Roland Ennos – Ahşap Çağı (2023)

Ağaçlarda yaşayan küçük primatların torunları nasıl kendi ayakları üzerinde durarak dünyayı ele geçirmeyi başardılar?

Roland Ennos ‘Ahşap Çağı’nda insanlığın başarısının anahtarının ahşapla ilişkimiz olduğunu gösterirken bizi, yuvalarını ağaçların arasına kuran büyük maymunlardan, ateş, barınak, alet ve silahlar için tahtaya bağımlı olan ilk insanlara ve sonrasında tekerleğin, kâğıdın ve matbaanın icadına nasıl götürdüğünü anlatıyor.

Ennos antropoloji, arkeoloji, mimarlık, tarih ve mühendislik alanlarındaki mevcut kanıtları yeniden yorumlayarak ahşabın benzersiz özelliklerden yararlanma becerimizin bedenlerimizi ve zihinlerimizi nasıl şekillendirdiğini açıklarken bir yandan da sanayileşmenin yıkıcı tablosunu gözler önüne sererek ağaçları anlamanın geleneksel yollarını yeniden keşfetmenin iklim değişikliği ile mücadele etmeye nasıl yardımcı olabileceğine ve yaşamlarımızı doğayla nasıl daha dengeli hale getirebileceğimize dair öneriler sunuyor.

  • Künye: Roland Ennos – Ahşap Çağı: En Kullanışlı Malzememiz ve Uygarlığın İnşası, çeviren: Mihriban Doğan, Say Yayınları, inceleme, 344 sayfa, 2023

Kolektif – Hareketliliğin Doğası (2023)

Antikçağ’dan günümüze insanların, fikirlerin ve nesnelerin dolaşımına odaklanan ufuk açıcı makaleler bu kitapta.

Doğu Roma’dan İran’a felsefi hareket, geminin hareketi, gezgin zanaatkârlar ve daha fazlası.

Kitapta,

  • Hareket üzerine Antik dönemden modern döneme uzanan tartışmalar,
  • Zanaat uzmanlığının gelişiminde gezgin zanaatkârlar,
  • Arkaik dönemde İspanya’daki Grek kolonileri,
  • Geç Antikçağda Doğu Roma’dan İran’a felsefi hareketler,
  • Oryantalist durağan toplum tezi karşısında “miskin doğu”ya yönelik tartışmalar,
  • Bir “var olma” biçimi olarak göç,
  • Antikçağda kült heykellerin hareketliliği,
  • Tasvirlerle İsrailoğullarının göçü,
  • Bizans sanatında Kızıldeniz ve Kızıldeniz’den geçiş sahneleri,
  • Ve geç Antikçağda tutsaklık gibi pek çok ilgi çekici konu ele alınıyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Dinçer Çevik, Şerife Çakar, Pınar Çağnis, Ülkü Kara, Emine Bilgiç Kavak, Tevfik Orkun Develi, Çağlar Özbek, Uğur Can Köşk, Esen Kaya, Dilek Maktal Canko, Hatice Demir, Pınar Serdar Dinçer ve İlkgül Kaya.

  • Künye: Kolektif – Hareketliliğin Doğası: Antikçağdan Günümüze İnsanlar, Fikirler ve Nesnelerin Dolaşımı, editör: Emine Bilgiç Kavak, Hatice Demir ve Esen Kaya, Alfa Yayınları, inceleme, 352 sayfa, 2023

Hasan Turgut – Araziyi Düzleştirmek (2023)

Kavganın ve mücadelenin şairi Gülten Akın’ın şiiri üzerine çok yönlü bir inceleme.

Hasan Turgut Gülten Akın’ın şiiri üstüne bu kapsamlı incelemesine, ortadan, “aktivizm dönemi” olarak düşünülebilecek orta döneminden başlıyor ve “keşif dönemi” denebilecek ilk dönemi ile “melez dönem” denebilecek son dönemini bu ortaya referansla anlamlandırmaya çalışıyor.

“Dönemsel arayışların yön vermesiyle aldığı formlar değişse de daima acil ve meşru bir talep olarak gündeme taşınan eşitlik, gücünü artırır ve bu gücünü muhafaza etmeyi sürdürür. Buradan bakıldığında, Akın şiiri, herkes ve her şey için eşitlik kurmaya çalışan bir sistem uğruna verilen mücadelenin ve bu mücadeleye eşlik eden kaçınılmaz zorlukların izdüşümüne dönüşmektedir,” diyen Turgut, Gülten Akın’ın şiirindeki eşitlik ve ortaklık arayışını Bruno Latour’un aktör-ağ teorisi ve Kojin Karatani’nin izonomi kavramından yola çıkarak okuyor.

