Gonca Girgin – 9/8 Roman Dansı (2015)

Çingene-Roman toplulukları, Osmanlı’dan bugüne nasıl bir dönüşüm geçirdi?

Bu konuya doyurucu yanıtlar veren Gonca Girgin, Çingene-Roman topluluklarını ötekileştirme, sermaye-iktidar ilişkileri, yerinden etme ve yeniden inşa gibi kavramlarla ele alıyor.

Kitap bütün bunların yanı sıra, 1990’ların sonlarından beri gittikçe popülerleşen 9/8’lik Roman Dansı’nın ticari bir ürün haline evrilmesini de izliyor.

  • Künye: Gonca Girgin – 9/8 Roman Dansı, Kolektif Kitap

Élise Thiébaut – Bu Benim Kanım (2018)

Feminist yazar Élise Thiébaut, yumurtlamanın ve doğal olarak doğurganlığın göstergesi olan âdet kanı tabusunu çok zengin bir bakış açısıyla; sosyal, tarihsel, mitolojik ve dinsel yönleriyle irdelemiş ve ortaya ‘Bu Benim Kanım’ başlığıyla hem aydınlatıcı hem de keyifli bu kitap çıkmış.

Thiébaut, milyarlarca kadından biri olarak, kişisel hikâyesinden hareketle tektanrılı dinlerin âdet kanamalarına bakışını, kemerden tampona dönemsel koruma ürünlerini, adet kanındaki kök hücreleri, âdet bankalarını, âdet kanıyla tedavi edilen hastalıkları ve bunun gibi pek çok ilgi çekici konuyu ele alıyor.

Âdet kanamasının toplumlara veya kişilere göre çok farklı biçimlere büründüğünü ortaya koyan kitap, ayrıca menstrüasyon hakkında şaşkınlık uyandıran efsaneler, batıl inançlar ve önyargılarla da hesaplaşıyor.

  • Künye: Élise Thiébaut – Bu Benim Kanım: Âdetin Kısa Hikâyesi (Yaşayan Kadınlar ve Yaratan Erkeklerden), çeviren: Sanem Işıl Aytuğ, Ayrıntı Yayınları, kadın, 208 sayfa, 2018

Amed Gökçen – Ezidi Ağıtları (2015)

Türkiye, Suriye, Irak, Gürcistan, Ermenistan ve Almanya’da yapılmış uzun soluklu saha çalışmalarına dayanan, Ezidi toplumunun rengini oluşturan birbirinden farklı kültürleri ve sesleri ortaya koyan 7 CD’lik arşivlik bir eser.

Ezidi kültüründe yer etmiş türkü, qewl, beyt, masal, vaaz ve dualara kulak vermek isteyenlere.

  • Künye: Amed Gökçen – Ezidi Ağıtları, Bilgi Üniversitesi Yayınları

Massimo Montanari – Kıtlık ve Bolluk (2018)

Avrupa’nın iki bin yıllık yemek yeme geleneği ve daha da önemlisi yemek yeme alışkanlığının dönüşümünün kültürlerin evriminde nasıl bir rol üstlendiğini ortaya koyan bir inceleme.

Özellikle, Avrupa’da yemeğin tarihinin zıtlıklarla dolu bir tarihe sahip olduğunu ortaya koymasıyla dikkat çeken kitapta,

  • Avrupa’da sınıflar ile yemek arasındaki ilişkiyi,
  • Bölge ve uluslar bağlamında damak tadındaki farklılaşmaları,
  • Yemek yeme konusunda tarihten bugüne uzanan belli başlı sorunları,
  • Yemeğin değişen üretim ve tüketim alışkanlıklarını,
  • Lezzetin, damak tadının evrimini,
  • Ve bunun gibi pek çok ilgi çekici konu irdeleniyor.

Künye: Massimo Montanari – Kıtlık ve Bolluk: Avrupa’da Yemeğin Tarihi, çeviren: Mesut Önen ve Biranda Hinginar Çoban, Nika Yayınevi, tarih, 224 sayfa, 2018

Hélène Prigent – Melankoli (2009)

Melankoli, özellikle Batı kültürünü tarih boyunca en çok meşgul eden konuların başında gelir.

