Tolga Şirin – Çevre, İnsan, Devlet (2015)

Bir hukukçunun kaleminden Anayasa üzerine güncel denemeler.

Çevre hakkı, suyun özelleştirilmesine ilişkin anayasal tecrübeler, kürtaj hakkı, yayın yasağı ve basın özgürlüğü, milliyetçilik ideolojisi ve anayasa, başkanlık tartışması ve tekçilik sorunu, Anayasa Mahkemesi ve ulusal seçim barajı, Tolga Şirin’in yazılarında odaklandığı önemli konulardın bazıları.

  • Künye: Tolga Şirin – Çevre, İnsan, Devlet, Tekin Yayınevi

A. Hilmi Seçkin – Bir Hâkime Yakışanı Yazdım (2018)

Hilmi Seçkin, meslek hayatı boyunca idealist değerlerinden, prensiplerinden taviz vermemiş has hâkimlerden biriydi.

Seçkin, “hakkaniyet”i tek ölçüt bilmiş, demokrasiye ve kuvvetler ayrılığına inanmış.

Siirt’te, yoksul bir ailede doğan Seçkin, daha sonra bin bir zorlukla hukuk okumuş, mezun olduktan sonra da başka genç bir hâkimle Ordu’da, Gölköy’de, Devrek’te ve Zonguldak’ta görev alıyor.

Bu kitap, idealist tavrından asla taviz vermemiş bir hâkimin mücadelelerle geçen hayatından dönüm noktalarını bizimle paylaşmasıyla önemli.

Seçkin, ailesinin soyağacından seferberlik anılarına, tehlikelerle dolu çocukluk yıllarından İkinci Dünya Savaşı günlerine, hukukçu olarak kariyerinin başlamasından 27 Mayıs, 12 Eylül darbelerine ve sıkıntılı demokrasi maceramıza pek çok konuyu bizimle paylaşıyor.

Seçkin’in anıları, yalnızca bir hukukçunun kişisel macerası olarak değil, Türkiye’nin yakın tarihinin sağlam bir hukuki ve siyasi tanıklığı olarak okunmalı.

Seçkin, kitabını şöyle tamamlıyor:

“Sağduyuyu egemen kılalım, kenetlenelim, özgürlük alanlarını genişletelim, demokrasiye, aydınlığa, uzlaşma kültürüne sahip çıkalım ve en önemlisi hep birlikte, Atatürk’ün bıraktığı noktadan yola devam edelim” diyerek tamamlıyor.

  • Künye: A. Hilmi Seçkin – Bir Hâkime Yakışanı Yazdım, Literatür Yayıncılık, anı, 248 sayfa, 2018

Kolektif – H. L. A. Hart ve Hukuk-Ahlâk Ayrımı (2015)

Modern hukuk felsefesinde bir gayya kuyusu olarak tanımlayabileceğimiz hukuk-ahlâk ilişkisini enine boyuna irdeleyen makaleler bu derlemede.

Kitaba katılan yazarlar, alanın en önemli kuramcılardan biri olarak kabul edilen H. L. A. Hart’ın hukuk-ahlâk konusuna getirdiği başlıca katkılara ve Hart ile Lord Devlin arasındaki tartışmaya odaklanmakta.

  • Künye: Kolektif – H. L. A. Hart ve Hukuk-Ahlâk Ayrımı, editör: Sercan Gürler, Tekin Yayınevi

Rona Aybay – İnsan Hakları Hukuku (2015)

İnsan hakları hukukuna ilişkin temel kavramlar ve sorunları açık-seçik bir üslupla ele alan bir rehber.

Rona Aybay’ın önemli çalışması, hem söz konusu kavramların tarih, ideoloji, uluslararası ilişkiler açılarından kapsamlı bir değerlendirmesini sunması hem de Türkiye’yi de ilgilendiren Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesiyle ilgili önemli bilgiler barındırmasıyla dikkat çekiyor.

  • Künye: Rona Aybay – İnsan Hakları Hukuku, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları

Ronald Dworkin – Hukukun Hükümranlığı (2018)

Ronald Dworkin’den, Anglo-Amerikan hukuk sisteminin ve bu sistemin ortaya koyduğu ilkelerin derinlikli bir analizi.

