Robert T. Tally Jr. – Fredric Jameson (2021)

Edebi eleştiriye damga vurmuş Fredric Jameson’ın edebiyat, felsefe, kültür, ekonomi ve politika ekseninde ortaya koyduğu görüşleri üzerine çok iyi bir inceleme.

Robert T. Tally Jr., “Mentör”ü olarak gördüğü hocası Jameson’ın düşüncelerini ayrıntılı bir biçimde ele alıyor.

Jameson’ın 1961 yılında kaleme aldığı ‘Sartre: Bir Üslubun Kökenleri’nden 2014 yılında yaptığı çalışmalara dek geniş bir alanı kapsayarak bütüncül bir yaklaşım sunan eser, Jameson’ın tüm eserleri üzerinden kurguladığı “diyalektik eleştiri projesi”ne odaklanıyor.

Bu proje başta Marx ve Hegel olmak üzere, Jameson üzerindeki Sartre, Lukács, Benjamin, Bloch, Adorno ve Marcuse’un etkilerini ortaya koyduğu gibi, Jameson’ın çoklu düşünme biçiminin birçok farklı düşünce birlikteliğini mümkün kılmak adına artzamanlılığı nasıl kırdığını da gözler önüne seriyor.

Tally Jr., Jameson’ın düşüncelerine ayrıntılı bir biçimde yer verdiği gibi, onun hakkındaki eleştirilere de yanıt veriyor.

  • Künye: Robert T. Tally Jr. – Fredric Jameson: Diyalektik Eleştiri Projesi, çeviren: Emel Aras, Ayrıntı Yayınları, inceleme, 256 sayfa, 2021

Cenk Ağcabay – Marksizmin Doğu’ya Açılışı (2021)

Sömürgecilik tarihi ve Marksizmin doğuya göçü üzerine özgün bir çalışma.

Cenk Ağcabay, sömürgecilik tarihi ile Marksist düşüncenin evrimi arasındaki girift ilişkiyi çok yönlü bir bakışla tartışıyor.

  • Marx da sömürgeci aydınlar gibi batı-merkezci miydi?
  • Hindistan yazılarında ortaya konan görüşleri nasıl yorumlamak gerekiyor?
  • Sömürgecilikle Avrupa Sosyal Demokrasisinin nasıl bir ilişkisi vardı?
  • Lenin’in Marx yorumunu ayırt edici kılan faktörler neler?
  • Bir zamanlar “tarihsiz halklar” olarak nitelenen çevre ülke halkları nasıl bir evrimle dünya proletaryasının öncü gücüne dönüştü?

Ağcabay’ın, geniş kapsamlı çalışması ‘Marksizmin Doğu’ya Açılışı’, tam da bu soruları merkeze alarak Marksizmi hem savunanların hem de eleştirilenlerin uzun zamandır meşgul olduğu sorulara çarpıcı yanıtlar veriyor.

Sömürgecilik tarihi ve Marksizmin doğuya göçü gibi konular gerek Türkçe literatürde gerek yabancı dilde oldukça az sayıda çalışma tarafından ele alındı.

‘Marksizmin Doğu’ya Açılışı’, bu alanda oldukça kapsamlı bir katkı niteliği taşımasıyla dikkat çekiyor.

Ağcabay’ın savaş, devrim ve sömürgecilik üzerine zihin açıcı analizleri okuyucuya, yerli ve yabancı pek çok kaynağa dayanan zengin bir perspektif sunuyor.

Çalışma, Marksizmin Leninist yorumunu sosyal şovenist ve sosyal demokrat yorumlardan ayırt eden ve muzaffer kılan yönleri anlamak adına mutlaka incelenmesi gereken bir kaynak.

  • Künye: Cenk Ağcabay – Marksizmin Doğu’ya Açılışı: Sömürgecilik, Savaş, Devrim, Nota Bene Yayınları, inceleme, 376 sayfa, 2021

Erich Auerbach – Dante (2021)

Erich Auerbach’tan büyük şair Dante üzerine eşsiz bir inceleme.

Auerbach, Hıristiyan şairlerin en büyüğü olan Dante’ye, paradoksal biçimde seküler dünya kavramını borçlu olduğumuzu savunuyor.

Dante’nin, moderniteye giden yolu açan büyük bir deha olduğunu belirten Auerbach, Dante’nin şiirinin, insanın karakteri ve kaderi nosyonlarını yeniden tanımladığını; duyusal ve kavramsal ve bireysel ve evrensel olanın olağanüstü bir sentezini sunduğunu gözler önüne seriyor.

