Philip Morris Glass – Müziksiz Sözler (2016)

Philip Morris Glass, yaptığı opera ve senfoni besteleriyle dünya çapında haklı bir üne kavuşmuş; yirminci yüzyılın en önemli bestecilerinden biri olarak kabul edilen bir isim.

Glass’ın bu otobiyografisi, hem müzisyenin yetiştiği çevre hem ailesi hem de müzik kariyeri ve kaynakları konularında önemli ayrıntılar sunmakta.

  • Künye: Philip Morris Glass – Müziksiz Sözler, çeviren: Volkan Atmaca, Alfa Yayınları

Kolektif – Klasik Müzik Kitabı (2019)

Her ne kadar trajik bir dönem geçiriyor olsak da, bahar geliyor bütün neşesiyle.

Bizi müzik neşelendirir ve kuşkusuz bunun en asil yollarından biri de klasik müziktir.

Bu rehber kitap, ilk operanın yazılışından nota sisteminin nasıl ortaya çıktığına, klasik müzik hakkında bilinmesi gereken pek çok önemli ayrıntıyı bize sunuyor.

Pek çok ismin katkılarıyla ortaya çıkan, görsel zenginliğiyle de göz dolduran kitap, Batı klasik müziğinin gelişimi ve bu süreçte rol oynamış türler ve aktörleri derinlemesine analiz ediyor.

Efsanevi bestecilere ait olanlar kadar pek kimsenin bilmediği bestecilerin doksanı aşkın eserinin incelendiği çalışma, ayrıca klasik müziğin bestelenmesi ve anlaşılmasıyla ilgili temel kavramları da açıklıyor.

Klasik müziğe iyi bir giriş yapmak isteyenler kadar, bu alanda çalışanların da keyifle okuyacakları bir eser.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Steve Collisson, Levon Chilingirian, Matthew O’Donovan, George Hall, Malcolm Hayes, Michael Lankester, Karl Lutchmayer, Keith McGowan, Kumi Ogano, Sophie Rashbrook, Christina L. Reitz, Tim Rutherford-Johnson, Hugo Shirley ve Katie Derham-Foreword.

  • Künye: Kolektif – Klasik Müzik Kitabı, çeviren: Tufan Göbekçin, Alfa Yayınları, müzik, 352 sayfa, 2019

Orhan Kâhyaoğlu – Grup Yorum (2010)

Türkiye’de sol/protest müziğin önde gelen grubu Grup Yorum’un, 25. kuruluş yıldönümü dolayısıyla İnönü Stadyumu’nda 55 bin kişinin katılımıyla gerçekleştirdiği konser büyük yankı uyandırmıştı.

Yirmi beş yılda pek çok müzisyen yetiştirmesiyle adeta bir okul olan grup, aynı zamanda Anadolu müzik geleneğini de sol/protest tarzıyla harmanlıyor.

İşte ‘Grup Yorum: 25 Yıl Hiç Durmadan’, Orhan Kâhyaoğlu’nun 2003 yılında çıkmış olan kitabının gözden geçirilmiş ve güncellenmiş hali.

Kitap, grubun dünü ve bugünü ile birlikte Türkiye’nin yakın tarihine uzanıyor.

Üç bölüme ayrılan çalışmanın ilk bölümünde, Grup Yorum’un öyküsü, müziği ve mücadelesi ayrıntılı bir bakışla ele alınıyor.

İkinci bölümde, gruptan ayrılarak müzik kariyerlerine devam eden isimler anlatılıyor; üçüncü bölümde ise kapsamlı bir Grup Yorum diskografisi sunuluyor.

  • Künye: Orhan Kâhyaoğlu – Grup Yorum: 25 Yıl Hiç Durmadan, Can Yayınları, müzik, 247 sayfa

Şefik Kahramankaptan – Mehter’den Alaturka’ya (2010)

Şefik Kahramankaptan Türkçe ve İngilizce yayımlanan ‘Mehter’den Alaturka’ya’ başlıklı bu eserinde, mehterin kökeni, gelişimi ve Batı’ya etkilerini ele alıyor.

Bir popüler müzik tarihi olarak tasarlanan çalışma, anlaşılır diliyle dikkat çekiyor.

