Nathan Kravis – Plato’dan Freud’a Terapi Divanının Gizli Tarihi (2018)

Terapi divanı psikanaliz kadar,  hatta muhtemelen ondan da ünlüdür.

Örneğin birçok filme, romana, hikâyeye konu olmuştur.

Ve en önemlisi de, başlı başına bir moda ikonu haline gelmiştir.

İşte Nathan Kravis’in keyifli ve aydınlatıcı bu kitabında, terapi divanı başrolü oynuyor.

Psikanaliz, sanat tarihi, felsefe, tarih, mobilya tarihi ve tıp tarihinin iyi bir bireşimi olarak okunabilecek kitap, Freud’un kendi yazılarından olabildiğince yararlanarak, terapi divanının uzun macerasını bizimle paylaşıyor.

Güzel ve ufuk açıcı resimlerle de zenginleşmiş kitap, analisti ziyaret ettiğimizde uzandığımız kadar okumak, hayallere dalmak, çağrışım yapmak için de uzandığımız divanı bize farklı yönleriyle anlatıyor.

  • Künye: Nathan Kravis – Plato’dan Freud’a Terapi Divanının Gizli Tarihi, çeviren: Denis Gürcü, Sola Yayınları, psikoloji, 216 sayfa, 2018

Jacob Rogozinski – Ben ve Ten (2018)

Ben dışsal gerçeklik tarafından üretilen bir yanılsama mıdır?

Önde gelen çağdaş Fransız düşünürlerinden Jacob Rogozinski’nin bu kitabı, “ben” konusuna geniş bir çerçeveden bakmasıyla önemli.

Rogozinski kitabına, iki ego katili olarak tanımladığı Heidegger ve Lacan’ın düşüncelerini irdeleyerek başlıyor ve oradan da Descartes, Husserl, Merleau-Ponty ve Artaud’un fikirlerine uzanarak ben ile ben-olmayan arasındaki farkı çok yönlü bir bakışla tartışıyor.

Yazar bunu yaparken de, fenomenolojinin ve psikanalizin zengin mirasından olabildiğince yararlanıyor, ayrıca yaşam, ölüm, aşk ve nefret gibi varoluşun temel sorularıyla sıkı bir yüzleşmeye girişiyor.

Kitaptan alıntı:

“Yaşamın benim yaşamım olmaktan çıktığı ve kolektif bir antiteye aktarılmak üzere egonun içkinliğinden koparıldığı andan itibaren faşizmi uzaklarda aramamıza gerek kalmaz.”

“Direnmek bir ben’in değil, bir biz’in işidir: Bir halkın, bir sınıfın ya da diyelim ki bir çokluğun işidir.”

  • Künye: Jacob Rogozinski – Ben ve Ten: Ego-Analize Giriş, çeviren: Melis Aktaş, Pinhan Yayıncılık, psikoloji, 392 sayfa, 2018

Sébastien Dupont – Psikanaliz Hareketinin Kendini İmhası (2018)

Psikanalizin görkemli zamanlarının üzerinden çok zaman geçti.

Fransa’da kuramın “altın çağ”ı 1960’larda başlar.

Fakat 1980’lerden başlayarak psikanalize tepkiler artış göstermeye başladı, üstüne üstlük bilişsel psikoloji ve sinirbilim tarafından psikanaliz bilimsel olarak tartışma masasına yatırıldı.

İşte psikolog ve aile terapisti Sébastien Dupont da bu kitabında, psikanalizin etkisini ve çekiciliğini kaybetmesinin altındaki etkenleri çok yönlü bir bakışla irdeliyor.

Baştan söyleyelim, Dupont burada, psikanaliz karşıtı olarak kendini konumlandırmaktan ziyade, psikanalizin teorideki canlılığını ve pratikteki inandırıcılığını nasıl kazanabileceği üzerine düşünüyor.

Ve bu amaçla, ilk olarak zengin olduğu kadar muğlak yönlere de sahip “psikanalitik söylemi” açıklığa kavuşturmaya çalışıyor.

