Frédéric Lenoir – Hayvanlara ve Hayvanları Sevenlere Açık Mektup (2025)

Frédéric Lenoir’in bu kitabı, hayvanlara ve onları seven insanlara yönelik içten bir çağrı niteliğinde. ‘Hayvanlara ve Hayvanları Sevenlere Açık Mektup’ (‘Lettre Ouverte aux Animaux (Et à Ceux Qui Les Aiment)’), hayvanlarla olan ilişkimizin ahlaki, felsefi ve duygusal boyutlarını sorgularken, insan-merkezli dünyamızda onların sesine kulak vermemiz gerektiğini vurguluyor.

Kitap, insan ile hayvan arasındaki tarihsel ayrımı eleştirerek başlıyor. Lenoir, Descartes’tan beri süregelen hayvanları “duygusuz makineler” olarak gören anlayışın hem bilimsel hem de etik açıdan çöktüğünü savunuyor. Modern bilimsel bulguların hayvanların bilinç, acı, sevgi ve empati gibi duygulara sahip olduğunu gösterdiğini ifade ediyor.

Yazar, hayvanlara yönelik şiddetin, endüstriyel tarımda maruz kaldıkları eziyetin ve doğadaki yaşam alanlarının yok edilmesinin ardında yatan ideolojik körlüğe dikkat çekiyor. Bu durumun sadece hayvanlara değil, insanlığın ruhuna da zarar verdiğini ileri sürüyor.

Lenoir, hayvanlarla daha adil ve saygılı bir ilişki kurmanın yalnızca ahlaki bir gereklilik değil, aynı zamanda içsel bir dönüşümün parçası olduğunu belirtiyor. Onlara duyulan sevginin insanın kendisiyle ve doğayla uyum içinde yaşamasının anahtarlarından biri olduğunu vurguluyor.

‘Hayvanlara ve Hayvanları Sevenlere Açık Mektup’, insan merkezli düşünceyi aşarak türler arası empatiyi merkeze alan, duyarlı ve dönüştürücü bir metin olarak öne çıkıyor.

Künye: Frédéric Lenoir – Hayvanlara ve Hayvanları Sevenlere Açık Mektup, çeviren: Alp Tümertekin, İş Kültür Yayınları, hayvanlar, 144 sayfa, 2025

Edward O. Wilson – Karıncaların Dünyası (2025)

Edward O. Wilson’ın kaleme aldığı ‘Karıncaların Dünyası’ (‘The Ants’), karıncaların dünyasına dair kapsamlı ve detaylı bir rehber niteliğinde. Kitap, bu küçük ama son derece karmaşık sosyal böceklerin biyolojisi, ekolojisi ve evrimine dair bugüne kadar edinilmiş tüm bilimsel bilgiyi bir araya getiriyor.

Yazar, karınca türlerinin şaşırtıcı çeşitliliğini, yaşam döngülerini, üreme stratejilerini ve dünya üzerindeki yayılımlarını bilimsel bir titizlikle ele alırken, aynı zamanda okuyucuya anlaşılır ve sürükleyici bir anlatım sunuyor.

Kitap, karınca kolonilerinin inanılmaz organizasyon yapısına, iş bölümüne ve karmaşık iletişim sistemlerine odaklanıyor; feromonlar aracılığıyla nasıl haberleştiklerini, yiyecek kaynaklarını nasıl bulduklarını ve düşmanlara karşı nasıl organize olduklarını ayrıntılarıyla açıklıyor.

‘Karıncaların Dünyası’, karıncaların ekosistemdeki kritik rolünü de vurguluyor; toprağın havalandırılmasından tohumların dağıtımına, zararlı böceklerin kontrolünden diğer canlılarla olan simbiyotik ilişkilerine kadar birçok alanda ekolojik dengeye olan katkılarını gözler önüne seriyor.

Yazar, karıncaların toplumsal yapılarının, kraliçe, işçi ve erkek karıncalar arasındaki hiyerarşinin, yuva yapımındaki mühendislik becerilerinin ve beslenme alışkanlıklarının detaylı bir resmini çiziyor. Kitap, karıncaların evrimsel geçmişini de inceleyerek, milyonlarca yıldır nasıl hayatta kaldıklarını ve farklı ortamlara nasıl adapte olduklarını anlatıyor.

