Wally Lamb – Üç Renkli Deniz (2014)

Orta yaşlı, 27 yıllık evli ve 3 çocuk annesi Annie Oh, başka bir kadına âşık olur…

Başarılı galeri sahibi Viveca’ya tutulan Oh’un ailesi, geriye dönülemez bir biçimde parçalanmaya başlar.

Bu durum, aile içinde yıllardır biriken sırların ve ertelenmiş öfkelerin trajik bir biçimde ortalığa saçılmasını da beraberinde getirir.

  • Künye: Wally Lamb – Üç Renkli Deniz, çeviren: Erhan Akay, Okuyan Us Yayınları

Nora Roberts – Portredeki Ölüm (2014)

Sanatçı bir kişilik ile psikopat eğilimleri bünyesinde harmanlamış sıra dışı bir seri katil…

Çöplükte bulunan genç bir kadın cesedi, öldürüldükten sonra fotoğraflanmıştır.

Bu profesyonel çekim, mükemmeliyetçi ve sanatçı ruhlu bir seri katili işaret eder.

Kahramanımız Dallas’ın elinde ise, bu fotoğraflar dışında, katile dair hiçbir iz yoktur.

  • Künye: Nora Roberts – Portredeki Ölüm, çeviren: Aslı Ağca, Epsilon Yayıncılık

Aharon Appelfeld – Ruhun Kuytusunda (2014)

Dağ başında bir şehitliğin bekçiliğini yapan biri kız biri erkek iki kardeşin, toplumdan uzakta yaşamaları sonucunda inançlarını, değerlerini yitirişi.

Bu ıssızlıkta birbirine destek olan kardeşlerin ilişkisi, kısa bir süre sonra ağabey-kardeş sevgisini aşarak, onları utanç içinde bırakacak bir arzuya dönüşür.

  • Künye: Aharon Appelfeld – Ruhun Kuytusunda, çeviren: Aslı Biçen, Metis Yayınları

Georges Simenon – Hollanda’da Bir Cinayet (2008)

Georges Simenon, ‘Hollanda’da Bir Cinayet’te, bir öğretmenin ölümü üzerine Hollanda’ya giden başkahramanı dedektif Maigret’nin başından geçenleri anlatıyor.

Nancy Üniversitesi’nde profesör Jean Duclos, kuzey ülkelerinde bir konferans turundadır.

Fakat tam o sırada, Duclus’yu Hollanda’da misafir eden Delfzijl Denizcilik Okulu’nda öğretmen Mösyö Popinga, bir cinayete kurban gider.

Hollanda polisi ise cinayeti profesörün işlediğinden şüphelenir.

Bu esnada Hollanda’ya gitmesi kararlaştırılan Maigret, cinayetin ardındaki sır perdesini aralamaya çalışacak, fakat hiç hesapta olmayan olaylarla karşılaşacaktır.

  • Künye: Georges Simenon – Hollanda’da Bir Cinayet, çeviren: Aysel Bora, Kabalcı Yayınları, roman, 159 sayfa

Ferit Edgü – Hakkâri’de Bir Mevsim (2017)

“Söyledim değil mi, teknem kayalara çarpıp battı.

Ve kendimi burada buldum.”

Ferit Edgü’nün ilkin 1977 yılında yayımlanan ‘Hakkâri’de Bir Mevsim’i, bu cümleyle açılıyor.

Özgün atmosferi, sıra dışı karakterleri, gerçekçi ve fantastik öğeleri harmanlamadaki ustalığı ve özellikle olağanüstü dil kullanımıyla öne çıkan roman, yayımlandığı tarihten bugüne Türkiye edebiyatını derinden etkilemiş, yanı sıra dünyanın farklı dillerine çevrilmiş yapıtlardan.

Roman, o zamanlar en fazla eşkıyalık öyküleriyle ülke gündeminde yer edinen, zorlu sosyo-ekonomik ve siyasi şartları pek bilinmeyen ülkenin doğusunu daha görünür kılmasıyla da ayrı bir öneme sahip.

İşte, romanın elimizdeki bu edisyonu, eserin 40. yıl özel baskısı.

‘Hakkâri’de Bir Mevsim’i özel basımı, ciltli, özel kâğıdı ve tasarımıyla görmek ayrı bir güzellik.

Kaçmaz denilen türden, arşivlik bir edisyon.

Künye: Ferit Edgü – Hakkâri’de Bir Mevsim, Sel Yayıncılık, roman, 194 sayfa

Nancy Kricorian – Ekmek ve Ateş Düşleri (2017)

‘Ekmek ve Ateş Düşleri’, başkahramanı Ani Silver’ın yaşadığı bir aşk acısı üzerinden ilerleyen, buradan genç kadının ailesinin trajik Ermeni geçmişiyle giriştiği yüzleşmeyle devam eden nitelikli bir roman.

Nancy Kricorian’ın ilk olarak 2003’te yayımlanan romanı, Amerikan üst sınıfına mensup Silver’ın, üniversite değişim programıyla Paris’e geçirdiği bir yılda yaşadıklarını hikâye ediyor.

Silver’ın babası Yahudi, annesi ise Ermeni’dir.

