Mona DeKoven Fishbane – İlişkilerin Nörobiyolojisi (2021)

Nihayet kadın erkek ilişkilerine kişisel gelişim değil de bilimsel bir gözle bakan bir kitapla karşı karşıyayız.

Çift ilişkileri hakkında bilimsel olarak bilinenlerle beynin işleyişine dair öğrendiklerimizi birleştiren Mona DeKoven Fishbane, çiftlerin psikolojik ve nörobiyolojik serüvenleri konusunda bizi aydınlatıyor.

Güncel nörobilimsel araştırma bulguları barındırmasıyla büyük önem arz eden çalışma, beynin ilişkilerimizi nasıl etkilediğini gözler önüne seriyor.

Bunu yaparken pratik uygulama önerileri ve canlı vaka örnekleriyle de kitabını zenginleştiren Fishbane, özellikle çift terapisi alanında çalışan uzmanlara, uygulamalarını derinleştirip zenginleştirme olanağı sunuyor.

  • Künye: Mona DeKoven Fishbane – İlişkilerin Nörobiyolojisi; Beyni Bilerek Sevmek, çeviren: Fatma Arıcı Şahin, İbrahim Keklik, Duygu Dinçer ve Ahmet Abakay, İmge Kitabevi, bilim, 414 sayfa, 2021

Émile Boutroux – William James Kimdir? (2021)

William James, yalnızca Amerikan felsefesinin klasik döneminin en önemli figürlerinden biri değil, aynı zamanda ilk özgün Amerikan felsefesi diye tarif edilen pragmatizmin de önemli temsilcilerindendir.

Modern felsefe alanında uzun yıllar çalışmış Émile Boutroux’nun bu özenli incelemesi ise, fizyoloji, anatomi, psikoloji ve felsefe alanlarında dersler vermiş bu önemli ismin fikirlerine çok iyi bir giriş.

Boutroux çalışmasına, James’in yaşamı ve kişiliğini kısaca anlatarak başlıyor ve devamında da, William James’in felsefe, psikoloji, dini psikoloji, pragmatizm, metafizik ve pedagoji alanlarındaki çalışmalarını ayrıntılı bir şekilde açıklıyor.

Temel kavramları üzerinden James’in mirasının sistematik bir envanterini okura sunan iyi bir kitap.

  • Künye: Émile Boutroux – William James Kimdir?, çeviren: Sadık Altan, Fol Kitap, inceleme, 88 sayfa, 2021

Lev Vigotski – Psikolojideki Krizin Tarihsel Anlamı (2021)

Kuramları psikoloji biliminde devrim yaratmış Lev Vigotski, gelişim psikolojisinden eğitim bilimine ve sanat psikolojisine çok farklı alanlarda üretti.

Düşünürün ilk kez 1926’da yayımlanan ve güncelliğini bugün de koruyan ‘Psikolojideki Krizin Tarihsel Anlamı’, psikoloji biliminin içinde bulunduğu krizden kurtuluşunun yolunun Marksist materyalist bir yöntembilime dayalı psikoloji bilimini yeniden inşa etmek olduğunu belirtiyor.

Vigotski bu amaçla, Marx’ın kapitalist toplumsal üretim ilişkilerini çözümleme yöntemini, psikoloji biliminin konusuna uygun kavramlar ve kavramsal aygıtlarla psikoloji bilimine uyguluyor.

Kendi döneminin ana akım psikoloji eğilimlerinin bir çeşit meta-psikolojiye dönüştüklerini, bir dünya görüşü, bir metafizik olarak ortaya çıktıklarını söyleyen Vigotski’nin burada yürüttüğü tartışma, günümüzde psikoloji biliminde yöntem birliği eksikliğinden kaynaklı tartışmaların doğru sonuca ulaştırılmasına da katkı sağlayabilecek nitelikte.

Öte yandan kitap, psikolojinin Freud, Adler, Pavlov gibi büyük isimleriyle, Gestalt okuluyla, Rusya’daki Machçılıkla vb. kriz ve yöntembilim bağlamında derinlemesine bir tartışma yürütmesiyle tarihi öneme de sahip.

  • Künye: Lev Vigotski – Psikolojideki Krizin Tarihsel Anlamı: Yöntembilimsel Bir İnceleme, çeviren: Şükrü Alpagut, Yordam Kitap, psikoloji, 256 sayfa, 2021

Robert Heath – Bilinçaltını Ayartmak (2021)

Reklamcılık hem bilinç hem de bilinçaltı seviyede çalışır.

İlki hakkında biraz uyanık olsak da, reklam ve pazarlamacıların bilinçaltı manipülasyonlarının pek farkına varmayız.

İşte bu konudaki bilinmeyenleri açıklayan ‘Bilinçaltını Ayartmak’, reklam psikolojisinin nasıl kullanıldığı üzerine usta işi bir çalışma olarak karşımızda duruyor.

Marka iletişimi alanında uzun yıllardır çalışmakta olan Robert Heath, reklamları hem bilinçaltı hem de yarı bilinçli seviyede işleme şeklimizin kararlarımız üzerindeki etkisini derinlemesine izliyor.