Şairin ana güzergâhlarının yanı sıra sapaklarını da dikkate alan kitap ortaklık alanı olarak ilk bölümde şehre, ikinci bölümde doğaya, üçüncü bölümde anneliğe, dördüncü bölümde kanona ve zeyil bölümünde ise özel olarak Maraş’ın ve Ökkeş’in Destanı’na odaklanıyor.

Kitabı, Gülten Akın şiirine olduğu kadar genel olarak edebiyat inceleme ve eleştirisine de ilgi duyan bütün okurlara öneriyoruz.

  • Künye: Hasan Turgut – Araziyi Düzleştirmek: Gülten Akın Şiirinde Ortaklığın İnşası, Metis Yayınları, inceleme, 216 sayfa, 2023

Hacer Foggo – Askıda Hayatlar (2022)

Yokluğun öyküsü, yok oluşun, bitişin, her gün yeniden tükenişin öyküsüdür.

Hacer Foggo bu çarpıcı çalışmasında, yokluğa ve yoksulluğa kilitlenen, yokluk ve varlık arasında görünmeyenlerin öykülerini anlatıyor.

Yıllardır yoksulların, kentsel dönüşümle yerlerinden edilenlerin yanında yer alan Foggo, ‘Askıda Hayatlar’da Türkiye’nin görünmeyen yüzünü gösteriyor, duyulmayan sesini duyuruyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Derin yoksulluk aynı zamanda bir sosyal dışlanma sorunu. Susan Sontag’ın ‘Başkalarının Acısına Bakmak’ adlı kitabında söylediği gibi, ‘gerçekliğin, seyirlik bir manzaraya dönüşmesi’ hali bütün bu yaşananlar. Patates, soğan kuyruğu, ekmek kuyruğu ve sonunda da yokluk/yoksunluk, sizi ‘Askıda ne var?’ arayışına kadar götürüyor.

Askıda geçen hayatların karşısında bir çözüm, bir politika üretmesini beklediklerimiz, duymak istediğimiz politikalar yerine, derinleşen yoksulluğun bir ‘güvenlik’, bir ‘vatan savunması’ sorunu olduğunu söyleyerek ve herkesin de böyle düşünmesini isteyerek yoksullar üzerinde baskı kuruyorlar. Hatta o kadar ileri gidiliyor ki kendileri yoksulluk yaşamasa da yoksulluk içinde yaşayanlar için ‘menüler’, ‘küçük porsiyonlar’, ‘yarım simitler’ öneriyorlar. Bütün bunlar işe yaramadığında da ‘İş beğenmiyorlar’ diye suçluyorlar.”

  • Künye: Hacer Foggo – Askıda Hayatlar: Yoksulluk Günlükleri, Doğan Kitap, inceleme, 216 sayfa, 2022

Edward Said – Seçme Eserler (2023)

Edward Said, tanık olduğu olaylara alışılmışın ve anaakımın dışında, titiz, bilimsel ve polemikçi bir tavırla yaklaşan sıra dışı bir entelektüel.

Ölümünün yarattığı boşluğa rağmen, eserleriyle ve politik tutumuyla bugünün tartışmalarına ışık tutmaya devam ediyor.

Said’in kariyerindeki 40 yıllık dönemin ürünlerini kapsayan ‘Seçme Eserler’, onun entelektüel yolculuğunu, ilham aldığı kaynakları ve ilgi alanının genişliğini keşfetmek için eşi bulunmaz bir fırsat.

‘Seçme Eserler’, Said’in eserlerindeki temel tartışma noktalarını ve metinleri kapsıyor.

Yazarın yaşamöyküsü ile akademik faaliyetleri arasındaki ilişkinin bütünlüklü bir biçimde takip edilebileceği bir izleği okurlara sunuyor.

Böylece Said’in erken dönem esinlenmelerinden Sarkiyatçılık’a ve oradan ömrünün son döneminde kaleme aldıklarına uzanan, ayaklarını edebiyat ve kültür eleştirisinin oluşturduğu bir köprü kuruluyor.

‘Seçme Eserler’, hem Said ile yeni tanışacaklar hem Said okurları hem de onun düşünsel mirası üzerine çalışanlar için çok önemli bir kaynak.

