğini gösteriyor.

‘Spinoza ve Sürekli Demokrasi’, yaygınlaşmaya hep açık bedensel-zihinsel özerklikleri, bunlara denk düştüğü için sınırlanması saçmalık olan bir ifade özgürlüğünü, göç sorununu içeren bir iletişim hakkını ve bunların sürekli devinimini anlatır: Tabiatla özdeşleşen sonsuz “bir” demokrasi.

İfade özgürlüğü, özerklik ve göç sorunları 2004’te yayımlanan ‘Varolma Direnci ve Özerklik’te ele alınmıştı.

Bu kitabı, Akal’ın Spinoza üzerine aynı fikri taşıyan bazı metinlerinin bulunduğu ‘Kimlik Bedenin Hapishanesidir’ başlıklı (Reyda Ergün’le) ortak çalışma izlemişti.

İki kitapta ele alınan sorunlar, göç konusunda görüldüğü gibi güncelliklerini ağırlaşarak korudular, hatta artık iyice görünür oldular.

Kitapların tükenmesi, ana çizgiye sadık kalan, ama özellikle Epikuros, Lucretius, Machiavelli, Nietzsche ve Kelsen’e odaklanmış okumalar üzerinden, onlara farklı biçim ve içerik kazandıran bir bütünün oluşturulmasını gerektirdi.

Bu bütüne yeni metinler eklenirken, çalışmanın tamamı gözden geçirildi, değişiklikler ve kısaltmalar yapıldı.

Bazı ekler bölüm ya da dipnot olarak metne dahil edilirken, aralarından çıkarılanlar da oldu.

  • Künye: Cemal Bâli Akal – Spinoza ve Sürekli Demokrasi, Dost Kitabevi, felsefe, 317 sayfa, 2023

Gaston Bachelard – Mekânın Poetikası (2023)

Yayımlandığı günden bu yana filozoflara, mimarlara, psikologlara, edebiyatçılara, eleştirmenlere ilham kaynağı olan, her okuyanın zihninde yeni pencereler açan ‘Mekânın Poetika’sında Bachelard evi algılayış tarzımızın, her türlü barınak imgesinin düşüncelerimizi, anılarımızı ve düşlerimizi nasıl şekillendirdiğini gösterir.

Bachelard bu eserinde mekânın zaman/zihin tarafından dil aracılığıyla nasıl doldurulduğunu, dondurulduğunu, katılaştırıldığını inceler.

Ona göre dil anlamlandırır, poetik hayal gücüyse tüm bu anlamlandırma süreçlerine direnir, varlığın açılmasını sağlar.

Felsefe, fenomenoloji, psikanaliz, fizik, biyoloji, nöroloji…

Hepsi de dolaysız olanın, başka bir deyişle poetik hayal gücünün karşısında ikincildir artık.

Bachelard epistemolojisinde yeni bir dönüm noktasını temsil eden ‘Mekânın Poetikası’, değişimin ve sürekliliğin kıskacında yersiz kalan düşüncenin dil-gerçeklik, zaman-mekân, sonlu-sonsuz, içsellik-dışsallık, büyük-küçük diyalektikleri aracılığıyla kendisine poetik bir yer inşa etme girişiminin adıdır.

“Asla gerçek bir tarihçi değilizdir, şair bir yanımız vardır hep, heyecanlarımız da yitik bir şiirin dışavurumundan başka bir şey değildir belki de” diyen Bachelard, bizi şairlere kulak vermeye çağırıyor.

  • Künye: Gaston Bachelard – Mekânın Poetikası, çeviren: Alp Tümertekin, Minotor Kitap, felsefe, 304 sayfa, 2023

Kolektif – Galenos Kitabı (2023)

Tıp teorisi ve pratiğini 1500 yıldan fazla süre etkilemiş Galenos üzerine kaçırılmayacak bir derleme.

‘Galenos Kitabı’, Galenos’un bir hekim ve bir filozof olarak sağlam bir portresini sunuyor.

Galenos, tıp teorisini ve pratiğini 1500 yıldan fazla bir süre boyunca etkileyecek olan, geç antik çağın en etkili hekimiydi.

Anatomi, fizyoloji, teşhis ve prognoz, nabız doktrini, farmakoloji, tedaviler ve tıp teorisi konularında üretken bir yazardı; ancak aynı zamanda felsefi konularda da kapsamlı eserler verdi, mantık ve bilim felsefesine özgün katkılarda bulundu ve bilimsel bir epistemolojinin ana hatlarını çizdi.

Diğer taraftan, güçlü bir tartışmacıydı; zamanının tıp okulları arasındaki doktrin tartışmalarına derinden dahil oldu.