Yazar bunu yaparken, hem kendisinin psikanaliz çevresindeki öznel deneyimlerini hem de danışabildiği psikanaliz yazınını temel alıyor.

Dupont ayrıca, hareketin evrimi hakkında inceleme ve izlenimlerini kendisiyle paylaşan psikanalitik yönelimli pratisyenlerin ve hastaların tanıklıklarından da sıklıkla yararlanmış.

Çağdaş psikanaliz düşüncesindeki büyük eğilimleri merak eden ve “arka plana zumlamak” isteyen okurların ilgisini çekebilecek bir kitap.

  • Künye: Sébastien Dupont – Psikanaliz Hareketinin Kendini İmhası, çeviren: Öncel Naldemirci, Yapı Kredi Yayınları, psikanaliz, 140 sayfa, 2018

 

Pınar Toker – Beyaz Atlı Prensi Öldür (2015)

Kemirgen kuşkularınızdan kurtulup özgürleşmek için, içinizdeki beyaz atlı prensi öldürün!

Beyaz atlı prensin, hikâyedeki canavardan daha tehlikeli olduğunu, kadınların inandıkları peri masallarının sonucunda hayal kırıklığı yaşadığını söyleyen psikoterapist Pınar Toker, temel psikanaliz bilgileriyle bu tuzaktan kurtulmanın ipuçlarını veriyor.

  • Künye: Pınar Toker – Beyaz Atlı Prensi Öldür, Doğan Novus

Otto Rank – Hakikat ve Gerçeklik (2018)

Otto Rank, özellikle psikanaliz ile felsefe, edebiyat ve sanatı ilişkilendiren eserler ortaya koymasıyla psikanaliz geleneğinde önemli yere sahip.

Rank’ın ‘Hakikat ve Gerçeklik’ adlı bu kitabı da, kendisinin geliştirdiği irade psikolojisini ayrıntılı bir şekilde ortaya koyuyor.

Rank, bireyin iç dünyasıyla dış dünya arasındaki ilişkiyi ve bu ilişkiye yön veren uyuşma, kopuş ve çelişkileri irdeliyor.

Kitaptan birkaç alıntı:

“Nevrotik denen insanlar toplumun devasını arayacağı hasta insan sınıfını temsil etmezler, onlar daha ziyade modern insan tipinin aşırı gelişmiş örneklerini temsil ederler.”

“Yalnızca hatanın içinde yaşam vardır; bilmek ölümdür.”

“Napolyon gibi general ya da başvekil olmak ona yetmez, kralların arasında imparator unvanıyla anılmak ister, hatta tüm evrenin hâkimiyetini ister. Benliğin kaçınılmaz trajedisi ve ayrıca bundan kaynaklanan suçluluk burada yatmaktadır.”

“Freudcu içerik kendisini Batının dini ahlak kisvesi altına gizler; bunun içerisinde kişi acı çekmeye devam eder ve bireysel problemleri çözmekte başarısızlığa uğrar. Böylece modern insan nihayet nevroz yönünden paramparça olur.”

“Kimse hakikat ile yaşayamaz. İnsan yaşayabilmek için, hem sanat, din, felsefe, bilim ve sevgi gibi dışsal yanılsamalara, hem de dışsal olanı belirleyen içsel yanılsamalara ihtiyaç duyar.”

“(İ)nsanın temel gelişimi için anlamlı olan yalnızca ruhani ilkedir.”

  • Künye: Otto Rank – Hakikat ve Gerçeklik, çeviren: Şirin Etik, Pinhan Yayıncılık, psikanaliz, 128 sayfa, 2018

 

Robert E. Wubbolding – Gerçeklik Terapisi (2015)

Dr. William Glaser’ın kurucusu olduğu Gerçeklik Terapisi, bilinçdışına odaklanmaktansa, gerçekliğe ve bilinçli olana odaklanarak psikoterapi camiasının uygulama ve varsayımlarına meydan okumuştu.

Robert E. Wubbolding imzalı bu kitap ise, gerçeklik terapisinin altında yatan kuramı ve terapi yöntemini açıklamakta.