Wilson, karıncaların davranışlarını, genetik yapılarını ve çevresel etkileşimlerini bilimsel araştırmalar ve gözlemlerle destekleyerek, okuyucuya bu minik canlıların dünyasına derinlemesine bir bakış açısı sunuyor.

Eser, sadece entomoloji (böcek bilimi) alanında çalışanlar için değil, aynı zamanda doğa bilimlerine ve ekosistemlerin karmaşıklığına ilgi duyan herkes için temel bir kaynak niteliğinde.

Karıncaların, insan toplumlarına benzer ancak çok daha eski ve kendine özgü sosyal yapılarıyla, doğanın en başarılı organizmalarından biri olduğunu gösteren ‘Karıncaların Dünyası’, biyolojik çeşitliliğin ve evrimin büyüleyici bir örneğini sunar.

  • Künye: Edward O. Wilson – Karıncaların Dünyası, çeviren: Alp Akoğlu, Koç Üniversitesi Yayınları, bilim, 184 sayfa, 2025

Priscilla Mary Işın, Merete Çakmak – Anadolu Kuş Adları Sözlüğü (2024)

Kara başlı iskete, keten kuşu, lapon çintesi, çiğdeci, orman serçesi, mavi baştankara…

Türkiye’nin iklim, coğrafya ve kıtalararası konumundan dolayı yerli, göçmen ve ziyaretçi kuş türlerinin toplam sayısı çok fazladır, son kayıtlara göre 500’e yaklaşmıştır.

‘Anadolu Kuş Adları Sözlüğü’ bu kuşların yerel düzeyde bile olsa Türkçe karşılıklarını vermek amacıyla hazırlanmış.

Türkçe adları olmayan ya da sadece cins düzeyinde bulunup farklı türler için ayrı adları bulunmayan bazı kuş adlarının İngilizceden, Latinceden çevrilmesi kaçınılmaz bir durumdur.

Ender olarak görülen veya yeni tespit edilen bazı kuşların hepsinin yerel adlara sahip olmaları beklenemez.

Her dilde olduğu gibi, Türkçe kuş adları, insanların tarih boyunca doğal çevrelerindeki canlılara duydukları ilgiyi, onlarla ilgili bilgilerini yansıtır; onların renkleri, sesleri, hareketleri, yaşadıkları ortam gibi özelliklerini ifade eder.

Bu nedenle kuş adları Türkçenin bir zenginliğidir.

Bu sözlüğü kullananlar, “deniz kırlangıçları”nın hangi aileye ait olduğu gibi bilgilere gerek olmadan bütün kırlangıçları “kırlangıç” maddesi altında bulabilir.

‘Anadolu Kuş Adları Sözlüğü’nün kuş konulu kitaplardan diğer bir önemli farkı, bir kuş türü için rastlanan farklı adların hepsinin verilmesidir.

Aynı adın birden fazla kuş türü için kullanıldığı durumlarda yine hepsi belirtilmiştir.

Sözlük Türkçe, İngilizce ve Latince olmak üzere üç bölümden oluşuyor.

  • Künye: Priscilla Mary Işın, Merete Çakmak – Anadolu Kuş Adları Sözlüğü, Alfa Yayınları, inceleme, 184 sayfa, 2024

Nihat Baş – Türlerin Hukuku (2024)

Bu çalışma, insana bahşedilen o ayrıcalıklı ahlâkî üstünlüğün temelsiz, metafizik bir önerme olduğunu akademik bir titizlikle tartışıyor.

İnsanı hayvandan ayıran zihnî sınırı yıkmıyor, aksine bu sınırın zaten hiç var olmadığını gösteriyor.

Bunun için kutsal kitapları yeniden ve çok daha eleştirel bir gözle okuyor.

Düşünce tarihi içinde çok geniş çaplı bir yolculuk rotası çizen Nihat Baş’ın argümanları karşısında hâlâ dededen kalma ezberlerle ayakta durabilmek çok kolay değil.

Neticede insanların ihlâl edilemez haklara sahip olduğu fikrini, hayvanların da benzer hakları olduğu fikrine doğru teşmil ediyor.