Bunu yaparken kapsamlı psikolojik ve nörobilimsel araştırmalardan da yararlanan Heath, reklamcılık dünyasının nasıl çalıştığını ve sırlarını, üstelik başarılı olmuş reklam kampanyalarından çarpıcı örneklerle zenginleştirerek gözler önüne seriyor.

  • Künye: Robert Heath – Bilinçaltını Ayartmak: Reklam Psikolojisi, çeviren: Emrah Bilge, The Kitap Yayınları, psikoloji, 288 sayfa, 2021

Ann Cvetkovich – Depresyon (2021)

Depresyonu biyolojik yahut tıbbi bir olgu olarak değerlendirmeye meyilliyiz.

Peki, depresyonun kültürel ve toplumsal kökenleri nedir?

Ann Cvetkovich’in bu özgün çalışması, depresyonun kültürel, politik ve ırk temelli tarihinin izini sürüyor.

Cvetkovich burada, hem kendini süreğen bir kayıtsızlık, atalet ya da çaresizlik hissiyle gösterebilen depresyonun sömürgecilik, mülksüzleşme ve yerinden edilme geçmişleriyle bağını, hem de sol melankoli ve politik depresyon arasındaki mesafeyi aydınlatmak adına bir Hıristiyan tasarısı olan “acedia” kavramının bize nasıl yol gösterebileceğini irdeliyor.

Kitap depresyonla ilgili olsa da, kötü hisleri geçiştirmek, yahut onları görmezden gelmek yerine, onları kucaklayarak nasıl daha iyi bir hayat yaşayabileceğimizi de tartışmasıyla önemli.

  • Künye: Ann Cvetkovich – Depresyon: Toplumsal Bir His, çeviren: Zeynep Ertan, Sel Yayıncılık, psikoloji, 325 sayfa, 2021

Susan Forward – Sevgisiz Anneler (2021)

Kimi talihsiz kadınlar, çocukluklarından itibaren annelerinin sözlü, duygusal ve fiziksel şiddetine maruz kalmıştır.

Psikoterapist Susan Forward, sevgisiz annelerin gadrine uğramış bu kadınların imdadına yetişiyor ve onların acı veren anılardan, suçluluk ve korkularından nasıl kurtulabileceklerini anlatıyor.

İki kısma ayırdığı kitabında Forward, ilk olarak beş sevgisiz anne modelinin açtığı derin duygusal yaralar yüzünden kadınların içlerindeki acı, korku ve çalkantı mirasıyla nasıl çaresizce baş etmeye çalıştıklarını kapsamlı bir biçimde ortaya koyuyor.

Yazar kitabının ikinci kısmındaysa, keşiften iyileşmeye geçerek, büyük tahribatlar yaratan anne yarasının nasıl iyileştirilebileceğini ele alıyor.

Forward, hakikatle yüzleşerek, acı veren hisleri kabul ederek, öfkenin bilgeliğine sığınarak ve davranışları değiştirerek bu sürecin sağlıklı bir şekilde atlatılabileceğini belirtiyor.

  • Künye: Susan Forward – Sevgisiz Anneler: Yetişkin Kızlar İçin İyileştirici Bir Rehber, çeviren: Mercan Yurdakuler, İletişim Yayınları, kişisel gelişim, 311 sayfa, 2021

Gustave Le Bon – Devrimin Psikolojisi (2020)

1789 Fransız Devrimi’ni merkeze alarak devrim sürecindeki kitle psikolojisi üzerine derinlemesine düşünen bir çalışma.

Gustave Le Bon, devrimlerin genel özelliklerini ve devrim sürecinde etkin olan rasyonel, duygusal, mistik ve kolektif öğeleri ortaya koyuyor.

Le Bon kitabına, dini devrimlerden ulusal ve bilimsel devrimlere, devrimlerin ortak özelliklerini açıklayarak başlıyor ve devamında da,

  • Devrimlerde egemen olan zihniyet biçimlerini,
  • Devrim sırasında görülen bireysel kişilik değişikliklerini,
  • Fransız Devrimi sırasında filozofların etkilerini,
  • Devrim sırasında monarşiyle ilgili duyguların geçirdiği değişimi,
  • Ve bunun gibi ilgi çekici konuları irdeliyor.

İnsanın her durumda rasyonel bir hayvan olmadığını, duygulara dönüştürülmedikçe aklın kitleleri etkilemediğini çoğu zaman unuttuğumuzu savunan Le Bon, insanın hâlâ inançlarıyla yaşadığını, inançlarını akla dayanarak şekillendirse bile, görüş gücünün, hâlâ onu yönlendiren birçok dürtüye karşı koymasına olanak tanımadığını iddia ediyor.

Kitap bu yönüyle, devrimci yığınların psikolojisine daha yakından bakmak için iyi fırsat.

