Kirk Schneider ve Orah T. Krug – Varoluşsçu-Hümanistik Terapi (2015)

“Varoluşçu-hümanistik terapi”, insanlara kendi yaşamlarını geri kazanmalarına yardım etmeyi amaçlayan, bunun için de öncelikle yaşamaya yönelik içsel cesareti pekiştirmeye çalışan bir terapi.

Avrupa kökenli hümanistik ve varoluşçu felsefe ile Amerikan hümanistik psikolojinin bir araya getirilmesiyle ortaya çıkmış bu terapi, terapi için sağlam bir alternatif sunmak konusunda oldukça iddialı.

Kirk Schneider ve Orah T. Krug, bu terapinin esaslarını ve uygulanma ilkelerini bizimle paylaşıyor.

  • Künye: Kirk Schneider ve Orah T. Krug – Varoluşsçu-Hümanistik Terapi, çeviren: Gonca Akkaya, Okuyan Us Yayınları

John Taylor – Zihin Kullanma Kılavuzu (2009)

Zihni hassas olduğu kadar karmaşık bir yapı olarak ele alan John Taylor ‘Zihin Kullanma Kılavuzu’nda, zihnin nasıl çalıştığını, tüm potansiyellerini kullanabilmek için onun nasıl geliştirilebileceğini sunuyor.

Okura, zihnin doğasını ve çalışma şeklini göstermeyi amaçlayan Taylor, zihnin işleyiş prensiplerine odaklanarak, zihindeki dengeler bozulduğunda ortaya çıkabilecek sorunları anlatıyor.

Çalışmasının bilimsel temelli olduğunu savunan Taylor, dört kısımdan oluşan kitabında, olaylara sağduyuyla bakacak şekilde zihnin nasıl geliştirilebileceğine ve bu yeni modelin gündelik yaşamda nasıl daha iyi ve sağlıklı kullanılabileceğine odaklanıyor.

  • Künye: John Taylor – Zihin Kullanma Kılavuzu, çeviren: Sinan Gürtunca, Sistem Yayıncılık, kişisel gelişim, 444 sayfa

Irwin D. Yalom ve Ginny Elkin – Her Gün Biraz Daha Yakın (2018)

Bir psikoterapiyi hem terapistin hem de hastanın gözünden izlemek ilginç bir deneyim.

Her ikisinin de bu sürece dair tespit ve değerlendirmelerinin birbirinden farklı oluşu, bunun ilginç oluşundaki başlıca etken.

Irwin D. Yalom, 1970 yılının sonbaharında yardımcı terapistiyle birlikte yürüttükleri grup terapisine Ginny Elkin’in devam etmesinin artık faydalı olmayacağına karar verdi.

Yalom’un bu aşamada önerdiği fikir, bireysel terapidir.

Yalom da Elkin de, her hafta yaptıkları görüşmelere dair raporlarını kendileri yazacak, fakat bu raporlar da üzerinden altı ay geçmeden hiç kimse tarafından okunmayacaktır.

Bundan sonraki iki yıl boyunca doktor ve hastası, birlikte paylaştıkları saatleri kendi görüş açılarına göre kaydettiler ve terapi sırasında konuşulmayan, sonradan akla gelen fikirleri, yorumları, duyguları ve çağrışımları sık sık yazılarına eklediler.

İşte bu görüşmelerin neticesi olan elimizdeki kitap, hem bir psikoterapi sürecinin nasıl ilerlediğine adım adım tanık olmamızı hem de psikiyatr ve hastanın birbirleri hakkındaki düşüncelerine aynı anda şahit olmamızı sağlıyor.

Kitabın, bilhassa psikoterapi seansları hakkında bilgilenmek ve bu sürecin izlediği seyri kavramak isteyenlere fazlasıyla hitap ediyor diyebiliriz.

  • Künye: Irwin D. Yalom ve Ginny Elkin – Her Gün Biraz Daha Yakın, çeviren: Zeliha Babayiğit, Pegasus Yayınları, psikoterapi, 300 sayfa, 2018

Joel Levy – Psikolojiniz Bozulmasın (2015)

Modern hayat, psikolojimiz açısından sürprizlerle dolu bir süreç.