İşte Hélène Prignent, melankolinin kapsamlı bir tarihini verdiği bu rehber kitabında, antik mezar taşlarından başlayarak, Dürer, Valentin, Goya, Delacroix, Friedrich, Munch, Redon, Hopper ve Kiefer gibi isimlerin yapıtlarında melankoliye uzanıyor.

“Bugün melankoli sözcüğünü de içeren bunalım, her dönemin üstüne bir taş eklediği, iki bin yıldan daha yaşlı, eski bir anıtın yüzeyindeki pastan başka bir şey değil aslında,” diyen Prignent, tarih boyunca melankoli’nin aldığı “kara safra”, “kutsal hastalığı”, acedia, spleen, nevrasteni ve bunalım gibi farklı adların ve merkezinde Dürer’in ünlü gravürü Melancolia I’ın bulunduğu zengin ikonografinin izini sürüyor; melankolinin yaratıcılıkla ilişkilendirilmesi ve sahip olduğu sürekliliğin nedenlerini irdeliyor.

  • Künye: Hélène Prigent – Melankoli: Bunalımın Başkalaşımları, çeviren: Orçun Türkay, Yapı Kredi Yayınları, psikoloji, 159 sayfa

Barbara Ehrenreich – Sokaklarda Dans (2009)

Barbara Ehrenreich ‘Sokaklarda Dans’ta, kolektif eğlencenin tarihini anlatıyor.

Konusunu, geniş bir zaman diliminde araştıran yazar, mağara duvarlarına resmedilen ilk festivallerden 1960’ların Rock hareketine, futbol maçlarındaki kalabalıklardan sokakları dolduran dans kalabalıklarına kadar, haz, esrime ve vecd halinin geçmişten günümüze izini sürüyor.

Kitabına, esrimenin arkaik kökenini anlatmakla başlayan Ehrenreich, İsa ve Dionysos arasındaki ilişkiyi, karnavalın doğuşunu, Avrupa’daki melankoli salgınını, emperyalizmin esrimeyle savaşmasını, faşist gösterileri ve karnavallaşan spor müsabakalarını, renkli bir üslupla anlatıyor.

  • Künye: Barbara Ehrenreich – Sokaklarda Dans, çeviren: Nil Erdoğan ve A. Ekim Savran, Versus Kitap, tarih, 361 sayfa

Walter Benjamin – Radyo Benjamin (2018)

‘Radyo Benjamin’, her şeyden önce, Walter Benjamin’in ne denli çok yönlü ve üretken bir düşünür olduğunu ortaya koymasıyla dikkat çekiyor diyebiliriz.

Bu kitap, düşünürün 1929-1933 arasında Frankfurt ve Berlin radyolarında yaptığı 80’i aşkın yayınından yapılmış bir derleme.

Adı ekseriyetle fotoğraf hakkındaki yazılarıyla ve sinema, mimari, Yahudi teolojisi, Marksizm, çeviri çalışmaları, şiddet ve egemenlik alanlarına yaptığı katkılarla anılan Benjamin’in, radyo tarihinin ilk dönemlerindeki katkıları ise nispeten gölgede kaldı.

İşte Benjamin’in çoğu çocuklara yönelik yapılmış bu programları, hayranlık uyandıran genişlikte bir konu yelpazesine yayılıyor:

  • Hızla değişen Berlin’in tipolojileri ve arkeolojileri,
  • Çocukluk dünyasının değişen yüzünden sahneler,
  • Doğru ile yanlışın sınırlarını belirsizleştiren örnek üçkâğıtçılık, dolandırıcılık, sahtekârlık vakaları,
  • Vezüv’ün patlaması ve Missisipi Nehri’nin taşması gibi felaketler ve daha niceleri…

Benjamin’in konuşmaları, çocuklara yönelik olanlarına ek olarak, edebiyat zevki, okuma pratiklerinin popülerleşmesiyle ilgili Aydınlanma dönemi tartışmaları ve insanların mutsuz olma kapasitesi gibi konuları da ele alıyor.

Kitabın birinci bölümünde, Benjamin’in Berlin Radyosu ve Frankfurt Radyosu’nun “gençlik saati” için yazıp sunduğu “çocuklar için radyo hikâyelerinden” günümüze ulaşan metinler yer alıyor.

İkinci bölümde, Benjamin’in çocuklar için yazdığı radyo oyunları olan Kaspercik Hakkında Kuru Gürültü ve Soğuk Kalp bulunuyor.

