Kevin Simler ve Robin Hanson – Beyindeki Fil (2021)

En büyük manipülatör beynimizdir, çünkü bize tuzak kurma konusunda çok az şey onunla boy ölçüşebilir.

‘Beyindeki Fil’, zihnimizin karanlık ve keşfedilmemiş köşelerine ışık tutuyor.

Başkalarını kandırmak için kendimizi nasıl kandırıyoruz?

İnsanlar memelidir ve memeliler de sosyal canlılardır.

Beynimiz sadece avlanmak ve yiyecek toplamak için değil, aynı zamanda sosyal olarak da hükmedecek şekilde programlanmıştır.

Bunu da genellikle başkalarını veya kendimizi kandırarak yaparız.

Ancak, bencil entrikacılar olsak da öyle değilmişiz gibi davranmak bize yarar sağlar.

Gizli güdülerimiz hakkında ne kadar az şey bilirsek o kadar iyidir, bu nedenle ne kadar bencil olduğumuz hakkında konuşmaktan ve hatta düşünmekten bile hoşlanmayız.

Bu da “beyindeki fil” olgusudur.

Bu kitap, bu gizli güdülerle yüzleşerek kendimizi daha iyi anlamamıza imkân tanırken, zihnimizin karanlık ve keşfedilmemiş köşelerine ışık tutuyor.

Hem kişisel yaşamlarımızdaki hem de sanat, eğitim, tıp, siyaset ve din gibi toplumun inşa edilmiş en büyük sosyal kurumlarındaki gizli motivasyonlarımızı gözler önüne seriyor:

  • Neden gülüyoruz?
  • Neden seyahatlerimizle övünüyoruz?
  • Neden dinlemektense konuşmayı tercih ediyoruz?

‘Beyindeki Fil’, ferahlatıcı bir biçimde açık sözlü insan erdemine dair çevrilmemiş hiçbir taş bırakmıyor.

  • Künye: Kevin Simler ve Robin Hanson – Beyindeki Fil: Gündelik Hayattaki Gizli Güdüler, çeviren: Feride Nagehan Öztürk, Nova Kitap, psikoloji, 464 sayfa, 2021

Stephen Johnson – Şostakoviç Zihnimi Nasıl Değiştirdi? (2021)

Şostakoviç’in müziği, asıl gücünü mütevazılığından, gösterişsizliğinden alır.

Kendisine ciddi bipolar depresyon teşhisi konan Stephen Johnson, Şostakoviç’in müziğinin depresyonun yıkıcı etkilerini azaltmada kendisine nasıl yardımcı olduğunu anlatıyor.

BBC Radio 3, 4 ve World Service için müzik programları ve belgeseller hazırlayıp sunan Stephen Johnson’a ciddi bipolar depresyon teşhisi kondu.

Ölümcül olabilecek bu depresyon girdabında, onun hayatta kalmasına yardımcı olduğunu söylediği şey ise Şostakoviç’in müziğiydi.

İkinci Dünya Savaşı sırasında Alman kuşatması altında yazdığı 7. Senfoni (Leningrad Senfonisi) ile işgale karşı başlatılan büyük ulusal direnişin en güçlü sembollerinden biri olan Dmitri Şostakoviç 20. yüzyılın en önemli bestecilerinden biri olarak kabul edilir.

Dünya devrim tarihine besteleriyle adını yazdıran bu büyük müzisyen aynı zamanda şimdiye kadar yazılmış en karanlık, en umutsuz müziklerden bazılarının bestecisidir.

Bu müziğin Stephen’a ve onun gibi diğer insanlara söyleyecek bir şeyi nasıl olabilir?

‘Şostakoviç Zihnimi Nasıl Değiştirdi?’, bestecinin müziğini ve kısmen hayatını ele almanın çok ötesine geçiyor ve müziği nasıl algıladığımızı, depresyonun yıkıcı etkilerini ve müzik sayesinde duygular ve insanlıkla nasıl yeniden bağ kurabildiğimizi yazarın kişisel deneyimlerinin tanıklığında ortaya koyuyor.