  • Künye: Erich Auerbach – Dante: Seküler Dünyanın Şairi, çeviren: Ceren Can Aydın, Alfa Yayınları, biyografi, 230 sayfa, 2021

Bahanur Garan Gökşen – Geç Osmanlı Dönemi Romanlarında Şair ve Şiir (2021)

Kimisi melankolik, kimisi romantik, kimisi rind-meşrep…

Bahanur Garan Gökşen’in bu çalışması, geç Osmanlı dönemi romanlarında şairlerin ve şiirin kendine nasıl yer bulduğunu inceliyor.

Şairlerin karakterleri, hayat tarzları, hayal dünyaları her daim ilgi çekti, bu yüzden de şimdiye kadar pek çok araştırmaya konu oldu.

Şairler, sadece inceleme ve araştırma kitaplarında değil; roman, hikâye gibi kurmaca eserlerde de kendisine yer edindi.

İşte bu çalışma, şaire ve şiire odaklanan romanlar üzerine usta işi bir inceleme.

Geç Osmanlı dönemi romanlarının tüm şair kahramanları, melankolik ya da vatanperver şairler, rind-meşrep şairler ya da geleneğe sadık Divan şairleri ve hatta romantiklerin başarısız taklitçileri, yani müteşairler bu kitapta karşımıza çıkıyor.

Şairlerin şiiri nasıl tanımladığı, Divan, Halk ve Batı şiirine yaklaşımları, dönemlerinin poetik meseleleri, şiirlerini söyleme sancıları, bu zorlu merhalelerin delilik ve narsisizmle olan yakınlığı, bu kitapta ele alınan konular arasında.

Gökşen’in bu çalışması, Tanzimat romanı ‘Cezmi’den Cumhuriyet’in ilk yılında yayımlanan ‘Karanfil ve Yasemin’ ile ‘Zâniyeler’e kadar çeşitli romanlardaki şair izlerinin peşine düşüyor.

  • Künye: Bahanur Garan Gökşen – Geç Osmanlı Dönemi Romanlarında Şair ve Şiir, Vakıfbank Kültür Yayınları, inceleme, 384 sayfa, 2021

Hasan Aksakal – Dünyayı Yeniden Büyülemek (2021)

Alman, İngiliz, Fransız, İskoç, İtalyan, Polonya ve Rus romantiklerini buluşturan özenli bir çalışma.

Hasan Aksakal, büyüsü bozulmuş bir dünyayı yeniden büyülemeye çalışmış romantikleri ve Batı tarihinde çarpıcı izler bırakmış Romantik Devrimi derinlemesine inceliyor.

Çalışma, Novalis, Friedrich Schlegel, Caspar David Friedrich, Friedrich Hölderlin gibi Alman Romantizminin temsilcileriyle William Blake, William Wordsworth, Samuel Taylor Coleridge, Lord Byron, Percy Shelley gibi İngiliz; Chateaubriand, Eugéne Delacroix, Victor Hugo ve Gérard de Nerval gibi Fransız Romantikleri bir araya getiriyor. Bir yandan da Walter Scott üzerinden İskoç Romantizmine, Ugo Foscolo aracılığıyla İtalyan Romantizmine, Adam Mickiewicz etrafında Polonya Romantizmine ve Aleksandr Puşkin’in şekillendirdiği Rus Romantizmine yeni kapılar aralıyor.

‘Dünyayı Yeniden Büyülemek’, 1789-1848 arası Avrupa entelektüel tarihine dair hem kültürlerarası, hem disiplinlerarası yaklaşımlar sunmasıyla dikkat çeken, aynı zamanda konu hakkında ilginç bilgiler barındıran sağlam bir çalışma.

  • Künye: Hasan Aksakal – Dünyayı Yeniden Büyülemek: Avrupa Romantizminden Portreler, Beyoğlu Kitabevi, inceleme, 236 sayfa, 2021

Murray McCain ve John Alcorn – Kitap! (2021)

Bir kitap, gerçekten ve tam olarak nedir?

Murray McCain’in yazıp John Alcorn’un çizdiği bu klasik yapıt, cildinden mürekkebine, yazı karakterinden noktalama işaretlerine kitapla ilgili her şeyi açıklıyor.

Yazarlar, kitabın gerçekten ne olduğunu ve içeriğinde neler yer aldığını bulmak üzere yola çıkmış ve ortaya bu güzel çalışma çıkmış.