Hukuk, siyaset ve ahlak arasındaki ilişkiyi de ustalıkla irdeleyen Dworkin, hukuk sisteminin en hassas sorularından birini tartışarak kitabına başlıyor:

Zorlu davalar söz konusu olunca, yargıçlar hukuki olanı nasıl belirler ve nasıl belirlemelidir?

Dworkin’e göre bir yargıcın karar vermesinde, geçmiş içtihatlardan ziyade, yargıcın bizzat kendisinin yorumu belirleyici olmalıdır.

Buradan hareketle yorumlamanın genel bir teorisini üreten düşünür, bir yorumu diğerlerinden üstün kılan öğelerin neler olduğunu gözler önüne seriyor.

“Yargıçların nasıl karar verdikleri çeşitli şekillerde önem taşıdığından, hukukun ne olduğuna dair düşünceleri de önemlidir, dolayısıyla bu konuda anlaşmazlık yaşadıklarında, sahip oldukları anlaşmazlığın hangi türden olduğu da önemlidir.” diyen Dworkin, hukukun en temel noktasının, bir siyasi birliğin, yine aynı birliğe tabi bütün unsurlara karşı tutarlı ve ilkeli bir tutum sergileme gereksinimini karşılamak olduğunu belirtiyor.

  • Künye: Ronald Dworkin – Hukukun Hükümranlığı, çeviren: Ertuğrul Uzun, Nora Kitap, hukuk, 552 sayfa, 2018

Fatmagül Demirel – Adliye Nezareti (2009)

Fatmagül Demirel bu önemli çalışmasında, Osmanlı Devleti’nin son döneminde adliye teşkilatının yapısını, işleyişini ve toplumsal rolünü Adliye Nezareti bağlamında analiz ediyor.

Demirel bu analizi, nezaretin ilki 1879, ikincisi de 1911 yılında hazırlanan teşkilat nizamnamelerini temel alarak yapıyor.

Kitapta ele alınan kimi konular şöyle:

  • Adliye Nezareti’nin idari teşkilatı ve nezarete bağlı komisyonların işleyişiyle nezarete bağlı memurlar,
  • 1879 tarihinde çıkarılan Teşkilat-ı Mehakim Kanunu’yla kurulan mahkemelerin idari teşkilatı ve işleyişi,
  • Adliye müfettişlikleri, müddei-i umumilik, dava vekilleri ve mukavelat muharrirleri gibi, adli teşkilatta ilk defa ortaya çıkan yeni birimler…

Demirel’in çalışması, Osmanlı’nın adalet sisteminin nasıl bir değişim süreci izlediğini, kapsamlı olarak okurlara sunuyor.

  • Künye: Fatmagül Demirel – Adliye Nezareti: Kuruluşu ve Faaliyetleri, Boğaziçi Üniversitesi Yayınları, tarih, 344 sayfa

Hasan Kaplan – Dik Dur, Devrimci Ol! (2015)

12 Eylül’ün tüm gaddarlığına ve korku siyasetine inat, hukuka bağlılığından taviz vermeyen sıra dışı bir hâkim: Arif Hikmet Korkmaz.

Bu anı kitabı, Korkmaz’ın 12 Eylül mahkemelerinde kimi zaman askeri yönetime ve onun yereldeki komutanlarına kimi zaman sanıklara yönelttiği eleştiriler ile sanıklar ve tanıklarla arasında geçen ciddi ve mizahi diyalogları aktarıyor.

  • Künye: Hasan Kaplan – Dik Dur, Devrimci Ol!, Su Yayınevi

Costas Douzinas – İnsan Haklarının Sonu (2018)

Tarihsel olarak insan haklarına bakıldığında, eski zamanlardan bugüne bu idealin olağanüstü bir gelişme yaşadığı görülür.

Peki, gerçekte durum nasıl?

Bugün insan haklarının, bazı durumlarda geçmişte bile görülmemiş şekilde ihlal edildiğinin pek çok örneği var.

Costas Douzinas’ın bu önemli incelemesi, tam da bu paradoksu, hem tarihsel hem de kuramsal boyutlarıyla enine boyuna tartışmasıyla önemli bir boşluğu dolduruyor.