Bu kitap da, bu hakikatten yola çıkarak, akıl sağlığı hakkında bilinmesi gerekenleri enine boyuna tartışıyor.

Joel Levy de bu kitabında, aşağılık kompleksinden arketiplere, yanılsamadan fobilere, beyin yıkamadan bilişsel uyumsuzluğa, kuruntulardan sahte anıya, psikolojimiz ve psikolojimizi korumamız hakkında pek çok maddeyi açıklıyor.

  • Künye: Joel Levy – Psikolojiniz Bozulmasın, çeviren: Duygu Akın, NTV Yayınları

Lars Svendsen – Yalnızlığın Felsefesi (2018)

En iyi zamanlarımızı yalnızken yaşayabiliriz.

Oysa yalnızlık, ona maruz kalanlar için ciddi bir sorun olabilir. Zira çoğu insan için yalnızlık, onların yaşam kalitelerini önemli ölçüde etkilemektedir.

Ayrıca böyle durumlarda, utanç dediğimiz duygu da işin içine girer.

Bu kitabın yazarı Lars Svendsen ise, yalnızlığı, kendi başına olma (solitude) şeklinde tarif ediyor.

Öte yandan yazara göre, adı ister yalnızlık veya solitude olsun, bu durum kendimiz ve dünyadaki yerimiz hakkında önemli şeyler söyler.

Kitap, yalnızlığın tam olarak ne olduğunu, kimlere tesir ettiğini, yalnızlık hissinin neden doğduğunu, neden kolayca geçmeyip sonra da kaybolduğunu ve hem bireyler hem de toplum olarak yalnızlıkla nasıl ilişkilenebileceğimizi inceliyor.

“Hiç yalnızlık duymamış bir kişi büyük olasılıkla duygusal bir eksiklik ya da kusurdan mustariptir.” diyen Svendsen, yalnızlığı ele alırken felsefe ile deneysel bilimleri harmanlıyor.

Kitapta,

  • Psikoloji ve sosyal bilimlerde yalnızlık,
  • Duyguların doğasına dair tartışmalar,
  • Yalnızlık deneyimini tetikleyen etkenler,
  • Yalnızlık ile güven, arkadaşlık ve sevgi arasındaki ilişki,
  • Modern birey ve yalnızlık,
  • Yalnızlığın olumlu biçimi olarak kendi başınalık,
  • Yalnızlığımızla baş edebilmek için her birimize düşen bireysel sorumluluklar,
  • Ve bunun gibi konular tartışılıyor.

Svendsen’in modern bireyin yalnızlığıyla ilgili burada dillendirdiği tezi de dikkat çekici.

Yazar, modern toplumun ana sorunun çok fazla yalnız olmamız değil, aksine yeterince tek başına kalmamamız olduğunu savunuyor.

  • Künye: Lars Fredrik Händler Svendsen – Yalnızlığın Felsefesi, çeviren: Murat Erşen, Redingot Kitap, felsefe, 213 sayfa, 2018

Fethi Benslama – Ölüm Siyaseti: Cihatçı “Üst-Müslümanlar” (2018)

Birçok gençte görülen kendini İslâm adına kurban etme arzusu nasıl düşünülmelidir?

Onları tutup en kötüye sürükleyen nedir?

Psikoloji, psikanaliz ve tarihsel analizden yola çıkan ‘Ölüm Siyaset’, gençleri cihat adına ölüme ve öldürmeye sürükleyen süreçleri, din-siyaset ilişkisini sorgulayarak tartışan önemli bir çalışma.

Fethi Benslama, halifeliğin kaldırılmasıyla, İslam’ın bir siyaset ideali olarak dağıldığını ve bunun ertesinde Müslüman toplumlarda büyük bir travma yaşandığını belirtiyor.

Yazar, güncel örneklerle zenginleştirdiği analizinde, bu kırılmayla birlikte, günümüzde büyük bir tehdit haline gelen cihatçı terörizmin Batı’yla karşılaşmanın yarattığı kırılmayla da birleşerek, “daha çok” Müslüman olma, bir “Üst-Müslüman” olma yarışına neden olduğunu söylüyor.