Bu kitap, Galenos’un kişiliğiyle birlikte tüm bu alanlardaki başarısına bir giriş ve genel bir bakış sunarken, aynı zamanda bu başarıyı son otuz yılda Galenos araştırmalarında kaydedilen ilerlemeler ışığında değerlendiriyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: G. E. R Lloyd, Teun Tieleman, Ben Morison, Pierluigi Donini, Julius Rocca, Armelle Debru, Philip J. Van Eijk, Sabine Vogt, Rebecca Flemming ve Vivian Nutton.

  • Künye: Kolektif – Galenos Kitabı, editör: Robert J. Hankinson, çeviren: Nur Nirven, Albaraka Yayınları, felsefe, 520 sayfa, 2023

Moritz Schlick – Felsefenin Doğası (2023)

  • Felsefe nedir?
  • Felsefenin bilimden farkı nedir?
  • Felsefenin konusu ‘cevaplanamaz sorular’ mıdır?
  • Bir felsefe sorusunu diğer sorulardan ayırt eden nedir?
  • Hayatın bir anlamı var mı?
  • Kısacası ‘felsefi düşünme’ nasıl gerçekleşir?
  • Analitik felsefenin ve Viyana Çevresinin kurucu düşünürlerinden olan Moritz Schlick’in bu kitabı, felsefenin mahiyetine ilişkin net bir bakış sunuyor.

Geleneksel felsefe ile yeni deneyim felsefesinin sınırlarını ortaya koyarak, felsefe tarihinin 2500 yıllık tortularından arındırılması adına bir girişimde bulunuyor.

Gerçekte var olmayan sözde problemlerin peşini bırakmaya ve deneyimi temel alan felsefi bir düşünmenin temellerini atmaya çağırıyor.

Frege, Wittgenstein ve Russell’ın sorunsallaştırmaları etrafında gelişen bu çağrı, üyeleri arasında Hahn, Carnap, Feigl, Gödel, Neurath, Waismann’ın bulunduğu Viyana Çevresi düşünürleri tarafından sahiplenilerek felsefe tarihinde bir dönüm noktasına sebep oldu.

Schlick düşüncesinin son yıllarının hasadını sunan kitap, bu dönüşümün tam olarak anlaşılması adına da büyük önem taşıyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Felsefe tarihi üzerine çalışmak, insan türünün medeniyetini ve kültürünü anlamaya hevesli herkes için belki de en büyüleyici uğraştır; çünkü belli bir çağın ya da bir ulusun kültürünü inşa etmeye yardımcı olan insan doğasının tüm farklı unsurları, o çağın ya da o ulusun felsefesinde şu ya da bu şekilde kendilerini yansıtırlar.”

  • Künye: Moritz Schlick – Felsefenin Doğası: Felsefi Düşünmeye Giriş, çeviren: Ömer Faik Anlı, Fol Kitap, felsefe, 256 sayfa, 2023

Anne Dufourmantelle – Yumuşaklığın Gücü (2023)

Yumuşaklık bir muamma…

Karşılamak ile vermekten müteşekkil bir ikili harekete eklenmiş, ölümle doğumun imzaladığı geçişlerin eşiğinde beliriyor.

Kendi yoğunluk derecelerini taşıdığı, sembolik bir kuvvet olduğu ve şeyler ile varlıklar üzerinde dönüştürücü bir kabiliyeti bulunduğu için de bir güç.

Bir felsefe kitabının konu ettiği meselenin tavrını takındığı çok nadiren görülür: Maddeyi ele alırken töze, yüzeyi ele alırken geometriye dönüşmesi, hatta zamana seslenirken sabırsızlanması gibi.

‘Riske Övgü’ ile övgümüzü kazanan Anne Dufourmantelle imzalı ‘Yumuşaklığın Gücü’ de, yumuşak bir kitap olmak gibi inanılmaz bir hünere sahip.

Yumuşaklık ‘hakkında’ yumuşaklığın kendisi ‘tarafından’ yazılmış bir kitap.

‘Yumuşaklığın Gücü’ bizi eğiten, yatıştıran, rahatsız eden, ama hepsinden önce bize bir şekilde daima, her an dokunan önemli bir metin.

Bu sayede okur, kırılganlığa adanmış bu kitaptan -şüpheye yer bırakmayacak şekilde- güçlenerek çıkar.

  • Künye: Anne Dufourmantelle – Yumuşaklığın Gücü, çeviren: Sinan Oruç ve Samet Yalçın, Kolektif Kitap, felsefe, 144 sayfa, 2023