Nöroloji bilimi beynin müziği nasıl işlediğini ve daha derin bir entelektüel ve duygusal seviyede müziği nasıl anlamlandırdığını anlama noktasında büyük adımlar attı ve atmaya devam ediyor.

Bu kitap yüzyıllar önce akıl hastalıklarının tedavisinde kullanılan müziğin bu yönüne bir tanıklık niteliği taşıyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Hepimiz kendi hikâyelerimizi bu müziğe taşırız. Ne var ki Şostakoviç’in müziğinde bir şeyler bize bu nihai bireysellik ânında bile yalnız olmadığımızı hissettirir. Leningrad Filarmoni Büyük Salonu’nda Şostakoviç’in Leningrad Senfonisi’ni çalan ve dinleyen kuşatma altındaki insanlara bu şekilde hissettirmişti; çok daha fazla mütevazı, çok daha az gösterişli bir şekliyle, aynısını bana da yaptı.”

  • Künye: Stephen Johnson – Şostakoviç Zihnimi Nasıl Değiştirdi?: Ruhumu Sağaltan Müzik, çeviren: Harun İri, Paloma Yayınevi, müzik, 136 sayfa, 2021

Karsten Brensing – Hayvanların Gizemi (2021)

Bonobolar küfürlü konuşur…

Kambur balinalar modayı takip eder…

Köpekler hainliği cezalandırır ama özür dilenince affedebilir…

Biyolog ve davranış bilimci Karsten Brensing, hayvanların gizemli, olağanüstü zihinlerinin nasıl işlediğini aydınlatıyor.

Yunuslar birbirlerine isimleriyle hitap eder…

Şempanzeler stratejik savaşlar yürütür…

Fareler parti düzenlemekten çok hoşlanır…

Karıncalar aynada kendi görüntüsünü tanır ve yuvasına dönmeden önce kendine çekidüzen verir…

Ördek yavruları soyut düşünmeyi gerektiren çetrefil testleri geçebilir…

Örümcekler mesleğini karakter özelliklerini ve kişisel zevklerini dikkate alarak seçer…

Ve insanlar bu gizem karşısında şaşırıp kalır.

Brensing okurunu insan ve hayvanlarda zihin gelişiminin kökenlerine götürüyor.

‘Hayvanların Gizemi’, hayvanların zihninde neler olup bittiğini merak eden herkes için şahane bir kitap.

  • Künye: Karsten Brensing – Hayvanların Gizemi, çeviren: Esra Even, Hep Kitap, psikoloji, 352 sayfa, 2021

Lennard J. Davis – Obsesyon (2021)

Obsesyonun izini Rönesans döneminin şeytan girmesinden modernite ile obsesyon arasındaki ilişkiye uzanarak izleyen enfes bir kitap.

Lennard Davis kapsamlı çalışmasında, obsesif aşk ve obsesyon ile sanat arasındaki ilişki gibi çok ilginç konuları da tartışıyor.

Davis burada, obsesyonun izini Rönesans kültüründe hâkim olan posesyon (yani şeytan girmesi) ile sürmeye başlıyor ve bunun obsesyonla ilişkisini inceliyor.

Obsesyonun kökeninin ardından obsesyonun tarihsel sürecini histeri, buharlar, melankoli, hipokondriyle incelemeye başlıyor ve akabinde delilik kategorilerini genel olarak ele alır ve buna ilişkin örnekler sunuyor.

Yazar, bu tarihsel yolculuğun devamında edebiyata geniş bir yer ayırır.

Merak ile obsesyon arasındaki ilişkiyi ve monomaniyi inceliyor.

Cinsellik, aşk ve obsesyon üçgenine geniş bir yer ayıran Davis, yaşadığımız yüzyıla yaklaşırken de obsesyon ile resim, heykel gibi görsel sanatlar arasındaki ilişkiye odaklanıyor ve tüm bunları da biyokültürel bir çerçevede ele alıyor.