İşte meselenin bam teli de burası zaten.

  • Künye: Nihat Baş – Türlerin Hukuku, Yeni İnsan Yayınevi, ekoloji, 331 sayfa, 2024

Peter Singer, Jim Mason – Aslında Ne Yiyoruz, Nasıl Yiyoruz? (2024)

Modern çağın çığır açan ahlak felsefesi filozoflarından Peter Singer, bu kez satın aldığımız ve tükettiğimiz yiyecekler konusunu ele alıyor ve son derece mühim sorular soruyor: Yediklerimiz nereden geliyor, nasıl üretiliyor ve insancıl bir şekilde yetiştiriliyor mu?

Birlikte yazdıkları ‘Hayvan Fabrikaları’nın ardından yeniden bir araya gelen Peter Singer ve Jim Mason, yiyecek tercihlerimizin insanlar, hayvanlar ve çevre üzerindeki etkilerini araştırmak için sarsıcı bir serüvene çıkıyor.

Singer ve Mason, bu serüvene beslenme şekilleri birbirinden tamamen farklı üç Amerikalı ailenin yeme alışkanlıklarını inceleyerek başlıyor ve tükettikleri yiyeceklerin kaynağına giderek, üretim ve pazarlama aşamalarında gündeme gelen ahlaki meseleleri irdeliyor.

Satın aldığımız ürünlerdeki “Organik” ve “Adil Ticaret” gibi etiketlerin geçerliliğini araştırırken, tesislerdeki işçilerin çalışma koşullarını gözler önüne seriyor.

‘Aslında Ne Yiyoruz, Nasıl Yiyoruz?’, organik çiftçilik, adil ticaret, fabrika çiftçiliği ve ticari balıkçılık gibi meseleleri tüm ayrıntılarıyla ele alırken; sürdürülebilirliğin karmaşık dinamiği, genetiği değiştirilmiş organizmalar üzerine süregelen tartışmalar ve yerel alışveriş gibi konuların artılarını ve eksilerini değerlendiriyor.

Herkesin vejetaryen olmayacağının farkında olan Singer ve Mason, yine de beş basit ilkeyle bizlere sağlıklı ve daha insani seçimler yapabilmenin yollarını gösteriyor.

  • Künye: Peter Singer, Jim Mason – Aslında Ne Yiyoruz, Nasıl Yiyoruz?: Gıda Tercihlerimiz Neden Önemli?, çeviren: Pelin Sertoğlu Hız, Ayrıntı Yayınları, beslenme, 416 sayfa, 2024

Peter Singer – Hayvan Özgürleşmesi Hemen Şimdi (2024)

Çok az kitap yaklaşık 50 yıl boyunca güncelliğini korur ve ilk yayımlandığından bu yana sürekli basılmaya devam eder.

1975’teki ilk yayımlanmasından bugüne, elinizdeki çığır açıcı çalışma, milyonlarca insanı “türcülüğün” varlığına karşı uyardı ve dünya çapında, hayvanlara karşı tutumumuzu değiştirmeyi ve onlara yaptığımız zulümleri ortadan kaldırmayı amaçlayan bir harekete ilham verdi.

‘Hayvan Özgürleşmesi Hemen Şimdi’de Singer, günümüzün “endüstriyel çiftliklerinin” ve ürünlerin test edilme işlemlerinin tüyler ürpertici gerçeklerini açığa çıkarıyor, bunların ardındaki sahte gerekçeleri yok ediyor ve bize, ne kadar acı bir şekilde yanıltıldığımızı gösteriyor.

Singer, kitabın ilk yayımlandığı günden sonra ilk kez temel argümanlara ve örneklere dönüp bizi şimdiki ana getiriyor.

Baştan aşağı gözden geçirilen bu baskı, Avrupa Birliği’nde ve ABD’nin çeşitli eyaletlerinde yapılan önemli reformları da kapsıyor ancak diğer taraftan Çin’de hayvansal ürünlere yönelik talebin artması nedeniyle endüstriyel çiftçilikteki devasa genişlemenin etkisini bize gösteriyor.

Et tüketimi bugün çevreye ciddi zarar veriyor ve COVID-19’dan bile daha kötü yeni virüslerin yayılma riskini artırıyor.

