Doğan Kuban – Batıya Göçün Sanatsal Evreleri (2009)

Doğan Kuban, ilk kez 1993’te yayımlanan ve şimdi yeni bir baskıyla okurun karşısına çıkan ‘Batıya Göçün Sanatsal Evreleri’nde, Türkiye’ye gelmeden önce Türk göçerlerin sanat ortamının doğasını irdeliyor.

Kuban, tarihöncesi bozkır toplumlarının sanat geleneklerinden başlayarak Orta Asya, Timurlu ve Selçuklu sanatlarını, batıya yapılan göçün süreklilik gösteren aşamaları olarak inceliyor.

Kitap özellikle, yüzyıllar içinde Asya bozkırlarından başlayıp Anadolu’ya ve Balkanlar’a süren göçe paralel olarak evrilen Türk sanatının derli toplu bir hikâyesini vermesiyle dikkat çekiyor.

Kuban anlatımlarını, çizimler, planlar, haritalar ve fotoğraflarla da destekliyor.

  • Künye: Doğan Kuban – Batıya Göçün Sanatsal Evreleri, İş Kültür Yayınları, sanat tarihi, 382 sayfa

Kolektif – Bugünün Türkiyesi’nde Mimarlık (2018)

Türkiye’nin bugünkü mimari ikliminde öne çıkan mesele ve gündemler hakkında iyi bir derleme.

Pek çok mimarı bir araya getiren çalışma, ülkemizin mimarlık alanında yaşadığı dönüşümü, mimarlık mesleğinin güncel sorunlarını, mimarlık ve siyaset ilişkisini, mimarlığın üstlendiği ve üstlenmesi gereken rolleri, mimarlık eğitimini, Türkiye’deki mimarlık pratiklerinin dünyadaki benzer uygulamalarla ilişkisini, mimarlıkta alternatif yaklaşımları ve bütün bu faktörlerin mekânsal üretimle ilişkilerini geniş bir perspektifle tartışıyor.

Soru-cevap şeklinde hazırlanmış diyaloglarla ilerleyen kitap, konuya ilgi duyan okurlar güncel bir eser olarak tavsiye edilir.

  • Künye: Kolektif – Bugünün Türkiyesi’nde Mimarlık, derleyen: Evren Aysev, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, mimari, 292 sayfa, 2018

Erhan Berat Fındıklı – Mare Nostrum (2018)

Erhan Berat Fındıklı bu önemli çalışmasında, Benito Mussolini İtalya’sı zamanında Türkiye’ye gelmiş mimarlar, arkeologlar ve seyyahların Türkiye’nin o zamanlardaki dönüşümüne ne gibi katkılar sunduğunu inceleyerek çok değerli bir incelemeye imza atıyor.

Faşizmin İtalya’da iktidarda olduğu 1922-1943 yılları, Türkiye’de Kemalist devrimlerle ve tek parti rejimiyle (1925-1946) ifadesini bulan, Erken Cumhuriyet dönemine tekabül ediyor.

Türkiye’de bu dönemde, en öne çıkan söylemlerden biri, mimarlık ve altyapı yatırımlarıyla bütün ülkenin yeniden inşasıdır.

Farklı coğrafyalarda endüstrilerine yeni pazarlar arayan İtalyanlar için de, Türkiye’nin yeniden inşasında rol almak oldukça önemliydi.

Dahası, İtalyan arkeolog ve seyyahların da büyük dönüşümler geçirmekte olan Türkiye’ye büyük bir ilgisi bulunmaktaydı.

Dönemin Türk-İtalyan ilişkileri açısından önemli bir kaynak olan çalışmasında Fındıklı, bu ilişkiyi mimariden sosyolojiye tarihten kolonyal çalışmalara uzanan geniş bir perspektifle irdeliyor.

Bu dönemde Türkiye’ye gelmiş farklı meslek gruplarından İtalyanların benlik ve öteki kurgularını; kent, mekân, toplum, tarih ve mimarlık algılarını ve profesyonel, ideolojik, bireysel ve toplumsal duruşlarını daha iyi kavramak için çok iyi bir kaynak.

  • Künye: Erhan Berat Fındıklı – Mare Nostrum: Mussolini Dönemi’nde Türkiye’de İtalyan Mimarlar, Arkeologlar ve Seyyahlar (1922-1943), Boğaziçi Üniversitesi Yayınları, inceleme, 380 sayfa, 2018

Doğan Hasol – Mimarlar Dik Durur! (2015)

Mimarların genellikle keyifli ve renkli kişiliklere sahip olduğunu düşünen Doğan Hasol’dan, mimarların iş ve iç dünyasına odaklanan öyküler.