Davis, daha çok 19. ve 21. yüzyıllar arasını mercek altına alıyor, zira modernite ile obsesyon arasında büyük bir ilişki olduğu kanısı bu çalışmaya yön veriyor: “Modernite öyle bir dönem olarak görülmektedir ki, normal olmak bir nevi deli olmakla, özellikle de obsesif olmakla örtüşen bir şey olarak tanımlanır.”

  • Künye: Lennard J. Davis – Geçmişten Günümüze Obsesyon, çeviren: Deniz Uludağ, Doğu Batı Yayınları, psikoloji, 387 sayfa, 2021

Ethan Kross – Geveze (2021)

İç sesimiz, hayatta kalabilmemiz için çoğu zaman işimize yarasa da kimi zaman tam bir baş belası da olabiliyor.

Nörobilimci ve psikolog Ethan Kross, kafamızın içinde dönenip duran gevezeyi durdurmanın ve onu olumlu yönde dönüştürmenin yollarını anlatıyor.

Pek çok vaka ve araştırmadan yararlanan Kross, iç sesi dizginlemek için bir dizi araca sahip olduğumuzu vurgulayarak söylediğimiz ve yaptığımız belli bazı şeylerin içimizdeki konuşmayı nasıl daha iyi bir hale getirebileceğini ortaya koyuyor.

Kitap, beynin “sihirli” arka kapılarının kilitlerini nasıl açacağımızı; plaseboların, uğur getirdiğine inanılan nesnelerin ve ritüellerin belli şekillerde uygulanmasının bizi nasıl daha dayanıklı kıldığını göstermesiyle dikkat çekiyor.

İç sesin hem yardımsever bir süper güç hem de bizi yaralayan yıkıcı bir kriptonit olmasının yarattığı kaçınılmaz gerilim, insan zihninin en büyük bilmecelerinden biri.

Peki, yok mu onu dizginlemenin bir çaresi?

İşte tam da bu amaçla yazılmış ‘Geveze’, kendinizle yaptığımız konuşmaları olumlu yönde dönüştürecek ve daha mutlu, daha üretken bir yaşam sürmemize yardımcı olacak bir kitap.

  • Künye: Ethan Kross – Geveze: Kafamızın İçindeki Dırdırcı Ses ve Onu Dizginlemenin Yolları, çeviren: Ayşegül Çetin, Domingo Yayınevi, bilim, 272 sayfa, 2021

Herbert S. Terrace – Şempanzeler Dil Öğrenemez (2021)

‘Şempanzeler Dil Öğrenemez’,  dilin kökenleri üzerine ufuk açıcı bir antropolojik çalışma.

Herbert Terrace, 1970’lerde Nim Chimpsky isimli şempanze üzerinde yaptığı dil öğretme deneyinin enteresan sonuçlarını paylaşıyor.

1970’lerde, davranış psikoloğu Terrace, bir şempanzeye dili kullanmanın öğretilip öğretilemeyeceğini görmek için dikkate değer bir deney yaptı.

Terrace’ın, teorilerine meydan okuyan ünlü dilbilimci Noam Chomsky’e gönderme yaparak “Nim Chimpsky” ismini verdiği genç bir maymun, New York’ta bir aile tarafından büyütüldü ve bu süreçte Amerikan İşaret Dili eğitimi aldı.

Başlangıçta Terrace, Nim’in cümleler oluşturabileceğini düşünmüştü, ancak daha sonra Nim’in kelimeleri bile öğrenemediğini fark ederek projesinin başarısız olduğu sonucuna vardı.

Nim Projesi’nin başarısızlığı, dilin nereden geldiğini anlamaya henüz yakın olmadığımızı gösteriyordu.

Bu kitapta Terrace, insan dilinin kökenleri hakkında yeni bir bakış açısı sunmak için Nim Projesi’ni yeniden ele alarak, Chomsky ve eleştirmenlerin aksine, dilbilgisi kadar kelimelerin de dilin temel taşları olduğunu savunuyor.