Üçüncü bölüm, Benjamin’in “edebi radyo konuşmalarını”, derslerini, okumalarını, radyo sohbetlerinden ulaşılabilen metinleri, Hörmodelle yani ibretlik radyo oyunlarını ve çocuklar için hazırlanmamış iki radyo oyununu bir araya getiriyor.

Son olarak dördüncü bölümde ise, Benjamin’in radyoda yayınlanmak üzere kaleme alınmamış olmakla beraber radyo üzerine olan yazılarından bir seçki sunuluyor.

  • Künye: Walter Benjamin – Radyo Benjamin, hazırlayan: Lecia Rosenthal, çeviren: Cemal Ener ve Elif Okan Gezmiş, Metis Yayınları, deneme, 440 sayfa, 2018

G. Ahmetcan Asena – İpek Yolu 1: Çin-Doğu Türkistan (2009)

Ahmetcan Asena ‘İpek Yolu’ dizisinin elimizdeki birinci cildinde okurlarını, doğunun en özgün coğrafyalarından olan Çin ve Doğu Türkistan’ı keşfetmeye çağırıyor.

Bu çalışmaya başlamasının dönüm noktasının, bir Çin gezisinde tanıştığı yaşlı Törüngey olduğunu söyleyen Asena, bütün dünyaya Batı’nın gözünden baktığımız için, Asya’nın zenginliğini göremediğimizi savunuyor.

Geniş bir coğrafyada, birçok şehri ve yerleşim yerini kapsayan tarihi ve kültürel bir yolculuğa çıkan kitapta, eski Türk kültüründen Hunlar ve Sakalar’a, Şamanlık’tan Budizm ve İslamiyet’e, yaşayan efsanelerden Çin’in zenginliklerine ve ABD’nin Orta Asya politikasına birçok konu yer alıyor.

  • Künye: G. Ahmetcan Asena – İpek Yolu 1: Çin-Doğu Türkistan, Pan Yayıncılık, kültür, 472 sayfa

Rita Ender – Aile Yadigârları (2018)

Daha önce ‘Kolay Gelsin’ ve ‘İsmiyle Yaşamak’ gibi birbirinden güzel iki kitaba imza atmış Rita Ender’den yine harika bir çalışma.

Ender burada, Türkiyeli otuz genç Yahudi ile “aile yadigârları” üzerine söyleşiyor.

Söyleşiye katılanlar, kutu, örtü, saat, elbise, bardak ve semaver gibi ailelerinden kendilerine miras kalmış yadigârlardan yola çıkarak “Ailemden bana ne kaldı ve ben çocuğuma ne aktaracağım?” sorusunun yanıtını arıyor.

Bu söyleşiler, okuru, kişiden kişiye, kuşaktan kuşağa anılar kadar, kimi duyguların da aktarılabildiğini göstermesiyle dikkat çekiyor.

Yine bu söyleşiler, aynı zamanda Türkiyeli Yahudi toplumu hakkında bir belgesel niteliğinde.

Zira söyleşiler, bir zamanlar Türkiye’nin her yerinde; Van’da, Adana’da, Edirne’de, Bursa’da, Ankara’da, Diyarbakır’da, Tekirdağ’da, Bodrum’da ve başka pek çok yerde yaşamış Yahudi nüfusun, bugün daha çok antisemitizm nedeniyle Adana, Antakya, Ankara, Bursa’da kalan son aileler haricinde çoğunlukla İzmir ve İstanbul’da yaşadıklarını da bir kez daha bize hatırlatıyor.

  • Künye: Rita Ender – Aile Yadigârları, İletişim Yayınları, kültür, 230 sayfa, 2018

Aysel Ekşi – Türkiye’de ve Beş Kıtada Gençler (2015)

Dünyanın beş kıtasındaki gençlerle ilgili gözlem, bilgi ve araştırma bulguları bu kitapta.

Bir psikiyatrın değerlendirme ve yorumları eşliğinde.

Gençlerin birbirine benzer ve farklı değer yargılarına, yaşama biçimlerine, aile ilişkilerine, cinsel tutum ve yaşamlarına, sorunlarına dair bilgilenmek isteyenler için sağlam bir kaynak.

  • Künye: Aysel Ekşi – Türkiye’de ve Beş Kıtada Gençler, Nobel Tıp Kitabevi