Bizzat içinde yaşayarak tanığı olduğu olayları esprili bir üslupla ele alan yazar, mimarların insani yönlerini, kimi gariplik ve tuhaflıklarını, mesleklerinin zorluk ve sıkıntılarını anlatıyor.

Türkiye’de mimarlığın duayen isimlerinden olan Hasol’un kitabı, hem meslekten olanlar hem de meslekten olmayanlar için keyifli bir okuma vaat ediyor.

  • Künye: Doğan Hasol – Mimarlar Dik Durur!, Yapı Endüstri Merkezi (YEM) Yayınları

Thomas G. Lemmer ve Phil Schmidt – Bahçenizin Ustası Olun (2008)

‘Bahçenizin Ustası Olun’, bahçe tasarımına adanmış 150 proje sunuyor.

Görsel malzemesiyle de dikkat çeken kitap, görünüm ve konfor açısından tasarımına en çok dikkat edilen mekânlardan biri olan bahçeler için, projeleri uygulama teknikleri, yapım detay çizimleri, proje tasarım ve planlama bilgileri barındırıyor.

Dış mekânı geliştirecek projeler sunan kitapta, planlama ve temel teknikler konusunda okur bilgilendiriliyor; patikalar, teraslar, çitler, duvarlar, bahçe kapıları, ahşap teraslar, verandalar, kulübeler, barakalar ve aksesuarların nasıl yapılabileceği anlatılıyor.

  • Künye: Thomas G. Lemmer ve Phil Schmidt – Bahçenizin Ustası Olun, Yapı Endüstri Merkezi (YEM) Yayınları, peyzaj, 502 sayfa

Kolektif – Osmanlı’dan Cumhuriyete Bir Mimar: Arif Hikmet Koyunoğlu (2008)

Arif Hikmet Koyunoğlu II. Meşrutiyet’in ilk yıllarında, özellikle de Ankara’da olgunluk dönemi eserlerini vermiş bir mimar.

Etnografya Müzesi, Maarif Vekaleti ve Türk Ocakları Merkezi gibi binalarıyla bilinen Koyunoğlu’nun yaşam öyküsünü ve yapıtlarını ele alan bu kitapta, Koyunoğlu’nun anıları, mimarlık yazıları, kendi çektiği fotoğraflar ve mektuplarından bölümler bulunuyor.

İlk başlarda “Ulusal Mimarlık” akımının bir temsilcisi olan Koyunoğlu, daha sonra modern mimarlığa yaklaşır.

Hasan Kuruyazıcı’nın yayıma hazırladığı kitapta, Koyunoğlu’nun mimarlık çalışmaları kadar, maceralarla dolu hayatı da okura sunuluyor.

  • Künye: Kolektif – Osmanlı’dan Cumhuriyete Bir Mimar: Arif Hikmet Koyunoğlu, yayıma hazırlayan: Hasan Kuruyazıcı, Yapı Kredi Yayınları, sanat, 519 sayfa

Attilio Petruccioli – Bellek Yitiminin Ardından (2008)

Attilio Petruccioli’nin ‘Bellek Yitiminin Ardından’ isimli bu kitabının inceleme alanı, Akdeniz Havzası’ndaki İslam kent dokusu.

İspanya’dan Bosna’ya, Mağrip ve Levant’a uzanan coğrafi alanda yer alan Akdeniz kültüründe, gerçek mirasçısı İslam’ın büyük katkısı oldu.

İşte, İtalya, Bari Politeknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi dekanı ve Peyzaj Mimarlığı profesörü Petruccioli’nin çalışması da, insanların çevreye bilinçli olarak verdiği zararlarla silinmeye yüz tutan İslam kent mimarisinin izlerini sürüyor ve okura, bu zenginliği yeniden gösteriyor.

  • Künye: Attilio Petruccioli – Bellek Yitiminin Ardından, çeviren: Burcu Kütükçüoğlu, Yapı Endüstri Merkezi (YEM) Yayınları, mimari, 213 sayfa

Douglas Spencer – Neoliberalizmin Mimarlığı (2018)

Kimi mimar ve mimarlık kuramcıları, kendilerini mimarlığa yeni ve özgürleştirici bir yön kazandıran birer öncü gibi göstermek amacıyla Deleuze ve Guattari’ye ait kavramsal sözdağarcığını nasıl suistimal ediyor?