Kaliteli bir baskıyla yayımlanan kitapta, özgün Türk çalgıları, 12 katlı padişah mehteri, mehtere özel besteler, mehter takımının yerleşme biçimi, özel yürüyüş düzeni, biçim, makam ve usuller, Genelkurmay mehteran bölüğü ve mehterin yerini alan bando gibi konular işleniyor.

Kitabının ikinci bölümünde, Türk kültürünün Avrupa’ya etkilerini anlatan Kahramankaptan, çalışmasını bir CD’yle de zenginleştirmiş.

  • Künye: Şefik Kahramankaptan – Mehter’den Alaturka’ya: Tarihi Türk Müziği, Ark Yayınları, müzik, 104 sayfa

Mehmet Emin Şen – Süryani Ortodokslarda Kilise Müziği (2020)

Dünya üzerindeki nüfusu yaklaşık 4,5 milyon olan Süryaniler, köklü bir tarihsel geçmişe, kültüre ve kendilerine özgü inançsal ve dünyevi müzik kültürüne sahip.

Mehmet Emin Şen’in dört yılı bulan doktora tezine dayanan bu çalışma da, Süryani kilise müziği üzerine bizde yapılan ilk kapsamlı incelemelerden biri.

Süryani inanç müziğini kültürel, tarihsel ve sosyolojik boyutlarıyla ele alan Şen, bu müziğin dinamikleri ve kökenleri üzerine önemli ayrıntılar paylaşıyor.

Kitaptan, Süryani Ortodoks Kilisesi’nin yıllık takvimsel ritüellerinin her birinin, kilise teolojisince ifade edilen anlam ile sekiz makam üzerinden gerçekleştirildiğini öğreniyoruz.

Öte yandan, dinsel müziklerin kaynağını Eski Ahit (Tevrat ve Zebur), Yeni Ahit (İncil) ve Süryani Kilisesi azizlerinin yazdıkları metinler oluşturuyor.

Yine Kilise dinsel müziklerinin her biri Türk müziğinde bir makama karşılık gelen sekiz Süryani Kilisesi makamı kullanılarak “ölçülü”, “serbest” ve “tecvitli” müzikal formlarla “Aramice” ve “Türkçe” icra ediliyor.

Ayrıca makamlara yüklenen anlamların, Orta Doğu’ya özgü köklü bir kültürel geçmişinin olduğunu ve bu makamların icra sırasının da ritmik bir tabloyla ve sayı mistisizminin hâkim olduğu kurallarla gerçekleştirildiğini de yine buradan öğreniyoruz.

Taş işçiliğinden gümüş işçiliğine (telkâri), dericilikten ayakkabıcılığa, kalaycılıktan Marangozluğa, semercilikten çömlekçiliğe, hattatlıktan oymacılığa, bugün için tedavülden kalkan ya da sürmekte olan birçok meslek erbaplığı, asırlarca Süryanilerden soruldu.

Şen’in çalışması ise, bu kadim halkın kilise müziği alanındaki ustalığını gözler önüne sermesiyle önemli.

  • Künye: Mehmet Emin Şen – Süryani Ortodokslarda Kilise Müziği: İlahi Mesajın Makamla Tebliği, Siyasal Kitabevi, müzik, 176 sayfa, 2020

Cem Behar – Orada Bir Musıki Var Uzakta… (2020)

Geleneksel Osmanlı/Türk musıkisi, esas olarak on altıncı yüzyılın ikinci yarısından itibaren oluşmaya başlar.

Dolayısıyla da on altıncı yüzyılın ikinci yarısı ve on yedinci yüzyılın başları musıki geleneğimizde önemli bir eşik, bir kırılma noktası teşkil eder.

Müzik tarihi alanında yaptığı çok değerli çalışmalarıyla bildiğimiz Cem Behar, şimdi de 16. yüzyıl Osmanlı müziği üzerine derinlemesine bir incelemeyle karşımızda.

Behar burada, 16. yüzyılın ikinci yarısında bazı yeni siyasî, sosyal ve ekonomik koşulların imparatorluk başkenti İstanbul’da yeni ve yerel bir “tarz-ı Osmânî” musıkinin oluşumuna nasıl bir zemin teşkil ettiğini irdeliyor, bu değişen koşulların ortaya çıkardığı musıki değişimine kimi örnekler veriyor.