‘Hayvan Özgürlüğü Hemen Şimdi’, günümüzün en derin çevresel, sosyal ve ahlaki sorununa alternatif çözümler de içeriyor.

İkna edici bir biçimde vicdanlara ve adalet duygusuna seslenen bu çağrı ona şüpheyle bakanlar için de destek vermeye hazır kişiler için de okunması zorunlu bir eser.

  • Künye: Peter Singer – Hayvan Özgürleşmesi Hemen Şimdi, çeviren: Akın Emre Pilgir, Ayrıntı Yayınları, hayvan, 368 sayfa, 2024

Gary L. Francione, Anna Charlton – Hayvan Haklarını Savunmak (2024)

Şiddetin her türlüsün hüküm sürmeye devam ettiği bir çağda yaşıyoruz.

Bu şiddetin en büyük mağdurları da hayvanlar.

Her yıl milyonlarca hayvan; yiyecek, giyecek, ilaç, eğlence gibi amaçlarla öldürülüyor.

Ancak hayvanların ahlaken bir değeri olduğunu ve onların da hissedebildiğini düşünüyorsak hayvan sömürüsünü sona erdirmek zorundayız.

Abolisyon, insanların köleliğini ve insan sömürüsünü nasıl reddediyorsak hayvanların da sömürülmesini reddetmemiz gerektiğini ifade eder.

Abolistyonistler, hayvan hakları hareketini bir sosyal adalet hareketi olarak görür; hayvan sömürüsünü daha insani hâle getirmeye değil, onu sonlandırmaya çalışır.

Veganlığa da adaletle ilişkili bir mesele olarak yaklaşır.

Onlar için veganlık, ahlaki bir gerekliliktir.

Şiddeti reddederler ve veganlığı şiddetsiz bir yaşamın vazgeçilmez bir parçası sayarlar.

Bu kitap, Abolistyonist yaklaşımı sadece bir kuram olarak incelemek yerine aktivizm pratiklerine odaklanıyor; temel birtakım kavramları ele alarak hayvan hakları meselesine ilişkin kaygılarımızın pratik bir alanda nasıl karşılık bulabileceğini gösteriyor.

  • Künye: Gary L. Francione, Anna Charlton – Hayvan Haklarını Savunmak: Abolisyonist Veganın El Kitabı, çeviren: Eda Çivaş, Yeni İnsan Yayınevi, hayvan, 240 sayfa, 2024

Matt Brown – Hayvanlar Hakkında Doğru Bildiğiniz Yanlışlar (2024)

Develerin hörgüçlerinde su depolanır hatta saksağanlar da parlak nesneleri çalmaya bayılırlar.

Ya da biz hep böyle sandık.

Peki ya gerçekten böyle değilse?

Matt Brown, Doğru Bildiğiniz Yanlışlar serisinin bu kitabında, kendine özgü üslubuyla hayvanlar hakkındaki çeşitli efsaneleri inceliyor ve arkasındaki gerçekleri bir bir ortaya çıkarıyor.

Lemminglerin intihar etmek için kendilerini uçurumlardan attıkları efsanesinden yarasaların kör olduğu efsanesine, kafasını kuma sokan devekuşlarından hep dört ayak üzerine düşen kedilere, evcil hayvanlarımız hakkındaki zengin bilgilerden ürpertici sürüngenlere ve büyük memelilere kadar bu kitap hayvan kavramına ait çok sayıda gerçeği gözler önüne seriyor.

Ayrıca alışılmadık beslenme şekillerine ve filmlerde başrolü kapmış bazı hayvanların ne kadar yanlış formlarda gösterildiklerine dair ek bilgiler de var.

Eğlenceli yaklaşımıyla bu kitap, hayvanlar hakkında çocukluğumuzdan beri süregelen efsane ve hikâyeleri neşeyle çürütüyor ve sizlere keyifli ve bilgilendirici bir okuma sunuyor.

  • Künye: Matt Brown – Hayvanlar Hakkında Doğru Bildiğiniz Yanlışlar, çeviren: Sinan Akbaytürk, Orenda Kitap, hayvan, 160 sayfa, 2024

Michael J. Benton – Dinozorların Yeniden Keşfi (2024)

Dinozorlar, dünya tarihindeki gelmiş geçmiş en ilgi çekici ve gizemli yaratıklardan.