  • Künye: Edward Said – Seçme Eserler (1966-2006), editör: Moustafa Bayoumi ve Andrew Rubin, çeviren: Aslı Önal, Ayrıntı Yayınları, inceleme, 576 sayfa, 2023

Jack Zipes – Grimmlerin Mirası (2023)

On sekizinci yüzyılın sonlarında Almanya’da dünyaya gelen Grimm Kardeşler, Jacob ve Wilhelm, çeşitli Alman lehçelerindeki masalları köy köy, kasaba kasaba gezerek derlemiş ve Alman dilinin tüm inceliklerine hâkim olan iki dilbilimci olarak, bu dile büyük katkılarda bulunmuşlardı.

Derledikleri masalları ‘Kinder-und Hausmarchen’ (Çocuk ve Ev Masalları) adı altında yayımlayan Grimmler, yetişkinleri hedef alan masallarının zaman içinde çocuk masallarına dönüşmesini, dünyanın tüm ülkelerinde tanınıyor olmalarını ve masallarının özellikle Amerika tarafından sahiplenilip Disneyleştirilmesini hiç beklemiyorlardı muhakkak.

‘Grimmlerin Mirası’, “Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler”den “Uyuyan Güzel”e, “Hansel ile Gretel”den “Parmak Çocuk”a, “Kırmızı Başlıklı Kız”dan “Bremen Mızıkacıları”na kadar hepimizin çocukken dinlediği, okuduğu ve izlediği masalların kaynağına dönüp, onlara giden parıltılı dünyanın kapılarını ardına kadar açıyor.

  • Künye: Jack Zipes – Grimmlerin Mirası: Grimmlerin Halk Hikâyeleri ve Peri Masallarının Büyüsü, çeviren: Nuray Önoğlu, Alfa Yayınları, inceleme, 468 sayfa, 2023

Nuccio Ordine – İnsan Ada Değildir (2022)

Nuccio Ordine’nin ‘İnsan Ada Değildir’de bir araya getirdiği pek çok yazar, şair ve düşünür ortak bir ide etrafında toplanır: “Hiç kimse ada değildir, kendi başına bütün de değildir; herkes kıtanın bir kısmı, okyanusun bir parçasıdır.”

Aristoteles’ten Sadi’ye, Shakespeare’den Virginia Woolf’a, Tolstoy’dan Camus’ya, T. S. Eliot’tan Ernest Hemingway’e kadar adları tüm dünyada bilinen bu kişiler farklı dillerde, farklı cümlelerle aynı şeyi söylemiştir aslında: Hepimiz aynı bedenin farklı uzuvları, hepimiz bir okyanusun dalgalarıyız.

Birbirimize bağlı olduğumuz hakikatini kavramak ve gerçek bir dünya vatandaşı olmak, sınırlarımızı uçsuz bucaksız genişletecek; insanlık tek bir topluma, gezegenimiz devasa bir vatana dönüştürecektir.

  • Künye: Nuccio Ordine – İnsan Ada Değildir, çeviren: Leyla Tonguç Basmacı, Alfa Yayınları, inceleme, 368 sayfa, 2022

Fulya Marmara – Cehaletin Kültürel Üretimi ve Hayvanlar (2022)

Günümüzde insanlığın belki de en büyük sorunu, hayatı yorumlama sürecini kendine mal etmesi.

İnsanların pek çoğuna göre her şey insan için.

Bu sebeple de tüm anlama, anlamlandırma, yaratma eylemleri insan merkezli.

Hayata bu bakış açısıyla bakan insan ne yazık ki büyük bir yıkımın eşiğinde olduğunun bilincine varamıyor ve buna devam ettiği takdirde sadece gezegeni paylaştığımız diğer canlıları değil, kendini de yok oluşa sürüklediğini fark edemiyor.

Peki nasıl oluyor da bunca ilerlemeye, teknolojik üstünlüğe sahip insan bu basit gerçekliği göremiyor?

İşte bu noktada cehalet kavramı çıkıyor karşımıza.

Sahip olduğumuz kültür, bulunduğumuz coğrafya, ekonomik şartlar ve fiziksel sınırlar nedeniyle birçok konuda cahiliz.

Ancak burada korkutucu olan bilinçli seçilmiş cehalettir.

ABD’li fütürist Alvin Toffler, “21. yüzyılın cahilleri okuma yazma bilmeyenler değil, öğrenmeyen, öğrendiği yanlışlardan vazgeçmeyen ve yeniden öğrenmeyenler olacak.” derken işte böyle bir cehaleti anlatır.

Böylece cehaletin kültürel inşası; mahremiyet, aptallık, kayıtsızlık, sansür, bilgi kirliliği, inanç, sindirme, bastırma gibi stratejilerle tekrar tekrar üretilmiş olur.

Cehaletin kültürel olarak üretiminden en çok etkilenen canlıların başında ise hayvanlar geliyor.