Terrace, insan evrimi ve gelişim psikolojisini gözden geçirerek, sözel olmayan etkileşimin bebeğin dil ediniminin temeli olduğunu ve bir çocuğun ilk kelimelerine yol açtığını gösteriyor.

  • Künye: Herbert S. Terrace – Şempanzeler Dil Öğrenemez: Nim Chimpsky Deneyi, çeviren: Mehmet Doğan, Koç Üniversitesi Yayınları, antropoloji, 192 sayfa, 2021

Terri Cheney – Modern Delilik (2021)

Akıl hastalığı olan birinin insani yönlerini çarpıcı şekilde ortaya koyan samimi, mizahi, incelikli bir kitap.

Terri Cheney’nin hastalara karşı korku değil, sempati duymamızı sağlayacak bu kitabı, bizi önyargılarımızdan kurtaracak.

Cheney, bir zamanlar ünlüleri ve büyük sinema stüdyolarını temsil eden başarılı bir avukatken, savunma becerilerini şimdilerde akıl sağlığı konusunda kullanıyor.

New York Times’da yayımlanan yazısı, Amazon TV dizisi Modern Love’da Anne Hathaway’in oynadığı bipolar karaktere ilham kaynağı olan yazar, muzip olduğu kadar dürüst bir üslûpla kendi tecrübelerinden yola çıkarak akıl hastalarıyla birlikte nasıl daha iyi yaşanabileceğine dair samimi bir kılavuz öneriyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Merhaba, normaller! Biz kendi aramızda size böyle diyoruz: Bipolarların çoğu akıl hastalığı olmayan (veya henüz bir teşhis konmamış) olanlarınız için böyle diyor. Makul ölçüler içinde, aklı başında, yapacakları tahmin edilebilen insanlarsınız. Çift kör çalışmalarda kontrol grubu sizlerden oluşur. Hayatınızdaki her şey yolunda gider ama bazen, “normal” olarak kabul edilmeyen bizlerle karşılaşırsınız ve davranışlarımıza bir türlü anlam veremezsiniz. Belki de biz, sizin en iyi arkadaşınız, çalışanınız, patronunuz, kardeşiniz, çocuğunuz, sevgilinizizdir. Bize iyi davranmayı canı gönülden istiyorsunuz ama kabul edelim ki bizi anlamakta zorlandığınız oluyor. Havadan nem kapıyoruz. Garip garip davranıp farkında bile olmuyoruz. Bizimle uğraşmak hiç kolay değil. Biliyoruz. Size içeriden bilgi getirdim.”

  • Künye: Terri Cheney – Modern Delilik: İçlerinden Biri Tarafından Yazılan Akıl Hastalarıyla Birlikte Yaşama Kılavuzu, çeviren: Hatice Oluk, Saltokur Yayınları, psikoloji, 276 sayfa, 2021

Kolektif – Özgür İrade? (2021)

Özgür irade, Antik Çağ’dan bu yana hararetle tartışılan konulardandır.

Bu derlemede ise, hukuk, felsefe, psikoloji, nörobilim, mühendislik gibi çeşitli alanlarda çalışan akademisyenler, özgür irade konusunu farklı açılardan tartışıyorlar.

Özgürlük yalnızca hukuki-siyasi değil, aynı zamanda felsefi bir kavramdır.

Filozoflar Antik Çağ’dan bu yana “özgür olmanın başlıca koşulu, özgür irade sahibi olmak mıdır?” sorusu üzerine düşünmüş; insan toplumlarının ve kültürlerinin büyük çoğunluğunda karşımıza çıkan, insanın özgür iradeyle donatılmış bir canlı olduğu yargısını tartışmaya açmışlardır.

Yirminci yüzyılda nörobilimcilerin de bu tartışmaya katıldıklarını ve zihin felsefesinin bu çetrefil sorunsalını farklı bir açıdan ele almaya başladıklarını görüyoruz.