Başka bir deyişle Zaha Hadid, Patrik Schumacher, Rem Koolhaas ve Greg Lynn Spencer gibi bugün mimarlık alanının şöhretli isimlerinin ortaya koydukları, özünde neoliberal düşünceyle nasıl bir ortaklık kurdu?

Şehircilik tarihi ve kuramı ile mimarlık üzerine uzun yıllardır ders vermekte olan Douglas Spencer bu önemli çalışmasında, çağdaş mimarlıktaki egemen düşünce ve uygulamaların neoliberal yönetim teknikleriyle nasıl bir ittifak kurduğunu gözler önüne seriyor.

Spencer, “mimari Deleuze’cülük”ün hem yazılı söylemini yakın bir okumaya tabi tutuyor, hem de inşa edilmiş projelerini analiz ederek aslında bunların, özgürleştirici olmak şöyle dursun, neoliberal özneleştirme gündemine alet olduğunu ortaya koyuyor.

Kitap bunun yanı sıra, mimarlıkta post-eleştirel ve “projeci” görüşün gelişimini ve bunun hayata geçirilmesi için mimarlık kuramına nasıl yeni bir biçim ve amaç kazandırıldığını ele alıyor.

Ayrıca mimarlıkta kendiliğinden organizasyona, karmaşıklığa ve oluşuma ilişkin genel modeller üzerinde, özellikle de bunların neoliberalizme ait “hakikat oyunları”nın inşasında nasıl rol oynadığı üzerinde duruyor.

Spencer, buna ilaveten, son zamanlarda mimarlık söylemine hâkim olan duygulanım kuramlarını eleştirel bir bakışla ele alarak, yapılı çevreyle ilgili dolayımsız ve post-linguistik deneyimlerin olumlanmasını sorguluyor.

Spencer, aynı zamanda, Foucault’nun izinden giderek “öznelliğin üretimi” dediği mesele bağlamında, neoliberalizmin verimli bir iktidar ve denetim modeli ve aracı olarak işleyişini anlamaya ve ortaya sermeye çalışıyor; neoliberalizmi, kapitalizmin hiç değişmeyen asli “doğasının” gem vurulamayan aşırı bir dışavurumu gibi sunmaktansa, bir iktisadi düşünce ekolü olarak kavramaya çalışıyor.

Bu minvalde hem Foucault’nun “Biyopolitikanın Doğuşu” üzerine derslerini, hem de daha yakın zamanlarda bu dersler üzerinden çalışmalarını geliştiren Christian Laval, Pierre Dardot ve Philip Mirowski gibi yazarların yazılarını esas alan Spencer, Zaha Hadid Architects, Foreign Office Architects, Rem Koolhaas/OMA gibi önemli mimari projeleri bu bağlamda analiz ediyor.

  • Künye: Douglas Spencer – Neoliberalizmin Mimarlığı: Çağdaş Mimarlığın Denetim ve İtaat Aracına Dönüşme Süreci, çeviri: Akın Terzi, İletişim Yayınları, mimari, 304 sayfa, 2018

Giles Laroche – Evim, Evim, Güzel Evim! (2014)

Birbirinin aynı, tekdüze evlerde yaşamaktan siz de sıkılmadınız mı?

Giles Laroche yazı ve resimleriyle, evler konusundaki hayal gücümüzü besleyecek, geçmişten günümüze yapılmış ilginç özelliklere sahip dünya evlerini tanıtıyor.

Bunların içinde, çatıdan içine girilebilen evden, çok konforlu ve şık bir mağaraya birçok örnek bulunuyor.

  • Künye: Giles Laroche – Evim, Evim, Güzel Evim!, çeviren: Ece Özkan, Kelime Yayınları

Nebahat Avcıoğlu – Turquerie ve Temsil Politikası (2014)

On sekizinci ve ondokuzuncu yüzyıllarda Avrupa’da tipik Osmanlı yapıları olan hünkâr köşklerinin küçük versiyonları, merkezi planlı tek kubbeli camiler ve hamamlar boy gösterdi.

Avcıoğlu’nun, Turquerie olarak adlandırılan bu mimari akımı kültürel, siyasi ve estetik açılardan irdelediği çalışması, bu alanda bir ilk.

  • Künye: Nebahat Avcıoğlu – Turquerıe ve Temsil Politikası, 1728-1876, çeviren: Renan Akman, Koç Üniversitesi Yayınları