Bu inşanın en etkili silahı da dil.

Dilin türcü ve yönlendirici kullanımı hayvanlar hakkındaki cehaletimizin en önemli gerekçelerinden biri.

Fulya Marmara, bu kitabında okuru zihinsel bir yolculuğa çıkarıyor.

Cehaletin yani bilmediklerimizle bildiğimizi sandıklarımızın ve tahakkümü ortaya çıkaran mekanizmaların peşine düşüyor ve diyor ki “İnsanın kurtuluşu; hayatın çoklu yorumuna ve yaratımına saygılı bir bakışın içselleştirilmesiyle mümkündür.”

  • Künye: Fulya Marmara – Cehaletin Kültürel Üretimi ve Hayvanlar: Cehalet ve Tahakküm Süreçlerini Nasıl Geri Çevirebiliriz?, Yeni İnsan Yayınevi, inceleme, 176 sayfa, 2022

Süray Cingöz Atış ve Doğuhan Atış – Toprak ve Şarap (2022)

Şarabı Türkiye’nin bağları, Türkiye’nin markaları üstünden öğrenmenin zamanı geldi.

‘Toprak ve Şarap: Türkiye’nin Bağları ve Şarapları’, Türkiye’de ilk kez 85 farklı yerli üreticinin bağlarına ve şaraphanelerine yönelik gezi notlarıyla şarap tadım notlarını bir araya getiriyor.

Hayatlarını şarabı anlamaya adamış iki şarap meraklısı, Süray Cingöz Atış ve Doğuhan Atış, yıllardır bu toprakların şaraplarını Türkiye’deki bağları ve şaraphaneleri tek tek gezerek tadıyorlar.

Çünkü şarap kadar bölgesini, toprağını, “teruar”ını yansıtan bir ürün bulmanın zor olduğunu biliyorlar.

Şarabı yalnızca bir yemek eşlikçisi olarak görmenin ötesinde, onu yaratan üzümü ve o üzümü yetiştiren toprağı da tanımak gerektiğini bilen bir gözle yazıyorlar.

Bu kitabı kendinize bağ gezisi rotaları oluşturmak için okuyabileceğiniz gibi, şarap rafları önünde kafanız karışmadan seçim yapmak ve seveceğiniz tarzda yeni şaraplar keşfetmek için de okuyabilirsiniz.

Eğer şarap üzerine bilginiz kısıtlıysa korkmayın, çünkü bu kitabın kapağını kapattığınızda şarap türlerinden üretim tekniklerine, üzümlerin okunuşundan şarapçılık terimlerine dek temel bilgileri de edinmiş olacaksınız; hem de bu kez Türkiye üzerinden, bu coğrafyanın üzümlerini, şaraplarını, markalarını tanıyarak…

Kitap, Türkiye’nin şarap üreticilerinin bir listesini ve sahip oldukları tüm imkânlarını ortaya koyarken, okuyucuya da oralara gidip ziyaret etme fikrini veriyor.

Üreticiyi, ürünün arkasında yatan niyeti görme isteği aşılıyor.

Bunu yaparken üreticiyi ya da şarapları yargılayıp geçmek yerine neyin nasıl olduğunu anlamaya ve anlatmaya çalışıyor.

Memleketin şaraplarını keşfetmek için şahane bir rehber, eğlenceli bir kaynak.

  • Künye: Süray Cingöz Atış ve Doğuhan Atış – Toprak ve Şarap: Türkiye’nin Bağları ve Şarapları, Mundi Kitap, inceleme, 398 sayfa, 2022

Beatrix Caner – Tanpınar’ın Başyapıtı (2022)

Türkoloji dünyasının büyük çevirmeni olan ve birçok eseri Almancaya çeviren Beatrix Caner’den Ahmet Hamdi Tanpınar’ın kült romanı ‘Huzur’ üzerine derinlemesine bir inceleme.

‘Huzur’u, Türk modernizminin zirvesi olarak tanımlayan Caner, roman okumanın aynı zamanda toplum, insan ve yaşayan tarih ruhunu okumak demek olduğunu bize bir kez daha hatırlatıyor.

Çalışma, ‘Huzur’da, muhtemelen daha önceki okuyuşlarımızda muhtemelen pek dikkatimizi çekmemiş pek çok ilginç ayrıntıyı, sembol ve simgeyi de gözler önüne seriyor.

  • Künye: Beatrix Caner – Tanpınar’ın Başyapıtı / Türk Modernizminin Zirvesi: Huzur, çeviren: Rıza Alper, Albaraka Yayınları, inceleme, 251 sayfa, 2022