Dinozor temalı kitaplardan filmlere, modern kültürü şekillendirmeleri bir yana, bilim camiasını da uzun süredir meşgul ediyorlar.

Dinozorlar hakkında bir sürü teori ortaya atılıyor, öyle ki bunlar zaman zaman Jurassic Park’ın da dahil olduğu komplo teorilerine bile dönüşüyor.

Oysa, son yıllarda elde edilen yeni bulgular ve teknolojik ilerlemeler sayesinde bilimin artık dinozorlara dair hemen her soruya bir cevabı var:

  • Tüyleri ne renkti?
  • Ebeveyn bakımı nasıldı ve neyle besleniyorlardı?
  • Nasıl hareket ediyor ve koşuyorlardı?
  • Soyları neden ve nasıl tükenmişti?
  • En önemlisi, onları geri getirebilecek miyiz?

Ünlü paleontolog Michael J. Benton ‘Dinozorların Yeniden Keşfi’nde sadece bu soruları cevaplamakla kalmıyor; dinozorların hayatları, evrimleri ve bilimsel araştırmalardaki son keşifler hakkında da heyecan verici bir öykü anlatıyor.

En son paleontolojik kanıtları bir araya getirerek dinozor araştırmalarının spekülasyondan nasıl bilimsel bir alana dönüştüğünü açıklıyor.

Çin’den Patagonya’ya, Burma’dan İngiltere adasına, renkli görseller ve 120’den fazla dinozor çizimiyle bu muazzam canlıların peşinde, dinozor meraklılarına eşsiz bir okuma deneyimi sunuyor.

  • Künye: Michael J. Benton – Dinozorların Yeniden Keşfi: Bilimsel Bir Devrim Tarihi Nasıl Yeniden Yazıyor?, çeviren: Samet Öksüz, İrene Kitap, bilim, 392 sayfa, 2024

Henry Mance – İnsanların Şekillendirdiği Bir Dünyada Hayvanları Nasıl Sevmeli? (2024)

Hayvanları seviyoruz, fakat eylemlerimiz bu sevgiye sığıyor mu?

Sevgimizi sınavdan geçirsek, hayvan yaşamının değersizliği üzerine kurulmuş mezbahalarımız, bir günlükken yavrusundan koparılmış, meme iltihabı ve topallıkla boğuşan süt makinesi ineklerimiz, gaddarlığın vücut bulmuş hali olan balıkçılık yöntemlerimiz, hayvanların yapaylığa ve can sıkıntısına mahkûm edildiği hayvanat bahçelerimiz ve hatta cins hayvan hevesimiz yüzünden eklem sorunlarından ve türlü hastalıklardan mustarip köpeklerimiz, bu sınavdan geçebilir mi?

Henry Mance ‘Hayvanları Nasıl Sevmeli’de, sahne ışıklarını yüz çevirdiğimiz, yok saydığımız, görmezden geldiğimiz hoyratlığımıza çeviriyor.

Kendi sınavını vermek için bir mezbahada yüz yüze geldiği başı kopuk koyunun göğüs kafesine kuş bakışı bakıyor, dondurucu soğukta balık tutmaya, puslu ormanda geyik vurmaya çalışıyor.

Avcılıktan veganlığa uzanan yelpazede sevgisini tanımlamaya çalışırken okuru kendi kültürüne, alışkanlıklarına ve duygularına doğru zorlu bir yolculuğa çıkarıyor.

Sırça köşkünüzden çıkmaya, dünya üzerinde bıraktığımız ayak izini görmeye, hayvanlara adil muamelenin daha iyi yollarını aramaya hazır mısınız?

İnsanlar başka hayvanlarla bağlantı kurmak için kendi yollarını bulur, diyor Mance.

Sizinki ne olacak?

Henry Mance, Financial Times için siyaset ve çevre konularında yazıyor.

  • Künye: Henry Mance – İnsanların Şekillendirdiği Bir Dünyada Hayvanları Nasıl Sevmeli?, çeviren: Mehmet Doğan, Koç Üniversitesi Yayınları, inceleme, 400 sayfa, 2024