Benslama’nın burada tanımladığı şekliyle “Üst-Müslüman” aslında bir kavramdan öte, üzerinde iyice düşünülmesi gereken bir mefhum.

Benslama’ya göre, “Üst-Müslüman” tabirinin Müslümanların ve uygarlıklarının karşı karşıya kaldığı tehlikenin doğası konusunda bir gösterge değeri vardır ve yazar, kitabının son bölümünde de, Müslümanlar için başka bir geleceğin imkânlarını sorguluyor ve “Üst-Müslüman”lığın nasıl aşılacağını irdeliyor.

  • Künye: Fethi Benslama – Ölüm Siyaseti: Cihatçı “Üst-Müslümanlar”, çeviren: Orçun Türkay, İletişim Yayınları, siyaset, 101 sayfa, 2018

Ronald Giphart ve Mark Van Vugt – Uyumsuzluk (2018)

İnsanoğlu medeniyeti, modern hayatı ve aklın sınırlarını zorlayan bir teknolojiyi geliştirmesine rağmen, neden en kritik anlarda halen ilkel beynine başvurabiliyor?

Bilim insanları, bu uyumsuzluğun başlıca nedeninin, biyolojik evrimimiz ile kültürel evrimimiz arasındaki uçurum olduğunu düşünüyor.

Zira kültürel evrim biyolojik evrimden çok daha hızlıdır ve insan da kendini bu hıza uyarlarken kimi zaman tökezler.

Ronald Giphart ve Mark Van Vugt da, biyolojimiz ve kültürümüz arasındaki bu çatışmanın, bu büyük çelişkinin izini sürüyor.

Yazarlar, 12 bin yıllık insanlık tarihinde, insan topluluklarının avcı-toplayıcı olarak başladıkları yaşam serüvenini günümüzün dijital devrimine kadar izliyor.

Kitap, bu büyük gelişmenin ardında, beynimizin nasıl geliştiği, şartlara ne şekilde uyum gösterdiği ve özellikle bugün aşk ve iş hayatı, çocuk sahibi olma, çocuk yetiştirme ve yönetilme gibi alanlarda yaşadığımız uyumsuzluğun belli başlı nedenlerini gözler önüne sermesiyle önemli.

Yazarlar bununla da yetinmeyerek, yeni şartlara uyum gösterebilmemiz için nasıl düşünmemiz ve olaylara nasıl bakmamız gerektiği konusunda kimi ipuçları da sunuyor.

  • Künye: Ronald Giphart ve Mark Van Vugt – Uyumsuzluk: Taş Devri Beynimiz Bizi Her Gün Nasıl Yanıltıyor ve Bu Konuda Ne Yapabiliriz?, çeviren: Mustafa Özen, Paloma Yayınevi, psikoloji, 392 sayfa, 2018

Saffet Murat Tura – Zor Problem (2018)

Bilinç konusu gizemli ve olağanüstü bir alan olduğundan, yalnızca uzmanların değil, sıradan insanların da üzerine çokça kafa yorduğu konulardandır.

Olağanüstü ve gizemlidir çünkü bilinçli olmamızı gerektiren hiçbir doğa yasası yoktur.

Veya insanoğlu, henüz böyle bir yasayı keşfetmiş değil.

İşte Saffet Murat Tura da, 2016 yılında yayınlanan ‘Beynin Gölgeleri’nde bilinç sorunuyla ilgili sunduğu tezi, bu kitapta geliştiriyor.

Bilinç nörobiyolojisi ile etkileşimciliğin yaklaşımlarına kimi eleştiriler yönelten Tura çalışmasında,

  • “Niçin nasıl bir bilincim var?”
  • “Beynin nöral faaliyetleriyle birlikte ortaya çıkan fenomen dünyası nedir?”
  • “Biyolojik evrimin geçici bir uğrağı olan biz insanlarda organize bir tarzda tezahür eden bilinç fiziksel değilse, bilincin bazı özellikleri –bedenimizi oluşturan atom ve moleküller gibi bir hammadde tarzında da olsa– içinden neşet ettiğimiz evrenin en temel dokusuna içkin olabilir mi?”
  • Ve “Evrende bilincin hammaddesi var mı? Eğer varsa, fiziksel olan ve olmayan bu özelliklerin birbiriyle ilişkisi ne?” gibi soruların yanıtlarını da arıyor.

