Melda Yaman ve Özgür Öztürk – Metaların Kerameti (2019)

Melda Yaman ve Özgür Öztürk bu şahane çalışmalarında metaların kendinden menkul görünen kerametinin peşine düşüyor.

Marx’ın ‘Kapital’de geliştirdiği analizi temel izlek edinen yazarlar, bununla da yetinmeyerek metaya ve meta mübadelesine ilişkin, Marx’ı önceleyen Adam Smith ile David Ricardo gibi politik iktisatçıların analizlerine, daha da ileriye uzanarak antik felsefeye giderek politik iktisadın da öncülü kabul edilen Aristoteles’e kulak veriyor.

Yaman ve Öztürk, Marx’ın teorisini incelemeden önce antropolojiden Aristoteles’e, Aristoteles’ten politik iktisada çeşitli analizlerin genel hatlarıyla üstünden geçiyor.

Kitapta,

  • Metanın, meta mübadelesinin ve değerin arkaik kökenleri,
  • Marx’tan 2 bin 200 yıl önce meta mübadelesine ilk kez sistematik biçimde değinen Aristoteles’in katkıları,
  • Marx’ın teorisini hem ondan beslenerek hem de onu eleştirerek inşa ettiği politik iktisat, özellikle de Adam Smith ile David Ricardo’nun teorileri,
  • Marx’ın ‘Kapital’deki, metadan başlayıp değere ve soyut emeğe uzanan analizi,
  • Tarihte, antropolojide ve ilk toplumlarda meta,
  • Politik iktisatta meta ve değer,
  • Meta olarak para,
  • Metaların fetiş karakteri,
  • Ve meta olarak emek gücü gibi birçok ilgi çekici konu tartışılıyor.

Çalışmanın, metaya ve değere ilişkin yeni düşüncelere, yeni sorulara vesile olacağını, daha ileri analizlere kapı aralayacağını söylemeliyiz.

Öğretim üyeleri iken KHK ile üniversitelerindeki işlerinden atılan Melda Yaman ve Özgür Öztürk, bu süreçten sonra da üretmeye devam eden değerli hocalarımızdan.

Bunun güncel örneği olan elimizdeki kitapları da, Ankara Dayanışma Akademisi’nde verdikleri derslerin ürünü.

  • Künye: Melda Yaman ve Özgür Öztürk – Metaların Kerameti, İletişim Yayınları, iktisat, 230 sayfa, 2018

Costas Lapavitsas – Üretmeden Kâr Etmek (2019)

Kimileri finansallaşmayı, rantiyenin üretken kapitaliste karşı zaferi olarak tanımlar.

Fakat finansallaşma, ortaya çıktığı son otuz yıl boyunca farklı aşamalardan geçip bugüne geldi ve şimdi, özellikle en büyüğü 2007’de görülen krize bakıldığında, özünde krizlere meyilli bir sistemdir.

İşte Costas Lapavitsas, Marksist bir temele oturttuğu ‘Üretmeden Kâr Etmek’te, hem finans kapitalizmin kendine özgü yapısını açıklıyor hem bunun yarattığı kriz ve tahribatları ortaya koyuyor ve hem de finansı kontrol edebilmek için neler yapabileceğimizi irdeliyor.

Lapavitsas, finansallaşmayı finans-dışı şirketler, bankalar ve hanehalkının davranışlarındaki dönüşümü merkeze alarak irdeliyor ve devamında da:

  • Finans-dışı şirketlerin finansal işlemlere gittikçe daha fazla dâhil olmasının sonuçlarını,
  • Bankaların şirketlere borç vermektense serbest piyasa işlemlerine ve hanehalkıyla girişilen finansal işlemlere yönelmesini ve bunun yansımalarını,
  • Hanehalkının borçlar ve varlıklar bakımından finans sistemine daha fazla dâhil olmasının sonuçlarını,
  • Ve Finansallaşmanın gelişmekte olan ülkeler için nasıl bağımlılıklar yarattığını ayrıntılı bir şekilde ortaya koyuyor.

Lapavitsas’ın bunu yaparken Marksist para ve finans teorisini ustaca kullanıyor ve bu bağlamda Marx, Hilferding ve Lenin gibi teorisyenlerin fikirlerine başvuruyor.