İlk olarak 1962’de yayımlanan ve kısa sürede çok sevilerek klasik çocuk kitapları arasında gösterilen ‘Kitap!’, hiçbir dijital teknik kullanılmadan, tamamen elle çizilip renklendirilmiş büyüleyici resimleri ve yaratıcı tipografisiyle tam bir görsel şölen.

  • Künye: Murray McCain ve John Alcorn – Kitap!, çeviren: Itır Arda, Koç Üniversitesi Yayınları, inceleme, 56 sayfa, 2021

Manuel Castells – İnternet Galaksisi (2021)

Manuel Castells’in “ağ toplumu” kuramı, iletişim teknolojilerinin toplumsal yapı üzerindeki etkilerini anlamak açısından çok değerlidir.

❛İnternet Galaksisi❜ ise, Castells’in bu ünlü kuramını en derinlikli şekilde ele aldığı kitaplarından.

Uzun süredir bir internet galaksisinde yaşadığımızı söyleyen Castells, çalışmasında, bu galaksinin uçsuz bucaksızlığını, imkânlarını ve zorluklarını çok yönlü bir bakışla tartışıyor.

Düşünür, internet dolayımıyla kurulan bu ağın, kültürden siyasete, ekonomiden uluslararası ilişkilere farklı yüzlerine bakıyor ve bu bağlamda, siber uzayda mahremiyet ve özgürlük, e-ticaret ve yeşil ekonomi, internet teknolojilerinin sivil toplum ve devlet üzerindeki etkileri, küresel toplumda dijital bölünme ve ağ toplumunun zorlu yanları gibi  konuları irdeliyor.

Kitaptan iki alıntı:

“Eğer ağlar sizin umurunuzda değilse bile, siz ağların umurundasınız. Şimdi ve burada, bir toplum içinde yaşamak istediğiniz sürece, ağ toplumu ile başa çıkmak durumundasınız.”

“Bugün yalnızca ağlar etrafında örgütlenmiş değiliz, enformasyon teknolojisinin iktidarda olduğu ağlar etrafında örgütlenmiş durumdayız”

  • Künye: Manuel Castells – İnternet Galaksisi: İnternet, İş Dünyası ve Topluım Üzerine Düşünceler, yayına hazırlayan: Tuğba Asrak Hasdemir, çeviren: : Özkan Avcı, Esra Öztürk, Bayram Şamil Demirkan, İlknur Patan, Hilal Berge, Uğur Evcim, Mustafa Gültepe, Mehmet Keskin ve Sayinur Şakı, Phoenix Yayınları, inceleme, 384 sayfa, 2021

Luc De Brabandere – Homo İnformatiks (2021)

Matematik, bilişim ve mantık disiplinlerini bir araya getiren ‘Homo İnformatiks’, yeni çağın insan türünü ve onun sınırlarını tartışıyor.

Luc De Brabandere, 12 düşünürün fikirlerinden yola çıkarak teknolojinin yakın gelecekte bizim için neleri mümkün kılabileceğini irdeliyor.

Kitabın ilk bölümü, matematik ve mantığın kökenlerine iniyor; bunların neden ve nasıl doğduklarını, evrimleri sırasında hangi önemli aşamalardan geçtiklerini ve çok doğal görünen birleşimlerinin neden olanaksız olduğunu ele alıyor.

İkinci bölümde, bilişim öncesi (pré-informatique) tarihin çok az bilinen ya da hiç bilinmeyen üç dev düşünürüyle tanışıyoruz: Thomas Bayes, Claude Shannon ve Norbert Wiener.

Yazara göre, bu üç düşünürün kuramları bilişimle ilgili fikirlerin ortaya çıkışında, Alan Touring ve Georges Boole’un kuramları kadar önem taşıyor.

Kitabın üçüncü bölümü ise, bizi gelecek hakkında düşünmeye davet ediyor ve sadece teknolojinin bizim için daha neleri mümkün kılacağını değil, aynı zamanda bütün bir toplum için bağrında ne tür zorlukları taşıdığını tartışıyor.

Kitap, yukarıdaki isimlerin yanı sıra, Aristoteles’ten Hârizmî’ye ve Leibniz’den Bertrand Russell’a pek çok önemli ismi bir araya getiriyor.

‘Homo İnformatiks’, internet ve bilgisayarların hızla değişen yenilikçi dünyalarının matematik, mantık ve felsefeye dayanan temellerini tarihsel gelişim süreci içinde ele alan, güzel bir çalışma.