  • Künye: Gustave Le Bon – Devrimin Psikolojisi: Kitle Zihni Üzerine Tarihin Gözden Geçirilmesi, çeviren: Ayten Gündoğdu, Scala Yayıncılık, tarih, 336 sayfa, 2020

Ty Tashiro – Tuhaf (2020)

Tuhaf büyülü, neredeyse İsviçre çakısı gibi çok işlevli bir kelimedir.

Bize benzemeyenleri anlamaya çalışmak, onları tuhaf olarak yaftalamaktan daha zordur.

Zira toplum zora gelmez, normal diye tutturup durur.

Bu kitap ise, tuhaf olmanın bizi nasıl özgür kıldığıyla ilgili.

Ty Tashiro, sosyal hayatta kendimizi rahat hissetmemize engel olan tuhaf kişilik özelliklerimizin, aynı zamanda olağanüstü başarıların tohumlarını atabileceğini söylüyor.

Psikoloji, nörobilim ve sosyoloji gibi alanlardan yararlanan Tashiro, bir kişinin neden tuhaf olarak tanımlandığını anlatarak kitabına başlıyor.

Yazar ardından, tuhaflığı nasıl güce dönüştürebileceğimizi, başka bir deyişle potansiyelimizi gerçekleştirmek için kişisel garipliklerimizi ve özgün yeteneklerimizi nasıl kucaklayabileceğimizi anlatıyor.

Kitap bunun yanı sıra, otizm spektrum bozukluğu ve Asperger Sendromu konuları üzerine sunduğu kapsamlı bilgilerle, kafa karışıklığı yaratan kimi özelliklerin ve durumların netleşmesine de olanak sağlıyor.

İnsanlarda iyi bir ilk izlenim bırakmak için neler yapılması gerektiği; duyguların işlevi; sosyal formalitelerin arkasında yatan mantık nedir; sosyal yaşamın anlaşılması güç kuralları; modern sosyal yaşamın hepimiz için nasıl tuhaf bir dünyaya dönüşmekte olduğu ve tuhaf bireyleri neyin mutlu ettiği gibi konularda aydınlanmak isteyenlerin muhakkak edinmesi gereken bir çalışma.

  • Künye: Ty Tashiro – Tuhaf: Sosyal Açıdan Tuhaf Olmanın ve Bunun Neden Harika Olduğunun Bilimi, çeviren: Esra Ergün, Paloma Yayınevi, psikoloji, 288 sayfa, 2020

Barbara Tversky – Hareket Halindeki Zihin (2020)

Düşüncenin temeli dil mi uzam mı?

Psikoloji profesörü Barbara Tversky, düşüncenin gerçek temelinin dil olmadığını, hareket ve uzamdaki etkileşimlerimiz olduğunu savunuyor.

Yazara göre uzamsal düşünüş, bedenlerimizden ve bedenlerimizin dünyadaki eylemlerinden anlam çıkarmamıza olanak sağlıyor.

Tversky, haritaları yaratma ve kullanma becerimizin, mobilya montajı yapabilmemizin, futbol stratejileri oluşturmamızın, binalar tasarlayabilmemizin, sanat üretebilmemizin, insanların, trafiğin, suyun ve fikirlerin akışını anlayabilmemizin altında yatan şeyin, uzamsal düşünüş olduğunu söylüyor.

‘Hareket Halindeki Zihin’, nasıl düşündüğümüz üzerine derinlemesine düşünmek ve bu konuda ilginç bilgilere ulaşmak için iyi fırsat.

  • Künye: Barbara Tversky – Hareket Halindeki Zihin, çeviren: Barış Gönülşen, Tellekt Kitap, bilim, 416 sayfa, 2020

James Hollis – Yaşamın İkinci Yarısında Anlam Arayışı (2020)

Bazen bir başkasının hayatını yaşadığımızı, seçimlerimizi onun değerlerinin yönlendirdiğini dehşet içinde fark ederiz.

Psikanalist James Hollis, anlamlı bir hayat sürmek için bizi bakış açımızı kökten dönüştürmeye davet ediyor ve bunu nasıl yapabileceğimizi adım adım açıklıyor.

Ancak orta yaşla birlikte gerçekten kim olduğumuzu bulabileceğimizi belirten Hollis, özellikle bu yaşlarında büyük ikilemlerle karşı karşıya kalmış kişilerin geleceklerine nasıl yön verecekleri konusunda kimi önerilerde bulunuyor.

Yaptığı işi anlamsız bulan, evliliklerinde ve ilişkilerinde yabancılaşma yaşayan, hayatı anlamsız bulan, kısacası yaşamı, kendilerine danışılmaksızın yazılmış bir senaryo gibi yaşayan okurlara, yani aslında pek çoğumuza seslenen Hollis, zorluklarla baş etmemizi sağlayacak yeni bir bakış açısı sunuyor.

  • Künye: James Hollis – Yaşamın İkinci Yarısında Anlam Arayışı: Sonunda Gerçek Anlamda Nasıl Büyürüz?, çeviren: Kerime Dalyan, İletişim Yayınları, kişisel gelişim, 304 sayfa, 2020