Silver, henüz küçükken babasını kaybetmiştir ve ninesiyle dedesi de, 1915’ten sonra ABD’ye göç etmiş, hayatları boyunca yaşadıkları travmayı atlatamamış iki Ermeni’dir.

Bu travmalar, ilk başlarda farkında olmasa da, Silver’a da miras kalmıştır.

İşte tam da bu zamanda, kısa süre önce sevgilisi Asa Willard’tan ayrılmanın verdiği acı genç kadının trajik geçmişiyle birleşerek büyük bir bunalıma dönüşecektir.

Bu sıkıntılı günler, Paris sokaklarında Silver’ın karşısına çıkacak eski bir dostla dönüşecektir.

Kahramanımız, şimdi tüm zorlukları cesurca göğüsleyerek geçmişiyle yüzleşmeye koyulacaktır.

  • Künye: Nancy Kricorian – Ekmek ve Ateş Düşleri, çeviren: Yeşim Burul, Aras Yayıncılık, roman, 272 sayfa, 2017

Max Barry – Lexicon (2014)

Telaffuz edeni anında öldüren bir sözcük ve bunu ele geçirmeye çalışan tehlikeli bir örgüt.

Örgütün bu kötü niyetinin önüne geçebilecek yegâne kişiler, sözcüklerin büyüsünü ortaya çıkaran Emily ile Wil’den başkası değildir.

Fakat şimdi Wil, üyelerine dünyaca ünlü şairlerin isimlerini koyan esrarengiz bir örgüt tarafından kaçırılmıştır ve bu yüzden Emily, ne yapıp edip ona ulaşmak zorundadır.

  • Künye: Max Barry – Lexicon, çeviren: Taciser Belge ve Ayşen Anadol, Doğan Kitap

Holly Goldberg Sloan – Mucizeleri Saymak (2014)

Ayrıksı bir hayal gücüne sahip Willow Change, hayatın acımasız gerçekleriyle yüzleşiyor.

Günün birinde anne ve babasını trafik kazasında kaybeden Chance, hayata yeni bir başlangıç yapmaya çalışır.

Bu süreç çok zorlu olsa da, küçük kahramanımızın imdadına, onu hiçbir zaman terk etmemiş hayal gücü yetişecektir.

  • Künye: Holly Goldberg Sloan – Mucizeleri Saymak, çeviren: Şiirsel Taş, Domingo Kitap

Ozan Özgür – Gecenin Kapıları (2008)

Ozan Özgür ‘Gecenin Kapıları’ isimli bu romanında, 1978 yılında Ankara Bahçelievler’de yedi TİP’li öğrencinin katledilişini hikâye ediyor.

Özgür’ün kurgusu, hâlâ sorumluları cezalandırılamayan bu karanlık hikâyeyi yeniden anımsatma, hatırlatma çabası olarak da düşünülebilir.

Yazar bu katliamı soğukkanlılıkla gerçekleştirmiş “Reis” Abdullah ile Ercüment, Mahmut, Kürşat, Haluk, Bünyamin, Ünal, İbrahim, Duran ve Ömer gibi kişileri, öte yandan da bunların hedefi olmuş, her biri hayatının baharında Türkiye İşçi Partisi üyesi gençler Serdar, Hürcan, Efraim, Osman Nuri, Latif, Faruk ve Salih’in hikâyesini anlatıyor.

Roman, bu trajik olayın ekseninde, dönemin Ankara’sını, orada cereyan eden çalkantılı politik havayı ve taraflar arasındaki kovalamacayı da kurguya yedirmesiyle dikkat çekiyor diyebiliriz.

Türkiye’nin acılı bir sayfasını konu edinen ‘Gecenin Kapıları’, okurunu, bu ülkenin karanlık tarihiyle yüzleşmeye davet ediyor.

  • Künye: Ozan Özgür – Gecenin Kapıları, Yordam Kitap, roman, 463 sayfa

Lionel Shriver – Kevin Hakkında Konuşmalıyız! (2008)

Lionel Shriver’in ‘Kevin Hakkında Konuşmalıyız!’ isimli bu romanı, anneliğin kutsallığını sorgulamasıyla dikkat çekiyor.

Anneliğin yüceltildiği, evlat sevgisinin övüldüğü, ailenin kutsandığı romanların aksine, tertemiz duyguların da karanlık, rahatsız edici taraflarının bulunabileceğini anlatması, Shriver’in kurgusunu ilgi çekici kılan başlıca unsur.

Birbirlerine âşık, artık orta yaşa gelmiş Eva ve Franklin’in dengeleri, oğulları Kevin’in dünyaya gelmesiyle sarsılır.

Bu doğumun özellikle kadın karakter Eva üzerindeki etkisi daha sarsıcı olur.

Zira Eva, Kevin’in doğumunun hemen ertesinde anneliğin kutsallığını sorgulamaya başlayacak ve anne olmanın da oğul olmanın da iki ucu keskin bir bıçak olduğunu fikrine varacaktır.

Shriver’i ünlü bir yazar haline getiren bu romanın, yayınlandıktan bir süre sonra Orange Ödülü’nü kazandığını da belirtelim.

  • Künye: Lionel Shriver – Kevin Hakkında Konuşmalıyız!, çeviren: Berna Kılınçer, Everest Yayınları, roman, 494 sayfa