Bu dönemde İstanbul’da özgün ve yerel bir Osmanlı/Türk musıki geleneğinin ortaya çıkışının şehir toplumundaki temelleri üzerine çok iyi bir çalışma olarak okunabilecek eser, bu süreçte hem Osmanlı İmparatorluğu’nu hem de İstanbul toplumunun bütününü etkileyen çeşitli siyasî, askerî, ekonomik, sosyal, kültürel, görsel, hatta edebî gelişmelerin etkilerini aydınlatıyor.

Kitapta karşımıza çıkan kimi konular şöyle:

  • yüzyılın ikinci yarısından itibaren İstanbul’da gözlemlenen servet birikimi ve metropolleşme,
  • İstanbul’un yeni zenginleri ve yeni yoksullarının kültür ve müziği,
  • İstanbul’da kamusal buluşma mekânları olarak meclisler ve kahvehaneler,
  • Bu dönemde kahvehanelerin açılmasıyla musıkinin Saray’dan halka inmesi,
  • Avâm/havass karşıtlığı,
  • yüzyılda musikide eserler, çalgılar ve müzikler bağlamında yaşanan değişim,
  • yüzyıl güfte mecmuaları,
  • İcraya yönelik Acem etkisi…

Künye: Cem Behar – Orada Bir Musıki Var Uzakta…: XVI. Yüzyıl İstanbulu’nda Osmanlı/Türk Musıki Geleneğinin Oluşumu, Yapı Kredi Yayınları, müzik, 264 sayfa, 2020

Güneş Ayas – Müzik Sosyolojisi (2020)

Bir toplumu anlamanın en iyi yollarından biri de, o toplumun müziğine bakmaktır.

Başka bir deyişle müzik, diğer pek çok işaretten daha fazla toplumla, o toplumun sosyolojisiyle iç içedir.

Güneş Ayas’ın bu özenli çalışması da, müziğin toplumsal bağlamının nasıl işlediğini, müzik sosyolojisi alanına giren temel kavramları ve yönelimleri kapsamlı bir bakışla ortaya koyuyor.

Konuya iyi bir giriş yapmak isteyenlerin muhakkak edinmesi gereken çalışma, aynı zamanda müzik sosyolojisi alanındaki Türkçe literatürü eleştirel bir gözle değerlendirmesiyle de dikkat çekiyor.

Burada tartışılan kimi konular şöyle:

  • Sanatı kutsal olarak gören yaklaşımlar ile sanatı incelenebilir olgulardan biri olarak gören müzik sosyolojisi arasındaki gerilimler,
  • Müzikte anlamın oluşumundaki toplumsal faktörler,
  • Etnosentrizm ve oryantalist söylemlerin müziğe etkisi,
  • Max Weber’in çalışmalarında müzik sosyolojisinin yeri,
  • Adorno’nun müziğe getirdiği yorumların müzik sosyolojisine yaptığı katkılar,
  • Müzikte beğeninin oluşumu,
  • Müzik geleneklerindeki süreklilik ve değişimler,
  • Türkiye’de müzik sosyolojisi çalışmalarındaki temel sorunlar…

Konu hakkında aydınlatıcı bilgi ve tartışmalar barındıran kitabın, hem konunun uzmanlarına hem de müziksevere fazlasıyla hitap ettiğini söyleyebiliriz.

  • Künye: Güneş Ayas – Müzik Sosyolojisi, İthaki Yayınları, sosyoloji, 352 sayfa, 2020

Kolektif – Kalbim O Viran Evlere Benzer (2019)

Bu harika kitap, 19. yüzyılın ikinci yarısında Kütahya’da doğmuş, eğitimini Eçmiadzin’de ve Berlin’de tamamlamış, çalışmalarını Osmanlı ve Rusya İmparatorlukları ile Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde yürütmüş Ermeni bir müzisyen ve müzikoloğun, Gomidas Vartabed’in yaşamı ve akademik çalışmalarına dair daha önce Türkçede yayınlanmamış kaynakları bir araya getiriyor.

Müzikoloji ve etnomüzikoloji programlarında kaynak olarak kullanılabilecek derleme özellikle, Vartabed’in halk müziği üzerine yazılmış makalelerine odaklanıyor.

Bu makaleler, dönem müzikolojisinin kuramsal tartışmalarının uygulamaya nasıl yansıdığına dair önemli birer kaynak, aynı zamanda da Türkiye’de çoğunlukla göz ardı edilmiş olan Cumhuriyet öncesi halk müziği araştırmalarının tarihine ışık tutan birer belge niteliğinde.