  • Künye: Costas Lapavitsas – Üretmeden Kâr Etmek: Finans Hepimizi Nasıl Sömürüyor, çeviren: Yasin Emre Kara, Koç Üniversitesi Yayınları, iktisat, 416 sayfa, 2019

Yahya S. Tezel – Cumhuriyet Döneminin İktisadi Tarihi (2015)

Türkiye’nin 1923-1950 arasındaki iktisadi büyümesini belli başlı olgular üzerinden inceleyen kapsamlı bir araştırma.

Cumhuriyetin devraldığı iktisadi kaynaklar, yabancı sermaye ile ilişkiler, devlet kapitalizmi ve sanayileşme, tarım sektöründe gelişmeler ve kamu kesiminde sermaye birikimi, kitaptaki kimi ilginç konulardan.

  • Künye: Yahya S. Tezel – Cumhuriyet Döneminin İktisadi Tarihi, İş Kültür Yayınları

Paul Sweezy – Marksizm Üzerine Dört Ders (2009)

Önde gelen Marksist iktisatçılardan Paul Sweezy ‘Marksizm Üzerine Dört Ders’te, Marksizmin temellerine iniyor ve buradan bakarak emperyalizmin işleyiş tarzına ışık tutuyor.

Kitabın ilk dersinde, diyalektik düşünce tarzı ve Marksist materyalizm anlayışı anlatılıyor.

Sweezy bu bölümde ayrıca, kendisini Marksizme yönelten hususları da okurlarıyla paylaşıyor.

Kitabının ikinci dersinde, kapitalizmin çelişkilerine odaklanan yazar, bu çelişkileri açıklamak için meta, sermaye, artık değer gibi kategorilere başvuruyor.

Merkez ile çevre arasındaki ilişkiler ile çelişkiler Sweezy’nin üçüncü dersini, Marksizmin günümüzdeki sorunları ile geleceğine dair öngörüler ise dördüncü dersini oluşturuyor.

  • Künye: Paul Sweezy – Marksizm Üzerine Dört Ders, çeviren: Tuncel Öncel, Yordam Kitap, siyaset, 157 sayfa

A. Suut Doğruel ve Fatma Doğruel – Bıçak Sırtında Büyüme ve İstikrar (2018)

Geniş halk kesimlerinin gelir düzeyini baskı altında tutan istikrar programları, 1980’li yıllardan başlayarak, IMF ve Dünya Bankası’nın gözetiminde, yirmi yıl boyunca varlığını sürdürdü.

Küresel düzeyde rahat bir ekonomik ortama vesile olan bu programlar, 2000’li yılların ilk yarısına kadar sürdü.

2006’da ilk baskısı yapılan ve şimdi güncellenmiş bir baskıyla raflardaki yerini alan bu kitabın yazarları ise, söz konusu dönemdeki makroekonomik göstergelerdeki göreli iyileşmeye boş bir iyimserlik yerine şüpheyle yaklaşıyor ve bu sistemin dünyanın farklı ülkelerindeki macerasını karşılaştırmalı bir bakışla inceliyor.

Kitabın bu baskısında, 2008 Finansal Krizi’nin küresel düzeydeki etkilerini de analiz eden yazarlar, bu krizin de ortaya koyduğu gibi, sorunun sadece gelişmekte olan ülkelerde değil, gelişmiş ülkelerde de olabileceğini gözler önüne seriyor.

Makroekonomik dengesizlik sorunlarının başta Türkiye ve Arjantin olmak üzere bazı ülkelerde yeniden ortaya çıkışını ve bir kez daha Türkiye ekonomisinin geleceğinin belirsizliğe sürüklenişini kapsamlı bir şekilde analiz eden yazarlar, günümüz ekonomi politikalarını küreselleşme, büyüme ve istikrar kavramları çerçevesinde anlamak konusunda bir başvuru kaynağı ortaya koymuş.

  • Künye: A. Suut Doğruel ve Fatma Doğruel – Bıçak Sırtında Büyüme ve İstikrar, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, iktisat, 290 sayfa, 2018

Meghnad Desai – Marksist İktisat Teorisi (2009)

Meghnad Desai’nin, özellikle genç iktisat öğrencilerini hedefleyen ‘Marksist İktisat Teorisi’, Marx’ın iktisat teorisini bir bütün olarak anlatıyor.

Fakat Desai’nin, Marksist iktisadı yaşayan bir teori olarak ele alması ve bir yandan eksiklik ve hatta yanlışlıklarını vurgularken, öte yandan kapitalizmin çağımızdaki dinamiğini de açıklayacak yönde geliştirmesi için öneriler sunması, eseri sıradan bir ders kitabından daha nitelikli kılıyor.