  • Künye: Luc De Brabandere – Homo İnformatiks, çeviren: İlhan Burak Tüzün, Vakıfbank Kültür Yayınları, inceleme, 112 sayfa, 2021

James K. Lyon – Paul Celan & Martin Heidegger: Tedirgin Sohbet (2021)

Bir şair celladıyla hesaplaşıyor…

‘Tedirgin Sohbet’, büyük şair Paul Celan ile onun ailesini ve akrabalarını katleden Nazi iktidarına uşaklık etmiş büyük filozof Martin Heidegger arasındaki çarpıcı yüzleşmeyi aktarıyor.

1945 sonrası Avrupa edebiyatının, özellikle de Alman dilinin en sarp ve son büyük şairi olan Paul Celan, hayatını Seine Nehri sularında noktaladığı 1970 Mayısı’nın son anına dek, ailesini ve akrabalarını katledenlerle paylaştığı bir anadilde yazıyor olmanın travmasıyla yaşamıştı.

Kendisini “dünyaya fırlatılmış biri” diye niteleyen şair, Naziler eliyle kirletilmiş bir dilin Almanya’da savaştan sonra da hükmünü yürüttüğü inancıyla gönüllü ve bilinçli bir sürgün olarak Paris’te ömür sürdü.

Yazın seyri boyunca Martin Heidegger’in sanat ontolojisinden yoğun etkiler devşiren Celan, yirmi yıl boyunca bilhassa dil tasavvuruna büyük bir hayranlık beslediği düşünürü Nazi geçmişinden ötürü kamusal bir özre teşvik edebilme arzusunu taşıdı.

Hölderlin, Rilke, Trakl gibi ‘sezinç’ sahibi şairlere kuşatıcı bir bakışla eğilip felsefesinin de özünün “şiirde ve şiirle mukim” olduğunu ortaya koyan bir düşünür olarak Heidegger ise, Celan’ın şiirine on yılı aşkın bir süre boyunca büyük bir ilgi ve beğeniyle yaklaşmıştı.

Bu zaman dilimi içerisinde mektuplaşmalar ve aracılarla süren diyalog, nihayet 1967 yılında yüz yüze görüşmeye evrildi.

Paul Celan ile fenomenolojik yaklaşımıyla modern düşünceyi köklü bir biçimde etkileyip dönüştüren, Nasyonel Sosyalist Parti üyesi ve taraftarı Martin Heidegger arasında 24-25 Temmuz 1967 tarihinde Todtnauberg’te gerçekleşen buluşma, 20. yüzyıl entelektüel tarihinin dönüm noktalarından biri kabul edilmektedir.

İşte James Lyon’un çalışması, ikili arasındaki bu tarihi diyalogu adım adım izlemesiyle dikkat çekiyor.

  • Künye: James K. Lyon – Paul Celan & Martin Heidegger: Tedirgin Sohbet 1951 -1970, çeviren: Cem Yavuz, Everest Yayınları, inceleme, 392 sayfa, 2021

Brian Dillon – Denemecilik (2021)

Deneme türünün kapsamı ve olanakları üzerine çok iyi bir çalışma.

Brian Dillon, türün öncüleri ve çağdaş ustalarından denemecilik konusunda bilinmeyenlere pek çok konuyu ele alıyor.

Ödüllü çalışması ‘In the Dark Room’ ile bildiğimiz Dillon, bu sefer de bir tür olarak denemeciliği; kökenler, listeler, dağılma, üslup, savurganlık, ayrıntı, tutarlılık, merak ve avunma gibi çeşitli başlıklarda irdelediği, hatta parçalara ayırdığı bu kitabıyla karşımızda.

Kitap, deneme teriminin etimolojik kökenlerinden, Montaigne’den başlayarak günümüz yazarlarına, W. G. Sebald, Georges Perec ve Elizabeth Hardwick gibi isimlere uzanıyor.

Dillon, deneme hakkında şöyle diyor:

“Deneme, konusunun özünü yani püf noktasını ifade etmeyi, dolayısıyla bir tür cila ve bütünlüğü amaçlar, aynı zamanda da sahip olduğu bakış açısının kısmi olduğu, eksik olmanın da kendi içinde bir değer olduğu, çünkü yazan zihnin cesur ve meraklı ama tutuk doğasını daha iyi yansıttığı konusunda ısrar etmek ister.”

  • Künye: Brian Dillon – Denemecilik: Biçim, Duygu ve Kurmacadışı Üstüne, çeviren: Selahattin Özpalabıyıklar, Everest Yayınları, inceleme, 174 sayfa, 2021