Makalelerin bir kısmı Gomidas Vartabed henüz hayattayken, bir kısmı ise ölümünün hemen ardından çeşitli dergi, gazete ve kitaplarda yayınlanmış.

Kitabın en önemli katkılarından biri de, Gomidas Vartabed’in yaşamının en üretken dönemlerinden birine tekabül eden İstanbul yıllarına dair belge niteliğindeki bir dizi mektup ve anıya da yer vermesi.

Bu metinler, 1910 yılında Osmanlı başkentine gelmesiyle başlayan ve 24 Nisan 1915’te diğer Ermenilerle birlikte tutuklanıp ölüm sürgününe gönderilmesi, Çankırı kampından ve soykırımdan kurtulup İstanbul’a dönmesi, ruh sağlığını yitirip hastaneye kaldırılması ile son bulan döneme ışık tutuyor.

Vartabed’in yaşamöyküsüyle açılan kitap, üç bölümden oluşuyor.

İlk bölümde, Vartabed’in mektupları ve anıları yer alıyor.

İkinci bölüm, Vartabed’in Ermeni müziği, halk müziği, yabancı müziklerin âşık müziği üzerindeki etkileri, dans ve çocuk, müzikle tedavi gibi ilgi çekici konuları ele aldığı makalelerinden oluşuyor.

Üçüncü bölüm ise, Melissa Bilal ve Burcu Yıldız’ın kaleme aldıkları, Vartabed’e dair müzikolojik tartışmalara yer veriyor.

  • Künye: Kolektif – Kalbim O Viran Evlere Benzer: Gomidas Vartabed’in Müzik Mirası, hazırlayan: Melissa Bilal ve Burcu Yıldız, Bir Zamanlar Yayıncılık, müzik, 320 sayfa, 2019

Orhan Kahyaoğlu – Caz’dan Pop’a Müzikli Yolculuk (2010)

Popüler müziğe dair yazıları ve kitaplarıyla bildiğimiz Orhan Kahyaoğlu ‘Caz’dan Pop’a Müzikli Yolculuk’ta, yazılarından bir seçkiyle okurun karşısına çıkıyor.

Buradaki denemelerin temel eksenini caz, etnik müzik, pop ve bu çizgilerin türevi müzikler oluşturuyor.

Kitapta, caz ve blues müzisyenleri; Türkiye cazı ve örnekleri; geleneksel ve etnik kaynaklı müziklerin Türkiye’de nasıl modernleştiği; şarkılardan yola çıkarak Türkiye’nin son elli yıllık pop müziği ve bu dönemin pop müziğinde öne çıkan isimler konulu denemeler yer alıyor. Kitapta ayrıca, Kahyaoğlu’nun MÜYAP başkanı Bülent Forta’yla, Dünya ve Türkiye müzik piyasası üzerine yaptığı bir röportajı da yer alıyor.

  • Künye: Orhan Kahyaoğlu – Caz’dan Pop’a Müzikli Yolculuk, Everest Yayınları, müzik, 338 sayfa

Isabelle Leymarie – Salsa ve Latin Caz (2010)

Piyanist ve müzikolog Isabelle Leymarie ‘Salsa ve Latin Caz’ adını taşıyan elimizdeki kitabında, Afro-Amerikan müziğinin ünlü iki türüne, Salsa ve Latin caza odaklanıyor.

Bu müziklerin kökenleri ve enstrümanlarıyla kitabına başlayan Leymarie, Küba’da yirmili ve otuzlu yıllarda icra edilen müziğin belirleyici özelliklerini; New York’ta Latin müziğinin başlamasını; Küba’da müziğin altın çağını; Palladium Balroom ve Latin cazı arasındaki ilişkiyi; devrimden sonra Küba’daki popüler müziği; Boogaloo ve Salsa etkileşimini; Porto Riko ve Santo Domingo müziklerini ve Salsa ile Latin cazının yükselişini anlatıyor.

Leymarie kapsamlı çalışmasında, Latin Amerikalıların büyük bir yoğunluk oluşturduğu New York’un, Salsanın ve Latin cazının merkezi olduğunu; ayrıca Havana, San Juan ve Caracas’ın da, önemli müzik merkezleri haline geldiğini gözler önüne seriyor.

  • Künye: Isabelle Leymarie – Salsa ve Latin Caz, çeviren: Işık Ergüden, Dost Kitabevi, kültür, 145 sayfa