Kitap, iktisat eğitiminin bütünüyle Anglosakson geleneğini takip ettiği Türkiye’de de, bir alternatif sunmasıyla ilgi çekiyor.

  • Künye: Meghnad Desai – Marksist İktisat Teorisi, çeviren: Nail Satlıgan, Efil Yayınevi, iktisat, 178 sayfa

Cengiz Kallek – Sosyal Servet (2015)

İslam iktisat tarihine katkı sunan, İslâm’da yönetim-piyasa ilişkisini araştıran bir inceleme.

İslâm’da üretim faktörleri ve mal piyasalarına dair düzenlemeler, piyasalara müdahaleleri gerçekleştiren devlet organı konumundaki “Hisbe” kurumunun yapısı ve Hz. Ömer’in servetlerini müsadere ettiği devlet memurları konularında bilgilenmek isteyenler, bu kitaba muhakkak bakmalı.

  • Künye: Cengiz Kallek – Sosyal Servet: İslam’da Yönetim-Piyasa İlişkisi, Klasik Yayınları

Özcan Şabudak – Unutulmuş Bir Devletçi İktisat Vekili: Mustafa Şeref Özkan (2009)

Özcan Şabudak elimizdeki eserinde, bir Osmanlı bürokratı olan Mustafa Şeref Özkan’ın, Milli iktisat ve ekonomi politikaları alanında yaptığı çalışmaları anlatıyor.

Özkan’ın II. Meşrutiyet sonrası bir İttihatçı bürokrat olarak başladığı ve Cumhuriyet döneminde de devam eden siyasi yaşamı boyunca sürdürdüğü çalışmalarını derleyen Şabudak, Özkan’ın sahip olduğu iktisadi görüşlerini ayrıntılı şekilde ortaya koyuyor.

Kitapta, Özkan’ın hayatı ve hakkında söylenenler, savaş yıllarında yürüttüğü Ticaret ve Ziraat Müsteşarlığı ile Nazırlık görevleri, Cumhuriyet öncesindeki çalışmaları ve 1930-1932 yılları arasında yaptığı çalışmaları sunuluyor.

  • Künye: Özcan Şabudak – Unutulmuş Bir Devletçi İktisat Vekili: Mustafa Şeref Özkan, Libra Kitap, biyografi, 187 sayfa

Aslıhan Aykaç – Dayanışma Ekonomileri (2018)

Dünyayı sarsan ekonomik krizlere, artan işsizliğe, göç sorununa, belirsizliğin artışına, sağ iktidarların hızla yükselmesine ve demokrasinin yozlaşmasına bakıldığında, küreselleşmenin vaatlerinden hiçbirinin gerçekleşmediği görülüyor.

Bugün yaşadığımız kriz, yalnızca küreselleşme krizi değil.

Bilakis onun zeminini oluşturan kapitalist dünya ekonomisinin ve ulus-devletin krizidir.

Burada daha önce ‘Yeni İşler, Yeni İşçiler‘ adlı kitabına da yer verdiğimiz Aslıhan Aykaç elimizdeki önemli çalışmasında da, kapitalizmin ekonomik yaklaşımına alternatif dayanışmacı bir ekonomi modeli sunuyor.

Kitapta ortaya konan dayanışma seçeneği ise, ekonomik konular yerine toplumsal konulara öncelik veren bir politik ve ekonomik örgütlenmeyi odağına alan yeni bir düşünme biçimi öneriyor.

Kitapta,

  • Üretimde ve bölüşümde dayanışmayı odağına alan ekonomiler ve ağların imkânları ve sınırlarının neler olduğu,
  • Günümüzün çürüyen demokrasileri karşısında “işyeri demokrasisine” vurgu yapmanın önemi,
  • İş ve çalışmanın niteliğinde ortaya çıkan güncel değişimler,
  • Küresel ekonomi içinde emeğin bugünkü durumu,
  • Ve bunun gibi pek çok konu tartışılıyor.

Çalışma, dünyanın farklı yerlerinden dayanışma ekonomilerine örnekler vermesi ve küresel ekonomiye devlet ve piyasa dışındaki alternatifleri tartışmasıyla büyük önem arz ediyor.