İşte bu derlemede yer alan yazılarda, özgür irade konusu farklı açılardan tartışıldığı gibi, özgür irade varsayımının bilimsel gelişmeler sonucunda geçersiz kalması ihtimalinin yaratacağı etkiler de değerlendirmeye alınıyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler şöyle: Cemal Bali Akal, Diego Tatián, Tevfik Alıcı, Cansu Muratoğlu, Eylem Canaslan, Neslihan Serap Şengör, Mehtap Doğan, Zülfiye Yılmaz, Kadir Berk Kapancı, Zafer İçer, Dante Jorge Dorantes-Gonzalez, Güçlü Akyürek, Tuna Çakar, Özge Yücel, Çağrı Kan ve Enes Dağ.

  • Künye: Kolektif – Özgür İrade?: Hukuk, Nörobilim, Psikoloji ve Ötesi, editör: Cem Uysal, Mustafa Ebrar Palteki, Ozan Erözden ve Salih Haydar Günler, Zoe Kitap, hukuk, 288 sayfa, 2021

Lev Vygotsky – Düşünme ve Konuşma (2021)

Düşünme ve konuşma süreçlerinin doğası nedir?

Psikoloji biliminin öncülerinden Lev Vygotsky, Marksizmin temel kavrayışını psikolojinin girift doğasına uyguladığı bu şahyapıtında açıklıyor.

Psikoloji biliminin öncülerinden, Batılı bilim insanlarınca “Psikolojinin Mozart”ı olarak nitelenen Lev Vygotsky’nin başyapıtı ‘Düşünme ve Konuşma’ deneysel psikolojinin bu en girift ve zor problemlerinden birini derinlemesine irdeliyor.

Her seviyeden okurun rahatlıkla takip edebileceği eser, ilk yayımlandığı tarihin üzerinden uzunca bir süre geçmiş olmasına rağmen bu sorun üzerinde çalışan bilim insanları için hâlâ bir kutup yıldızı işlevi görüyor.

  • Künye: Lev Vygotsky – Düşünme ve Konuşma, çeviren: Bahri Akın, Doruk Yayınları, psikoloji, 440 sayfa, 2021

Claus-Steffen Mahnkopf – Orgazmın Felsefesi (2021)

Orgazm, yaşamın ve ölümün eşleştiği andır.

Claus-Steffen Mahnkopf, politik açılımları da olan bu çalışmasında, okurunu mutluluk, özgür bir toplum ve daha iyi bir toplum üzerine düşünmeye davet ediyor.

Orgazm basit bir mesele değildir.

Biyolojik ve kültürel, bedensel ve ruhsal, duygusal ve inanılmaz derecede semboliktir.

Kadına ve erkeğe özgü olmasının yanı sıra derin bir şekilde insanidir.

Mahnkopf, orgazmın felsefi derinliklerine inerken sanatı, bilimi, edebiyatı, filmi, müziği, entelektüel söylemi günlük deneyimle; politik olanı ise tutkulu ve tatmin edici bir mutluluk ütopyasıyla birleştiriyor.

‘Orgazmın Felsefesi’ mutluluk, özgür bir toplum ve iyi yaşam üzerine düşünmek isteyenler için kapsamlı bir çalışma.

Kitaptan bir alıntı:

“Kendine gelmenin, en geniş kapsamıyla kendini duyumsamanın, beden, ruh ve tin arasındaki uyumlanmanın mekânı ve zamanıdır en güzel an. Yaşamın ve ölümün eşleştiği yerdir. Kişinin kendi cinsiyetliliğinin, yaratıklığın, hayvanlığın ve dolayısıyla canlılığın derin ifadesidir. Ayrıca evrimsel bir vazifenin ifa edilişi şeklinde tezahür eden ve bütün dünyayı ilgilendiren bir işlevdir.”

Künye: Claus-Steffen Mahnkopf – Orgazmın Felsefesi, çeviren: Behlül Çalışkan, Tellekt Kitap, felsefe, 184 sayfa, 2021