Künye: Saffet Murat Tura – Zor Problem: Bilinç Bilinç Nörobiyolojisinin Fenomenal Dünya Yorumu, Metis Yayınları, psikoloji, 112 sayfa, 2018

Selçuk Erez ve Yeşim Erez – Yaratıcılık: Aklımızın Sınırlarını Aşmak (2018)

Son zamanlarda Türkiye’de de yaratıcılığı konu edinen çalışmalarda artış olduğu gözleniyor.

Selçuk Erez ve Yeşim Erez’in kaleme aldıkları bu kitap ise, söz konusu alanda Türkiye’de yazılmış önemli bir kitap olarak karşımızda duruyor.

Kitapta,

  • Yaratıcılığın ne olduğu,
  • Yaratıcılığın sınıflandırılması konusundaki yaklaşımlar,
  • Yaratıcılık kuramları,
  • Yaratıcılığı etkileyen faktörler,
  • Sinir sistemi ve yaratıcılık,
  • Yaratıcılık ve beyin,
  • Yaratıcılığın ölçülmesi,
  • Yaratıcılık ve yapay zekâ gibi pek çok konu ele alınıyor.

Yazarlar yukarıdaki konuları anlatırken, Yahya Kemal, Luis von Ahn, İsmail Hakkı Tonguç, Robert Schuman, Nâzım Hikmet, Charles Darwin, Hulusi Behçet, Marcel Duchamp, Leonardo da Vinci ve Hüseyin Avni Lifij gibi, çalıştıkları, emek verdikleri alanlarda yaratıcılıklarıyla öne çıkmış isimlerin hikâyeleriyle de kitaplarını zenginleştiriyor.

Kitapta, Ceyhun Burak Akgül, Ayşegül Tezören Hüseyin Demirdizen’in konuya ilişkin birer makalesi de yer alıyor.

  • Künye: Selçuk Erez ve Yeşim Erez – Yaratıcılık: Aklımızın Sınırlarını Aşmak, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, psikoloji, 246 sayfa, 2018

Ayala Malach Pines – Çiftlerde Tükenmişlik: Sebepleri ve Çözümleri (2017)

Çiftlerde tükenmişlik olgusunu, sebeplerini, tehlike sinyallerini ve belirtilerini tarif eden ve bununla baş edebilecek yöntemleri açıklayan bir çalışma.

Birey ve çiftlerle yapılan oldukça geniş kapsamlı araştırma ve klinik çalışmalara dayanan kitap, bilhassa çiftlerle çalışan uzmanlara hitap ediyor.

Kitapta,

  • Tükenmişliğin ortaya çıkışındaki tarihi ve felsefi bağlam,
  • Tükenmişliğin karşıtı olarak “köklenme ve gelişme”nin ne anlama geldiği,
  • Yakın bir ilişki ile önemli bir kariyeri birlikte yürütme arasındaki dengenin nasıl kurulacağı,
  • İlişkilerdeki tükenmişlikte cinsiyetten kaynaklanan farklılıklar,
  • Ve cinselliğin tükenişi gibi konular irdeleniyor.

Kitap ilişkide tükenmişliğin kavramsal çerçevesini kendi çalışmalarında uygulamak isteyen uzmanlar için ayrıntılı bilgiler de veriyor.

Bu bağlamda, çok sayıda deneysel çalışma açıklaması ve çift danışmanlığı bağlamında uygulamaya yönelik ipuçlarıyla birlikte çiftlerde tükenmişlik konulu bir atölye çalışmasının nasıl hazırlanacağı tarif ediliyor.

  • Künye: Ayala Malach Pines – Çiftlerde Tükenmişlik: Sebepleri ve Çözümleri, çeviren: Meral Güneş, İletişim Yayınları, psikoloji, 328 sayfa