  • Künye: Robert E. Wubbolding – Gerçeklik Terapisi, çeviren: Elif Emir Öksüz, Okuyan Us Yayınları

Özen B. Demir ve Adem Yıldırım – Beden, Tıp ve Felsefe (2018)

Bir tıp doktoru ile bir felsefe doktoru arasındaki yazışmalarla ortaya çıkmış; beden ve tıp temalarını felsefe, psikanaliz, antropoloji, edebiyat, feminizm ve bilime uzanan disiplinler arası bir bakışla tartışan ufuk açıcı bir kitap.

Özen Demir ve Adem Yıldırım burada, sağlık ve hastalık, gövde ve beden, canlılık ve yaşam, insan ve hayvan gibi pek çok konu ve kavram üzerine düşünüyor ve bunu yaparken de, Platon’dan Aristoteles’e, Foucault’dan Husserl’e, Derrida’dan Nietzsche’ye, Spinoza’dan Blanchot’ya, Beckett’tan Marx’a ve Freud’tan R. D. Laing’e pek çok ismin fikirlerini kat ediyor.

Bunlara ek olarak, psikiyatri, antropoloji, psikoterapi, psikanaliz, anti-morfoloji, anti-psikiyatri, bilim, edebiyat, feminizm, queer, biyoetik, biyoteknoloji, biyopolitika, mikro-sosyoloji, tıbbî epistemoloji ve tıp tarihi ile ilgilenenlerin de severek okuyacağı bir kitap.

  • Künye: Özen B. Demir ve Adem Yıldırım – Beden, Tıp ve Felsefe, Nota Bene Yayınları, felsefe, 261 sayfa, 2018

Axel Honneth – Bizdeki Ben (2018)

Axel Honneth, daha önce yayınlanmış ‘Tanınma Uğruna Mücadele’de, felsefe dünyasında büyük yankı yaratan “tanınma teorisini” ortaya koymuştu.

Honneth ‘Bizdeki Ben’de ise, söz konusu kitabında ortaya koyduğu teoriyi geliştirmeye devam ediyor.

Honneth, bir yandan teorisine yapılan eleştiri ve itirazlara yanıt veriyor, diğer yandan da teorisini farklı alanları da kapsayacak şekilde genişletiyor.

Bunu yaparken Alman felsefesi, İngiliz psikanalizi ve Fransız sosyolojisinden yararlanan Honneth, düşünsel açıdan oldukça zengin bir metne imza atmış.

Felsefe, siyaset bilimi, sosyoloji ve sosyal bilimlerde zengin bir okuma isteyenler bu kitabı muhakkak edinmeli.

  • Künye: Axel Honneth – Bizdeki Ben: Tanınma Teorisi Üzerine İncelemeler, çeviren: Özgür Aktok, İthaki Yayınları, felsefe, 344 sayfa, 2018

Eugenio Borgna – Bekleyiş ve Umut (2015)

Eugenio Borgna’nın bu kitabı, uçup kaçıcı ve gizemli bir şekilde birbirini kovalayıp birbirinden uzaklaşan bekleyiş ve umudun anlamı üzerine bir yeniden düşünme girişimi.

Kalbin bekleyişlerdeki huzursuzlukları, varoluşsal bir kategori olarak umut ve psikopatolojik deneyimlerde umudun dönüşümü konularında derinleşmek isteyenlere bu çalışmayı şiddetle öneririz.

  • Künye: Eugenio Borgna – Bekleyiş ve Umut, çeviren: Meryem Mine Çilingiroğlu, Yapı Kredi Yayınları

Gohar Homayounpour – Tahran’da Psikanaliz Yapmak (2015)

Kimilerince Batılı bir pratik olarak tanımlanan psikanaliz, İran gibi tutucu bir Doğu toplumunda nasıl işler?

Deneyimlerini bizimle paylaşan İranlı psikanalist Gohar Homayounpour, insanın her coğrafyada benzer hikâye ve acılara sahip olduğunu gösterdiği gibi, İran’daki insanlık durumunu da tespit etmekte.

  • Künye: Gohar Homayounpour – Tahran’da Psikanaliz Yapmak, çeviren: Aslı Mertan, Everest Yayınları