İnsanlık tarihinde doğal hukukun ortaya çıkması ve bu yönde verilen uzun mücadelelerle kitabına başlayan Douzinas, bu mücadeleler sonucunda kazanılan hakların birey ve toplumlar kadar hükümetleri de nasıl dönüştürdüğünü ortaya koyuyor.

Yazar devamında da, 18. yüzyılda insan hakları idealinin ortaya çıkışını, bu durumun hukuk ve toplum ilişkisine getirdiği katkıları, hükümetlerin bu ideali bir yandan benimseyip öte yandan nasıl törpülediklerini değerlendiriyor.

Douzinas ayrıca, Kant, Burke, Hegel, Marx, Heidegger ve Sartre’ın fikirlerinden yola çıkarak insan haklarının felsefi dinamiklerini aydınlatıyor ve günümüzdeki insan hakları ihlallerinin nedenlerini de irdeleyerek, güçlü bir insan hakları yaklaşımının hukuki, siyasi ve ahlaki temellerinin neler olduğunu tartışıyor.

  • Künye. Costas Douzinas – İnsan Haklarının Sonu, çeviren: Kasım Akbaş ve Umre Deniz Tuna, Dipnot Yayınları, hukuk, 424 sayfa, 2018

Lewis Lyons – Cezalandırmanın Tarihi (2018)

Sicilya, Addaura’daki Yontma Taş Devri’ne ait mağaraların birinde, ayağa kalkmaya çalıştığı takdirde kendi kendisini boğacak şekilde bağlanarak yere oturtulmuş bir adam ve etrafında ayakta duran birkaç insanın bulunduğu bir sahne resmedilmiştir.

Bu oyma, cezalandırmanın en eski kaydı olarak değerlendirilir.

Başka bir deyişle bu oyma, cezalandırmanın tarihinin, insanın tarihi kadar eskiye dayandığının kanıtıdır.

İşte Lewis Lyons da bu önemli kitabında, insanlık tarihine koşut bir şekilde ortaya çıkmış ve gelişmiş cezalandırmanın tarihsel dönüşümünü kayda alıyor.

Kitabın ilk dört bölümü, modern zamanların hukuk ve ceza sisteminin temelini oluşturan cezalandırmaya dair eski fikir ve eylemlerin Avrupa, Orta Doğu ve Asya’daki ilk medeniyetlerden itibaren tarihi bir değerlendirmesini sunuyor.

Kitabın son dört bölümü ise, hapis, bedensel ceza, idam ve dünya çapında kullanımı kanundışı olarak kabul edilen, fakat bir dönemler yargı sürecinin temel unsurunu oluşturan işkence gibi, dört ana cezalandırma yöntemi üzerine araştırmalardan oluşuyor.

Günümüzde de Hammurabi döneminde olduğu gibi kısas, caydırma, engelleme ve ıslah; cezalandırmanın temel nedenlerini oluşturuyor.

Lyons’un kitabı ise, cezalandırmanın tarihsel serüvenini kapsamlı bir bakışla izlemesiyle büyük bir boşluğu dolduruyor.

  • Künye: Lewis Lyons – Cezalandırmanın Tarihi, çeviren: Silya Zengilli, Paris Yayınları, hukuk, 245 sayfa

Arthur Schopenhauer – Hukuk, Ahlak ve Siyaset Üzerine (2009)

‘Hukuk, Ahlak ve Siyaset Üzerine’, Alman filozof Arthur Schopenhauer’un iki makalesini bir araya getiriyor.

İnsanı en ahlaksız ve en bencil varlık olarak tanımlayan Schopenhauer, günümüz dünyasını maskeli baloya benzetir.

Filozof, maskeli balonun devam ettiğine dair en iyi işaretin de, “Alçaklığın gördüğü himaye, erdemin çektiği aldırmazlık, hakikate ve büyük yeteneklere tahammülsüzlük hatta garazkârlık, bilim adamlarının kendi sahasındaki cehaleti, halis mamullerin neredeyse her zaman aşağılanması ve sadece sahtelerinin baş tacı edilmesi”dir.

Schopenhauer, böylesi bir toplumda ahlak, hukuk ve siyasetin nasıl hayat bulacağını irdeliyor.

  • Künye: Arthur Schopenhauer – Hukuk, Ahlak ve Siyaset Üzerine, çeviren: Ahmet Aydoğan, Say Yayınları, felsefe, 127 sayfa