Aykaç, kapitalist piyasanın kuralları (arz, talep, tam rekabet ve diğerleri) geniş bir kitlenin ihtiyaçlarını karşılama, dayanışmaya dayalı, çevreye duyarlı ve adil bir üretim sistemi karşısında ikincil konumda olduğu gerçeğini hatırlatıyor.

Yazar, dayanışma ekonomilerinin ise, üretim ve bölüşümü aynı kurumsal ve toplumsal çerçeve içinde birleştirerek toplumun farklı kesimleri arasında ortaya çıkacak çıkar çatışmalarını önlemeyi hedeflediğini belirtiyor.

Kitaptan birkaç alıntı:

“Gelecek kuşakların politik ve ekonomik örgütlenmesinin öncülü kapitalist dünya ekonomisi ve ulus-devlet olmayacak. İnsanların taleplerini ekonomik kalkınma, eşitlik, siyasi temsil ve demokrasi gibi genel kategorilerde toplamak mümkün değil. Yeni toplumsal hareketlerde gündem yaratan talepler çok daha çeşitlidir ve aynı zamanda kesişimseldir; bu talepleri verimlilik, gelişme veya optimal denge gibi tamamen rasyonel seçeneklerle karşılamak bugünün şartlarında oldukça zordur.” s. 16

“Dayanışma alternatifi tek bir biçimde, standart bir kurumsal yapıda veya tipik bir ekonomik alana ait olarak ortaya çıkmaz. Dayanışma, farklı biçimlerde yereldeki insan kaynağını ve doğal kaynakları kullanarak gelişir.” s.17

“Kapitalist dünya ekonomisinin arızaları sıklaştıkça yerel örgütlenmeler ve toplumsal olana yönelik ilginin yoğunlaşacağı öngörülebilir. Bundan sonraki iş, bu dağınık, düzensiz dönüşümden bir anlam yaratmak olacak.” s. 18-19

“Modern ve çalışkan bir toplumu ortaya çıkaracak lineer ve bütünsel bir yolun evrensel olarak dayatılması yalnızca bir illüzyona yol açar. Modern toplum, içinde bulunduğu toplumsal, çevresel sorunlar ve ekonomik kısıtlarla, bir ideal tip olmaktan çok uzaktır.” s. 19-20

  • Künye: Aslıhan Aykaç – Dayanışma Ekonomileri: Üretim ve Bölüşüme Alternatif Yaklaşımlar, Metis Yayınları, iktisat, 280 sayfa, 2018

Kolektif – Hepsi Aynı Şeyi Söyleyecekse Bu Kadar Çok İktisatçıya Ne Gerek Var? (2018)

İktisat biliminin ne denli kötü uygulanabileceğinin, özellikle de bu alanda nasıl bir dogmatik düşüncenin egemen olduğunun en çarpıcı örneği 2008 ekonomik kriziydi.

Zira o dönemde ana akım iktisatçılar tümüyle tozpembe bir tablo çizmiş, krizlerin artık yaşanmayacağı gibi büyük laflar edip durmuşlardı.

Özetle söz konusu krizden bu iktisatçıların haberi bile yoktu.

Peki, nasıl oluyor da, sözüm ona “uzmanlar” neden hâlâ televizyonlarda boy gösterip iktisatla ilgili bildikleri şeyleri tek ve alternatifsiz gerçeklermiş gibi sunmaya devam ediyor.

İşte bir grup Fransız araştırmacının başlattığı daha sonra dünya çapında karşılık bulan bu manifesto da, iktisat alanındaki tek sesliliğe karşı çıkıyor, farklı iktisadi yaklaşımların serpilebileceği bir ortamın yaratılması ve bilimsel özgürlüğün önündeki engellerin ortadan kaldırılması çağrısında bulunuyor.

İktisatla ilgili bilgilerin tarafsız ve nesnel bilgiler olması gerektiğini belirten yazarlar, bilginin tekelleşmesine karşı çıkan, yeni araştırma programlarına üniversitelerde yer verilmesi gerektiğini vurguluyor.

Kitabın yazarları ise şöyle: Philippe Batifoulier, Bernard Chavance, Olivier Favereau, Sophie Jallais, Agnès Labrousse, Thomas Lamarche, André Orléan ve Bruno Tinel.

  • Künye: Kolektif – Hepsi Aynı Şeyi Söyleyecekse Bu Kadar Çok İktisatçıya Ne Gerek Var?: Çoksesli Bir İktisat İçin Manifesto, çeviren: Çınla Akdere, İletişim Yayınları, iktisat, 96 sayfa, 2018